Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Birbirinden ayrıymış gibi görünen fakat birbiriyle bir o kadar da bütünleşmiş hikayecikler toplanıvermiş, kendi iç dünyasını saf bir tutkuyla tüm aksi yöndeki zorlamalara rağmen yaşayan bir insanın hikayesinin tamamını oluşturmuş.

Taş imgesini, insanın günahları, pişmanlıklar, tutkuları, zafiyetleri, yaşanamayanları, kaderi ya da bir bütün olarak yaşamının kendisi olarak algılamak mümkün.

Her birimiz kendi hayatımıza hükmettiğimizi sanırken, hayatın (veya kaderimizin) bize getirdikleri aslında bu konuda yanıldığımızı bir şekilde göstermekte.

Sonuç olarak her birimiz kendi yaşantımızın yapı taşlarını sektirmeye devam etmekteyiz ömür denen süreçte.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bilinç akışı tekniği kullandığı için bazı okuyuculara okuması zor gelmiş ama bu kitabın kötü veya sıkıcı olduğunu göstermez. Yazarın "Ses ve öfke" kitabı benim için birinciliği korusa da bu kitabını da çok beğendim. Gerçekçi kişilerin zihinlerinde neler döndüğünü bir kez daha göstermiş. "Kimi zaman kesinlikle bilemiyorum, bir adamın ne zaman çatlak, ne zaman akıllı olduğunu kimin söylemeye hakkı var. Kimi zaman diyorum ki hiçbirimiz tam deli ya da tam akıllı değiliz, denge bir yana doğru kaymadıkça. Hani bir adamın yaptıklarından çok, onları yaptığı zaman çoğunluğun o adama bakışından anlaşılıyor bu galiba." Cash.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  4
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öncelikle kitabın yazarı Hatice Şahin'e, çizeri Melike Dadak'a teşekkürle söze başlamak isterim. Hikayenin Afrika'da geçmesi alışılmışın dışında bir kurgu olduğu için orijinallik katmış. Hayvanlarla dostluk kuran Mustafa'nın Ramazan için heyecanı çocuklar için heveslendirici nitelikte. Beraberliğin coşkusu da gayet sade bir dille verilmiş. Ramazan'a dair verilmesi gerekenler en güzel haliyle bu kitapta yer almış . Özellikle de Tarık Efe'nin çizdiği resimden etkilenilip böyle bir hikayeye imza atılması ayrıca bir güzellik olsa gerek :)
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  6
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yine muhteşem, şiirsel üslup, muhteşem anlatım, içe işleyen olay örgüsü ve yüz otuz yıla yayılan ve beş ülkede geçen bir ailenin yaşamında bu kez Ferko, Marie ve Çaykovski'nin öyküsüyle 1952-1971 arası geri dönüşler ile birçok olaya şahitlik ediyoruz.
Mavi, Sophie, Roza, Şir-i Siyah, Mariam, Aliyar ile sevgiyi, şefkati, kıyımı okuyoruz. Bunlar olmak zorunda mı diye düşünmeden edemiyor insan, güç bu kadar merhametsizlik getirmeli mi?
Kızıl Göz bu kadar zalim olmak zorunda mıydı?
Aliyar sorgulamadan itaat etmek zorunda mıydı?

Mutlaka okunmalı gönülden tavsiyemdir.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Önyargıları Parçalamak...
Modern Amerikan Edebiyatı'nın en önemli klasiklerinden biri olan "Bülbülü Öldürmek", yayımlandığı yıldan bu yana en çok okunan kitaplar arasında. 1960 yılında ilk baskısını gören kitap, 1 yıl sonra Pulitzer Ödülü' nü kucaklayarak ününün tesadüf olmayışını kanıtlıyor.

Konusu, kurgusu ve karakterleri ile dikkat çeken kitap, ayrıca yazarının kullandığı yalın ve gayet anlaşılır dili ile de her kitleye hitap edebiliyor.

Kitabın satırlarını henüz ergenliğe dahi adım atmamış Scout Finch'in ağzından okuyoruz. Avukat babası Atticus ve kendisinden çok da büyük olmayan ağabeyi Jem ile yaşayan Scout, henüz küçük yaştayken annesini kaybediyor. Babası tekrar evlenmeyince siyahi bir bakıcı olan Calpurnia'nın elinde büyüyor. Hayal dünyası öylesine geniş ve zekası öylesine güçlü ki, Scout nahifliği ile okurun kalbinde taht kuruyor adeta

Kitabın geçtiği yıllar 1930'lar... Ve elbette o dönem Amerika'sının yoğun gündemi : Irkçılık!

Beyazlar ve siyahlar iki ayrı rengin temsilcileri... Siyahın sınırları daha keskin beyaza göre... Siyah ezilen, hor görülen, aşağılanan ve daima altta kalan kesim oluyor. Beyazla olan mücadelesinde haklı dahi olsa kaybeden taraf. İşte böyle bir dönemde, avukat Atticus Finch bir siyahinin davasını üstleniyor. Tecavüz ve yaralama ile suçlanan biz siyahiyi "aklamak" için mahkeme salonunda tek başına savaşıyor...

Kitap uzun soluklu bir yolculuk gibi... Önce çocukların neşeli dünyasına dalıyor. Bir müddet orada eğlendiriyor. Hemen ardından da asıl değinmek istediği noktaya temas edip, okurunu mahkeme salonunda bir koltuğa oturtup seyirci yapıyor... Ve bu koltukta iken kırılmayan önyargıları, benmerkezciliği, sürü psikolojisini gözler önüne seriyor...

Irkçılık temasını merkezine oturtan kitap, aile ilişkilerini de bünyesinden ayırmıyor ve duru bir güzellikle kendini noktalıyor.
Yanıtla
12
1
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sağlığın kamu yerine özel şirketler tarafından işletilmesinden tutalım da hekimlerin çalışma saatlerine, ilaçların çoğunun leblebi gibi yutulmak için üretildiğine ve bazen de devlet eliyle halka yutturulduğuna kadar geniş bir eleştiri yelpazesi karşılıyor okuru. Şimdi katıldığım nokta, çok çok uzun süredir tıp tarafından insanlara itelenen sağlık tanımı. Sağlığı esenlik yerine hasta olmama şeklinde tanımladığımız zaman kapsam biraz daralıyor ve ister istemez her üç kişiden ikisi hasta durumuna düşüyor. Kesinlikle katılmadığım nokta ise ilaçları para kazanma aracı olarak kullanıldığını ve birçoğunun işe yaramadığını söylemesi. Şimdi şunu kabul ederim, bazı ilaçların bazı yan etkileri faydasından fazla, evet. Gel gelelim aşılarla ilgili yazdığı bölümü hayretle okudum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap iki bölümden oluşuyor. İlkinde Seneca'nın "bilge" olarak tanımladığı insanın özelliklerinden bahsediyor. Bu bölümde bilge diye tabir ettiği kişilerin aslında yüzyıllar sonra Maslow'un meşhur hiyerarşisinde insanın en üst mertebesine ulaştığı "kendini gerçekleştirme" aşamasından bahsetmiş. Bilgenin ne kadar kusursuza yakın bir insan olduğunu ve toplum için ne kadar kıymetli olduğundan dem vuruyor. İkinci bölümde ise insanın o kendini gerçekleştirme aşamasına ulaşması için yaşaması gereken inzivadan bahsettiği inziva üzerine isimli bir bölüm mevcut. Seneca, Stoa Okulu olarak anılan felsefi akımın öncülerinden olduğundan kitabın genelinde Stoacı bakış açısı hakim. Nedir bu açı? Mutluluğun hakimiyeti, doğaya teslimiyet ve mantığın eğitiminin ön planda oluşu. Latinceden çevrilen kitapların anlaşılmaları ekseri zor oluyor kendi açımdan fakat bu kitapta öyle bir zorluk yaşamadım.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap da yer alan şiirler bir şeyleri anlatan şiirlerden değiller. Gösteren ve duyumsatan şiirler desek daha doğru olacaktır. Bu inşa, şiiri şiir yapan temel unsur ve şiirlerin tadını da vermektedir. Bu şiir diliyle açmazlara, tahammülfersalara dahi bir ses olabilmektedir pekâlâ. Üslup anlamında, toplumcu gerçekçi şiirlerden böylelikle ayrıştığını da söylesek yeridir. Taşıllaşmış imgelerden ziyade yeni buluşların, yeni doğumların timsallerini görmekteyiz. Bu sarih anlatım, sözün derinliğini de imlemektedir. Nasıl ki dünyamızın yirmi üç buçuk derece eğik olması mevsimleri ve daha genel anlamda hayata zemin olduğu gibi gerçek ve kalıcı şiirlerde de ses, tını ve biçemin kattığı bir hayat vardır. bütüncül bir bakışla bakacak olursak; şiirler akıcı, kendi içinde ritmi, tavrı ve duruşu olan şiirler diyebiliriz. Şiirlerin, anlam ve imge derinliğinin yanında anlaşılır ve keyifle okuma sağladığını da söyleyebiliriz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap bizi Rusya'nın bir köyüne götürüyor. Balıkçılık yaparak ailesini geçindiren baş karakterimiz dışardan bakıldığında oldukça dik kafalı, dediğim dedik ve sert mizaçlı bir aile reisi. Balıkçı ve ailesinin hikayesini okurken karakterler, diyaloglar o kadar samimi bir dille anlatılıyor ki sanki bizden bir hikaye okuyormuş hissi veriyor. Balıkçının özellikle çalışkanlığı, onurlu duruşu ve ileriye dönük öngörüleri karşısında kendisine saygı duymamak mümkün değil. Yazara ait varsa başka eserlerinin de dilimize kazandırılmasını çok isterim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir ergenin serseri yürüyüşü…
Okumaya başladığımda kitabın isminin çağrıştıracağı bir konuyla karşılaşacağımı sanıyordum ki, hemen hemen her okurunda bu durumu yaşayacağını umuyorum. Ancak başladığınızda kitabın bir kahraman üzerinde yürüyen kurgusu ve bu kurguyu besleyen ilginç bir dili olduğunu göreceksiniz. Kitabı popüler kılan unsurlardan biri bu galiba. Elbette, 1951 yılında yayınlandığını düşünürseniz; dönemin ABD’sinde Holden adındaki yeni yetme bir ergen karakteri üzerinden okuldan başlayarak (nihayetinde okuduğu okullardan atılan bir öğrenci) toplumsal, ahlaksal ve dinsel eleştirileri sansür ve yasaklamayı getirmiş olduğunu görüyoruz. Kitabı popüler kılan özelliklerden bir diğeri de bu sanırım.

Yazarın kendi yaşamından esinlendiği muhakkak. Ana karakter ve anlatıcı ‘Holden’ için J.D.Salinger’in kendisidir diyebiliriz. Ergenliğin getirdiği bir başkaldırı ve zaman zaman boş vermişlik, kural tanımamazlık, ben merkezci tutumun psikolojik yansımaları metinde kendini baskın olarak hissettiriyor. Küfür, argo konuşma ve cinselliğin serseri bir ergenin dünyasında ne kadar yer tuttuğunu size gösteriyor.

Kitap içinde yer yer kitap isimleri, okuma edimine yaklaşımlar Holden’ın ilginç kişiliğini ortaya çıkran ayrıntılar…“Oldukça cahilimdir, ama epey okurum. (…) Bir kitapta en hoşuma giden şey, en azından, arada bir gülünç şeyler olmasıdır. (…) Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir.” (s.23)

Dikkat çeken bir başka başlık başına buyruk bir ergen olan Holden’ın ikiyüzlülüğe, yapmacıklığa ve dayatmacılığa tepki vermesi… Anlatısında net ve saklamadan romanda geçen kişiler üzerinden bunu sürdürmesi… “…tanıştığıma hiç memnun olmadığım kimselere, durmadan, “Tanıştığımıza memnun oldum,” demek beni öldürüyor. Ama, hayatta kalmak istiyorsanız, ille de bu zırvaları söylemek zorundasınız.” (s.86)

Ergenliğin getirdiği psikolojik savrulmalar, karşılaştığı yenidünyalar, ayakları yerden kesilmeler, zaman zaman olgun tavırlar… Özetle, Holden “Çavdar Tarlasında Çocuklar” da kendini,ergenliğini anlatıyor yapmacıksız ve yalın bir dille.

Yanıtla
16
3
Destekliyorum  5
Bildir