Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Haziran 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kırsalda geçen bir hayat kesitini içeriyor roman. Hepsi birbiriyle bir şekilde bağlantılı ve fakat kendiliklerini koruyarak yaşamayı bilen karakterlerin bir görselini sunuyor kitap. Ben kitabı okurken bir Gerbrant Bakker eseri okuyormuş hissine kapıldım. Kitabın içinde G. Bakker isminin geçtiğini görmem de şaşırtıcı oldu benim için, belli ki Judith Hermann’ın bir hayranlığı mevcut Bakker hakkında ve iyi bir okuyucusu olarak o tarzı sürdürdüğünü hissettirdi bana. Son olarak akıcı ve keyifli bir okuma oldu benim için.
Yanıtla
3
1
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Haziran 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Umudu Kaybetmemek
Victor Frankl döneminin en ünlü terapisti ve aynı zamanda alanındaki en ihtisaslı bilim insanı. İkinci Dünya Savaşı sırasında bir toplama kampında tutsak ediliyor. Kampta kaldığı süre boyunca gördüğü manzaralar, yaşadığı olaylar kan dondurucu! Tüm bu yaşananlara rağmen hayatta kalmanın anlamını arıyor. Yaşadığı onca olayı, hayatın sonsuz küçük sorunlarından biri olarak düşünmeye çalışıyor. Kendisini zorlayan durumlardan, her saat ve her gün bahsetmek yerine düşüncelerini ılımlı ve aydınlatılmış olanlara çeviriyor. Yaşadığı ıstırapları bir nevi sonucu güzel olacağını düşündüğü anlamlı yerlere bağlıyor. Böylece ıstıraplar, ıstırap olmaktan çıkıyor.

Frankl'a göre insan bedeni şartlandırılabilen bir organizma. İnsanın ruh hali ile vücudunun bağışıklığı arasında paralellik söz konusu. Güç, cesaret ve umut kayıpları kişinin bedeninde var olan direnci aşağı çekiyor. Böylece kişi bu paralellikte yaşamını da bir yerde sonlandırmış oluyor.

Frankl, hayatta olan bir insanın hala umut etme sebebi olduğunun altını her fırsatta çiziyor. Sağlık, aile, mutluluk, profesyonel yetenekler, zenginlik, toplumdaki konum, bütün bunlar yeniden başarılabilecek ve yerine konabilecek şeyler.

Hangi süreçten geçilirse geçilsin gelecekte güzel şeyler inşa etmek için hala yeterince zaman ve umut var... Yaşanmışlıkları dünyadaki hiçbir güç unutturamaz; ancak kişi tüm bu yaşananlar karşısında pes ederse çekilen onca çile ahmaklık olarak kalır. Yaşanmışlığın anlamlı olması için, bir çaba uğruna çile çekildiği gösterilmelidir.

Eşini, ailesini ve en yakın dostlarını kamplardaki gaz odalarında ya da krematoryumlarda kaybeden ve sayısız işkenceye maruz kalan Victor Frankl tüm bu ıstırabı sonrasında, dünyadaki tek bir insana dokunabilmek için, Hayatın Anlamı'nı anlatmaktan asla vazgeçmeyerek bir yerde ıstırabını sağlam temelli bir binaya dönüştürüyor.

Yıllardır çok satanlar listesinde yer alan bu eşsiz kitabı, her yaştan okuyucu muhakkak okumalı ve hala hayatta iken umudu yitirmemeli.
Yanıtla
10
2
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Haziran 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bazı öykülerde kahramanlar fludur. Bu durumda yaşanmış – yaşanmamış arafta öyküler hissini uyandırıyor okurda. Bir şüphe halinde bir his veriliyor. Bununla beraber birçok öykünün aniden sonlandığını da görüyoruz. Bu durum hem okuru şaşırtmakta hem de okurun merak duygusunu beslemektedir. Öyküler daha çok bütüncül- sezgisel muhakeme üzerine yol aldığını söyleyebiliriz. Okuru sürükleyen remzi, kelime kelime cümle cümle aklı ve daha çok da kalbi odağa almaktadır. Ve ayrıca kitap isminden mülhem, yazılanların hepsi mâkus talihle hemzemin olmaktadır bir anlamda. Başka bir ifadeyle nesnellik ve gözlem içeren çok güzel öyküler okudum desem yeridir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Haziran 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
1932'den 1951'e Halkevleri
Milli mücadele sonrasında yeniden tüm teşkilatlarıyla ayağa kaldırılan ve bağımsızlık mücadelesi verilen ülkemizde, girişilen çok sayıda inkılap hareketinin halka yayılması için kullanılan araçlardan biri de halkevleridir.

19 Şubat 1932’de, 14 ayrı merkezde resmen faaliyete başlayan ve 1951 itibariyle sayıları 478’e ulaşan Halkevleri, “okul tahsilinin yanında halk eğitimi yapmak ve halkı birlikte çalıştırmak, bütün kuvvetleri ulvi bir maksat etrafında toplamak ihtiyacının duyulması üzerine Atatürk tarafından kurulmasına karar verilen... kültür ocaklarının adıdır.” Dönemin CHP Genel Sekreteri Recep Peker, Ankara Halkevinin açılış töreninde hedefledikleri temel esası şu şekilde ifade etmişti: “Biz Halkevlerinin samimi ve bütün Türk vatandaşlarını müsavi şeref mevkiinde gören zihniyetle kurulmuş çatıları altında bütün vatandaşları toplamaya ve itinalı bir kültür çalışması içinde milli birliğe yükseltmeye azmetmiş bulunuyoruz.”

İsmail Özer, Selenge Bilgi Serisi'nde yayınlanan bu eserinde, halkevleri fikrinin ortaya çıkışından DP iktidarıyla beraber kapanışlarına giden süreci, gayet öz bir şekilde anlatıyor. Kurulmasında, Sovyetler mi, Almanya mı yoksa İtalya mı örnek alındı? 1912 yılında kurulan Türk Ocakları’nın bir devamı sayılabilirler mi? Vildan Aşir Savaşır’ın ve Reşit Galip’in halkevlerinin kurulmasına katkıları, Türk basınındaki dönem yorumları, halkevleri bünyesinde faaliyet gösteren güzel sanatlar, spor, dil, edebiyat ve tarih gibi şubeler, şehir ve kasabalar dışındaki daha küçük yerleşim yerlerine ulaşmada önemli faaliyetler yapmış halkodaları, yurt dışındaki halkevi şubesi Londra halkevinin faaliyetleri ve 2. Dünya Savaşı ile gerilen siyasi ilişkilerin şubeye etkileri, diğer ülkelerin Türk halkevlerine dair ilgileri, Atatürk’ün ve İsmet İnönü’nün halkevleri hakkındaki görüşleri, bu kitapta ulaşabileceğiniz temel bilgilerden bir kısmı olarak sıralanabilir.

İsmail Özer, cumhuriyetin ilk yıllarına ve halkevlerine ilgi duyan, dönem üzerine okuma yapmak isteyen tüm okurlar için oldukça faydalı bir eser hazırlamış. 19 yıl süren ilk dönem halkevi çalışmaları, Demokrat Parti iktidarında, 8 Ağustos 1951’de yürürlüğe giren 5830 sayılı ile son bulmasına kadar gayet doyurucu şekilde, akıcı bir üslupla izah edilmiş.

İyi Okumalar!
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Haziran 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir Öykü, Yunan mitolojisinin çok bilinen mitlerinden Pygmalion ve Galatea'nın kadın karakterimizin gözünden ve Galateia'nın canlanmasından 10 yıl sonrasını anlatan bir versiyonu. Eğer miti bilmiyorsanız öyküyü okumadan önce öğrenmenizi öneririm. Madaline Miller Yunan mitolojisini kadın karakterin gözünden anlatma işini çok iyi beceriyor ve o güzel mitlerin arka yüzünü görerek düşünmemizi sağlıyor. Öyküdeki illüstrasyonlar gerçekten çok güzeldi tek üzüntüm öykünün bu kadar kısa olmasıydı çok daha uzun olsaydı seve seve okurdum. Tek oturuşta kolaylıkla bitirebileceğiniz ve sizi düşündürecek güzel bir öykü!
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Haziran 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çok kolay okunan ve günümüzde bile kuşak çatışmasının değişmediğini anlatan muhteşem bir klasik eserdi.Babalar ve Oğullar bu çatışmaların tam merkezinde yer alıyor.Nihilist, kendini kimseye kanıtlamak zorunda hissetmeyen ve sadece kendi fikirlerine önem veren karakterimiz Bazarov ve yine Nihilist arkadaşı Arkady'nin aileleri ile olan çatışmaları ve fikir ayrılıkları işleniyor. Aslında hikâyede genel olarak Bazarov'un fikirleri, tutum ve davranışları, en önemlisi de fikirleriyle çevresinde bıraktığı izler gözler önünde.Bunun yanı sıra olay örgüsüyle birlikte dönemin şartları, yaşam koşulları, zengin-fakir ayrımı anlaşılır bir dil ile başarılı bir şekilde işlenmiş.Nihilistliğin beden bulmuş hâli Bazarov'u okumak, onunla birlikte farklı görüşleri keşfetmek, 19.yy dönemine yolculuk yapıp eseri okurken o dönemde yaşıyormuş gibi hissetmek benim için keyifliydi.Bazarov'un güçlü karakteri kitabın tüm odak noktasıydı.Sonu üzücü oldu.Bu muhteşem eser gönülden tavsiyemdir okuyun ve okutun.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Haziran 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yolları Çatallanan Tren Düşleri...
Blondie'nin şerife racon kestiği sahne Vahşi Batı'da güvenliğin evlere şenlik olduğunu gösteriyor, kasabalıya para yedirip şerifliği satın alabilir, gönlümüzce at koşturabiliriz. Sisters Kardeşler -"Biraderler" daha şık olurmuş ki film uyarlamasının adı böyle- daha yakından görmemizi sağlar o dünyayı. Matrak bir romandır, karakterler tam karikatür değildir de o sert doğa ve sert insan tokuştuğunda ne olur, gangster tayfanın kırsala yayılma çabası tipik kovboyları nasıl etkiler, komiklik ayarı biraz yüksek bir hikâyede dünyanın bir de o yüzü. Namınız almış yürümüştür, efsanesiniz, bir köşede sakin sakin yaşayıp ölümü bekliyorsunuz ama başınıza iş geliyor, herkes peşinize düştüğü için silahları tekrar kuşanıyor, anlaşılmak için peşinize düşenlerin dilini istemeye istemeye konuşmaya başlıyorsunuz. Sert, doğrudan. Parçaları bir araya getirmeye çalışıyorum, sayısız kaynaktan sayısız sahne eklenebilir ama Doyma Ânı'yla bitireceğim çünkü Johnson'ın metnindeki zaman diliminde geçiyor mevzu. Bu kitap da Pulitzer almış, ABD tarihini iyi işleyen metinler alıyor, malum. Stegner yabanda var olmaya çalışan, insanların kendi kanunlarını çat çut uyguladıkları zamanlarda medeniyetten uzağa düşmemeye çalışan karakterlerine karşı yufka yüreklidir biraz, iki adım ötede insanlar asılırken o manzarayı göstermez çünkü esas kadının korkusu, esas adamın korumacılığı daha önemlidir, zaten anlatıcı da duygusal değişimleri, ABD'nin orta yerinde yeni yeni kurulan kasabaların yaşamı nasıl değiştirdiğini üç nesle yayarak gösterme derdindedir, çarpıcı sahneler sunmaz. Bu sahneleri Johnson sunar, Carver'dan aldığı elle atmosferi olduğu gibi yansıtarak vahşiliği gündeliğin bir parçası haline getirir. Robert Grainier'ı doğrudan olayların orta yerine fırlatır mesela, Spokane Beynelmilel Demiryolları'nın depolarından hırsızlık yaptığı düşünülen Çinli bir ameleyi infaz etmek için uğraşan Grainier'ın psikolojisi hakkında hiçbir bilgi vermez. Yıl 1917, mekan Idaho, demiryollarının iskeleti oluşturulmuş ama internetten şak diye yaptığım araştırmaya göre hararetli çalışma 1970'lere kadar devam etmiş, yani hâlâ zengin olma hayalleri kurulabilir oralarda. O dönem Çinlilere karşı yükselen nefret dalgasının sonucu. Robert E. Howard, H.P. Lovecraft gibi yazarların metinlerindeki ırkçılığı anlatan bir önsöz vardı, Dost Körpe yazmış olabilir, ilk orada rastlamıştım bu meseleye. Grev!'de sınıf mücadelesi yürütülürken Siyahi işçileri dışlayan beyaz işçilerin kaybettikleri gücü hiç umursamadıklarını görüyorduk, feminist mücadelede de benzer bir tablo vardı, patronlar ve uşaklar bu farklılıkları fiştekleyerek örgütlü mücadeleye uzun süre çomak sokmayı başarmışlar. Benzer bir tablo bu metinde de var, Johnson eşelemeden devam ediyor ve ailemizin akıbetini daha başlarda sunuyor: "Karanlıkta kızının gözlerinin köşeye kıstırılmış vahşi bir hayvan gibi kendisine döndüğünü fark etti. Düşünceleri ona bir oyun oynuyordu aslında sadece ama tüylerinin diken diken olduğunu hissetti. Ürpererek yorganı boğazına kadar çekti." (s. 15) Hikâyenin ana çizgisi bu, yolları çatallanan hikâyelere bakacağız.

İnşaatında çalıştığı köprüden geçen treni görünce sevinir ve hüzünlenir. Grainier'ın çalıştığı sayısız inşaattan biridir orası, anlatı bir anda onlarca yıl sonrasına uzanır ve ömrünün sonlarına gelmiş Grainier'ın kişisel tarihinin karman çormanlığını aktarır. Mistik olaylara değinmeyeceğim de gerçekliği sorgulayacağım, Kate'in malum gizemi aslında yasın çarpıttığı bir yaşam algısının ürünüdür belki, tartışılır. "Grainier bir keresinde de sihirli bir at ile bir kurtçocuk görmüş ve 1927 yılında çift kanatlı bir uçakla uçmuştu. Hayat hikâyesi hatırlayamadığı bir tren yolculuğuyla başlamış, sonunda da kendini içinde Elvis Presley'nin bulunduğu bir trenin dışında bulmuştu." (s. 25) Çift kanatlı bir uçakla uçmanın kurtçocukla karşılaşmakla aynı hakikat düzeyinde yer alması makul, tren yolculuğunun hız yüzünden delirtici olacağının düşünüldüğü zamanlar çok uzak değil, uçak gibi akıl almaz bir icat daha da korkunç. Ne mucizevi çağ, süper kahramanların kolaylıkla kabul görmesi, benimsenmesi hiç şaşırtıcı değil.

Grainier'ın çocukluğuna bir geri dönüş, Çinli bir ailenin kasabadan sürgün edilmesi ilk hatıra. Çizgi bulanır iyice, gerçekle hayali karıştırmaya başlarız çünkü Grainier karıştırmaya başlar, adamın algılarından ibaret bir uzamın her tahlili aşırı yoruma kaçmaya meyillidir.

İyidir, romandır, tavsiye ederim.

Yanıtla
4
8
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Haziran 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İsmi tersten okununca da aynı olan kitap! Bu duruma literatürde ne deniyor biliyor musunuz? Birçok hikaye, anlam ve anekdot yer alıyor kitapta. Bu yönüyle ve diliyle bana Tanzimat dönemi romanlarını anımsattı.
1923'te imzalanan Türk-Yunan Mübadele Sözleşmesi gereği Türkiye topraklarındaki Rum-Ortodoks nüfus ile Yunanistan topraklarındaki Türk-Müslüman nüfus arasında zorunlu göç uygulamasına dayanan bir hikayesi var. Zaman zaman onlarla mutlu olup zaman zaman ise üzülüp kızıyoruz.
Kitabın başında Gülten Hanım, çocuklarını evlendirmiş ve üçüncü eşi Zekai Bey ile İstanbul’da Selmin Apartmanında yaşamaktadır. Zamansal geçişlerle Gülten Hanım’ın anne ve babasının hikayesine dönerek bu sıcacık aileyi görüyoruz.
Romanda okuduğumuz ailenin hikayesi gerçeğe dayanmaktadır ancak yazarımızın hayal gücü ve etkileyici üslubu ile birleşince tam bir okuma zevki uyandırıyor. Ben iki günde okuyup bitirdim.
Severek okudum, sizlere de tavsiye ederim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Haziran 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Paris hakkında genel bir çizgi çekilen kitapta, bir yandan da çok fazla yeni şey öğreneceksiniz. Sadece Paris ile sınırlı kalmayan, okudukça çıkarım yaparak Fransa ve Avrupa hakkında yeni bilgiler göreceğiniz bir kitap. Çok fazla genel kültür, yemekler, sokaklar, tarihsel detaylar, insanlar ve caddeler... Her şeyden biraz barındıran aslında dolu dolu kültür tarihçiliği barındıran bir kitap. İlgili olmayanlara tavsiye etmem çünkü dediğim gibi sadece Paris'i okumayacaksınız, kalın bir kitap ve çok bilgi yüklü. Okurken fazla da ilgili olmayan birini yorabilir.
Yanıtla
3
1
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Haziran 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir ressamın aşkın konuma ulaşma çabası...
Dinlenmek ve resim yapmak için bir dağ kaplıcasına giden bir ressamın dilinden anlatılıyor hikaye. Resim yapan ve biraz da şiir yazan bir sanatçı, kendi tabiriyle " ortak duygular dünyasını geride bırakmak ve sanatçının aşkın konumuna ulaşmak" (s.136) amacıyla bir dağ kaplıcasına doğru yola çıkıyor.

Yazar, bu kısa romanın giriş bölümünde, dünyanın her şeye rağmen yaşamaya değer bir yer olduğu tezini savunuyor. "Yirmi beş yaşıma geldiğimde, aydınlık ve karanlığın, madalyonun iki yüzü olduğunu ve güneşin parladığı yere mutlaka gölgenin de düşeceğini fark ettim." (s.6)

Yazar, romanın bazı bölümlerinde ana karakterin dilinden batı resim ve şiiri ile üyesi bulunduğu Japon sanatını karşılaştırıyor.

Ana karakter kaplıcada tanıştığı ve başkasından duyduğuna göre garip bir geçmişi olan bir kadından etkilenip, kafası dağılınca kafasında tasarladığı huzurlu çalışma ortamını bulamıyor ve hikaye bu çerçevede gelişiyor.

Yazar, kitapta bolca doğa betimlemesi ve biraz da insan karakter analizi yapmış, diyaloglar da çok az miktarda olunca kısa bir roman da olsa kitabı okumak için bazı bölümlerde özel dikkat ve yoğunlaşma gerekiyor.

Kitapta genellikle Japon sanat ve edebiyatından ve bazen de dünya sanat ve edebiyatından sanatçıların eserlerine bol miktarda atıfta bulunulmuş. Batılı sanatçıların adı ve eserleri tanıdık gelse de Japon sanatına özel ilginiz yoksa Japon sanatçılar ve eserleriyle ilgili bölümlerde yabancılık çekebilirsiniz. (Kitapta geçen sanatla ilgili kişi ve eserleri çevirmen her sayfada alt bilgi olarak detaylandırmış.)

Japon sanatına ilginiz varsa severek okuyabileceğiniz bir kitap.

"Bireyi geliştirmek için tüm imkanlarını harcamış olan uygarlık, daha sonra mümkün olan her şekilde onu ezmeye devam ediyor." (s.154)
Yanıtla
16
1
Destekliyorum  1
Bildir