Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çocuğu Sınavlara Hazırlanan Ebeveynler İçin Süreç Yönetim Rehberi
“Anababalar, sınava hazırlanan çocuklarının başarısı için onlara çok önemli katkılarda bulunabilir. Birçok anababa, çocuğunun başarısına destek olmak niyetiyle bazı şeyler yapar, bazı şeyler söyler ve ne yazık ki destek yerine çocuğun başarısına köstek olur.” Başarıya Götüren Aile'de temel konu, bu şekilde ifadesini buluyor. Çocuk yetiştirmede birçok rehber eser kaleme alan Doğan Hoca, bu kitabında, çocuğu sınavlara hazırlanan her ebeveyne, süreç yönetiminde ışık tutuyor.

Çocuğunun sınav maratonunda yanında olmak, gerçek anlamda ona destek olmak, her ebeveyn için önemli bir kaygı nedeni olarak görülüyor. Bu süreçte, hata yapmadan, ortalığı yıkıp dökmeden, başarıya destek olacak mahiyette bir yöntem izlemek çok önemli. Aksi halde maddi ve manevi anlamda telafisi mümkün olmayan zararların doğma ihtimali yükseliyor. İşte bu noktada Doğan Hoca yardıma yetişiyor: “kitabın temel amacı, çocuğu sınava hazırlanan anababaların farkında olması gerekenleri söylemek, onların, çocuklarının başarılarına destek olacak anneler ve babalar olmasına katkıda bulunmaktır.”

Başarı kavramından anlaşılması gereken nedir? Çocuğunuz sizin beklentilerinizi mi yaşamalı? Başarıyı destekleyen bir aile ortamı nasıl oluşturulmalı? Çocukla kurduğumuz iletişimde yapılan temel hatalar nelerdir? Sözlerimiz ve davranışlarımız ne kadar tutarlı? Çok çalışmak ile etkili ve verimli çalışmak arasındaki farklar nelerdir? Hayatta gerçekten başarılı olmuş insanların ortak özellikleri nelerdir? Başarıyı engelleyen ve destekleyen tutumlar nelerdir? Kendini hayat başarısına adamış ebeveynlerin sorması gereken sorular nelerdir? Bu gibi birçok önemli soru kitapta cevabını buluyor.

Rahmetli Doğan Hoca, diğer kitaplarında olduğu gibi “Başarıya Götüren Aile” eserinde de karşılıklı sohbet eden kıvamdaki tatlı üslubuyla, akılda kalan canlı örneklerle, güzel hikâyeciklerle sınav döneminde çocukları olan ebeveynlere rehberlik ediyor. İlk baskısı 2006’da yapılan bu sade ve özgün çalışma, şimdiye değin yüzlerce aileye ulaştı. Birçoğuna gerçekten nitelikli faydalar sağladı.

“Sınav dönemi geçecek ama yaşam devam edecek!” Bu kitap, çocuk yetiştirilmesinde sağlıklı adımlar atma konusunda ebeveynlere önemli katkılar sunmaya devam ediyor. Yararlanmak sizin elinizde.

İyi okumalar!
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Büyük Rus yazarları kadar adı bilinmese de Lermantov’un Dostoyevski’den aşağı kalır yanı yok. Hiç değilse bu başyapıtında durum bu.

Bir antikahraman sayabileceğimiz Peçorin’in gönül maceralarını okurken bir yandan da hem psikolojik çözümlemelerle dönemin ruhunu yakalıyor hem de yazarın insanın iç dünyasını yansıtmadaki başarısına tanık oluyoruz.

İki bölümden oluşan romanın ilk bölümünde anlatıcı, birinci kişili anlatımla Kafkasya’nın yabani doğasından betimlemelerle okuyucuyu roman kahramanı Peçorin’in yaşadığı yerin atmosferine sokuyor. Peçorin hakkında ilk anlatılar onunla aynı kalede kalmış bir komutanın konuşmalarından oluşuyor. Kitabın büyük bölümünü oluşturan ikinci kısımdaysa bizzat Peçorin’in notlarını okuyoruz. Bu notlarda onun gerçek kişiliğini, hayata bakışını, ilişkisi olduğu kadınlarla yaşadıklarını ve insan ilişkilerindeki yaklaşımlarını okuyoruz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Duygulu, içli öyküler okudum. Kararında bir betimleme ve yalın bir anlatımla birlikte. Öyküler tam olarak nihayete ermez. Öykü bir yerlerde kalır ve bu şekilde sonlanır. Sanki öykünün devamı var gibidir ya da devamı okurun tahayyülüne bırakılmıştır. İslamiyet’le mecz edilmiş bir ülkü, bir Turan anlayışında öyküler de desek yanlış olmaz. Böylelikle kültürel, ontolojik ve epistemolojik kodlar taşınmaktadır. Yazar, yazdıklarına yer yer mana ve ima da yüklemektedir. Anlatımlarda, zamana vurgu, bir fetih hali, zamanın merhem gibi bir halini de görmekteyiz. Böylelikle öykülerde, dehrin ve devrin yaşantılara şahit oluyoruz. Bir taraftan mazi yâdları da yer almaktadır. Bu öyküler, gün geçtikçe eşyaya boğulan günümüz insan ruhuna bir ferahlık verecektir muhakkak. Duygulu, duyarlı, sezgisel bütünlüğü olan, romantik duyarlılığı ve vakarlığı taşıyan güzel öyküler okudum, Tavsiye ederim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“… aşina olunanın bilinmezliği.” der Thomas Bernhard bir söyleşisinde. Neslihan Önderoğlu hikayelerinde ben bu tadı aldım aslında.

Sürekli rast geldiğimiz ama derinine tanıklık edemediğimiz anlar, olaylar ya da kişiler.

İlk öykü kitabı onun. 2012. Haldun Taner Öykü Ödülü de bu güzelliği perçinliyor bence.

İlk kitabın üzerine birçok şey yazıp birçok projeye imza atıyor zaten Önderoğlu. Fakat alışkanlıktır bende yazarlara, yazın dünyasına ilk adımladıkları eserleriyle yaklaşmak.

Mutlu ayrıldık. Daha da okunacak elbette.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Bir Hiçsin Direnmeyeceksen"
Osamu Dazai (1909 - 1948) Modern Japon Edebiyatı'nın en önemli yazarlarından biridir. Otuz dokuz yıllık yaşamına pek çok eser sığdıran Dazai, sonradan aristokrat olan bir ailenin on iki çocuğundan biri olarak dünyaya gelir. İlerleyen yaşlarında Fransız Edebiyatı Bölümü'nde okuma tercihi, Marksist eylemlerin içinde yer alması ve çarpık ilişkileri yaşamındaki önemli sayılacak devrimlerdir. Yaşamının pek çok evresinde intihar teşebbüslerinde bulunan Dazai, kırk yaşına varmadan, uzun "intihar mektubu" İnsanlığımı Yitirirken'i tamamlayarak sevgilisi ile birlikte intihar eder ve sonunda varoluş sancılarından kurtulur.

İnsanlığımı Yitirirken, Modern Japon Edebiyatı'ndaki önemli bir tür olan I Novel (Ben Roman) türünde sınıflandırılır. Ben Roman, Natüralist gelenekten doğan, bireyin merkezde yer aldığı, ben anlatıcı ve kahraman bakış açısının hakim olduğu, toplumun kokuşmuş bireylerini; yoksullar, alkolikler, fahişeler ve özellikle işçi sınıfını anlatan önemli bir akımdır. Yazarın öz yaşamındaki sahnelerin yoğrulup yarı otobiyografik şekilde anlatıldığı Ben Roman'da kahraman yazarın ta kendisidir.

İnsanlığımı Yitirirken, giriş, üç hatırat ve kapanış bölümlerinden oluşan, Dazai'nin itiraf dolu intihar mektubudur. Daha çocukluk ve ilk gençlik yıllarında öğrendiği ahlâk mekanizmasına ters düşen aile davranışları, romanın başrolü Yozo'da derin izler bırakır. Hakikatle erken tanışmasına bir panzehir olarak "soytarı" yaratan Yozo, bu soytarının arkasına saklanarak yaşamını sürdürür. Yozo'nun yalnızlığı, korkaklığı, kendini ifade etme güçlüğü yarattığı alter ego "soytarı"da görülmez. Saklanarak yaşamanın bir sonucu olarak yaşamı boyunca soytarısını yakalatma korkusuyla mücadele eder.

Dazai'nin yaşadığı dönem Japonya için son derece kritik bir dönemdir. Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombaları halkta derin tahribatlar yaratırken, Dazai eserinde bu konuya neredeyse hiç yer vermez. Osamu Dazai için önemli olan bireydir ve en büyük savaşını birey ve toplum yargılarını yerle bir etmek üzere verir. Yalnız, yabancı, öteki, topluma ait olamayan ama onun gibi yığınların birleşerek toplumu oluşturduğu bir dünyada anlattığı yalnız birey, "ben" dir.

İnsanlığımı Yitirirken'i İthaki Japon Klasikleri'nin 7. Sayısı olarak Peren Ercan çevirisi ile okudum. Çevirmenin Türkçesine güveni ve emeği ile uzak olduğumuz bir dili ve dünyayı son derece akıcı bir şekilde okuma şansına sahip oldum. Dazai, yarattığı anti kahramanın ta kendisi ve bizlere çok da uzak değil. Karanlık ama önemli sorularla dolu bu eserin okunmasını kesinlikle öneririm. Herkese keyifli okumalar.
Yanıtla
22
0
Destekliyorum  11
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Her şair gibi şair de hüzün ağrısı çekmektedir. Melali anlama ve aşinalık kendisini hissettirmektedir. Bu ağrıyı, şair kendi tarzında dillendirmektedir tabi ki de. Bu tarz daha çok hak ve adalet istikametincedir. Doğruyu tasvir sadedindedir. Çok pencereli bir perspektiften şaire özgü fikir ve bakış açısının serimlenmesidir. Yer yer de olsa şairin çocukluğunun safiyet duyguları da kendisini hissettirmektedir. Şiirlerdeki imge ve retorik bağlamında da yetkin olduğunu söyleyebiliriz. Kurgusu, biçemi ve matematiği olan güzel şiirler okudum. Şiir ikliminde güzel bir serazat okudum. Okunmasını tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mola, anlatının orta yerinde...
Az gelişmiş bir ülkenin memuru Martín Santomé steril, şipşak ilişkilerle, emeklilik hayalleriyle atlatmaya çalıştığı yaşlılığın önünde küçücük kalan, sıradan yaşamının sıradanlığını kabul ettikçe öfkelenen ve kabullenmenin rahatlığıyla dinginleşen bir karakter, belki eski sosyalist, kesinlikle dul. Günlüğü, ilişki kurduğu kadınları, anıları, çocukları, yalnızlığı sayesinde sonsuza kadar yaşayacakmış gibi duruyor, yanılgısını görünmez kılmayı da iyi biliyor, hikâye çatabilecek kadar bükebiliyor gerçeği, tamamdır, iyi kurulmuş bir karakter var elimizde. Ülkesini eleştirdiği bölümlere bakıyorum, halkın tutkudan uzak, sünepe bir yaşam sürmesini kabullenemiyor, devrimin taşlarını döşeyecek heyecan olmayınca insanların uyuşuk halinden ironiyi çekip çıkarıyor, denk geldiği an batırıyor iğneyi: "'Artık herhangi birisi geldi de öbürünün önüne geçti diye kimse sorun yaratmıyor. Neden biliyor musun? Çünkü koşullar elverse hepsi aynısını yapar da ondan. Kimsenin bana öfkeyle bakmayacağından eminim, imrenecekler asıl.'" (s. 37) Kimse diğerinin derdine eğilmez, geleceğin belirsiz olduğu yerde herkes anlık itkilerle yaşar. Bir rolden başka bir role geçebilen insanlar arasında kalmaktan da içten içe şikayetçi Martín, insanların pek bir şey hissetmeden yaşadıklarını, bu yüzden de sömürülmeye açık olduklarını belirtiyor, sermaye bu hissizliği kullanarak insanı eziyor, demir ökçenin diğer teki devlete ait. Dört koldan kuşatılmış insanların yaşayabilecekleri bir hayat yok, sokuldukları yollarda ilerliyorlar, bu yüzden kopuşlar oldukça şiddetli. Eleştirdiği insanlardan farksız, biçimlendirilmiş değer algılarıyla sürdürdüğü yaşamından kurtuluş için kopuşlar şart. Blanca'nın "kötü polis" açıklaması aileyle ilgili her şeyi söylüyor aslında. O sıra çalıştığı devlet kurumundaki Avellaneda'nın tam bir başkalaşıma yol açması belirliyor aslında gidişatı, hikâye yörüngeye oturuyor resmen, dağınık halde verilen düşünce parçaları aşkın etrafında toplanmaya başlıyor. Dengesizdi, aşk çarpıverdi ve şeker bir adama dönüştü Martín. Helal. Şahit olduğu tuhaflıkları hikâyecikler halinde günlüğüne almayı da unutmadı, oradan eğlenceler çıkardı, mesela her yıl ofise gelip yabancı dillerde yazışmalar yapabileceğini iddia ettiği için denemeden geçirilen adamın çok kötü bir çevirmen olduğunun tekrar tekrar ortaya çıkması, eski kayınvalidesinin -varsa böyle bir şey- her karşılaştıklarında buz gibi bakışlarla işkence etmesi, işleri rüşvetsiz yürütemeyenlerin komik talepleri. Bu son dediğim yok romanda, ben yine şöyle bir kısmı alıntılayayım: "'Uzun bir süre boyunca beynimi yedikten sonra şu sonuca vardım ki kötü olan şey teslimiyet. İsyankârlar yarı isyankârlara, yarı isyankârlar ise vazgeçmişlere dönüştüler. Bence şu ışıl ışıl Montevideo'da son dönemde en çok ilerleme gösteren iki meslek grubunu ibneler ve vazgeçmişler oluşturuyor.'" (s. 63)

Avellaneda yavaş yavaş belirir piyasada, Martín'in dikkatini daha çok çekmeye başlar, nihayet adamın ilgisini bildiğini ima eder. Sevgilisi vardır ama ayrılırlar bir gün, söylediğine göre anlaşamadıkları için her gün savaş alanında koşturmakla geçen günlere nokta koymak istemiş, kaosu bir miktar azaltabilmek için kırk dokuz yaşında, emekliliğine altı ay kalmış Martín'e tutulmuştur. Zannediyorum. Bir ağırlık, eminlik, güç vardır adamda, kendisi de bilir bunu, anlatır, ölümlerden ve çocuklarını bir başına büyütmekten belli bir olgunluğa ulaşmıştır, tabii huysuzluğa da. Bereket, zamanla geçmektedir bu huysuzluk, kadınla sevgili oldukları zaman ev bile tutar, aslında durumu çok iyi değildir ama gücü yetmektedir buna. Sonlara doğru durumunun iyi olduğunu söyler. Başlarda sofrada otururken birkaç lokma yiyecekten bahseder. E, hangi gerçekliğin esas olduğunu bilmek mümkün değil de o dönemin Uruguay'ında paranın değerinin zart zurt değiştiğini sembolize etseydi bu, efsane olurdu. Kader ağlarını örmüş, örük ağla ne yapacağını bilememiş, anlatının orta yerine atıvermiştir, öyle görünüyor, başka türlü o son keskinliği nasıl okumalı bilmem.

Dünyanın öbür ucunda olan biteni görürüz, orta yaşlı bir adamın buhranlarını dikizleriz, iyi romandır.

Yanıtla
2
4
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Roma tarihi hakkında az-çok bilgisi olmayanları zorlayacak bi' eser.... İsmine aldanıp kronolojik tarih kitabı zannederseniz yanılırsınız... Mary Beard konusuna gerçekten vâkıf... bildiklerini okuyucusuna en güzel biçimde anlatmasını/aktarmasını da çok güzel başarıyor... yazdığı her kelimeye elli tane dipnot düşen yazarlardan değil Mary Beard... kaynak meraklıları için "İleri Okuma" başlığında toplanan bilgiler kitabın değerini daha da arttırıyor.... İrem Sağlamer'in harika-ötesi çevirisi Türkçe'nin yüzakı.... belgeler, haritalar ve kronoloji ana metni daha da mükemmel kılmış....sırada Simon Baker'ın 'Eski Roması"yla Neil Faulkner'ın "Roma: Kartalların İmparatorluğu" var...
Yanıtla
11
1
Destekliyorum  8
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap bana, Tanpınar’ın modern insanın sürekli eşikte sürdürülen hayat metaforunu hatırlattı. Tıpkı kendimize belirli süreler vererek (önümüzdeki yıl şurada olacağım, seneye şuraya tatile gideceğim, en fazla 2 yıl şu işte çalışırım vs.) yaşamaya çalıştığımız hayatları özetliyor. Ama aslında bunları yaşarken belirlediğimiz vakitler uzayıp gidiyor. Sözümüzde durmayı erteliyoruz aslında. Geleceğin şimdiden, şimdinin de geçmişten hep daha iyi olacağını/olduğunu düşünmek gibi bir yanılsama duruyor hep yanı başımızda. Tüm bunları yeniden hatırlamak adına okunası bir eser.
Yanıtla
12
0
Destekliyorum  3
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Medeniyetin Toprakları...
Yazar Charlotte Perkins Gilman, kadınlar konusunda sayısız konferans vermiş dönemin ünlü aktivistlerinden biri. O, eserini oluştururken kendi düşünce tarzını kaleme almış.

Femin bir ruhla yazılan "Kadınlar Ülkesi" sıradışı bir ütopya. Ataerkil toplumdan çıkıp feminist bir dünyaya adım attırıyor. Cinsiyet eşitliği, kadının toplumdaki yeri kitabın temel mottoları.

Terry, Jeff ve Vandyck araştırmayı seven üç yakın arkadaş. Gittikleri bir araştırma gezisinde yalnızca kadınların yaşadığı gizli bir ülkenin varlığından haberdar olurlar. Çok geçmeden bu saklı medeniyeti bulmanın derdine düşerler. Kimseye haber vermeden, kendi imkanlarıyla ülkeye varmayı başarırlar. Ülke sadece kadınlardan oluşan cennetten bir köşedir adeta.

Yazarın kurduğu ütopik ülke muazzam bir medeniyet seviyesindedir. Dil, din, ırk, cinsiyet konularında kendilerine has öngörüleri ve yaşam şekilleri mevcuttur. Eşitlik, doğruluk ve yardımlaşma gibi dünya genelinde yozlaşmış kavramlar bu ülkenin temel dinamikleridir.

Yazarın sorguladığı ve sorgulattığı kavramlar okurunu da derin sorgu muhakemelerine itiyor.

Kadınların metalaştırılması, cinsel obje olarak görülmesi ve erkeklerden ayrı tutulması nüktedan bir dille ifade ediliyor. Ayrıca din konusunda geçen karşılıklı diyaloglar şaşırtıcı derecede dikkat çekici. Ülkenin kadınları zeki, çalışkan ve akılcı. Erkek misafirlerini akıl dolu konuşmalarıyla mat ediyorlar.

Yazıldığı dönemden günümüze kadar gelen kitabın "Saltokur" yayınevi basımıyla yayımlanan Kadınlar Ülkesi, harika kurgusu ile okurunu neşeli bir şekilde ağırlayıp neşeli bir şekilde uğurluyor.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir