Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dünya kültür mirasının en önemli eserlerinden biri olan Mahabharata'yı güzel Türkçemize muazzam şekilde çeviren Ayasya'yı (kitap üzerindeki ismi) içtenlikle tebrik ediyorum. Anlaşıldığı kadarı ile bu destanı çevirmek için sadece sanskritçe bilmek yetmiyor, felsefe, teoloji ve birçok başka bilgilere de hakim olmak gerekiyor. Hatta okumak ve anlamak için de belirli bir alt yapıya sahip olmak gerekiyor. Hele ki, İngilizce deki berbat çevirisini de görünce, çevirmenimizle gurur duymamız gerekir diye düşünüyorum. Kitabın doğasına uygun olarak yapılan özgün kapak tasarımı da ayrıca takdire değer çünkü, sıradan bir seçim değil ve belli ki özgün bir anlamı var. Zaten Mahabharata'yı ve kapağı anlamak için epeyce bir alt yapıya sahip olmak gerektiği aşikardır.
Yanıtla
6
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ömer Hayyam'dan başlayıp Titanic'e kadar ulaşan etkileyici bir roman. Kitabın ilk yarısı Ömer Hayyam, Nizamülmülk ve Hasan Sabbah etrafında dönüyor. İkinci yarısında ise yüzyıllar sonra Ömer Hayyam'ın kayıp Rubaiyat'ının tekrar ortaya çıkışını ele alıyor.

İkinci kısıma başladığımda gerçek olaylar sanmıştım, bir bakıma olaylara gerçek diyebiliriz aslında. Ama ana karakter yazarın hayal ürünüymüş, böylece roman daha da sürükleyici hale geliyor. 1900'ler İran'ını muhteşem sergiliyor yazar. En son sayfada şok olduğumu da söylemeliyim. Hem tarihi hem sürükleyici roman okumak isteyenlere şiddetle tavsiye ederim.
Yanıtla
6
1
Destekliyorum  14
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu ramazanda okuyup bitirdiğim ilk din temalı kitap oldu. Sırada bu kitap serisinin birincisi var. Kitapta genel halkın hakkında yanlış bilgi sahibi olduğunu düşündüğüm pek çok dini mesele alanında uzman akademisyenler ve/veya düşünürler tarafından başta "akıl" sonrasında ise mevcut akademik literatür aracılığıyla aydınlatılmış. Kitapta açıklanan konuların çok büyük bir kısmı hakkında daha önceden bilgi sahibi olmuş olsam da, eserde yer alan birkaç makaleden ciddi anlamda istifade ettim. Diğer makaleler ise bilgilerimi tazelemiş oldu, iyi oldu. Özellikle bazı makaleleri takip edebilmek adına ciddi bir akademik birikim gerekse de, metinlerin büyük bir kısmı genel halka hitap ediyor. Özellikle geleneksel ve ezberci din algısıyla yetişmiş bulunan kişilerin dinimizi daha isabetli bir biçimde tanıyabilmeleri çerçevesinde bu kitaptan faydalanmalarını şiddetle öneriyorum.
Yanıtla
12
20
Destekliyorum  3
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nijeryalı yazar Chinua Achebe'nin 1960 yılında yazmış olduğu Artık Huzur Yok isimli romanı, Doğu Nijerya'daki Umuofia isimli bir İgbo köyünde doğan Obi Okonkwo'nun İngiltere'de aldığı üniversite eğitiminden sonra ülkesine dönmesini ve devlet memuru olarak işe başlamasından sonra başından geçen olayları anlatıyor.Obi Okonkwo her ne kadar karşısında rüşvetçi ve yozlaşmış bir yönetim bulsa da ideallerine bağlı bir genç olarak bütün rüşvetleri reddetmeye hazırdır. Ancak hesaplanamayan bazı olaylar, Obi Okonkwo için yeni bir hayatın başlangıcı olacak niteliktedir.
Yazar Chinua Achebe'nin İgbo kültürüne ait halk hikâyelerini ve özdeyişlerini sıkça kullandığı bu eser, biz okuyuculara farklı bir kültürle karşılaşmanın mutluluğunu yaşatıyor.Toplam 176 sayfadan oluşan roman, Batı ve geleneksel Afrika değerlerinin çatışmasını, sömürge dönemini, Hıristiyanlık etkisini ve İgbo kültürünü akıcı ve kurgusal bir dille okuyucunun önüne sunuyor.Er ya da geç bu kitabı kütüphanenizde misafir edin, derim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Âşk Makamında Yaşamak
Sayın Yazarın, on iki kitabının sonuncusu bu: “Âşıklara Yer Yok”. Diğer kitaplarını okumadığım için, genel bir yorum yapmayacağım. Kitabın konusu ve özeti, tanıtım yazısında zaten vardır. Orhan ile Firdevs arasında geçen duygusal ilişkilerden alıntı ile yetinmeyeceğim. Kısa ve öz olarak, anlatımın, anlam algoritmasını çıkarmaya çalıştım.

Evet, aşk sessiz ve derinden ilerler. Dili ve mekânı yoktur âşıkın. Kitabın adını ilk okuduğumda, yorum geliştirmekten çekindim. İlerleyen sayfalarda ise şu düşünce canlandı zihnimde: âşıklar yüce bir alemde yaşar, fiziki/maddesel bir ortama, konuma, yeryüzüne gökyüzüne sığmazlar, hapsedilemezler ve hepsinden önemlisi bunlara ihtiyaç hissetmezler. Bu çözümlemeyi, 199. sayfada geçen şu cümleden de anlıyoruz: “Âşktan nasibini alan insan, yedi kat toprağın altından bile çıkıp, mâşukuna kavuşur. Aşkın üzerini örtmeye, ne toprağın gücü yeter ve taşın”. Bunu bir abartı, kutsallığa bürünmüş metafizik bir yaklaşım olarak gören yanılır. Âşk makamında yaşayanların hakikatine erdiği bir kavram bu.

157. sayfada ise; “İnsan kaderin karşısındaki çaresizliğini gizlemek uğruna tesadüf diye bir kelime uydurdu. Asıl gizlemek istediği iradesinin zayıflığından doğan acıydı.” cümlesi de, aşkın çileli ıstıraplı yolunu hatırlatıyor bize.

Âşk içinde âşk yaşar bazen insan. Evrenin en yüce varlığı olan insan, yalnızca karşı cinsine âşık olmakla yetinmez. Ahenk içinde dans eden, tüm varlıklar alemine vurulur. Bir hayvanın neşesinden bile haz alır. Yaşarken, yaşatma azmiyle hareket eder. Tüm evreni insanda; insanı da tüm evrenle bütünleşik görür. Holistik bakışın verdiği huzurla yaşar. Leyla’dan Mevla’yı bulan âşıklar, hep bu yolda ömür tüketmişlerdir. Âşksız yaşayan bir can; meyve vermeyen bir ağaç, yaprak açmayan odun olmaya doğru yol alır. Sevgisiz, aşksız, muhabbetsiz kalmamak için, sözü kitaba bırakalım.

Keyifli okumalar.
Yanıtla
11
0
Destekliyorum  4
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın yazarı Penelope Deutscher, Derrida’nın siyasi ve sosyal düşüncelerine de yer verir. Uluslararası Yazarlar Parlamentosu’nun üyesi olarak zulüm gören entelektüeller için sığınma şehirleri önerisini destekler, Cezayir ve Filistin için barış çağrılarına katılır, hapsedilen gazetecilerin cezasını protesto eder vb. “ Politikada, tarihte, felsefede veya çağdaş kültürde kabul edilmiş fikir ve argümanları yeni yollarla ve daha eleştirel bir biçimde düşünmeye teşvik eder.” Bir anlamda ilgili fikir ve argümanları yapısöküme uğratır. “Derrida Yapısökümün kültürel ve bireysel kimlik bağlamında yeni düşünme biçimlerini ortaya çıkarabileceğine inanır.” Yazar Yapısökümcü okumayı üç bölümde açıklar.

Bu kitap Derrida eserlerini, düşüncelerini okumada yardımcı olacak bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gemi Teknolojisinin Gelişimini Anlamak İçin Referans Türkçe Kitaplardan
Donanma ve denizcilik tarihi ile ilgilenenler için saf bilgi netliği içerir. Yazar, deniz harp tarihi üzerine yaptığı araştırmalarla öne çıkıyor. Kitapta 1850'den günümüze kadar gemilerin tasnifine açıklık getirmekte ve bunu yaparken gemilerin teknik özelliklerini detaylandırarak okuyucuya anlatmakta ve gemi seviyesinde gerçekleşen bazı muharebelerden kısaca bahsetmektedir.

Kitap dört bölüme ayrılmıştır. İlk bölüm nakliye ve denizcilik tarihini tartışıyor. Kitabın ikinci bölümü en kapsamlı olanıdır ve yüzey gemilerini anlatır. Burada anlatılan gemiler kısaca şöyledir: savaş gemileri, kruvazörler, muhripler, fırkateynler, torpido botları ve hücum botları. Gemiler, farklı ülkelerin yapım aşamalarındaki teknik katkılarını ve ürettikleri savaşları veya Birinci Dünya, İkinci Dünya ve Soğuk Savaş'ta gerçekleştirilen görevleri vurgulayan başlıklar altında anlatılmıştır.

Üçüncü bölüm ise denizaltılardan bahsetmektedir. Diğer bölümde olduğu gibi devletlerden ve katıldıkları savaşlardaki yerlerinden bahsetmeden önce gemi üretiminin kronolojik aşamaları anlatılmıştır. Diğer bölüm ise uçak gemileri ve amfibi gemileri teknolojileri ve özellikleri ile ayrıntılı bir şekilde ele almaktadır.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yaşlılık ve ölüm üzerine her zamanki Fournier anlatımıyla alaycı, nüktedan ve düşündüren, bolca altını çizdiğim aforizmalar olan bir kitap. Okuduğum 7. Fournier kitabı. Külliyatını tamamlamak üzere olduğum kitabının da bu olması kitap kadar ironik. Okuduğum hiçbir kitabı pişman etmedi. Kiminden az kiminden çok öğrendim.
-Ölümden sonra hayat var mı?Kesin olan şey şu ki,hayattan sonra ölüm var.
-Ben on yaşında iken bir ihtiyar otuz yaşında idi.Ben otuz yaşında iken bir ihtiyar elli yaşında idi.Ben elli yaşıma girdiğim zaman bir ihtiyar yetmiş yaşında idi.Ona ne zaman yetişeceğim?
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Giovanni ve Campanella'nın Macerası dersleri ve okul hayatı ile başlıyor. Sosyal çevresinde Giovanni yalnız çekingen bir çocuktur, arkadaşlarının ona karşı tutumu da onu daha da yalnızlığa itmektedir. Bir gün arkadaşlarına katılmayıp bir tepede tek başına gökyüzünü izlerken bir tren yaklaşır ve ona tek iyi davranan arkadaşı Capmanella ile bir yolculuğa çıkarlar. Bu yolculuktaki metaforik anlatım, gerçekle olan eşleştirme, ince mesajlar duygusal bir son.

Ne olacağını tahmin etsem de yine de beklemediğim sonla biten bir çocuk kitabıydı. Hatta finali bunu çocuk kitabı olmaktan bir üst seviyeye taşımıştı. 79 sayfa 2 saatten kısa sürdü. Akıcı ve kolay okunan çevirisini de göz ardı etmemek lazım, bence çok başarılıydı.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Birçok farklı kütüphanede çeşitli görevlerde bulunmuş olan Richard Ovenden, kaynakça hariç üç yüz sayfayı aşmayan bu kitabıyla bilginin, arşivlerin, kütüphanelerin ve yakılan kitapların hikâyesini anlatıyor. Farklı zamanlardan, farklı mekânlardan ve farklı inançlardan güç alarak oluşturulmuş kütüphane ve arşivlerin hepsinin başına aynı şey geliyor: Yakılmak ve Yıkılmak.

Bu kitap, bilginin, arşivlerin, kitapların ve kütüphanelerin bizim için geçmişi günümüze taşıdığını ve geleceğe doğru sağlam adımlar atmamıza fayda sağladığını hatırlatan on dört bölümlü, küçük çaplı ve bir çırpıda okunan bir eser.

Kitaplarla vakit geçiren, kitap okumaktan zevk alan ve kendi kütüphanesini kurma düşüncesinde olan her bireyin okuması gerektiği kanaatindeyim. Kütüphanelerin değerini ve tarihsel süreçte başlarından nelerin geçtiğini ortaya koyan bir kitap, elbette her kitap sever için kaçırılmayacak bir fırsattır.
Yanıtla
8
1
Destekliyorum  1
Bildir