Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Merhaba arkadaşlar. İbrahim Horuz'un yazmış olduğu "Acıyı Bal Yapan Adam" kitabı ile geldim.

Kitap aslında gazeteci Lütfü Oflaz'ın hayatını ele alıyor. Küçük yaşta yaşadığı sağlık sorunları, geçirdiği trafik kazası sebebiyle yaşamaz denilmesi ve bu kazaya bağlı olarak hayatına skolyoz gibi bir rahatsızlığın girmesi ve bu rahatsızlıkla birlikte hayatının nasıl etkilendiğini, dönemin başbakanı olan Süleyman Demirel ile nasıl bir araya geldiği, dergilerde aktif olarak nasıl yazmaya başladığını, gazetecilik hayatı boyunca neler yaşadığını ve çektiğini okuyorsunuz.

Bütün bunlar kitap içerisinde öyle güzel anlatılmış ki, kitabında anlatım dili ağır değil, aksine çoğu kişinin rahatlıkla okuyabileceği bir kitap. Olayların anlatımındaki akıcılık da ayrı güzel. Akıcılık anlamında hiç kopukluk vs yok ayrıca.

Tavsiye eder miyim kitabı? Evet ederim. Biraz önce de belirttiğim gibi çoğu insanın rahatlıkla okuyabileceği bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap Hz. Musa'nın hayatını ve peygamberlik sürecini roman tadında ama basite de kaçmadan anlatmış. Tarihi bir olay olarak baktığımızda Hz. Musa'nın hayatında aslında çok önemli detaylar gizli. Hz. Musa, annesinin kim olduğunu ve kendisinin neye mensup olduğunu öğrenince önce kafası karıştı. Sonra şu kararı verdi:" Olaylar gelip beni bulsun, ben olay çıkarmamalıyım." Bir kavgayı ayırmak isterken bir Kıpti'nin ölümüne sebep oldu. O olay çıkarmadı olaylar onu buldu ve böylece hayatı farklı bir yöne girmiş oldu. Kitabın başlarında zaten sorgulama başlıyor: İçindekileri denize döken Nil beni saraya götürdü, bir yumrukla bir insan öldü, saraydayken çöllere düştüm, veren el iken alan ele döndüm. Kader beni sürüklüyor, ben kendimi değil. Düşünsenize Allah'a böyle bir teslimiyet, ben rabbinizim diyen firavuna karşı. Sabır, teslimiyet, tevekkül ve daha nice tanımı zor değerleri içinde barındıran bir peygamber hayatını bulacaksınız.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir Kimya Meselesi, bilimle mizahı ve insan hikâyelerini ustalıkla bir araya getiren çok keyifli bir romandı. Elizabeth Zott karakteri, zekâsı, kararlılığı ve alışılmış kalıplara meydan okuyan tavrıyla beni çok etkiledi. Dönemin toplumsal baskılarını anlatırken aynı zamanda umut veren, yer yer eğlenceli ve düşündürücü bir hikâye sunuyor. Akıcı anlatımı sayesinde sayfalar hızla ilerliyor ve kitap bittikten sonra bile karakterler akılda kalıyor. Güçlü kadın karakterlerin olduğu romanları sevenlere kesinlikle tavsiye ederim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın ülkemizde yayınlanan tüm kitaplarını okudum. Dedektif Huldar, çocuk psikoloğu Freyja serisini sevdiğim için bu kitabı aldım.Konu ülkemizde de sık sık gündeme gelen, akran zorbalığı ve bu zorbalığa uğrayan çocukların yaşadıkları.Bir grup çocuk tarafından seçilen, hedefteki çocukların yaşadıklarını çocuğu zorbalığa uğrayan bir anne olarak çok iyi anlıyorum.İçine kapanan ve okula gitmek istemeyen çocuklar genellikle başlarına geleni aileleriyle paylaşmıyor.Aileler, farkettiklerinde ise ne yapacaklarını bilemiyor.Burada ki avukat tut tavsiyesini daha önce bilseydim çok işime yarardı.Bu arada zorba çocukların kötü şeyler yapabiliyor olması ,adaleti bizlerin sağlamaya çalışmasına kesinlikle sebep olmamalı.Madalyonun her iki tarafında da çocukların olması zor bir konu.Sonuçta ben kitabın, konusunu anlatım tarzını ( zaten karakterleri de sevmiştim) beğendim.Tek şikayetim biraz uzundu.Sayfa sayısı daha az olabilirdi.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı yakın zamanda keşfettim. İyi ki görüp almışım. Yazar, 25 yılı aşkın saha deneyimini; gerçek vakalar, karşılaşılan zorluklar, yapılan hatalar ve bunlardan çıkarılan derslerle okuyucuya aktarıyor. Kitabın en beğendiğim yönlerinden biri de tam olarak buydu.

Eser, kusursuz bir başarı hikâyesi anlatmak yerine, dijital dönüşüm sürecinin kolay olmadığını ve doğru kararlar alabilmek için deneyimlerden öğrenmenin ne kadar önemli olduğunu samimi bir dille ortaya koyuyor. Bu yönüyle sadece bilgi veren değil, aynı zamanda farklı bakış açıları kazandıran bir kaynak niteliğinde.

Bu kitap kurumlar için değil, bireysel hayatımız için de önemli bir hatırlatma niteliğinde. Dijital dönüşüm, liderlik ve strateji konularına ilgi duyan herkesin faydalanabileceği, deneyim odaklı ve yol gösterici bir eser. Mutlaka okumalısınız.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  3
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Daha sadece göçmen kaçakçılığını anlatan bir roman değil insanın vicdanıyla çıkarı arasında nasıl sıkışabileceğini gösteren sarsıcı bir hikaye. Hakan Günday, Gaza'nın gözünden çocukluğun nasıl elinden alındığını, kötülüğün bazen nasıl sıradanlaştığını çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Günday'ın dili sert ama gereksiz yere değil; anlatmak istediği dünyanın ağırlığını hissettiriyor. Roman boyunca sadece göçmenlerin yaşadıklarını değil, onları bu noktaya getiren düzeni de sorguluyorsunuz. Gaza'nın vicdansızlığı beni en çok etkileyen noktalardan biriydi. Ama bu vicdansızlık doğuştan gelen bir kötülük gibi değil; çocukluğundan itibaren maruz kaldığı dünyanın, babasının baskısının ve normalleşen şiddetin bir sonucu gibi hissettirdi. Yine de zaman zaman yaptığı seçimler karşısında ona hak vermek mümkün olmadı. Bazı sahnelerde Artık dur demek istedim. Kolay okunan bir kitap değil ama muhteşem.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap çok fazla övgü aldığından uzun bir süre okumam gerektiğine çok inanarak kitabı okuyana kadar beklentimi de hayli yüksek tutmuş oldum lakin kitabı okuyunca övgülerin abartılı olduğunu düşünmeye başladım. Kitap birçok unsuru ile vasatlığın üzerinde olsa da ben kitapta geçen birçok hadisenin sürekli tekrara uğramasını, kadın erkek ilişkisinin hemen hep tek bir olayını içermesini ve bu olayın da kimin kiminle cinsel ilişkisinin olduğunun olmasını sevemedim gerçekten. Sevenler yahut sorun etmeyenler muhakkak olacaktır lakin ben sevmeyen birçok kişinin de olacağını ve birçok yerde çok fazla övgü göreceklerinden kitabı da alıp okumaya çalışacaklarını düşünüyorum.
Kitabın anlattığı şey, bir mahalle ve oradaki insanlar. Bu insanlar ne yaptı, ne yapıyor, ne yapacak, kiminle olacak, kim nereye gidecek ve gittikleri yerlerde kiminle olacak kim geri dönecek, kim zaman içinde ölecek.. Gayet basit bir dili var ve bazen de düşündürebiliyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kuppak üzerinden anlatılan hak, özgürlük ve adalet sisteminin kokuşmuşluğu; ilçenin dört bir yanına sirayet etmiş o kesif çürümenin gölgesinde yankılanıyor -diye diye ne hale geliniyor Fuat Sevimay “okuyun da belki anlarsınız” demiş.
İşte size memleket manzaraları. Liyakatsizliğin, cehaletin ve köşe başlarını tutmuş o köhnemiş “torpil” mekanizmasının geride bıraktığı enkaz, memleketin üzerine bir mühür gibi basılmış durumda. Toplumları ayakta tutan mekanizma ideal bir düzende, şeffaflıkla ve liyakatle işler; orada "kuppak-muppak" gibi kirli ilişki ağlarına yer yoktur. Ne zaman ki bu çarklar yozlaşır; işte o zaman faturayı ödeyen her daim halk olur. Peki böyle bir senaryoda kurgu (değil elbet, gerçeğin kendisi) nasıl cereyan eder: Durmak bilmeyen zamlar ve ağır vergiler altında ezilen halk için alım gücü bir hayale dönüşür; bu çöküntü de toplumu umutsuzluğun, açlığın ve işsizliğin merkezine mahkûm eder.

Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarımızın ilk kitabı olmasına rağmen o kadar akıcı ve sade bir dille yazılmış ki, zannedersiniz daha önce birçok kitap kaleme almış. Bunda bir yayınevi sahibi olmasının ve yıllardır sayısız kitabın yayın sürecine tanıklık etmesinin de payı olduğunu düşünüyorum.
Kitap, gazeteci-yazar Lütfü Oflaz’ın çocukluğundan bugüne uzanan zorlu hayat mücadelesini anlatıyor. Yoksulluk, imkânsızlıklar, pes etmeyi gerektirecek kadar ağır sınavlar… Ama tüm bunların karşısında vazgeçmeyen, her düştüğünde yeniden ayağa kalkmayı başaran bir insanın hikâyesini okuyoruz.
Sayfaları çevirdikçe sadece bir yaşam öyküsüne değil; azmin, sabrın ve umudun nelere kadir olduğuna da tanıklık ediyorsunuz. Yer yer hüzünlendiren, yer yer motive eden bu kitap, yaşanan her acının insanı olgunlaştırabileceğini ve doğru değerlendirildiğinde bir güce dönüşebileceğini hissettiriyor.
Gerçek yaşam hikâyelerini okumayı sevenlere ve mücadele dolu hayat öykülerinden ilham alanlara tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ne yazsa okurum dediğim yazarlardan biri oldu İrlandalı yazar Claire Keegan. Yaz sıcağında iç üşüten hikâyelerini(özellikle kitaba ismini veren Antartika öyküsünü) okumak farklı bir deneyim oldu. Dili akıcı, anlatımı yine içine alıyor. Anlam arayışı, yas, güvensizlik ve boşluk hisleriyle dolu hikâyeler. Yaza değil kışın kasvetine daha çok yakışan bir kitap bence.
Okuma hazzı iyi olsa da kısa romanları özellikle 'Emanet Çocuk' kitabı favorim.
"Erkeğine küçük bir oğlan çocuğuymuş gibi kol kanat geren kadınlardan olmayacağım. Halkımın bu özelliği benimle tarihe karışacak." cümlesini ayrıca beğendim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir