Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarlığın dışarıdan görünen yönünden çok, perde arkasındaki sessiz ve yorucu sürecini anlatan samimi bir metin okudum. Kitap, yazmayı romantik bir yetenek gösterisi olarak sunmak yerine sabır, disiplin, yalnızlık ve süreklilik gerektiren bir meslek olarak ele alıyor. En sevdiğim yönü, kesin kurallar koyan bir yazma kılavuzu olmamasıydı. Yazar, kendi çalışma düzenini, romanlarını nasıl oluşturduğunu, eleştirilerle ilişkisini ve uzun yıllar boyunca yazmayı nasıl sürdürdüğünü kişisel tecrübeleri üzerinden anlatıyor. Böylece okura “iyi bir yazar olmanın formülünü” vermek yerine, herkesin kendi yöntemini bulması gerektiğini hatırlatıyor.
Bazı düşüncelerin farklı bölümlerde tekrarlandığı hissedilse de kitabın sade ve sohbet havasındaki anlatımı okumayı kolaylaştırıyor. Yazmak isteyenler kadar, yazının ardındaki görünmeyen emeği merak edenlerin de severek okuyabileceği ilham verici bir eser.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitap da kayıp, pişmanlık ve iyileşme üzerine kurulu anlatısıyla bende böyle bir his uyandırdı. Hikâyenin merkezinde, kiraz çiçekleriyle çevrili bir patikanın sonunda beliren gizemli bir kitabevi bulunuyor. Buraya yalnızca kalbinde bir sızı taşıyanlar ulaşabiliyor. Misafirleri karşılayan esrarengiz kız ve üç renkli kedi, anlatının büyülü havasını tamamlıyor.
Kitapta en sevdiğim yön, yas ve söylenememiş sözler gibi ağır konuların sakin ve incelikli bir dille işlenmesi oldu. Kiraz çiçeklerinin kısa ömrü, hayatın geçiciliğini ve her vedanın yeni bir başlangıca dönüşebileceğini hatırlatıyor. Hikâye, iyileşmenin unutmakla değil, yaşananları kabullenmek ve affetmeye yer açmakla mümkün olabileceğini düşündürüyor.
Anlatının içsel yüzleşmelere dayanması, hızlı ilerleyen olayları sevenlere biraz yavaş gelebilir. Ben ise huzurlu atmosferini, duygusal sıcaklığını ve umut veren yaklaşımını sevdim. Belki de o raflarda bizi bekleyen şey bir kitaptan çok, yüzleşmekten kaçındığımız bir duygudur.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hyperion, uzun zamandır okumayı planladığım ve beklentilerimi fazlasıyla karşılayan bir bilimkurgu romanı oldu. Dan Simmons, Geoffrey Chaucer'ın Canterbury Hikâyeleri'nden ilham alan anlatı yapısıyla farklı geçmişlere ve bakış açılarına sahip yedi hacının hikâyesini ustalıkla bir araya getiriyor. Böylece roman, tek bir maceranın ötesine geçerek farklı türleri ve anlatım biçimlerini başarıyla harmanlıyor.
Eser; felsefi bilimkurgu, askeri bilimkurgu ve yer yer korku unsurlarını bir arada sunarken, insan doğası, inanç, zaman, yapay zekâ ve sevgi üzerine de düşündürüyor. Bu yönüyle hem sürükleyici hem de zihinsel olarak besleyici bir okuma deneyimi sunuyor.

Ancak evrene özgü kavramların yoğunluğu nedeniyle kitabın sonuna kısa bir terimler sözlüğü eklenmiş olsaydı okuma deneyimini daha da kolaylaştırabilirdi.

Buna rağmen atmosferi, karakterleri ve özgün dünyasıyla Hyperion, bilimkurgu sevenlerin mutlaka şans vermesi gereken etkileyici bir klasik.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okurken en çok hoşuma giden şey, gerçek bir efsanenin etrafında kurulan o gizemli atmosfer oldu. Daha önce adını bile duymadığım bir hikâyeyi böyle akıcı bir dille okumak bayağı ilgimi çekti. İstanbul’un bildiğimiz yüzünün altında bambaşka bir geçmiş saklıymış hissi verdi.
Kitap boyunca merak duygusu hep canlı kaldı. “Gerçekten böyle bir ada var mıydı, ne oldu?” diye diye sayfaları hızlı hızlı çevirdim. Yazarın araştırmaya dayalı yazdığı hissediliyor ama bunu sıkıcı bir bilgi yığınına dönüştürmemesi güzel.
Yer yer anlatımın biraz yüzeyde kaldığını düşündüm, bazı kısımlar daha derin işlenebilirdi gibi geldi. Ama buna rağmen hikâyenin akıcılığı bunu çok hissettirmiyor. Özellikle tarih ve gizem seven biriysen kesinlikle içine çekiyor.
Benim için keyifli ve farklı bir okuma oldu. Hem bir şeyler öğrendim hem de sürükleyici bir hikâye okudum. İstanbul’a bir de bu gözle bakmama sebep oldu diyebilirim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
yazarın bu kitabı torunuyla babaanne arasında geçen diyaloga istinaden anlatılan kıssa ile devam ediyor. Bu diyalog beni çocukluğumdaki diyaloglara görürdü. Anlatılan kıssa Kuran'da geçen sureden olunca çocuğun Kur'an'ın öğretici, bilgilendirici yönünü çocuğun kalbine zihnine indirgeyip nakşediyor. Sonra, hayatımızda olmazsa olmaz iki duanın önemine değiniyor. çocuğun hayatının geri kalan bölümlerinde bu duayı okumanın, manevi öneminin ne derece büyük olduğuna işaret ediyor. Bunu yaparken yaşadığı olaylar üzerinden örneklendirerek yapması çocuk için kalıcılığını perçinliyor. Olaylar karşısında manevi çıkarımlar, duanın yaşananlara tepkiyi nasıl etkilediğini öğretiyor. Hasılı Felak ve Nas sürelerini hiç böyle okumadınız. Okuyun, çocuklarınıza okutun. Severek keyifle okudum devamını bekliyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ben başları sıkıcı buldum, bir de aynı hikâyenin iki farklı karakterin ağzıyla aktarılması sürekliliği bozdu, tempoyu düşürdü. Son çeyrekte olaylar hızlandı ve merak unsuru arttı. Şöyle anlatayım, ilk iki yüz elli sayfa on günde okunduysa kalan yetmiş-seksen sayfa bir günde tamamlandı.

Pek çok polisiye giriş-gelişme ve sonuç olarak birbirine benzer, bu da öyleydi ve sonunda bir intikam hikâyesi çıktı. Katilin ortaya çıkış biçimi de çok sarsıcı olmadı, esasında bütün polisiyelerde başkahramanlardan ve yan kahramanlardan birisi katil çıkar zaten. Burada yazarın ters köşe yapacağım diye altı boş bir katil yaratıp yaratmadığına bakmak gerekir, bence iğreti durmadı, ikna etti diyebilirim ama şoka da uğratmadı.

Sonuç olarak eli yüzü temiz bir polisiye, edebi anlamda okuma keyfi de veriyor. Ne var ki unutulmaz değil.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Luigi Pirandello’nun muhteşem eseri Mattia Pascal, kimlik, aidiyet ve özgürlük kavramlarını ustalıkla sorgulayan bir başyapıt. Boğucu bir evlilik, sürekli homurdanan bir kayınvalide, kütüphanede sıradan bir hayat ve bitmek bilmeyen maddi sıkıntılar... Bir gün tüm bu kaostan kaçmaya karar verir. Şans eseri bir değirmende bulunan kimliği belirsiz bir cesedin kendisine ait olduğu iddia edilir. Artık resmen ölüdür!
Mattia’nın ölümü, Adriano Meis’in doğuşuna yol açar. Bu yeni hayat, ilk başta büyük bir özgürlüğün miladı gibi görünse de; gerçeğin ve resmiyetin duvarına çarpar: Resmiyette Adriano Meis adında biri yoktur. Ne bir işi, ne bir banka hesabı, ne bir evi vardır; hatta aşık olması bile yasaktır.
Pirandello, bu esprili ve derin anlatısında, insanın toplumun bireye biçtiği rollerden ibaret olduğunu ve toplumdan asla bağımsız olamayacağını yüzümüze çarpar. Kendi cenazesini izleyen bir adamın trajikomik hikayesini henüz okumadıysanız, kaçırmayın derim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İhsan Oktay Anar'ın bir denizaltıda geçen fantastik olayları anlattığı bu kitap, dili yüzünden herkese hitap etmeyebilir. Yazarın o sevdiğimiz eski kelimeleri ve harika betimlemelerinin üstüne bir de bolca denizcilik terimi eklenince okuması biraz zorlaşmış. Ama yazarın anlatımı o kadar zengin ve zihni o kadar farklı çalışıyor ki, alakasız konuları aynı cümlede ustaca bağlıyor. Mesela bir karakteri anlatırken, "gerilimi volt, cereyanı amperle ölçen adam, şiirlerinde aşkı aruz, ihtirası da hece ile ölçmüştü" demesi bu farklı anlatımın en güzel örneği. Bunun yanında yazarın satır aralarındaki eleştirileri de dikkat çekici. Özellikle mürettebatın imanını ve sorgusuz sualsiz itaat etmesini, ıstakayla yönlendirilen "bilardo toplarına" benzetmesi çok çarpıcıydı. Yazar burada körü körüne inancı biraz alaycı ve iğneleyici bir dille eleştirmiş. Kısacası, okuması biraz emek istese de İhsan Oktay Anar sevenlerin şans vermesi gereken, çok değişik bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okurken beni en çok rahatsız eden şeyin anlattığı dünya değil, o dünyanın aslında bize ne kadar yakın hissettirmesi olduğunu düşündürdü. Kitap boyunca "İyi insan kimdir?", "Merhamet ölçülebilir mi?" ve "Toplumun güvenliği adına özgürlüğümüzden ne kadar vazgeçebiliriz?" gibi sorular zihnimden hiç çıkmadı.
Frida İsberg, büyük olaylardan çok karakterlerin iç dünyasına odaklanarak bu distopik fikri son derece gerçekçi bir zemine oturtmuş. Dört farklı karakterin bakış açısından ilerleyen hikâye, tek bir doğru olmadığını gösteriyor. Her bölümde bir önceki fikrimi sorgularken buldum kendimi. Kimi zaman testi destekledim, kimi zaman ise bunun ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini düşündüm.
Akıcı anlatımı sayesinde sayfalar hızla ilerliyor ama asıl etkisini kitap bittiğinde gösteriyor. Son sayfayı çevirdikten sonra bile uzun süre üzerinde düşündüğüm, arkadaşlarımla tartışmak isteyeceğim türden bir romandı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
mimarların okuması gerektiğini düşünüyorum, ayrıca mesele sadece mimarlık da değil tabi ki suçluların psikolojisini anlamlandırabilmeye çalıştığın olayların kendi seçimin olup olmadığını değerlendirmek zorunda kaldığın, eğer benzer bir durumda kalsam ben de bu suçları işler miydim diye kendini yargıladığın düşündürücü ve derin bir kitap. öte yandan herhangi bir esere isim vermenin verilen her ismin eserle birlikte ömür boyu yaşadığını aslında bir şeyleri adlandıran kelimelerin o şeyler hakkındaki yargılarımıza katkı sunduğunu da keşfediyorsun.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir