Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İslam anlayışını idrak etmek
Türk öykücülüğünün ve deneme yazarlığının gelmiş geçmiş en usta kalemlerinden ve ayrıca 7 güzel adam oluşumunun da nadide bireylerinden biri olan Rasim Özdenören, bu eserinde, Müslümanlık üzerine derin düşünce denizine daldırıyor okurunu. Günümüz dünyasında asıl problemin, problem diye uğraşılan konular olmadığını, asıl problemin kafa yapısından doğduğunu ifade eden genel bir panorama çiziyor.

Rasim Özdenören'e göre, günümüz insanı Batı uygarlığının şartlandırmasına göre yaşamayı tercih ediyor. Bu yaşam şekli de insanın mutlak hakikati görmesine engel oluyor. Kapitalizmin getirileri, insanın nefsani yanlarını kabartıyor ve insan yetinme duygusunu kaybediyor. Yetinme duygusu yok olunca da açgözlülük ve doymazlık psikozu başlıyor. Hal böyle olunca da insan mutlak hakikat değerlerini unutuyor. Bunun yanı sıra demokratikleşmenin getirdiği kaypaklaşma sebebiyle bürokratların sözlerine sadık kalmaması ve halkın materyalistik olarak açlıkla korkutulması yine insanı birtakım gerçekliklerden uzaklaştırıyor.
Batı uygarlığı altında ezilen insan, yüce yaratıcı Allah'ın kesin emirlerini içeren İslam dininden uzaklaşmaya ve kendinde kaybolmaya başlıyor.

İnsanoğlunun kendini gözden geçirmesi ve Müslümanlık üzerine bir muhasabe yapabilmesi açısından kıymetli görüşlerini anlatan Rasim Özdenören, bundan sonrası için ne yapılması gerektiği ile ilgili harika anektodlar paylaşıyor. "Her şeyden önce ilk Müslümanlar nasıl Müslüman olmuşsa, onların yolu izlenmeli ve önyargılar, cehalet zihni ve insani alışkanlıklarımız bir kenara bırakılmalı ve başlangıç noktasında durabilme denenmeli" diyor... Yani İslam'ın öğretileri esas alınarak yaşamaya başlamalı.

Mevcut görevimiz ise İslam'ın bize emrettiklerini sorgulamadan, Allah'ın rızası için yapmaktır. Bilime, fenne, ahlaka her şeye İslam'ın kazandırdığı zihniyetle bakmalı ve bu bakış benimsenmelidir. Yapılan ameller sorgulanmamalı ve cennet, cehennem idraki yapılmamalıdır. Bir amel sırf hüküm olduğu için yapılmalıdır. Sadece iyiliği yapmakla mükellef olunmamalı ayrıca kötülüğü ortadan kaldırmak için de çaba gösterilmelidir. Aksi takdirde kötü bir dünyada iyi bir Müslüman olmak da İslam'ın öngörüsüne terstir. Müslümanım diyenin müslümanca tutum ve davranışlarda bulunması şarttır ancak bir Müslümanın zaaflarını da eleştirmek doğru değildir. Bunun yerine o Müslümana doğruyu ifade etmek gereklidir.

Özdenören, bu eserinde, İslam hakkında önemli sorunları, tasavvufi bir yaklaşımla müthiş bir perspektiften aktarıyor. Düşünce dünyasının en etkili denemelerinden biri olduğu aşikar.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gençlik Heyecanları ve Üniversite Hayatı
Sonunda büyüyüp genç kız olan Anne artık 18 yaşındadır. Tanıdık bir isimle birlikte Redmond’da üniversiteye başlar. Bu onun en büyük arzularından biri olsa da Avonlea’yı özlemekten kendini alamaz ve oradan ayrılmakta ne kadar zorlansa da bir yandan da yeni yaşam koşullarına hızlıca uyum sağlayıp alışacağından emindir. Marilla başta olmak üzere geride bıraktığı arkadaşları ve özellikle ikizler hakkında çokça endişe sahibidir. Yine de tatillerde onların yanına dönebileceği bir ailesi olduğu için kendini şanslı sayar. Sevgi ve heyecan içerisinde kendisini bekleyen insanların olması ona yaşayabileceği bütün maceralardan daha önemli görünür. Arkadaşları sırayla nişanlanırken, o, bu gibi konulara kafa yoramayacak kadar meşguldür. Aldığı birçok evlenme teklifine rağmen kimseye kapılmayan ve mantıklı davranmaya çalışan Anne’ye o sırada kalbinin başka sürprizleri vardır. Yeşeren yeni duygularına bir anlam bulmaya çalışırken kendisinin de yeni ve bilmediği yönleriyle karşılaşır. Geçmişinden izler bulur ve saklayabileceği hatıralara kavuştuğu için çok mutludur. Öte yandan yakınlarını kaybetmenin acısını bir kez daha tadar ve içindeki burukluğu hayatın neşeli yönlerini görmeye çalışarak atlatır. Genel olarak bakıldığında Anne için bu kitapta yaşanan her şey “yeni”. Kendisi ve duygularıyla yeni baştan tanışır. Okuyucu, kendisini, kahramanımızın yaptığı seçimlere şaşırmayıp “İşte bu tam Anne’nin yapabileceği bir şey.” derken bulabilir. İçimizden biri olmaması imkansız.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Arap Casusları
İstihbaratın geçmişi ilk sınırların oluştuğu döneme kadar uzanır. İlk sınırlar ilk devletlerin, devletler de savaşların habercisidir. Savaşta başarılı olabilmenin sırrı bilgi toplama ve etkili şekilde kullanma becerisiyle orantılıdır. İstihbaratın en önemli silahı ise casuslardır. Devletler çıkarları gereği kullandıkları bu etkili silahları en iyi şekilde donatırlar. En nihayetinde bilgiyi toplayanın yetkinliği mensup olunan devletin politikasında belirleyici unsur olabilir. Emperyalist Batı’nın yegane hedefi -çoğu zaman olduğu gibi- Doğu’nun zengin kaynakları üzerine yoğunlaştığı için 19. yüzyılın sonlarında artan 1. Dünya Savaşı döneminde zirveye ulaşan istihbarat ve casusluk faaliyetleri özellikle Arapların yaşadığı Ortadoğu coğrafyasına görülür. Zira Batılılar tarafından paylaşılmak istenen hasta adam Osmanlı’nın otoritesinin kaybolmaya yüz tuttuğu coğrafya Ortadoğu’dur.

Arap kavimleri arasında dolaşan ilmi bir misyonun parçası gibi hareket eden asıl hedefleri bölmek, parçalamak ve sömürü düzenine yeni bir hisse eklemek olan Batılı casusların hayatlarının ve maceralarının birçok edebiyat ve sinema eserine konu olduğu bilinir. Ama işin gerçek yüzü bazen kurgu boyutunda işlenen olaylardan daha çetrefillidir. Bu tarz casusluk hikayelerinde gerçeğin tarafına geçilince efsanelerin sıradanlaştığı, basit gibi görünenlerin destanlaştığı bir tablo ortaya çıkar ki asıl gözden kaçırılmaması gereken budur. Yani hiçbir şey aslında göründüğü gibi değildir.

Arap gazeteci Riyad N. Er-Reyyis de 20. yüzyılın başında Ortadoğu’da dengeleri altüst eden sınırları yeniden çizen kopuş ve bölünüşlerde etkili olan Batılı casusların hayatını ve faaliyetlerini mercek altına alır. Zira Er-Reyyis casusların faaliyetlerine derinlemesine eğildiğinde nutku tutulur. Casusların Arap tarihine ve siyasetine etkilerine şahit olan Er-Reyyis, kendi coğrafyasının (Ortadoğu) okul sıralarında bu konulara neden değinilmediği üzerine düşünür. Alandaki eksikliği fark eden Arap yazar, gazeteci kimliğinin verdiği araştırmacı yön ile casusların Arap coğrafyasını hallaç pamuğuna çeviren hikayelerini yazmaya başlar.

Eser her ne kadar gerçeğin iç yüzünü göstermek amacıyla kaleme alınmış olsa da ilk olarak adı ön plana çıkan Lawrence ve Gertrude Bell gibi meşhur casusların aksine, olayların odağında olan, etki güçleri yüksek, fakat adları fazla geçmeyen isimlere yönelir. Böylelikle casusluk faaliyetlerinin birkaç İngiliz aksiyonerin çabası üzerine olmadığı, çok yönlü bir devlet politikasının güçlü bir kadro tarafından uygulandığı kanıtlanmış olur. Sonuçta Batılılar bölgede birbirleriyle bağlantılı büyük bir nüfuz ağırlığıyla ve yetkin istihbarat gücüyle hareket ederler. Misal eserde Lawrence efsanesinin çöküşüne şahit olmak yeni efsanelerin (!) varlığına şaşırmak mümkündür.

Casusların hikayelerinde ilk aşamada göze çarpan yazarın mesleğinin bir gerekliliği olan olay anlatımının öncelenmesidir. Olaylara verilen ehemmiyet bazen kişileri geri planda bırakmaktadır. Bu da yazarın kaynak kullanımı ve gazeteciliğin 5N1K kuralını önemsemesinden kaynaklanmaktadır. Fakat bu anlatım bazen çok fazla teferruatın sayfalara girmesine neden olur. Misal diğer eserlerin aksine casusların kilit faaliyetlerine ek olarak neredeyse Arap coğrafyasındaki bütün hareketleri ortaya konur. Bir harita üzerinden adım adım izlenen casusun bir kabilenden diğerine geçişleri eksiksiz anlatılır.

İkinci bir husus, yazarın kaynak kullanımı ile ilgilidir. Er-Reyyis’in elinde muhtemelen çok fazla kaynak vardır. Ama bu kaynakların arasında esas ağırlığı gazete arşivleri oluşturmaktadır. Çünkü, politikacılar tarafından yapılan beyanatlar, verilen alıntılar gazetelerin haber bültenlerinden çıkmış gibidir. Bununla birlikte ismi geçenlerin anılarına ve hatıralarına ilişkin yazılanların çok iyi sunulduğu aşikardır. Verilerin muntazam birleştirilmesine karşın hangi bilginin hangi kaynaktan alındığı muammadır. Eserin ilmi bir çabanın ürünü olmaması bu eksikliği önemsizleştirmesine karşın kaynak bildiriminin eserin etkisini arttırması muhtemeldir.

Yazarın Arap olmasının da önemine değinmek gerekir. Zira bu tarz eserler bazen ya tarihlerini afişe etmek isteyen Batılılar ya da efsane yaratmak isteyen Avrupalı hamaset sahipleri tarafından kaleme alınır. Hatta Batılılık vurgusu ilmi mecralarda yazılan eserlere dahi tarafgirlik olarak yansır. Bunun Arap camiasına yansıması ise çoğu zaman Osmanlı’yı sömürgeci bazen ise Batıları nötr duruma sokar ki işin aslı hiç de böyle değildir. Özgürlük mücadelesinin Osmanlı’ya karşı verilmesi, Batılıların bütün gizli kötü emellerine karşın buna destek vermesi, Arap algısının kırılma noktalarını oluşturur. Bu tablodan Arap bir yazarın Osmanlı lehine söz söylemesi pek olası değildir. Fakat Er-Reyyis ara ara Batılı jargondan dem vursa da çoğu zaman Osmanlı ve Türklere karşı dikenli bir dile sahip değildir. Tabii bu Batılılara kin nefret Türklere karşı sempati şeklinde satırlara yansımaz. Yazarın bu tavrı objektiflik kaygısı olarak nitelendirilebilir. Ama her şeye rağmen Batılıların gerçek yüzünü göstermek isteyen bir eserde okurun farklı beklentilere girmesi mümkündür. Zira Batılıların kötücül faaliyetleri, Arap şeyh ve liderlerinin yanlışları çoğu zaman eleştiriden azade bir şekilde sunulur.

Müellifin Arap olmasının avantajları da yok değildir. Misal Batılılar tarafından yazılan ilmi eserlerde yapılan yanlışlar- merhum çevirmen Ahsen Batur’un da vurguladığı gibi- tekrar edilmez. Hatta bu konudaki telaffuz hataları vurgulanır. Zaten bu tarz kitaplarda birçok yer ve kabile isminin kullanılmasından dolayı bu tarz hataların önüne geçilmesi elzemdir. Yine sade, açık ve anlaşılır bir dil çevirmenin maharetini kanıtlamaktadır. Ayrıca eserin sonuna eklenmiş konunun başından sonuna kadar ismi geçen şahısların biyografileri okurun işini fazlasıyla kolaylaştırmaktadır. Zira kısa anlatılarda bile çok fazla isim geçmektedir. Olayların kahramanları az çok tanındığı zaman yazılanları daha iyi anlamak olasıdır.

Bu arada daha önce bahsedildiği gibi eserin olay anlatımını öncelemesi dönemin bazı büyük siyasi olaylarının röntgeninin çekilmesini de sağlamaktadır. Olayların gizli taraflarında hangi pazarlıkların döndüğünü bilmek, hangi üstü kapalı faaliyetlerin olduğu öğrenmek, okur için güzel bir tecrübedir. Misal İsrail’in kuruluşuna giden yolun istihbarat boyutu eserde kademe kademe anlatılmaktadır. Yine 1. Dünya Savaşı dönemindeki pazarlıklar sonucunda ortaya çıkan hayal kırıklıkları Arap coğrafyasındaki Batı yandaşlarına ibret olacak tarzdadır.

Er-Reyyis, eserinin ön sözünde şöyle demektedir: “Şu var ki, Avrupalı maceraperestlerin seksen yıl önce başlattıkları oyun günümüzde de bizim topraklarımız üzerinde devam etmektedir. Sadece isimler değişmiştir, ama hedefler eski hedeflerdir (s.11).” Avrupalıların emperyalist hedeflerinin değişmediğini, günümüzdeki olaylar doğrulamaktadır. Batılıların hedefleri değişmediği gibi muhatapları tarafından yapılan yanlışlar da değişmemektedir. Yanlışlar Ortadoğu coğrafyasında hüküm süren devletlerin ve milletlerin kronik hatalarından tebarüz etmektedir. Geleceği teminat altına alan basirete sahip olmak için geçmişin bilgilerine hakim olmak gerekir. Er-Reyyis bilgiyi vermiş, uygulama safhası; hatalara düşmemek ve doğruların tarafında olmak kadar basit…
Yanıtla
4
2
Destekliyorum  1
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Muallim Fehmi Bey ve sevdikleri…
Kitap Osmanlı döneminin son yıllarıyla karşımıza çıkıyor. Baş kahraman Fehmi Bey’in ailesi 1877 Osmanlı-Rus Harbi’nden sonra Rus işgaline uğrayan Balkanlardan İstanbul’a göç etmek zorunda kalan insanlar arasından sadece birkaçı. Kitap geçmişle başlayıp Fehmi Bey’in doğumuyla devam eden ve büyümesine eşlik ettiğimiz bir yolculuğa çıkarıyor bizleri.

Sade bir dil kullanan yazar, akıcı anlatımıyla sizleri etkiliyor ve kitabı bir solukta okuyorsunuz. Anlatılan konuya yani özellikle tarihe ilginiz varsa okumanız gereken kitaplardan bir tanesidir.

Vatan aşkıyla yanıp tutuşan Fehmi Bey’i bu çalkantılı günlerde neler bekliyor? Haydi hep birlikte bu hüzünlü maceraya eşlik edelim!
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Klasiklerden ve ağır kitaplardan sıkıldığım zamanlar okumak için kampanyadan bu tür kolay okunan, çerezlik kitaplar almıştım.

Kitap bir İngiliz olan Gina'nın hayatında bir şeylerin ters gitmesi üzerine Fransa'ya yerleşmesi ile başlıyor. İsminden her ne kadar bir aşk kitabı gibi görünse de son 30-40 sayfa dışında aşk ile ilgili herhangi bir kurgu göremedim ben. Bunun dışında aile sırları teması iyi işlenmiş ve merak duygusu ön planda tutulmuştu. Her ne kadar ağır ilerleyen bir kitap olsa da Gina'nın maceralarını ve hayata tutunuşunu okumak keyifliydi. Akıcılığı gayet iyi ve sıcacık bir hikâyeydi. Ben beğendim ve bir çırpıda okudum, kampanyada alınabilir.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ekonomist değilim, diş hekimiyim, kesinlikle iyi bir giriş kitabı. Alana hakim olmadığım için bana mı öyle geldi bilmiyorum ama birçok yerinde doyurucu özet bilgiler, güncel zamandan örneklerle desteklenmiş. Yer yer üstü kapalı iktidar eleştirisi mevcut (anlayana), yer yer de iktidara yönelik eleştirilerin yersiz ve anlamsız olduğunu anlatan pasajlar da var. Bu yönüyle objektifliği de yakaladığını düşünüyorum. Nouriel Roubini'nin "kriz ekonomisi" kitabını okurken zorlandığımdan, bu kitaba başlamıştım. İki kitap da bir yerde aynı konuyu işlerken, Roubini Keynes'i eleştirirken, Murat Kubilay ise Friedman'ı eleştiriyor. Sanırım bu bir fraksiyon farkı. Günümüz merkez bankası matbaasının bozulduğu bir dönem olduğundan, Friedman'a daha çok eleştiriler gelecek. Ekonomiyi anlamaya çalışana güzel bir eser.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türkiye'nin en bilinen distopyası sanırım fakat boşuna değil , George Orwell kalemini yine iyi kullanmış. 1984 distopyası halkın düşünme becerisinin dahi baskıcı rejim tarafından kelime kısıtlamalarıyla bastırıldığı, işkencenin sık uygulandığı, sıklıkla toplanan insanların duygularının manüple edilmesiyle düşmana karşı topluca kışkırtıldığı bir distopyada geçiyor. Benim aklımda bazı kelimelerin yasaklanması ile insanların sorgulama ve düşünce yetilerini. kısıtlanması ile kaldı, kelime haznemizin düşünmemiz üzerindeki devasa etkisini yeniden anladım. Güzel çözümlemeler yapılabilir okunmaya kesinlikle değer bir kitap, hayvan çiftliğinden sonra yazarın favori eseri benim için.
Yanıtla
8
3
Destekliyorum  17
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir çırpıda okuyabileceğiniz bir kitap, kamptaki deneyimleri her şeye rağmen hayata tutunması gerçekten insanı şaşırtıyor ve düşündürüyor fakat üzerine düşünmek gerekli özellikle bazı cümlelerden sonra uzun aralar vererek bitirmenizi öneririm. Mesela düşünerek okursanız kamptan çıktıktan sonra viktorun arkadaşlarının çok zor şeyler yaşadıkları için bir çiftçinin ekinlerini ezmeyi kendine hak gördüklerini göreceksiniz, bunun gibi detayları yakalamak için derin okuma yapmanızı şiddetle öneririm. Logoterapiye benim gibi önyargıyla bakanlar için de faydalı olacağını düşüyorum. varoluşsal boşluk kavramı ve dahası bundan haberi olmayan bünyeler için güzel bir başlangıç olabilir.

"insanı en çok yaralayan şey (ki bu hem yetişkinler hem de cezalandırılan çocuklar için geçerlidir) fiziksel acı değil, haksızlığın, mantıksızlığın verdiği ruhsal ıstıraptır. "
Yanıtla
3
3
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Carmilla'dan hemen sonra okumaya başladım. Şahsen Carmilla'yı daha çok sevmiştim. Bu kitap da gayet güzel. Yazım anlatım şekli çok hoşuma gitti. Farklı farklı karakterlerin ağzından bazen aynı olayı bile dinleyebiliyoruz. Karakterler de çok hoşuma gitti, farklı farklı ve empati kurabileceğiniz karakterler. Bağlarını görebiliyorsunuz. Şahsen favorim, herkes gibi Hellsing oldu. Dracula'nın bir canavardan ve hissiz bir yaratıktan çok insan gibi işlenmesi ve korkuyla hareket etmesi müthiş. Tek beğenmediğim betimlemeler oldu, benden kaynaklı mı bilmiyorum ama yer yer gözümde canlandıramadığım yerler oldu. Herkese önereceğim bir kitap. Bu kitabı okuma isteği bende Carl Maria Von Weber'in Der Freischutz'ünü izledikten sonra oldu, onu da herkese öneririm. İyi okumalar.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
31 Ağustos 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Müthiş bir aşk ve savaşın dehşeti hikayesi.. Ana kahraman Dorry adlı Avustralyalı bir asker olmak üzere, çok sayıda karakterin yer aldığı bir metin. Elbette Dorry’nin aşık olduğu amcasının karısı Amy, her ikisine de söylenen yalanlar, yitirilmiş hayaller ve kaybolmuş hayatlar, ihanetler, suçluluk ama her şeyin ötesinde Japonların savaş sırasında Çinlilere yaptıkları savaşlar, esir Avustralyalı askerleri öldüresiye çalıştırmaları … iç hesaplaşmalar, kendini aklamalar..

Kitap çok sayıda temayı bir arada ele almış ve aslında birkaç romanı bir arada anlatmış.

Çok çarpıcı, çok etkileyici bir metindi.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir