Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Uzun uzun betimlemeler yok, süslü püslü cümleler yok. Sade ve yalın bir anlatım. Salt acı gerçekler. Bir insanın acısını bir başkasının ruhuna nasıl kazıyabilirsiniz. Üzerinden yıllar geçse o kitabı her gördüğünüzde o acı kalbinizi yakar. Hani hep deriz ya şuan hissettiğim acıyı, sevgiyi, hayal kırıklığını saatlerce anlatsam yine de bitiremem. Sabahattin Ali böylesine büyük duyguları bile kısa ve sade cümlelerle o kadar iyi anlatıyor ki insan şaşıp kalıyor. Nasıl oluyor bu diye. Sanırım onu ölümsüz yapan da bu. Her bir hikaye ruhunuzda derin yaralar açacak. Mutlaka ama mutlaka okunmalı.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Büyük Sanatçının yaşam, sanat ve bilim üzerine farklı konu ve kavramlara dair düşüncelerinin biraya getirildiği iyi bir çalışma olmuş. Da Vinci'nin düşüncelerini okurken onu bu kadar iyi yapan şeyin sahip olduğu yeteneğin dışında matematikten felsefeye anatomiden yaradılış disiplinine kadar pek çok alanda mümkün olduğunca kendini yetiştirip bilginin özüne vakıf olmaya çalışmasının olduğunu gördüm. Kitap üç bölüme ayrılmış her bölüm kendi içinde maddeler halinde verilerek daha iyi bir okuma deneyimi sunulmuş.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İklim krizine dikkat çeken bir proje
Orijinal ismi "Melt" olan eserin bizde baskı gören karşılığı "Erime". Kitap, çocuk romanları kısmında kategorize ediliyor ancak yetişkinlerce de okunabilecek bir formda tasarlanmış. Yazarın vermek istediği mesaj oldukça açık: iklim krizine dikkat çekmek. Bunu da Yutu ve Beatrice adını verdiği zeki, iki çocuk karakteri üzerinden servis ediyor. İşin içerisine aksiyonu da dahil edince ortaya "güzel bir alt metni olan" macera romanı çıkmış. Yazarın iklim değişikliğine değinirken çocuk karakterler tercih etmesi manidar aslında. Geleceği yok olmak üzere olan çocukların eriyen hayallerine dem vurmuş.

Karla kaplı ücra beldelerde geçen roman, karın soğukluğunu ve çevrenin tekinsizliğini de satır aralarında hissettiriyor. Karanlık bir atmosferle zaman zaman okuruna gerçeklik hissiyatını kazandırıyor.

Çocuk romanı olması sebebiyle anlatım oldukça açık, akıcı ve duru. Mübalağa ise fazlaca başvurulan bir yöntem olmuş. Karakterlere atfedilen özelliklerse biraz hayalperestçe. Tabi bunlar gençliğe yakın duran çocuklar düşünülerek yapılmış hamleler. Nihayetinde yazar Ele Fountain yıllarca editörlük yapmış, işin mutfağını iyi bilen biri.

Şu güzel cümleyle kitabın anlam ve önemini sizlerin takdirine bırakıyorum...

“İnsanları ve doğayı birbirine bağlayan bağlar kopmaya başladığı için daha önce fark etmediğim pek çok şeyi görmüştüm. Hayal edebileceğimizden çok daha değerli bir şey parçalarına ayrılıyordu. Ancak bunu değiştirmek için geç kalmış sayılmazdık. Hâlâ vakit vardı…”
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Serhat Kaya'nın kalemiyle 3 yıl önce umursama ve azad kitaplarını okuyarak tanıştım, gerçekten kelimeleri çok etkili kullanıyor, eskiden beri çok sevdiğim Aziz Nesin ve Haldun Taner'in tarzları tadında hem nükteli ve sarkastik hem de derin edebiyat metinleri oluşturuyor. Renkli Rüyalar'ı adından ötürü komik eğlenceli olabilir diye düşündüm ama ters köşe oldu benim için ve aslında daha iyi oldu, ülkenin genel gündeminden sıkılmışken okudum ve okurken sanki ruhuma ayna tuttu kendimi dinledim, okurken dinlendim terapi tadında çok ince mesajların ve zihnimi uyandıran noktaların olması alıp götürüyor, kendisini tebrik ediyorum, kalemi daimi olsun.
Yanıtla
122
0
Destekliyorum  14
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap içerik olarak oldukça kapsayıcı, biçim olarak oldukça çeşitlilik içeriyor. Yazar, bir aydın sorumluluğu ile dünyamızı, insanlığı tehdit eden en eski ve en yeni sorunların hiçbirini atlamadan, hepsini bize hatırlatmaya çalışıyor ve üzerinde düşünmeye davet ediyor.. Bunu kitabın ön kapağından arka kapağına kadar her sayfada, her bölümde hissedebiliyoruz.

Biçim olarak da kitap bilgi veren ya da tartışan felsefi, bilimsel, tarihi metinler, coşku ve heyecana hitap eden edebi metinler ve düşünmeye davet eden aforizmalar arasında gidip geliyor. Hemen hemen her bölümde, o konuyla ilgili olarak yer verilen “özlü söz”ler de çeşitliliği artırmış ve okumayı kolaylaştırmış.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Yanıtları Göster
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Derinlerde Bir Yerden Yakalıyor…
Şehrin ortasından demiryolu geçer, bir ucu limanda denize karışırken diğer ucu tepeleri dolanır, içerilere doğru. Karabük'e uğrar, orası da kapkaradır. Kömürün çıktığı her yer kapkaradır, binalar bacalardan yayılan dumanlara karışır, yeşil de karaşındır orada. Geri dönelim, demiryolunun yakınından dere akar, doğduğu yere ilerledikçe yoksulluk artar. Çingene mahallesi oradadır, anlatıcıyı tükürük yağmuruna tutan, üstünü başını parçalamaya kalkan çocuklar o derenin kenarında oynarlar. Yaşlılığından geriye bakıyor anlatıcı, çocukluğunu baştan kuruyor, bazı parçaların eşleşmemesi veya anlatıcının eksiği yalancı hatıralarla kapamaya çalışması sonlara doğru mesele haline gelecek de şehirden ayrılmamak istiyorum çünkü bildiğim yerler, dolanmaktan bıkmadığım caddeler, her şey tanıdık. O yoksulluk, karanlık, kötülük aşina, benim bildiğimle anlatıcının bildiği arasında yetmiş yıl olsa da pek bir şey değişmemiş. Yetmiş yılda neyin değişeceğini düşünüyorsam. Sahile koskocaman bir cami diktiler, liman mahvoldu, bir bu. Anlatıcıya çok daha fazlası, öğretmen okuluna gittiği zaman geriye baktığıyla kendi çocuğunu büyüttüğü zaman baktığı bir gibi görünüyor ama değil, ilkinde kendine üzülürken ikincisinde yaşamın ne olduğunu anlamış, gördüğü muameleyi kendi çocuğunu büyütürken göstermiş ve annesine duyduğu sevgiyi yitirmiş, kadını huzurevine yollayarak belki de kendi çocukluğuna nokta koymak istiyor. Six Feet Under'ın son on beş dakikasında sezonlar boyu birlikte yaşadığımız karakterlerin ölümlerini görürüz, Yalçın da aynı tekniği kullanıyor ama duygusallığı azaltarak. Annenin şeker kokusu yoktur artık, babanın sevecenliği çoktan yitmiştir, ölümden bir tek Ali kurtulur, çocukluk aşkı, o da Ali'nin memur ailesinin tayini çıktığı için. Eşyalar kamyona yüklenirken vedalaşmaya gelir anlatıcı, çocuğa sesini duyurmaya çalışır ama Ali dönüp bakmaz, vedanın yükünü taşımak istemediği için dayanabildiğince dayanır, nihayetinde yüzünü döner anlatıcıya. Bir o yüz hatırlanacak, diğerleri zaman geçerken silinip gidecek. Ne acı hikâye, Yalçın'ın her metninde yoksullukla boğuşan karakterleri var da buradakiler kadar çabalayanı, açlıkla boğuşanı yoktur herhalde. Bu romandakiler tepelerde bir yerde yaşıyorlar, şimdinin üniversite mahallesi olabilir, hükümet meydanı çok uzak olmadığına göre o civarda. Biraz toparlamışlar oraları, denizi gören muhitlere varsıllar yerleşmiş, önceleri ahşap evler ve fakirlik varmış. Anlatıcının -bundan sonra "A"- babasının çarşı içinde eskici dükkânı varmış, evleri bir tepenin yamacında, fareyle dolu. "Çok sonra gittim bir gün ve gördüm. Daha doğrusu, göremedim. Yoktular çünkü. Ne kadar küçük ve güzel şey varsa bir bir öldürülmüş, yerlerine kalın, çirkin büyüklükler konmuştu. Anıları taşımaktan yorulmuş gibiydim o gün. Ne çok şey değiştirmişti otuz yıl; soyut, anlamsız bir dünyaya girmiştim sanki. Hiçbir tanıdık yüz yoktu. Bir fotoğraf yalnızlığı içindeydi her şey." (s. 4) Annesiyle babasının mezarlarına da gitmez, bir tek yağmuru bilir ve otobüsten iner inmez kucaklar yağmuru, kollarını nasıl açtığını görebiliyorum çünkü oradan ayrılırken ben de açmıştım. Yağmurla birlikte bir koluyla tepeleri, diğer koluyla denizi de kucaklar insan. Zonguldak.

Fragmanlar, yaşam parçaları. Çok ileriden geriye bakış, haliyle ilerinin dünyasını geriye yığmaca var ama yaşama uğraşı unutulmamış, bilinç kodlar halinde sunuyor barındırdığını. Anneanne yakınlardaki bir kasabadan geliyor sık sık, neresi acaba, Kilimli veya Kozlu? Acımasız, insafı olmayan bir kadın, A'nın sadece yaşadıklarını bildiğinden, anlattığından yola çıkarak söyleyebiliriz ki karanlıkta kalan geçmişinde daha beter yokluklar var belli ki, kızıyla torununu kurtarmaya çalışıyor. Bir parça sevgiyi neden göstermiyor torununa, sevgi açlıktan ölünce geriye hiçbir şey kalmıyordur belki. İletişim yöntemi şiddet, konuşarak hiçbir şey halledilmiyor, böyle bir ortamda incelik yeşermiyor, insanlar birbirlerinden kolaylıkla vazgeçebiliyorlar. Hikâyenin hüzünlü yanı bu, A'nın gördüğü yakınlıklar hep bir koruma güdüsüne bağlı.

1940'ların Zonguldak'ı. Savaş var, karartma var, ışığın geldiği evleri basıyor askerler. "Radyolu ev" sayılı, A'nın amcalarından birinin evine gidip havadis alıyorlar, savaş bir bitse belki biraz daha rahatlayacaklar. Kıyıda cesetlere rastlamaya başlıyorlar, Tuna'nın taşıdığı Alman askerlerinin yüzleri yenmiş, kamuflajları yırtık, çocuklar için ölüm dersi. Okulda eziyet, gül getiren şişman öğrencisini her gün döven öğretmen, gül artık neyi hatırlatıyorsa. Ne ince: Sınıfta dalga geçiyorlar A'yla, birileri babasının halini duymuş da makara yapıyor. A kimin haber uçurduğunu bilmiyor ama küçük yerler öyle, herkes her şeyi duyar. Sonra babasının çarpıklığını taklit ediyorlar tahtada, o âna kadar öfkeden kıpkırmızı kesilen A sonuçta çocuk, taklidi görünce o da gülmeye başlıyor. Yetişkinliğinden de çocuk, nereden bakılırsa bakılsın o kederden başka bir şey görülmüyor. Baba her zaman odakta, gözyaşlarını erkenden bıraktığı için. "Uyanıyorum bazı geceler; gidip birilerini bulmak, onlara sormak istiyorum; neden yaptınız? Bir insanı, üstelik yarısı sönmüş bir insanı neden öldürdünüz durmadan?" (s. 51) Anne gözlerini silip suçunun olmadığını söylüyor, anneanne ölünün karşısında suskun ama memnun, kimse acıyı paylaşmıyor, sevgiden ne kalmışsa sunmuyor, sadece yaşıyor. Sadece var oluyor demeli. İnsan hissettiğiyse.

İrfan Yalçın'ı uzun aralıklarla okuyorum çünkü kaldıramıyorum o kederi, derinlerde bir yerden yakalayıp can yakıyor. Öyle bir roman bu da.

Yanıtla
2
3
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap bir dönemde Yahudilere yapılan zulmü, baskıları ve ayrımcılığı anlatıyor. (elbette ki Yahudilerin yaptıkları zulümler de ayrı bir konu) Olmayan bir suça önce toplumun ve yetkililerin siyasi irade tarafından inandırılmaya çalışılması… daha sonra da roman kahramanı Yakov’a kabul ettirmek için her türlü psikolojik ve fiziksel işkence yapılması. Spinoza okumuş Yakov’un son ana kadar direnmesi, Tanrı ve din kavramlarının sorgulaması eserin temel konularını oluşturuyor.

Sözde modern ve demokratik bir dünya da halen siyasi veya statükoya karşıt görüşlerinden dolayı zülüm gören, ötekileştirilen ve ayrımcılığa tabi tutulan kitleler var ne yazık ki. Suçsuz ve masumda olsanız siyasi görüşünüzden dolayı başına her an her şey gelebilir. Ayrıca zulmü hangi devlet ve millet kime yaparsa yapsın şiddetle kınanması gereken bir olgu. Dili gayet akıcı ve anlaşılır. Herkese önerimdir.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Yanıtları Göster
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
bir kısmı yetişkinlere bir kısmı ise çocuklara ayrılmış güzel bir eser. Çocuklar için tavsiyeler bölümünde de yetişkinler için tavsiyeler bulmak mümkün. Olabildiğince sade bir anlatımla kaleme alınmış olduğu için okuması da bir hayli kolay. Arada bilinmedik birkaç kavram çıkabiliyor, bu kavramlar için de önsöz de güzel bir açıklama yapılmış. Kitabın temel kavramları katılık ve esneklik, bu kavramlara ek olarak da birçok felsefi görüş, psikolojik kavramlar mevcut. Her biri herkesin anlayabileceği tarzda sunulmuş. Okunmasını tavsiye ederim.
Yanıtla
6
0
Destekliyorum  3
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlmi ve akademik açıdan değerli bir tarih araştırmacısı olan Doç. Dr. Muhsin Önal dostumun hediye ettiği iki kitaptan birini okudum. Ciddi bir emek mahsulü olduğu her açıdan belli olan kitapta 'Aileden Devlete Osmanlı Hayat Modeli' adı altında Osmanlı Türk Toplumu'nda doğum, düğün ve ölüm olmak üzere hayatın üç evresi, bir müslüman evinin yirmi dört saati, kadın meselesi, eğitim öğretim ve idari hayat & askeri müesseseler olmak üzere beş konuda beş Batılı seyyahın kitaplarındaki gözlemleri notları aktarılıp değerlendirmeye tabi tutuluyor. Öteden beri Osmanlıyı sultan, hanedan ve savaşlar dışında diğer yönleriyle ele alan nitelikli bir çalışma okumak istemişimdir. İşte sayın yazar tam da bu imkan ve fırsatı bana sağladı. Kitabı okurken çok zevk aldım, çok şey öğrendim ve çok beğendim. Tam not yani on numara beş yıldız veriyorum. Böyle güzel ve önemli bir çalışma için bir okur olarak yazara teşekkür ve takdirlerimi sunuyorum. Konuya meraklı olanlar mutlaka okusun derim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“Kritikler II” Yazar Sinan Ayhan'ın Temmuz 2023'te okurlarıyla buluşturduğu deneme kitabı. İki sene içerisinde roman, şiir, öykü ve deneme türlerinde dokuz kitap yayımlatarak bir rekor kırıldığını söyleyebiliriz. "Kritikler II" deneme kitabını, 'Kritikler I'in devamı özelliğindedir. Yazarın yazdıkları, binanın yapıtaşını oluşturan bir tuğla hükmündedir ama binayı inşa edebilmek, tuğlayı yapabilmenin daha ötesinde bir mimari gerektirir. Yazarın yazdıklarıyla bir eser ortaya koymasının bir süreci vardır. Söylenecek sözü ve bir iddiası olan için bu süreç bir sanatsal ürünün nihayetlenmesiyle yaşanacaktır. Var olan düşüncenin eyleme dönüşmesinin ilk adımı ve altyapıyı taşıyacak bir şeraresi olacaktır. Yazılanlarla düşünsel boyutu hareketlendirip sanatsal bir estetikaya dönüştürülmesinin resmi olacaktır. Kanonik yapılara uysun veya uymasın doğru bilinenin icrası ve yol alışı ancak böyle mümkün olacaktır. İyi Okumalar.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  3
Bildir