Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Klasiklerin zirvesi olarak gördüğüm 19.yy'da alelade bir eserin yazılmış olması ne mümkün! Dönemin bu kusursuz örneği roman C.Dickens'ın kaleminden çıkmış duygusunu sonuna kadar verirken onun Kasvetli Ev'ini aratmamaktadır. Bir an önce sonunu öğrenerek sorulara cevap bulma arzusunu kamçılarken zorunlu biyolojik kökenli molalara isyan ettiriyor, ancak azalmayan ilgi ve adalet duygusunu besleyip bileyen, tükenen vicdanî rahatlığı şarj eden muazzam ve ilmek ilmek örülmüş kurgusuyla edebî damarın debisini fazlasıyla yükselterek silinmez tatlar bırakıyor.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İşte muhteşem bir kitap. 1860’larda hapiste yazılan bu uzun kitap roman şeklinde yazılmaya başlanmış ancak normal romanlardan çok farklıdır. Çarlık Rusyasında, otoriter ve adaletsiz yönetim altında, dünyayı cennete çevirmek için ne yapmak lazım’ın kitabıdır. Kadın-Erkek ilişkilerinden, evliliğin ruhundan, servete tapan ebeveynlerin çocuk üzerindeki etkisinden, gerçek dürüst erdemli yaşamın ne olduğuna, bir şirketin gerçek amacından şeffaf açıklanan karın işçiler arasındaki dağıtımına, çorak arazilerin yeşillendirimesinden, makine kullanımının kime fayda sağladığına kadar, eğlencenin, sevginin, çalışmanın ve genel olarak yaşamın anlamına kadar pek çok şey içerir. Boşuna Lenin’in favori kitaplarından birisi olmamıştır. Bu kitabın Rus Halk Devrimine, binlerce sayfa boyunca sadece kapitalist para kazanma yöntemini eleştiren Das Kapital’den daha fazla fayda sağladığı düşünülmektedir. Dünyayı cennete çevirmek isteyen erdemli insanlara şiddetle tavsiye ederim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Zihin/Akıl Haritaları, bir kategori düşünme kitabıdır. Kitapta yer alan Temel Düzenleme Prensipleri’ni, yazılacak bir kitabın içerikleri, bir eğitimin başlıkları, bir şirketin faaliyet alanları gibi farklı yerlerde kullabilmenizin nedeni de budur. Sokrates’in Phaidros’ta “ben buna vurgunum” dediği şey budur: bir tanımlama yapıp kategorilerine ayırmak. Matematiğin bir alt dalı olan endüstri mühendisliğinde de ana hedef (max/min) fonsiyonu ve kısıtlamaları düşünürken de aynı şeyi yapmanız gerekir (ancak okullarda öğretilmez). Birkaç küçük notum; kitapta bir haritadan diğerleri nasıl anlar yok (basit cevap:ekip çalışması), günlük planı akıl haritası olarak yapmak zor ancak bir kültür turuna (bir ülkeyi/bir şehri keşfetmeye) giderken dehşet faydasını görebilirsiniz, eğitim uygulamalarında (büyük üstad John Dewey’in açtığı yolda) bir konunun ilk dersleri bu akıl haritası (veya felsefesi) olmalı. Bu bir kategorisel düşünme kitabıdır, (liselerde okutulması gereken) bir öğrenme yöntemidir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fatih’ten İnebahtı’ya Avrupa’da Türk Beklentisi
Tarih bütününde sadece konuşulanlar değil konuşulmayanlar da yer alır. "Türk Saplantısı" kitabıyla tanıdığımız İtalyan yazar Giovanni Ricci, bu eserinde, İstanbul’un 1453’teki fethinden 1571 İnebahtı Deniz Savaşı’na kadar olan dönemde geçen ve Batı dünyasında pek konuşulmayan, belki de konuşulması nahoş görülen konulara odaklanıyor. Yazarın bu zaman dilimini seçmesindeki nedenler, yenilmez Türk mitinin zirvede olduğu sürecin ve Rönesans’ın yükseliş çöküş yıllarının bu döneme rastlamasıdır.

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u aldıktan sonra Trabzon’u ve Mora’yı da topraklarına katıp Batı’ya ilerleyişini sürdürmesi üzerine dönemin Papa’sının Fatih’e hitaben yazdığı, fakat hiçbir şekilde muhatabına ulaştırılamamış mektup, bu konulardan biri. Mektupta hem havuca hem de sopaya vurgu yapan ifadeler kullanılmış. Mesela Fatih’e cihan hükümdarlığı vaad ediliyor: “Küçük bir mesele bile sizi şu anda yaşayan insanların en kudretlisine, en güçlüsüne ve en ünlüsüne dönüştürebilir… Sizi vaftiz edecek bir damla su ve Hristiyan ayinlerini benimseyip İncil’e inanmanız.” Diğer yandan da İtalya’ya doğru ilerlemesinin kendisi açısından pek de iyi olmayacağına dair tehditler, imalar sıralanıyor: “… hiç kimse, Hristiyan olmayan bir efendiye boyun eğmek istemiyor. Herkes doğru inançla ölmek istiyor.” Mektup, Fatih’e ulaşsaydı sultanın tepkisi ne olurdu ya da Fatih, beklenmedik şekilde erken bir yaşta ölmeseydi, böylesi bir mektup ilerleyişini durdurmaya yeter miydi? Bu ihtimallere satır aralarında yer verilmemiş.

Fatih döneminde, çizmeye, Otronto’yu alarak adım atan Osmanlı askerlerini bir şekilde duymuşuzdur. Fatih’in ölümünün ardından Otronto elden çıktı. Oradaki askerlere ne oldu? Gırnata’da sıkışıp kalanlara erzak taşıyan Venediklilerin 2. Bayezıd ile Gırnata üzerinde yaptıkları egemenlik pazarlıkları, suya düşen hayaller, Papa’nın 2. Bayezıd’a yazdığı mektuplar, Şehzade Cem’in Avrupa günlerinde yaşananlar, İtalyan devletlerinin kendi aralarındaki çekişmeler, rahiplerin yönetimi yerine Türklerin kendilerini yönetmesine sıcak bakanlar, bir Arap adıyla (Cariye diye) anılan tek Avrupa şehrinin Venedik olmasının ardında yatan nedenler, Fransızlarla İtalyanların Türklere karşı tutumlarındaki farklılıklar, Fransız-Osmanlı ittifakı karşısında İtalyanlar, bu dönemde Doğu’dan Hristiyanlara yapılan çağrılar, Giovanni’nin yer verdiği konulardan sadece bir kısmı.

“… Türklere yapılan çağrıların tarihi, ayrılmış parçaların, gizli düşüncelerin, başarısız girişimlerin, haksız suçlamaların ya da asılsız iddiaların, her taraftan yapılan şantajların, asla gönderilmeyen mektupların, asla cevap yazılmayan ya da yerine ulaşmayan cevapların, her zaman gerçek olmayan şifreli mesajların, ele geçirilen hediyelerin, sürekli hazırda bekleyen muhbirlerin, Levant limanlarına ya da İtalya kıyılarına kurulan pusuların toplamıdır. (s. 170)” Giovanni, kitabın tamamında anlattıklarını temel alarak, nihai başlık altında medeniyetler çatışması teorisine atıf yapıyor ve teorinin tarihsel temellerinin olgusal olarak yanlışlığını vurguluyor.

Dönem üzerinde tarihi okumalar yapmayı sevenlere çok ilginç detaylar sunan “Türk Beklentisi” (Appello al Turco), Selenge Yayınları’nın isabetli tercihiyle ve çeviriyi yapan Serhat Pir Tosun’un kıymetli emeğiyle ülkemizde okurlarıyla buluştu.

Faydalı bir okuma olması dileğiyle!
Yanıtla
7
0
Destekliyorum  16
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gençlerimizin değerlerimizi kıymetten düşürmeye ve kutsallarımızı katletmeye and içmiş bu iğrenç dönemde şahsiyet sahibi olması, bilinçli bir Müslüman olması için temel kıstasları özet bir halde yormadan aktaran tatlı bir kitapçık olmuş. Her başlığın daha da genişletilerek bir başucu kitaba dönüşmesini temenni ediyorum.

Büyük hacimli olmaması gençlerin okumaya karşı olan korkularını da kırabilmesi hasebiyle kıymetli. Velilerin, öğretmenlerin, ablaların genç kızlarımıza hediye etmesini tavsiye ederim.

Bu zor zamanlarda neslimizi maddi-manevi muhafaza etmemiz üzerimize FARZDIR. Bunu da yine ilimle aşabileceğimizi düşünüyorum. Haydi, Bismillah diyelim ve bir başlangıç yapalım.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çağdaş, modern, seküler, entelektüel bir şehzadenin, bir beyefendi'nin hayatını okuyoruz. Şehzadenin hayatı bazı kimselerin tabularinı yıkacak, ilahlarını rahatsız edecek kadar modern. Kitap ilk bölümü Şehzadenin Abdülhamit'le anılarıyla başlasa da aslında bu anılar başkalarından duyduğu çok açık. Tek anısı Beylerbeyi'nde iki kez ziyaret etmesi onu da üstün körü anlatıyor. Sonra babası, annesi, kardeşleri, üvey annesi birkaç hanedandan akrabalarına, ikinci eşiyle tanışmasına değiniyor. İstanbul'a ilk gelişi o süreç nasıl oldu, Türkiye'de gezdiği yerler, birkaç hanedan mensubundan daha bahsediyor. İlk eşiyle hayvanları korumak için yaşadığı maceralar, maden ve petrol şirketi kurmak için yaşadığı sorunlar, iş nedeniyle gittiği ülkeler, kimliksiz olmanın çıkardığı pürüzlerden bahsediyor. Tarihi konularda bilgileri yetersiz olduğu çok açık ama ara ara Atatürk'e minnet duygusunu da ifade etmeyi unutmuyor.
Yanıtla
6
5
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir cep herkülü, bir küçük dev. Lirik bir dille yazılmış (ve nefis çevrilmiş) ama sağlı sollu geçiriyor surata gerçeğin yumruklarını. Tıp okuyan kuzenime “mutlaka okumalısın, her tıp öğrencisi okumalı” dedim. Arttırıyorum, lütfen bugünün (özellikle erkek) kadım doğum doktorları da okusun. Çünkü sepsis sorunu çözüldü ama empati yapamama sorunu halen devam ediyor. Kısacık bir metinle 2 asır önceki Viyana’ya gidiyor, tıp dünyasında yani erkek cemiyetlerinde dönen hırs ve kibir dolu işleyişe tanıklık ediyor, bu çarkın bir parçası olamayanların nasıl öğütüldüğünü ve bu hengamenin kadın kurbanlarının perişanlıklarını dişlerinizi sıkarak okuyorsunuz. Çok sevdim, iyi ki kitap okuyorum, bu ne güzel bir alemdir.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
A. Maalouf’un son kitabı, “Batı ve Hasımları” alt başlığıyla yayınlanmış, bu alt başlık kitabı çok daha iyi yansıtıyor. “Yolunu yitirmiş insanlığa hızlı bir kuşbakışı atmak” diye tanımlıyor yazar kitabını. “Doğu”yu, Rusya, Çin ve Japonya ile sınırlı tutulurken “Batı”yı ise ABD ile tanımlıyor. Yazar olabildiğince objektif olmaya çalışmış ancak eğitimini aldığı ve kültürünü benimsediği Batı’nın diğer yarısı olan Avrupa etkisi altında kaldığından, kalemin mürekkebi biraz Amerika kokuyor. Ancak buna rağmen yaklaşık son 150 yılın mükemmel bir fotoğrafını yukarıda adı geçen dört ülke üzerinden, son derece derli toplu ve gerçekçi olarak aktarmayı başarmış. Yani mürekkebinin kokusu kitabın değerini düşürmemekte. Oldukça değerli bilgiler edindim, günümüzde Batı (Amerika) ile onun hasımları Doğu (Çin) arasında oluşan bir labirentte sıkışıp kalmış insanlığın şimdisini ve geleceğini çok yalın bir dille anlatmış. Görüşleriyle tam uyum içinde olmak şart değil, ancak kitabı okumak bence şart.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sevdiğim yazarın ülkemizde basılan tüm kitaplarını okumuş olmaktan mutluyum. Yeni kitaplarını bekliyorum. 

Yine geçmiş-günümüz , yine duygusal, unutulmaz bir aşk hikâyesini, özgür ruhlara sahip olan kadınları, anneliği ve aitlik duygusunu ele alan bir başyapıt. Yine ağladığım, boğazımın düğüm düğüm olduğu, çok severek okuduğum kadının olduğu her yerin çiçek açtığı bir kitaptı. 
Agnes'in güçlü duruşunu, maceracı yanını, savaşçı ruhunu, pes etmemesini çok sevdim. 

Tek bir düğmeyle çıktığı yetimhaneden, annesini bulmak için Londra'ya, Paris'e ardından hiç bilmediği şehirlere gitmesini sağlayacaktır. 

Çok severek okudum, gönülden tavsiyemdir.

Yanıtla
0
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
İncigül Akın
17 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap bir kendini bulma yolculuğu olarak başlıyor.Moby Dick’deki erkek karakterlerin değiştirilerek kadın bir karakterin üzerinden kendini bulma,yüzleşme ve barışma olarak devam ediyor.Bir yola çıkış hikayesi olarak başlıyor.Dinah hayatının güzel olduğunu inandığı sırada bazı gerçeklerle yüzleşiyor ve dünyası tepetaklak oluyor.Başka bir dünyanın mümkün olduğuna ve onu kendisinin bulacağına inanarak bir yola çıkıyor.Yolculukta ona komşusu tek bacaklı yaşlı bir adam karavan tamircisi eşlik ediyor.Bilge fakat huysuz bu adamla maceralar ve uzun bir yolculuktan sonra Dinah kendini bul mottosuyla yine bir kuzgun metaforuyla tekrar kendisiyle yüzleşiyor.Kadınların,genç kızların okumasını öneririm.Kitabı sevmiş olsam da biraz daha genç arkadaşların daha çok hoşuna gideceğine inanıyorum.Verdiği mesajlar doğrultusunda da yetişkinlerin daha iyi anlayacağına biraz arada kaldım.Nereye kaçarsan kaç kendinide beraberinde götürürsün, o halde dur ve yüzleş diyerek yorumumu bitiriyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir