3182Yorum
Bilindik konulardan uzaklaşarak hayal ile gerçek karmaşasını muhteşem bir anlatımla kaleme almış yazar. Tanıştığım ilk kitabı sonrası da gelecek.
Kurgu içinde kurgu. Heyecanla okunası
mutlaka okunmalı bu nasıl bir kurgu tarifi imkansız. bilgi dolu karakter çok ama hepsi ayrı ayrı efsane
İlk okuduğum eseri Suskunlar. Puslu Kıtalar Atlası'na haksızlık ettiğimi düşünsem de benim için bir numara. İhsan Oktay kitaplarında yeni bir dil ile zamansız ve mekansız bir dünyaya adım atıyorsunuz. Tüm edebiyat severlerin kitaplığında olmalı diye düşünüyorum.
Tek kelimeyle muhteşem bir kitap. Kurgusu, anlatımı, insanda uyandırdığı merak. Kesinlikle okunması gereken bir eser...
Dili hafif ağır ama güzel kitap.
Kitaba başladığımda farklı bir anlatım, sıkıcı olacak gibi gelmişti. Ama okudukça beni içine çekti, elimden bırakamadım.
Puslu Kıtalar Atlası, masalsı anlatımıyla okuru hayal dünyasına çekip 17. yüzyıl Osmanlı dönemine ışınlıyor. Bir yandan da mekân isimlerinin gerçekliği sayesinde, kendinizi adeta bir zaman makinesine binmiş gibi Galata’da, Topkapı’da, Balat sokaklarında dolaşırken buluyorsunuz. Roman, tek bir karaktere odaklanmak yerine; yan karakterlerin, hatta bazen onlarla bağlantılı kişilerin dede hikâyelerine kadar uzanan anlatılarıyla bir araya geliyor. Bu da metne, okurda ince ince işlenmiş bir örgü hissi bırakıyor. Kısa sürede favori kitaplarım arasına girdi. Eğer Kolombiya edebiyatının Yüzyıllık Yalnızlık’ı varsa, bence bizim de Puslu Kıtalar Atlası’mız var diyebiliriz.
Konusu ilgimi çekmişti aldım okunacaklar listesine eklendi
Puslu Kıtalar Atlası, 1600’lü yılların İstanbul’unda geçen; gerçek ile rüyanın iç içe geçtiği, büyülü gerçekçilik unsurları taşıyan bir roman. Felsefi derinliğine rağmen yer yer ince mizahıyla gülümsetmeyi başarıyor. Yalnızca bir maceraya değil, aynı zamanda bir düşünce yolculuğuna da davet ediyor. Roman, küçük küçük tarihi detaylar ve göndermelerle gücün değil bilginin ve merakın peşinden gitmenin önemini vurgularken, Uzun İhsan Efendi'nin "Macera büyük bir ibadettir" fikri kitabın yaklaşımını ortaya koyuyor. Hızlı okunacak bir kitap değil; sindire sindire, kelimelerin anlamını düşünerek okunması gerekiyor. René Descartes’ın felsefesi “Rendekar” karakteri üzerinden yeniden yorumlanırken, Uzun İhsan Efendi’nin “Düşünüyorum, öyleyse siz varsınız” sözü farklı bir sorgulamaya itiyor. Tüm bunların yanında, yazarın ilk yayımlanan romanı olmasına rağmen oldukça başarılı bir metin. Kitabın sonundaysa ister istemez şu soruyu soruyorsunuz: Okuduğumuz şey bir gerçek miydi, yoksa hayal mi?
inanilmaz iyi bir kitap adeta bir başyapıt başucu kitaplarımdan biri oldu kesinlikle tavsiye ederim
İhsan Oktay Anar'ın ilk kitabiydi bu okuduğum kitap. Çok güzel akıcı tavsiye ediyorum
Anlaması zor bir kitap notlar alarak okudum ama yine de biraz havada kaldi olaylar fakat iyi ki okudum pişman değilim
uzun zamandır okumak istediğim bir eser. kitap çok güzel, dili de sade ve anlaşılır. yazara da teşekkürler
Bu nasıl bir Türkçe’dir yahu ! Olay örgüsünden ziyade kullanılan dil beni çok etkiledi. Oldukça felsefi içeriğinin olduğunu düşündüğüm şaheser.
Okuyun, okutun, artık böyle eserler az yazılıyor.
Muthiş.Kitabin içindesiniz öyle bir bir anlatım.Detaylar harika,boşluk yok ve fakat beklenmeyen bir son.
Puslu Kıtalar Atlası’nı okurken bambaşka bir dünyanın içine çekildim; her sayfası içimde tuhaf bir sızı ve hayranlık bıraktı
Düşündüren, hayal ettiren, insanı farklı alemlere taşıyan bir eser.
3 kere okudum.3 kere daha okuyabilirim