Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sağda solda bu kitap için "edebi beklentiye girmeyin" şeklinde yorumlar okuyorum. Arkadaşlar gönül ve beyin rahatlığıyla edebi beklentiye girebilirsiniz. "Mizah" ne zaman edebiyat dışına itildi? Direkt aklın serin kanepelerine hitap eden kitaplar neden edebiyattan sayılmaz oldu? Asla tek edebiyat eyleme biçimi budur demiyorum elbette ancak nitelikli edebiyat koyun gibi ağlamak, kaplan gibi kükremek veya koala gibi uyuklamak değildir. Komik bir hikaye sapına kadar edebiyattır, sizi kandırmalarına, sömürmelerine, uyuşturmalarına izin vermeyiniz. Callisto ve onun gibi romanlar iyi edebiyattır. Türkiye'den, Endonezya'dan, Afrika'dan, Kanada'dan gelebilir. Dikkat kesiliniz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir Üstkurmaca Postmodern Anlatı Olarak Armand V.
Bu roman için tipik bir üstkurmaca postmodern anlatı diyebiliriz. Yazarın "Gün yüzüne çıkmamış bir romanın dipnotları" olarak nitelendirdiği ve Solstad'ın üstkurmaca kısmında bir anlatıcı olarak araya girip, "Yazarlıkta fazla mesaiye kaldım. Yazarlığım 1999 yılında T. Singer yazılıp yayımlandığında bitti. Ondan sonra gelenlerin hepsi bir daha asla yinelenmeyecek kuraldışılar. Bu da öyle," ifadesini kullandığı bir deneysel metin Armand V. Bu postmodern anlatının ana kurgusunda Armand adlı Norveçli diplomatın başta oğluna olmak üzere kendine ve topluma olan yabancılaşmasını okuyoruz. Fakat karakterin yabancılaşma hikayesi ne yazık ki derinleşmiyor. İşin deneyselliği ve üstkurmacası kısmına girersek de zaten burada kullanılan biçimlerin geçmişte başka eserlerde de çok daha başarılı bir şekilde kullanıldığını görebiliriz. Örneğin Nabokov'un Solgun Ateş adlı romanının deneysellik bazında bu esere göre çok daha üstte olduğunu söyleyebilirim. Keza iş anlatımın dipnot üzerinden ilerlemesiyse hem Mark Z. Danielewski'nin Yapraklar Evi, hem de Fuat Sevimay'ın Benden'iz James Joyce romanlarında bu biçim çok daha üst seviye kullanılmış. Kısacası ne içeriği ne de biçimselliğiyle vasatı aşamayan bir roman Armand V. Bu kitabı sadece farklı bir biçimle kurgulanmış roman okumak isteyen arkadaşlarımıza önerebilirim.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tahliller, tasvirler etrafında temerküz eden olaylar işleniyor. Hepsi de hayatın mütemmim cüzü içerisindedir. Tecrübelerin ve yaşanmışlıkların bilgeliğini taşımaktadırlar. İnsanın içselliğine yönelik şümullü bir tanıma imkânı vermektedir. At başı giden başka diğer olgular olarak felsefi ve hermenötik bakışları söyleyebiliriz. Hikâye karakterleri bir fotoğraf makinesiyle kadrajlanıyor adeta. Bu hikâyeler; okuru bilinç, anlama ve his haline taşıyor. Başka bir ifadeyle okura düşünsel zenginlik katıyor. Merak duygumu besleyen, anlatım derinliğinin kendini hissettirdiği, ufuk açıcı, deneme tadında güzel hikâyeler okudum. Okunmasını tavsiye ederim.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Teknolojik Esaretten Bireysel Üretkenliğe Dönüş Projesi
“Kendimi genellikle telefonumda mail yanıtlarken veya işle ilgili bir şeyler yaparken buluyorum, sonra Facebook veya Instagram derken dikkatim dağılıyor. Telefonu bıraktığımda hiçbir zaman elime aldığım işi bitirmiş ve bırakmış olmuyorum."

Yukardaki satırlar tanıdık gelmiş olmalı. Maalesef birçok insan, sayısı her geçen gün artan benzer şikâyetleri dile getiriyor.

Teknolojik gelişmeler, hayatımızı kolaylaştırıyor, bunda şüphe yok. Öte yandan hayatımıza, ilaçların yan etkisi gibi bazı istenmeyen zararlar veriyor. Bu zararların önemli kısmını, bireysel ve sosyal hayatımızda yaşayarak öğreniyoruz. Doksanların ilk yarısından önce dünyadan terk-i diyâr edenler, bu konuda şanslı sayılabilir. Çünkü günümüzdeki teknolojik imkânların birçoğundan yararlanamadıkları gibi olumsuzluklarına muhatap da olmadılar.

Geldiğimiz noktada dijital aletlerden, teknolojik gelişmelerden ayrı kalmak, neredeyse imkânsız hale geldi. Özellikle pandemi döneminde, bu etkileşim iyice yoğunlaştı. Örneğin, 2020 yılına ait TÜİK verilerine göre, Türkiye’de 16-74 yaş aralığında Internet kullanım oranı %79 iken 2023’ün ilk altı ayında %87 düzeyine ulaştı. 2019’da % 88 olan evden Internete erişim oranı, 2023’te %95’i geçmiş görünüyor. Dünya genelindeki istatistiklerin, ülkemizden farklı olduğu söylenemez.

ABD’de tanınmış bir podcast sunucusu olan yazar Manoush Zomorodi, insanlığın içinde bulunduğu bu dijital sarmaldan bir şekilde başını kaldırmasına ve yeniden üretken günlerine dönebilmesine katkı sunuyor. “Sıkıntıdan Parladım”, binlerce katılımcıyla 2015’te yapılan interaktif bir projenin tecrübelerinden doğmuş rehber niteliğinde bir eser. Proje, katılımcılara bir haftalık görevler yüklemek suretiyle elektronik cihazlardan uzaklaşıp yaratıcılıklarını geliştirmelerini hedeflemiş ve başarılı olmuş. Bu projede teknoloji reddedilmiyor, teknolojinin daha bilinçli şekilde kullanımı hedefleniyor.

“Baksanıza, telefon ve tabletlerimiz bizi nereye götürüyor? Varmak istediğimiz yer burası mı? Toplumla bağlantı kurmak müthiş bir şey fakat bu, kendinizle bağlantınızı kesmenizle sonuçlanmamalı. Bu cihazlarla ne şekilde bağlantı kuracağımız, onları hayatımızın neresine koyacağımız, gerçek toplumsal uzlaşma ve yaratıcılığı ne şekilde geliştireceğimiz teknolojinin üzerimizdeki etkilerini kabul etmekle başlar. Davranışlarımızı bir kere düzgünce anladıktan sonra amaca uygun davranabilir, teknolojik etkileri yönetebiliriz.” (s. 18)

“Düşünecek zaman arıyoruz, denge istiyoruz ve hem eğlendiğimiz hem de öğrenme merakımızın sürdüğü bir yaşam arzuluyoruz. Sıkıntıdan Parladım Projesi de bununla ilgili, herkesin erişebileceği kişisel bir rehber. Dijital anlamda kendinizi yönetip daha bilinçli çevrimiçi hayatlar yaşamanızı sağlayacak bir araç.” (s. 19)

Yedi görevden oluşan projenin, zihinsel alanın genişletilmesine, daha derin daha üretken düşünmeye, yaratıcılığı arttırmaya, pürdikkat düşünmeye yardım etme amacında olduğunu belirten Zomorodi, ne olursa olsun, görevleri yerine getirenlerin değişeceğini vurguluyor. Kitapta görevler anlatılırken, her aşamada, Georgetown, MIT, Columbia, Harvard Business School gibi kurumlardan bilim uzmanlarının ve tanınmış birçok yazarın görüşlerine yer veriliyor, eserlerine atıf yapılıyor. Yeri geldikçe projeye katılan çok sayıda insanın deneyimleri, kendi ifadelerine dokunulmadan aktarılıyor.

“En zor şey, aynı zamanda en değerli olabilen şeydir, ben de dijital ekosistemde dengeyi bulma konusuna böyle bakıyorum. Evlilik, ebeveynlik veya arkadaşlık gibi, teknolojiyle kurduğumuz ilişki de sürekli emek ister (...). Sıkıntıdan Parladım Projesi bize tek bir şey öğrettiyse o da bu kararları kendimiz vermediğimizde bizim yerimize karar verecek bir şirket, uygulama veya sosyal medya sitesi olduğunu kanıtlamasıdır.” (s. 210)

Eserle ilgili daha kapsamlı fikir edinmek isteyenler için yazarın, “Sıkkınlık Nasıl En Parlak Fikirlere Neden Olur?” başlıklı TEDx (2017) konuşması mevcut. İzlemek isteyenler için web adresini not düşelim: t.ly/mgU44

Zomorodi’nin kişisel web sayfasını merak ediyorsanız: manoushz.com

İyi okumalar!
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın sonlarında yaşlı doğup yaşlandıkça gençleşen bir karakter çıkıyor karşımıza. Tabii ki akla Fitzgerald geliyor. Erinmedim baktım kitapların yazılış tarihlerine. Benjamin Button' un Tuhaf Yaşamı, beş yıl kadar önce yazılmış.

Akugatava' nın Fitzgerald' ı okuduğunu sanmıyorum. Muhtemelen iki yazar da birbirlerinden bağımsız aynı çağrışımı yakalamışlar. Akugatava, bu çağrışımı fantastik bir kahramanın yarım sayfalık serüvenine harcamış oysa Fitzgerald, nakış gibi işlenen kurguya yedirmiş çağrışımını.

Her ikisi de alkışı hak ediyor. Çevirmenler de alkışı hak ediyor.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Güzel bakan güzel görür anlayışında tumturaklı bir dille ele alınmış samimi portreler okudum. Bal küpünden bal sızması gibi bir güzel durumdur bu. Edebiyat üzerinden soylu bir yükselişi imler bir taraftan bunlar. Portrelerle hem iç hem de dış fotoğraflar böyle çekilmektedir. Sıradan genel geçer tanımlamaların uzağında, sanat dolayımında düşünsel adımları ve estetikası olan bir anlatımla ele alınmış güzel yazılar okudum. Öykümüz, şiirimiz ve edebiyatımız adına taptaze baharlar düşü kurma istencini barındırıyor. Gül ve düş büyütmeyi de beraberinde taşımıyor değil. Başka bir ifadeyle portreler, şairlerin, yazarların, edebiyatçıların ayrı ayrı varoluş manifestolarını da taşımaktadır. Bu yazılanlarda geniş bir hinterlandın ve kadim bir bilgeliğin izi sürülüyor bir taraftan. Coşkun, coşkulu, coşturan mizahi bir dille ve derin bir zekâ ile... Daha ne olsun.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yalnızlık bütün mükemmel beyinlerin kaderidir diyor Arthur Schopenhauer. Bunu söylerken, insanın zevklerinin kaynağını dışarıdan ziyade kendi içinde araması gerektiğini de söylüyor.
Pesimist bir dünya görüşüne sahip olmak olumsuzluk gibi görünse de, kişiyi kötülüklerden koruyucu tarafı da var değil midir sizce?

Dünyada hakimiyet genel olarak kötülüğün, sözde budalalığın değil midir? Kader acımasız, insanlar da zavallı? O zaman bu karamsar düşünürden de alacağımız öğütler yok mudur?

Sanmayın sizi karamsarlığa ve mutsuzluğa sürükleyecek bu kitap. Hayır hayata ve ölüme daha gerçekçi bakmanızı sağlayacaktır.

Mutluluk arayışında da değildir aslında, son tahlilde kendi yalnızlığında ve kendi içindeki mutluluğundadır kendisi. Ölüme methiyeler yazsa da söylemlerinde, yaşamın nasıl yaşanması gerektiğini de gösterecek ve sevdirecektir size.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Lego setleri, belirli tipte ve sayıda tuğla (lego parçası, brick) içeren ve bunları birbirine monte etmek için talimatlar içeren oyuncaklar. Peki o halde, Lego ile oynamak yaratıcılığı mı geliştirir yoksa talimatlara uyan bir insan profili mi yaratır. Kitapta bu konu çok eğlenceli bir şekilde tartışılmış. Önemli bir konu. Her ne kadar talimatlar ve sınırlamalar içerse de, iki 2x2 Lego parçasının birbirine kaç farklı şekilde monte edilebileceğinin cevabını düşünmek, bu konuda bir fikir verebilir. Herkese iyi okumalar.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Beyin hakkında çok güzel hazırlanmış ve kolay anlaşılır bir kitap olmuş. Yazarın dili çok sade ve çevirmen de çok güzel çevirmiş. Kitap korku, bellek, hareket, duyu, görme, dikkat ve ağrı gibi bölümlerden oluşuyor ve her bölümde gerçek hayattan vaka örnekleri var. Son bilimsel çalışmalara sık sık gönderme yapıyor ve öyle sandığımız birçok şeyin o kadar da öyle olmadığını çok güzel bir şekilde anlatıyor. Beyin ile ilgili çok kitap var ama sade ve anlaşılır bir şeyler okumak istiyorsanız bu kitabı tercih edebilirsiniz.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Uyuşturucu deyince aklınıza hangisi geliyor? Esrar, eroin, morfin, sigara, alkol, bali, tütün, bonzai, ....

Nargilenin 50 sigaraya bedel olduğunu biliyor muydunuz? Ya da sigara bırakmak isteyip bırakamayanlara tavsiye edilen elektronik sigaranın zararlarını...

Sadece bunlar mı uyuşturucu olarak görülüyor? Peki internet, sosyal medya, telefonun da en az uyuşturucu kadar bağımlılık yaptığını ve insanı tembelliğe alıştırdığını biliyor muydunuz?
Narkotik bölümünde yaşadıklarından örnekler vererek, bizleri ve çocuklarımızı ne kadar büyük bir tehlikenin beklediğini, bunlara karşı nasıl önlemler alabileceğimizi anlatıyor.

Kitabın son bölümünde, çeşitli kişi ve kuruluşlardan almış olduğu teşekkür mektupları da işindeki başarılarını gözler önüne seriyor.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir