Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Anadolu Mayasının Türkistandan gelen gönlü esas alan Kademden Hateme inen Kelamın yansıması olduğu izah edilmiş. Felsefi tabirlerle ve bol tırnaklı anlatımla ifade etmeye çalışılan Grek-Latin-Kilise dünyasının yığınlaştırılmış bireyi ile Gönlü esas alan Anadolu mayasının ferdi bireyin karşılaştırıldığı yapıtı okumak için felsefi, dini, psikolojik, sosyolojik, tarihi bilgi şart. Felsefi kavramların ve filozofların görüşlerinin anlatıldığı yerlerde bıktırıcı anlatım var. Anadolu mayasını İslam oluşturur. Kültür ve tohumun maya ile karşılaştırılmasında Türkçenin rolü dile getirilmiş. Batı-İslam karşılaştırılmasında başka yerde bulunmayacak bir tespit yapılıyor: Anadolu Vahhabileri  kavramsallaştırması ile dinler arası diyolog savunucuları eleştirilmekte olup bu diyalog saçmalığını derinlemesine eleştirmektedir. Eser dil olarak zaman zaman ağırlaşmakla birlikte Anadolu Mayasının bu topraklarda nasıl kökleştiğini ve Anadolunun geleceğinin bu maya olduğunu büyük bir sevinçle görebilirsiniz.
Yanıtla
2
2
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Osmanlı ordusunun Filistin'deki son yıllarına, ordu komutanı Cemal Paşa'nın yanında bizzat şahitlik eden Falih Rıfkı'nın hatıralarını ilk ağızdan anlattığı eseri, Zeytindağı, günümüzde o topraklarda yaşanan gelişmeleri ve geçmişi yorumlamak adına önemli bir klasik eser. Hatıralarda, sadece Filistin değil, Kanal Harekatı'ndan Hicaz bölgesine çok geniş bir coğrafyada yaşananlar anlatılıyor. Kitabın sonunda çölde harp eden iki askerimizin defterlerinde yazılanlar da aktarılmış (s. 130 vd).

"Biz Kudüs'te kirada oturuyoruz. Halep'ten bu tarafa geçmeyen şey, yalnız Türk kağıdı değil, ne Türkçe ne de Türk geçiyor. Floransa ne kadar bizden değilse Kudüs de o kadar bizim değildi. Sokaklarda turistler gibi dolaşıyoruz..." (s. 42)
Yanıtla
9
0
Destekliyorum  4
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İki kuzen var: Eren ve Eray. Bu çocuklar sürekli e-posta üzerinde yazışıyorlar ve birbirlerine öyküler
gönderiyorlar. Çok eğlenceli! Eren bir gün "Atasözleri Hayat Buluyor" diye bir projeye
katılıyor ve kuzeninden yardım istiyor. Sonra başlıyorlar öykü yazmaya. Her öykünün sonunda bir atasözü var. Bazen de öykü bir atasözünden yola çıkıyor.
Neler yok ki bu öykülerde? Aile hayatı, okul maceraları, teknoloji, tarih, doğa... Hatta uzaya bile çıkıyorlar! Bir de sosyal medya hakkında yazıyorlar. Ama sadece modern şeyler değil, köy hayatı ve eski meslekler gibi geleneksel konular da var.
Hem eğleniyorsunuz hem de bir sürü şey öğreniyorsunuz bu kitapla.
Bu kitap sayesinde hem Türkçemizin ne kadar zengin olduğunu görüyoruz hem de kültürümüzü daha iyi tanıyoruz.
Üstelik günlük hayatımızda karşılaştığımız durumları okuyup atasözleriyle bağlantı kurunca dilimizi daha iyi kullanmayı öğreniyoruz.
Bence bu kitabı mutlaka okumalısınız. Hem eğlenecek hem de çok şey öğreneceksiniz!
Yanıtla
4
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
1946 doğumlu 78 yaşındaki Prof. Dr. Hasan Köni hocamız köşesine çekilmek yerine bizlere katkıda bulunmak için çalışmaya devam ediyor. 1970 yılında Mülkiye mezuniyeti ile Uluslararası İlişkiler uzmanlığına adım atan hocamızdan ders alanlar ne kadar da şanslılar. Onlara gıpta ediyorum. Çoğumuz günlük telaşelerimiz içinde boğulmuş durumdayız, para kazanma, çocukların eğitimi, iş, güç, anne, baba, büyükler, küçükler derken rüzgarların önünde savrulan yapraklar gibiyiz. Peki bu rüzgarlar nasıl oluşuyor hiç düşündünüz mü? Hasan Hoca orta büyüklükte başı beladan kurtulmayan ülkenin yurttaşları olan bizlere hayatımızı etkileyen rüzgarların nasıl oluştuğunu anlatıyor. Hoca, Amerika’nın gücünü kaybetmeye başladığını, Çin’in bütün dünyada biz farkında olmasak da güç gösterisi yaptığını, tarafların kozlarını paylaşmak için büyük savaşa hazırlandığını, Türkiye’nin denge politikası ile yeni düzende yerini aradığını belgeleriyle dipnotlu olarak yazmış. Kitabı çok beğendim.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
mustafa canıvar
26 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Rüyaların psikolojik hastalık kabul edildiği ve insanı suçtan kurtarmanın tek çaresinin onu özgürlükten kurtarmak olduğunu düşünen roman, bilmediğimiz bir yüzyılda, bilmediğimiz zaman ve mekanda geçerken evlerin, giysilerin, düşüncelerin aynı olduğu bir düzene sahiptir. Sanayi Uygarlığı, bilmediğimiz zaman ve mekânın en belirgin özelliğidir.

Hayal gücünün hastalık olarak kabul edildiği tek devlet zeminine kurulu romanda örgütlenmekse suç kabul edilir. Bu tek devlette birçok şey bir numaraya indirgenir. İnsanların ismi yoktur, birer sayı olarak anılırlar. İnsan kendinden ve doğadan ayrılmıştır .Romanın adı olan “biz” haline getirilmiştir.

Romandaki mekanın en belirgin özelliği, insanların içinde yaşadıkları ve gözlemlendikleri cam duvarlar arasındaki alanlardır. Bir devrim ardından oluşan bir düzende insanlar her an bir sistem tarafından denetlenir.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
#2022nobelödüllüyazar Annie Ernaux okumalarına devam ediyorum. Çok mutluyum iki kitabı kaldı ☺ Daha önce okuduğum #olay ın önce okunması gerekiyormuş. Önemli değil bağlantıyı kitabı okuyan kurabiliyor. 

Yeni okuyacaksınız önce #olay sonra #boşdolaplar ı okuyabilirsiniz. 

Boş Dolaplar yazarın ilk romanı. Ben kalemiyle #yalıntutku ile tanışıp tüm kitaplarını okuma kararı almıştım. 

Diğer kitaplarda olduğu gibi anlatıcı kendisi değil, otobiyografik karakteri Denise Lesur. Üniversitede, merdiven altı bir yerde kürtaj olmasıyla başlıyor. Sert, sarsıcı bir giriş. Geriye dönüşlerle çocukluğu ve ergenlik yıllarıyla hesaplaşıyor. Dahil olmak istediği burjuva sınıfa karşı büyüdüğü kültür eğitimsiz ve baskıcı. Tam bir çatışma hali. Aileyle çatışma, zaman zaman yoklayan suçluluk duygusuyla içsel çatışma. Hem yabancılaşma hem mutluluk.

Yine muhteşem bir okuma oldu. Kesinlikle yazar ve kitapları okunmalı. Gönülden tavsiyemdir.

Yanıtla
0
1
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın edebi yönünü gerçekten başarılı buluyorum bu nedenle eserlerini aldım ve okudum. kendi hayatını anlattığı bu eserinde özellikle zorunlu askerlik süresince yaşadığı haksızlıklar karşısında ki tutumları cesurca. Ne kadar Ermeni meselesi hakkındaki düşüncelerine katılmasam da o devirde yaşanan ayrımcılık ve zulümlerin olduğuna inanıyorum çünkü ırkı mezhebi ne olursa olsun halkın alt tabakası her zaman bu tarz haksızlıklara uğramıştır. Yazarın objektif olarak kendi ırk ve tanıdıklarının da yaptığı hataları mertçe dile getirmesi takdire şayan. Zevkle okudum tavsiye ederim
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir yerden çıkmak için önce oraya girmek gerekir. Kitabın gizemini korumak adına daha fazla ipucu vermemek gerektiğini düşünüyorum. Yazar, imkansız gibi görünen bir cinayet girişimini heyecan uyandırıcı bir üslup ve katili asla tahmin edemeyeceğiniz bir ustalıkla anlatmayı başarmış. Kitap, ilk satırlardan itibaren okuyucuyu içine çekiyor. Olaylar ilerledikçe kendinizi kahramanları tepeden gözleyen bir yere konumlandırıyorsunuz. Bu durum olayların yaşandığı şatonun çok iyi tasvir edilmesinden kaynaklanıyor. Kitapta yer alan “Papazın evi cazibesinden, bahçe de parıltısından hiçbir şey kaybetmemiş.” sözü sizi büyük bir gizemin içine çekiyor ve bu sözün esrarını ancak sonlara doğru anlayabiliyorsunuz.

Kısacası yazar, mükemmel bir olay örgüsü ile çıkıyor karşımıza. Kusursuz bir anlatım, düşmeyen heyecan, tahmin edilemez bir son...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
James Williams'ın yazdığı 'İnsan dikkatinin özgürleşmesine yönelik mücadele, çağımızı tanımlayan ahlaki ve siyasi mücadele olabilir. Bu mücadelenin başarısı neredeyse diğer tüm mücadelelerin başarısının önkoşulu' cümlesi bence kitabın özetini müthiş yapan bir cümle. Ayrıca' Şimdi hep birlikte odaklanmazsak, yangınlarla tek başımıza yüzleşmemiz gerekecek' son cümlesiyle harekete geçmek için önce ekran kaydırmayı bırakıp demokratik hak arayışı çerçevesinde bir araya gelmemiz gerektiğini anlatan çok önemli bir eser. Daron Acemoğlu'nun da İktidar ve Teknoloji kitabında da belirttiği gibi iktidardan, teknoloji şirketlerine yönelik düzenleyici ve denetleyici faaliyetlerini toplumun genel refah ve mutluluğuna yönlendirilmesi için toplumsal farkındalığın oluşturulması gerektiğini savunan, bu farkındalığın da iktidar dolayısıyla teknoloji şirketlerine(ayrıca işlenmiş gıda ve eğitimdeki sorunları da es geçmeyen) baskı oluşturması için 'DİKKAT İSYANI'nın başlaması gerektiğini savunan bir kitap.
Yanıtla
7
0
Destekliyorum  4
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar'ın aslında herkesin aklında olan ''başka gezegenlerde de yaşam var mı?'' sorusuna daha çok distopik bir cevap verdiği bu kitapta en beğendiğim husus az da olsa görseller bulunması. Çünkü yazarın aklından geçen betimleme ile okuyucunun aklından geçenler her zaman birbirini tutmadığı için hikayenin kalanında tezatlıklar ortaya çıkabiliyordu. Bunun dışında yazarın aslında kahraman bakış açısıyla yazmasına rağmen başka kişilerin (örneğin kardeşi) anlatılarını sanki kendi anlatısı gibi yazması dilde bir kusur gibi gözüküyor. Bunlar dışında yaşanan işgal ortamındaki sefalet, çaresizlik ve bu ortamlarda insan doğasında ortaya çıkan zor durumlarda suç işleme kaygısının ortadan kalkması durumlarını bir arada çok güzel işlemiş olup sizin de o duyguyu hissetmenizi sağlamaktadır. Kitapta en çok hoşuma giden yer ana karakterin felsefe kuramcısı olduğu için arada sırada mevcut durumun felsefik bir bakış açısıyla ele alınarak ortaya inanılmaz güzel cümlelerin çıkması.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir