Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazardan okuduğum ilk kitap. Kitabın kısa olması sizi yanıltmasın nitelikli ve edebi yönü kuvvetli bir eser. ana karakterimiz sevgisiz büyüyen ve babasıyla yaşayan (ne kadar yaşamak denirse!)adım adım ergenlik dönemine giren bir çocuk Moise ve diğer bilge karakterimiz de Moise'un yaşadığı mahalledeki müslüman kimliğiyle öne çıkan neredeyse 07/24 Bakkalını açık tutan gizemli vakur ve güler yüzlü amcamız ibrahim ve bu iki karakterin arasında geçen sıcak, samimi ve dokunaklı hikaye sizi alıp keşkelere ve aynı zamanda iyi ki lere götürüyor. Dram yönü kuvvetli bir arayış novellası.Ben keyifle okudum. Dostluk, aile ve hayatın anlamını arayış açısında içerisinde güzel anekdotlar yer almakta.Keyifle kahvenizi alıp huzur içerisinde bir çırpıda okuyabileceğiniz bir eser. Yazarın diğer eserlerini de okumayı düşünüyorum.
Yanıtla
5
1
Destekliyorum  15
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir yazar düşünün, 20. yüzyılın başında evrim teorisi daha bilimsel anlamda bebek sayılırken bir kitap yazıyor, bu kurgusal edebi metni yaklaşık 100 yıl sonra ortaya çıkabilecek bilimsel gelişmeler yüksek bir oranda doğruluyor. Müthiş bir şey. Şöyle ki bugün yapay zeka hakkında yazılabilecek bir kitabın 100 yıl sonra detaylar haricinde, genel anlamda yanlışlanamaması gibi. İşte bu yönüyle düşününce kitabı okuyup bitirdiğinizde etkilenmemek mümkün değil. Biz biliyoruz ki Jack London zaten eşsiz bir hikaye yazarı ama yukarıda anılan yönüyle bu konu farklı bir tat veriyor.
Kitabın ana temasına gelecek olursak, yazarın okuduğum bu 7. Eserinde yine doğa ile baş başa kalmanıza rağmen bu sefer kuzeyde köpeklerle birlikte değil de ilk çağlarda yaşayan insan ırkları arasında, bunların birbirleriyle ve doğayla olan ilişkilerine tanık oluyorsunuz ve kendinizi zaman makinesi ile bu ortama ışınlanmış hissediyorsunuz.
Ve yakın bir gelecekte bu hissiyat belki de gerçeğe dönüşecek kim bilir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Görkemli bir binanın çöküşü gibidir bazı insanların öyküsü.
Hayatının ilk gençlik yıllarını doludizgin zenginlik içinde yaşamış, gezmiş dolaşmış, har vurup harman savurmuş, aldatmış, aldatılmış sonunda da kıtlıkla, açlıkla rejimle mücadele etmek zorunda kalmış öyle ki parasızlıktan kızını bir aileye satmaya mecbur edilmiş bir adamın hikayesi bu. İpek gömlek dışında bir şeyi ilk kez giymeye başladığında eşiyle aile olmaya elindekinin kıymetini anlamaya başlayan bir adamın. Karısına düzelmek için söz verdiği gün zorla askere götürülmesi ve döndüğünde çocuklarının onu tanıyamayacağı kadar uzun zaman geçişiyle perçinlenen hikaye; birçok kayıp yaşansa da aile olmayı iliklerinize kadar hissettiren sımsıcak detaylarla sonlanarak nihayete eriyor. Uzun zamandır okuduğum kitapların içinde bir hazine bulmuşum hissiyle saklıyorum bu kitabı zihnimin kuytu köşesinde. Şiddetle tavsiye edilir. Dönemin izlerini, aile kavramını, ölümü, çaresizliği, sıcacık duyguları sonuna kadar hissedeceksiniz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  13
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Merhaba okur arkadaşlar;
Andre GIDE 'den Dar Kapı, bize Jerome ve Alissa'nın inişli çıkışlı ilişkisini anlatıyor. Modern tabirle "toksik aşk" diyebileceğimiz kitap bana Madam Bovary'i anımsattı.
Jerome'un ağzından okuduğumuz kitapta bol bol mektuplar mevcut. Yer yer "neden öyle dedi, niye böyle yaptı?" diye sorguladığımız karakterler kitabın sonuna kadar okuyucuya dram, hüzün, aşk, mutsuzluk adına her türlü duyguyu vaad ediyor.
Klasik okumayı sevenlerin bir kaç gün içinde okuyup kütüphanesine yerleştireceği bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
Aslıhan OĞUZ
07 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap, başta Gümrük Kanunu olmak üzere gümrük ile ilgili birçok mevzuatı içeriyor. Tüm bu mevzuatları piyasada bulmak oldukça zor olmakla birlikte tüm mevzuatın elinizin altında olmasını istiyorsanız beklentinizi karşılayacak nitelikte. Olumsuz tarafı ise kağıt kalitesi ve kitabın kalınlığı. Sayfaları oldukça ince, bu nedenle fosforlu kalem ile işaretleme yapıldığında bir miktar arka sayfadan belli oluyor. Fakat yine de görmezden gelinebilir gibi. Ancak kitabın kalınlığı ve ağırlığı kullanımı zorlaştırmakta. 4-5 cilt şeklinde hazırlanması taşıma ve kullanımı kolaylaştırabilirdi. Ancak cildi güzel yapılmış, rahat açılıyor ve dağılacak gibi gözükmüyor. Alacak olanlara şimdiden iyi okumalar dilerim..
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı bir çırpıda bitirdim. Mustafa Kutlu bu ülkede hikaye deyince en önde akla gelen en önemli isimlerden biridir. Kendisi ile yıllar önce gidip Dergah Yayınevi'nde tanışıp sohbet etmiştim. Özellikle hikaye kitaplarının nerede ise tamamını okumuşumdur. Birkaç yıl aradan sonra yeni çıkan bu son hikayesi daha önce okuduğum "Tufandan Önce" hikayesinin devamı niteliğinde ve güzelliğinde idi. Okuyucuyla adeta tatlı bir sohbet edası ile yazılan hikayelerdeki dil ve üslup harika olup Türkçe bu kadar güzel kullanılabilir, toplumun ahval ve şeraiti bu kadar güzel hikaye edilebilir. Bu ülkede hikayecilik denince benim favorim Mustafa Kutlu olup o yaşayan bir efsanedir. Çok verimli bir yazar olan Kutlu'nun hangi hikayesini alıp okusanız sizi sarıp sarmalar, alıp Anadolu'ya, ülkenin bir köşesine ve zamanına götürür. Kutlu'yu hâlâ okumayan varsa şaşırırım ve onun okumayı sevmediğine kanaat getiririm. Okumayanlara bu son kitaptan başlayarak geriye doğru diğer kitaplarını da okumalarını öneririm.
Yanıtla
12
1
Destekliyorum  4
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitapla ilgili bir olayı dile getireyim ilk sizlere:
Zweig’in eşiyle beraber intihar etmesinin sebebini bu kitaptaki hikayeyle bağdaştırsam çok mu ütopik düşünmüş olurum. Bence olmam?
Çünkü İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa’nın halinin karamsarlığından etkilenerek kendisini çıkmazda hissetmiş.
Kitapta insanı ve duygularını o kadar güzel tahlil ve tasvir edilmiş ki karakterleri çok iyi anlayıp onlar gibi düşünebilecek kıvama geliyorsunuz.
Eserde karakterimizin akıl ve vicdan arasındaki boş hafıza duvarlarında kısılıp kaldığını hissedebilirsiniz ancak o çoktan kararını vermiş bulunuyor.
Kitabı okuyacak olanlar için amok kelimesi; saplanmak kalmak, gözü kararmak ve öldürücü delilik manalarına geliyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İbn Battuta Seyahatnamesi, 14. yüzyılda yaşamış ünlü Faslı gezgin İbn Battuta'nın 30 yıl süren yolculuklarını anlattığı bir eserdir.( Tam adı Tuhfetü’n-Nuzzâr fî Garâibi’l-Emsâr ve Acâibi’l-Esfâr olan bu eser) Orta Doğu, Afrika, Asya ve Avrupa'nın büyük bir kısmını kapsayan geniş bir coğrafyayı anlatır.İbn Battuta, 1325 yılında hac için yola çıkmış, ancak bu yolculuğu 75.000 kilometrelik devasa bir seyahate dönüşmüştür.

Seyahatname, gezginin geçtiği şehirler, gördüğü yapılar ve tanıştığı halklar hakkında değerli bilgiler sunar.Dönemin mimarisi, sosyal yapısı, dini ritüelleri ve ticaret hayatına dair gözlemleri tarihsel açıdan büyük bir öneme sahiptir.İbn Battuta'nın anlattıkları, farklı kültürler arasındaki etkileşimleri, yaşam biçimlerini ve politik ilişkileri yansıtır.Eser,dönemin İslam dünyası ve ötesi hakkında eşsiz bir kaynak olup,Batı’dan Çin’e kadar uzanan coğrafyaların çeşitliliğini gözler önüne serer.Okurken çok sıkılmayacağınızı düşünüyorum. Dili ağır değil ve eğlenceli.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bronz Atlı serisinin üçünçü ve son kitabı… Kitap an itibari ile bitti. Etkisinde olduğum bitmesini istemediğim, Tanya ve Alexanderla yaşadığım son kitap olmasıyla içimde bir hüzün ile seriyi bitirdim. tarihin en zor zamanlarından çıkılmış yeni başlangıçlar yapılmaya çalışılmış ordan oraya savrulurmuşve en sonunda filiz verecekleri yeri bulmuşlardır. aileleri büyümeye başlamış ve zorluklar ile mücadele ediyorlar. Siz de onların mutfağında onlarla birlikte aynı duyguları yaşıyorsunuz. küçükler büyümüş ve büyükler de yaşlanmış ve siz o anların hepsine şahitsiniz. O aşkı iliklerime kadar hissettim .uzun zamandır bu kadar iyi bir kitap ve serisi okumamıştım.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsanın Doğayla Temas Halinde Olma İhtiyacı
Tuğla duvar yerine yeşil bir manzaraya bakan hastalar daha çabuk iyileşiyor. Çevresinde yeşil alanı çok olan bölgelerde oturanların psikolojik sağlığı daha iyi oluyor. Parasempatik sinir sisteminin dinlenmeyi düzenleyen faaliyeti, şehir yürüyüşüne kıyasla orman yürüyüşü esnasında % 100 artıyor, buna karşılık kortizol seviyesi %16 oranında düşüyor. Ağaçların havaya saldıkları organik bileşiklerin karışımından oluşan fitokitler, ormanda yürüyüş yapanlar için bir tür doğal antibiyotik etkisi yapıyor. Çam, sedir, selvi gibi bazı ağaç kokuları, insanda iyi halleri arttırıyor, hatta psikolojik veya psikiyatrik sorunlar yaşayanlar üzerinde rahatlatıcı etki yapıyor. Doğal bir ortamı sadece görmek bile bilişsel performansı, özellikle dikkat ve konsantrasyonu arttırıyor. Yeşil alanlarla daha fazla muhatap olan okul çocuklarında hafıza performansı daha ileri düzeyde oluyor. Ormanlık bir ortamda yaklaşık bir saatlik bir yürüyüş bile insan zihninde tekrarlayan ve genellikle olumsuz nitelikli düşüncelere saplanıp kalmayı (zihinsel geviş getirmeyi) büyük ölçüde azaltıyor. Evleri denize bakan insanlar, psikolojik rahatsızlıklardan daha az muzdarip oluyor, denize yakın olmak ruh sağlığını açık bir şekilde destekliyor. Bir evcil hayvan sahibi olanların, onu okşamak gibi basit bir eylemi bile insanı iyi hissettiriyor, stres önleyici endorfin hormonunun salgılanma oranını arttırırken stres hormonu kortizolün seviyesini düşürüyor. Küçük çocuklar, erken yaşta tercihan biyolojik çeşitliliğin yüksek olduğu doğal alanlardaki mikroorganizmalara maruz kalırlarsa alerji, astım ve otoimmün hastalıklardan daha az etkileniyorlar…

Tüm bu tespitler, Beyin ve Doğa’da atıf yapılan araştırmalara dayanıyor. Covid-19 nedeniyle milyarlarca insanın aylarca evlerine kapanmak zorunda kaldığı o tatsız günlerin, maddi ve manevi sağlığımız üzerinde oluşturduğu etkileri gözlemleyen Fransız yazar Michel Le Van Quyen, bu eserinde, insanların birbirinden uzak kalmasının yanında başka bir şeyin yokluğuna, doğadan uzak kalışımıza ve ona ne kadar ihtiyaç duyduğumuza odaklanıyor:

“Bahçesi veya ufak yeşil bir alanı olan evlerde oturanlar, ortalamaya bakıldığında bu zor dönemi iki odalı, balkonsuz, beton manzaralı apartman dairelerinde oturanlara kıyasla daha kolay atlattı. Evlerinde bahçesi olmayanlar bile, özgürlüklerine kavuştukları birkaç dakikada, evlerine yakın yeşil alanlara kaçmanın streslerini ve kaygılarını azalttığını fark etti.”

Yazar, doğaya yüklediği manayı şu şekilde ifade ediyor: “Doğadan bahsettiğimde esasen, insanın üzerinde yarattıklarını ve yaptığı dönüşümleri dışarıda tutarak, bütünüyle dünyadan bahsediyorum. Başka bir deyişle, doğayı yapay olanın karşısına koyuyorum… (s. 18)

Doğayla temas halinde olan beyin mekanizmalarının ne derece olumlu etkilendiği konusunda eserin tamamında onlarca araştırmaya atıf yapılıyor, deneyimler paylaşılıyor, anlatıma çok sayıda resim, fotoğraf ve grafik eşlik ediyor.

Ülkemizde ilk defa, 2020 yılında, yine Salt Okur'un yayınladığı “Beyin ve Sessizlik” kitabıyla dikkat çekmeyi başaran Fransız yazar, bu eseriyle de insanların bilinçlenmesi konusunda önemli bir boşluğu dolduruyor. Gözde Koca’nın başarılı çevirisiyle raflarda yerini alan bu değerli kitap, meraklılarını bekliyor.

Faydalı bir okuma olması dileğiyle!
Yanıtla
7
1
Destekliyorum  1
Bildir