Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çok güzel, yararlı, ufuk açıcı bir kitap. Kitap, psikolojik grup çalışması şeklinde hikayeleştirilmiş. Bu da okuması kolay akıcı bir kitap olmasını sağlıyor. İlk oturumlarda grup lideri, kahramanın yolculuğu, savunma mekanizmaları, gölge, yas, kriz vb. konularda bilgi veriyor. İlerleyen oturumlarda grup üyeleri günlük hayatta hepimizin az çok yaşadığı sorunları, krizleri anlatıyorlar. Grup lideri sorularla bu krizi ve kişinin iç dünyasını analiz ediyor. Psikolojik grup çalışmalarının grup dinamiklerini ve terapötik etkisini görmek çok güzeldi. Kendini keşfetmek isteyenler için tavsiye bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Biraz kendimize dönüp derin derin düşünelim bu kitapla. Ben nedir? Ben'i mutlu etmek mümkün müdür?
Siddhartha, en az iki defa okuma gerektiriyor bana kalırsa. İlkinde baştan sona düz okuma yapıp ikincisinde döne döne düşüne düşüne ilerlemek en iyisi. Yine de çok büyük beklentilere girmemek lazım. Eğer spiritüel konulara uzaksanız ilginizi pek çekmeyebilir.

Bu konuları oldukça ilgim çekiyor olsa da ana karakter güvenilmez geldiği için sonunu pek tatmin edici bulmadım. Teknik olarak bir karakter gelişimi izliyor olmamız gerekiyordu. Bir bildungsroman olarak yaklaşırsak bu kitaba, karakteri maceraya itecek mutluluk arayışında, tüm o sorgulamalarında ve kararlılığında önce saygı duyuyorsunuz elbet ama bir ergen çıkışı gibi oluyor bu. Dolayısıyla zaman içinde karakterin pişip olgunlaşmasını beklemeye başlıyorsunuz. Yaşamanın eziyet olduğunu düşünen herkes gibi elbette daha yakından, daha dikkatli takip etmeye çalıştım. Ancak bu yolculuğun her aşamasında yine aynı soruya dönmesi, sil baştan başlaması yolculuğun bu kitap için bittiği yerde karakterin aradığını bulduğunu düşünmeme engel oldu. O yüzden Siddhartha benim gözümde hem kahraman hem de antikahraman.

İyisiyle kötüsüyle insanın kendi içindeki iki uçlu - artı ve eksi- potansiyeliyle yüzleşmesini izliyoruz. Bu karakterin zaman çizgisi linear değil. Yani kötüden iyiye veya iyiden kötüye tam bir dönüşüm yok. Dönüp dolaşıp yine aynı noktaya geldiğini, tüm aşamaları yeniden yaşadığını ve bildungsroman içinde birden fazla bildungs hissi verdiğini söylemek mümkün. Yani insan artıları ve eksileriyle bir bütün olarak insan. Bu bağlamda bana William Butler Yeats'in The Second Coming şiirini anımsattı. Orada der ki "turning and turning in the widening gyre" (dönüp duruyoruz genişleyen çarkın içinde). Yani yaşamlarımız bir spiritüel eksen üzerine oturturulmuş, bundan çıkış da mümkün değil. Siddhartha'da benzer bir benzetme yapıyor (s.95-98). Arkadaşı Govinda ile yeniden karşılaştıklarında "Görüntülerin çarkı hızla dönüp duruyor." diyor. Tıpkı Alice'in nargilesini tüttüren tırtılla sohbeti gibi bir konuşma yapıyorlar hatta. Nasıl biri olduğunu sorduğunda "ölümlü nesnelerin hızlı bir değişim içinde olduğunu" söylüyor Govinda'ya. Özetle insan kendi içinde ve hayatın ta kendisinde nasıl kendini bulmak için büyük bir inançla farklı farklı düşüncelere, felsefelere sarılıp var gücüyle bunları savunuyorsa aynısını Siddhartha'da da görüyoruz. Hatta sonu bana bu ısrarlı arayışın insana pek iyi gelmediğini söylüyor. Sonunu söylemeden bunu detaylıca anlatamıyorum ama o çember ne kadar geniş olursa olsun, biz yine başladığımız yere döneceğiz ve ilginçtir ki yine eksik hissedeceğiz. Çoğu kişi sonunu benden farklı okuyabilir, okuyor da. O yüzden okuyanlar düşüncelerini yazarsa sonuyla ilgili kaç farklı his var görmüş oluruz.

Amacı olan kişi amacına ulaştı mı özgürleşiyor, diyor Siddhartha. O halde amaç edinerek kendimizi esir mi ediyoruz? Var gücümüzle hayatın zorluklarına karşı dik durmaya çalışıyor, hayatın anlamını sorguluyor ve nihai mutluluğa, burada Nirvana'ya, ulaşma umuduyla upuzun listeler yapıyoruz. İşte o listeler bana Siddhartha'nın hayal kırıklıklarıyla dolu yolculuğundan başka bir şey değilmiş gibi geliyor. Kitabın böyle bir etkisi oldu üzerimde. 1922 yılında, savaşın ardından, yapılan bu sorgulamanın bugün hâlâ yapılabiliyor olması da o çemberden yüzyıllar da geçse çıkamayacağımıza daha çok inandırdı. Üzerine derin derin düşünecek çok cümle vardı içinde. İnsanın biraz sakinleşip kendine dönmesine, hayattakini duruşunu sorgulamasına vesile olabilecek bir kitap. Ne istiyorum, ne arıyorum, ne bulacağım, hiçbir şey bulamazsam ne yapacağım... Biraz düşünün bu sorular üzerine kitabı okuduktan sonra.

Çeviri oldukça başarılı. Özellikle derin cümlelerde çeviri size zorluk çıkarmıyor. Kitap akıp gidiyor. Ben sadece semboller, tema üzerine düşüncelere dalıp durduğum için biraz bölerek okudum. Kütüphanemde olduğu için mutlu olduğum bir kitap oldu. Vakti zamanında yakın bir arkadaşım bunun bana göre bir kitap olduğunu söylerken yanılmıyormuş.
Yanıtla
11
4
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çocuk edebiyatında deneme nasıl olur ki, çocuklar sıkılmaz mı diyerek okumaya başlamıştım. Okuyunca gördüm ki, Feyza Kartopu dili ve üslubuyla beni hayran bıraktı. Masal tadında denemeler.

Bence sadece çocuklar için yazılmamış, aynı zamanda eski zaman şarkılarını tekrar hatırlaması gereken büyükler için de yazılmış.
"İyi çocuk edebiyat nedir?" derseniz büyükler de okuduğunda kendine pay çıkarabildiği kitaplardır, derim. Umut doluyorsa bir yetişkinin kalbi, işte o iyi çocuk edebiyatıdır.

Feyza hanım çok güzel yazmış. Büyük, küçük herkes okumalı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın "Ufuktaki Ayetler" kitabını okuduktan sonra bu kitabını da okumaya verdim. İçinde çok etkileyici İslamı kabul ediş hikayeleri var. Kitabı okuyunca muhtedilerin genellikle İslamı güzel yaşayan kişilerden görüp etkilendiği için müslüman olduklarını bu nedenle güzel örnek olmanın ne kadar önemli olduğunu ve gerçekten kişi ne kadar batakta olursa olsun her zaman bir çıkış olduğunu, İslamın kişileri nasıl karanlıklardan aydınlığa çıkardığını net bir şekilde anlıyorsunuz. Herkese tavsiye ederim.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  4
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bilime adanmış bir ömür diyeceğim fakat her bilim adamının arkasından söylenen sözler gibi değil. Gerçekten bilime adanmış bir ömür. İstanbul Teknik Üniversitesinde profesör olan Mustafa İnan’ın biyografisi. Üstelik kitabın yazarının Oğuz Atay’ın usta bir kalem olması dışında Mustafa İnan’ın öğrencisi olması kitaba katmerli bir ilgi çekicilik ekliyor. Mustafa İnan’ın hayatı gerçekten okunası fakat ben Oğuz Atay’ın bir biyografiyi bu kadar zevkli ve dâhiyane ele almasına hayran kaldım. Topladığı argümanları bir öğretmen ve öğrenci olarak anlatıyor. Bir usta-çırak ilişkisiyle Mustafa İnan’ı hem öğreniyor hem anlıyorsunuz. Çok iyi bir biyografik çalışma olmuş.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
31 Mart 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türk Boylarının Geçmişine Işık Tutan Bir Kitap!
Rus tarihçi N. A. Aristov’un kaleme aldığı bu eser nitelikli bir bürokratın kaleminden çıkan özel çalışmalardan birisidir. Türkistan valiliği görevini de ifa etmiş olan N. A. Aristov, siyasi kariyerinin yanı sıra yaptığı akademik çalışmalarla da haklı bir üne sahiptir.

Özellikle de valilik görevinden emekli olduktan sonra tamamı ile kendini akademik tarih araştırmalarına adayan N. A. Aristov, Türk kökenli halkların etnik kökenlerine dair ciddi bilimsel çalışmalar yürütmüştür. Döneminde bu konuda yapılmış yayınlar başta olmak üzere önemli tarihi kaynakları araştırarak ciddi bir literatür taraması yapmıştır. Onun bu bilimsel metodu ve literatür hassasiyeti ele aldığı akademik meseleleri en iyi şekli ile ortaya koymasına imkan tanımıştır.

N. A. Aristov, yazdığı kitap ve makaleler ile Türk tarih akademisine önemli katkılar sunmuştur. Yayınladığı eserler başta Türk ve Rus bilim insanları olmak üzere tüm dünyada akademisyenler tarafından referans olarak alınmış ve kullanılmıştır.

Kaleme aldığı “Türk Halklarının Etnik Yapısı” adlı eseri ise Türk tarihinin erken dönemlerinden itibaren Türk boylarını siyasi varlıkları, ekonomik yaşamları ve sosyal olayları çerçevesinde ayrıntılı bir biçimde ele almaktadır.
Yanıtla
0
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
31 Mart 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nevzat Tarhan hocayı severim. Kitapları okunmalı. isminden de anlaşıldığı üzere kadınların psikolojisini işliyor temel olarak. Ancak erkeklerle karşılaştırmalı gittiğinden dolayı sadece kadınların değil erkeklerin de psikolojisini anlamamızı sağlıyor aynı zamanda ve böyle bir usül izlemesi kafadaki soru işaretlerinin daha fazla aydınlanmasını sağlıyor.

Kadın ve erkek psikolojisini anlatırken temel olarak içgüdüler ve genleri baz almış yazarımız bu sayede anlattıklarına bilimsel dayanak oluşturabilmiş.

Her erkek ve kadının muhakkak evlenmeden önce ve evlendikten sonra okuması gerektiğini düşündüğüm bu kitabın çok kıymetli bir başka yönü de kadın/erkek psikolojisi hakkında bilgi verirken ardından çözüm yolunu bize göstermesidir. Kendi hastalarından örnekler sunması içeriğini oldukça zenginleştirmiş.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
31 Mart 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu küçük hacimli eser, Profesör Robinson'ın Kalecki ve Kaldor'la birlikte kurucusu olduğu Post Keynesyen iktisadın klasik ortodoksiye getirdiği eleştirileri içeriyor. Eser, yayımlandığı yılın (1962) siyasi ve iktisadi bağlamında okunmalıdır. Bu yıllar, Keynesyen iktisadın klasik ortodoksiye karşı bir panzehir olarak öne sürüldüğü refah ekonomisi dönemidir. Robinson öncelikle 'değer', 'fayda', 'eşitlik' gibi kavramların ahlâkî/ metafizik karşılıklarının klasik/neo-klasik iktisat okulunca nasıl muğlak bırakıldıklarını açıklıyor. Ve bu kavramların neo-klasik iktisatçıların "ideal" bir dünya tahayyülü içinde vücut bulan 'denge', 'tam rekabet', 'serbest ticaret', 'tam istihdam' gibi hayali soyutlamaların arkasına nasıl olup da başarıyla gizlenebildiklerini ifşa ediyor.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Mart 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitap sadece yazar olmak isteyenlere değil aynı zamanda yazarlara da “yazarlık dersleri” veren bir çalışmadır. Çoğu Türkçeye de çevrilen dünyaca tanınmış bazı yazarların eserlerin-den ilgili bölümlerde yerinde ve somut örnekler verilmesi yazarın düşüncelerini daha anlaşılır duruma getirmiştir. Kitabın her bir bölümünde ayrı ayrı neden “bir yazar gibi okumak” gerektiği bazı yazarların metinlerinden hareketle açıklayıcı bilgiler verilerek anlatılmıştır. Prose büyük yazarlardan alıntılar yaptığında veya eserlerinden uzun pasajlar alması gerektiren deneme yazdığı zamanlarda kendi yazdıklarının belli bir süreliğine biraz daha akıcı hale gelmiş olduğunu fark ettiği için bu atıf ve alıntı yaklaşımını seçtiğini ifade eder.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Mart 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
St. Petersburg’dan Hive’ye Uzanan Tarihî Yolculuk
Frederick Gustavus Burnaby (1842-1885), uzun sayılamayacak ömrüne rağmen dünyanın birçok coğrafyasında seyahat etmiş ve günümüze kıymetli eserler bırakmayı başarmış İngiliz bir yazar. 16 yaşında süvari subayı olarak orduda göreve başlamış. Resmî izin süreleri içinde çeşitli gazetelerin özel muhabiri sıfatıyla İngilizler için önemli görülen çeşitli ülkeleri dolaşmış. Bu gezilerinden çıkardığı notlarını kitap haline getirmiş. 1875’te yaptığı Hive seyahatini ve 1876’da yaptığı Anadolu seyahatini anlatan kitapları, çok satan, çok bilinen ve günümüze ulaşmış en önemli eserleri olmuş. “At Sırtında Anadolu”, 93 Harbi patlak vermeden önceki Anadolu coğrafyası hakkında verdiği bilgiler bakımından oldukça kıymetli.

Hive, bugün Özbekistan’ın Harezm bölgesinde Türkmenistan’a çok yakın bir mevkide yer almakta. Tarihsel önemi büyük olan Hive, 17. yüzyıl başında bu isimle anılan hanlığın başkenti olmuş. 1873’te Rusların kontrolüne geçmiş. Yazar Burnaby'nin Hive seyahati ise bu tarihten iki yıl sonra gerçekleşmiş.

Rusya’nın Orta Asya’da hâkimiyet alanını genişleterek Hindistan’a doğru ilerlemesi, o dönemde Hindistan’ı yöneten İngilizler tarafından ciddi bir tehdit olarak algılanmış. Burnaby, bu konuda eserin başında şöyle bir değerlendirme yapmış: “Rusya, şu anki durumuyla Britanya Hindistan’ını tehdit edecek bir güce sahip değil. Bununla birlikte, topraklarına katma imkânı verilirse Hindistan’a yapılacak saldırı için müthiş bir üs sağlayacak noktaları tehdit etme gücüne sahip. Merv, Belh ve Kaşgar bu açıdan ‘muhteşem’ bir basamak oluşturmaktadır... Rusya’ya ... herhangi bir ilerleyişinin, İngiltere tarafından ‘casus belli’ olarak görüleceği açıkça belirtilmelidir.” Ruslar, bu konuda hassas olan İngilizleri ikna etme noktasında boş durmamış: “İngiltere’nin, Hindistan sınırında Rusya gibi medeni bir komşuya sahip olmasının İngiltere için çok büyük bir avantaj olacağı fikrini aşılamak istiyorlardı.”

Burnaby, aslında Hive, Rus esaretine girdiği esnada orada bulunmak ve yaşananları gözlemlemek istemiş, ancak yakalandığı tifo hastalığı buna mani olmuş. O günün şartlarında at ya da deve sırtında geçirilecek ve kar altındaki yollarda, bozkırlarda, çöllerde aylarca sürecek yolculuk, yapılan hazırlıkların ardından 30 Kasım 1875 ‘te başlamış. İlk durak, St. Petersburg, sonra Samara ve Orenburg...

Yazarın, döneme ilişkin yol boyunca yaptığı coğrafî gözlemler, psikolojik tahliller, askerî, sosyal ve ekonomik hayata dair tespitler kitabın değerini arttırıyor. Satır aralarında hiç umulmadık şekilde çok fazla detay veriliyor. Ural Kazakları, Tatarlar, Türkmenler, Kırgızlar ve daha nice Orta Asya halkları o günkü halleriyle tasvir ediliyor. Hive Hanlığı’nın Rusya tarafından bir vasal statüsüne dönüştürülmesi sürecinde yaşananlar 27. bölümde; Burnaby’nin, Hive’ye ulaştığında yönetimde olan Said Muhammed Rahim Bahadır Han ile yaptığı bir anlamda diplomatik sayılabilecek görüşme 32. bölümde anlatılıyor.

Kitabın sonunda, eserin üçte birini oluşturan hacimde bir “Ekler” kısmı var. Burada, Rusların doğudaki yayılması, Çarlık ve Hive Hanlığı arasındaki barış antlaşması, o dönemki Türkistan hükümetinin bütçesi, Türkistan’ın o tarihlerdeki önemli yol güzergâhları gibi okuyucunun merakını giderecek ilave bilgilere yer verilmesi isabetli olmuş.

Çeviriyi yapan D. Arda Şen, çok başarılı bir çalışma ortaya koymuş. Selenge’nin ülke arşivine değerli bir katkısı olan bu eser, 19. yüzyıl ikinci yarısında Rusya ve Orta Asya üzerine çalışanlar ve tüm meraklıları için önemli bir boşluğu dolduruyor.

İyi okumalar!
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir