Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Mart 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
J. Arthur de Gobineau- İnsan Irklarının Eşitsizliği'ne Dair..
Kıymetli okurlara yorumu sunmadan önce, kitabın yazarını tanıtmakta her zaman öncelikli olarak fayda vardır. J. Arthur de Gobineau, 1816 Fransız doğumlu olmakla birlikte aristokrat bir ailede yetişen diplomat ve yazardır. Böyle bir konuyu ele alabilmek de düşüncenin olgunlaşması açısından uygun bir ortam gerektiriyordu. Sanırım Gobineau da böyle bir ortama doğuştan sahipti… Bu kitapta tarihin bildiği zamanlardan beri güncelliğini koruyan, hatta günümüzde dahi pek çok meselenin ana fikri olan “insan ırkı” kaleme alınmıştır. Belki de “ırk” tüm zamanlarda insana dair problem olarak görülen her şeyden çok daha hayati bir konuydu. Aslında yeryüzünde kabul edilmesi mümkün olan tek ırk insan olabilmekti.

Kitabın özgün dili Fransızca ve "Essai sur l’inégalité des races humaines" adıyla yayınlanmıştır. Bize ulaştırılan eserin, A. Collins’in İngilizce edisyonundan dilimize kazandırıldığını göz önünde bulundurmak gerekir. Ayrıca konu yoğunluğunun yanında eski Türkçe kelimelerin kullanım sıklığı kitabın akıcılığını gölgelerken aynı zamanda okuma lezzetini de ciddi anlamda olumsuz etkiledi. Kitabın bir bölümünde 57. Sayfada geçen “ulusların daha büyük, daha güçlü ve daha medeni hale geldikçe kanlarının saflıklarını yitirdiklerini ve içgüdülerinin tedricen değiştiğini evvelce ifade etmiştim” cümlesi epey düşündürücüydü. Bu nedenle ırk denilen olgu, bir parçası olduğumuz toplumun ait olduğu kimlikten de öte bir meseleydi. Yazarın medeniyet kavramını tartıştığı bölümde medeniyeti doğrudan Avrupa ile ilişkilendirmesi kısıtlı bir bakış açısına sahip olduğunu gösteriyor. Bu bölümde yazarın fikri “Avrupa medeniyeti ve ondan ayrışan diğerleri” gibi bir algı uyandırıyor. Elbette herkes medeniyeti farklı şekillerde tanımlayabilir. Yazarın içerikte Humboldt, Goethe gibi isimlere yer verip değerlendirmesi şık bir akış sundu. Okuma boyunca pek çok kavramı yeniden düşündürüyor, yazarla tartışmamızı sağlıyor ve adeta zihnimizin dolabında bu kavramlara daha yeni, daha şık bir kılıf uydurmamıza imkan veriyor.

İnceleme vesilesi ile, bu kitabın çevirisini üstlenen Serkan Acar’a teşekkürlerimi ve tebriklerimi sunuyorum. Bir teşekkür ve tebrik de eseri yayınlama ve bizlere ulaştırma yükünü omuzlayan Selenge Yayınları’na daha nicelerine…
Yanıtla
10
6
Destekliyorum  2
Bildir
Yanıtları Göster
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Mart 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Reji İdaresi, oldum olası benim ilgimi çeken konulardan biriydi. Yazar Reji İdaresi üzerinde özellikle kolcu adı verilen grupların faaliyetlerini incelemiş. Kendi adıma ben kitapta beni şaşırtan bazı tespitler bulunmaktaydı. Bu tespitleri okuyabildiğim için son derece minnettarım. Kolcu ve halk arasındaki ilişkiye de daha geniş bir perspektiften bakmış yazar. Kolcuların halkın nezdindeki intibasını anlayabilmek türkü ve mani gibi sözlü kültür unsurlarına da başvurmuş. Osmanlı arşivlerinden çıkan evrak son derece dikkatli bir şekilde analiz edilmiş. Yazarın ellerine sağlık.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Mart 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fikirleri konusunda Afrikalı Leo kitabında biraz duraksadığım bir yazar Maalouf fakat yine de kalemini fazlasıyla beğendiğim bir yazar. Bu kitapta ise tüm süreç çok heyecanlı çok ilgi çekici geldi. Genelde kitaplarında savaşla bağlantılı konular işleniyor keza bu kitapta da öyle fakat bu bence gayet özgün bağlantı kurulmuş bir kitaptı. Süreç evet bir tık fazla uzatılmış. Her karakterin hikayesi de çok farklı. Ama sonuna gelecek olursak beni tatmin etmedi ve sanki kitapta olanlar bir rüyadan ibaret gibi bir his geldi içime. Rüya değil tabi ama yine de süreç kadar vay be diyemediğim bir sondu. Ama yine de okunmaya değer buluyorum. İyi okumalar.
Yanıtla
0
1
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Mart 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
E-beveyn olmaya çalışan bir anne olarak kitabı görür görmez hemen siparişi verdim. Kitap sabah elime geçti ve yarım günde bitirdim. Akıcı ve sürükleyici bir dili var. Çocuklarına rehber olmak isteyen, rehber olabilmek için somut ve uygulanabilir çözümler arayan bir anne olarak kitabın içeriği çok ilgimi çekti. Kitapta çocuk psikolojisinden, aile içi iletişime, teknoloji bağımlılığından, siber zorbalığa, ebeveyn denetim araçlarından bilişim hukukuna kadar dijital rehber olmak isteyen herkes için tüm konular işlenmiş. Bu kitapta psikologlarla yapılan söyleşiler, ebeveynlerden gelen yazılarla biz ebeveynlerin yaşadığı sorunlar harika biçimde işlenmiş. Kendimden çok şey buldum. Yaşanmışlıklarla kazanılan ebeveyn deneyimlerinin paylaşılması, çözüm önerileri ve uygulamalı örneklerle kitap dört dörtlük olmuş. Piyasadaki diğer kitapları da okudum. Ancak bu kitap bir başka. Teşekkürler Yusuf Yıldırım ve Barış Günaydın.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Mart 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Avrupa'da Türk Algısını Anlamak İçin Kesinlikle Okunması Gereken...
Batı Avrupa kültüründe "Türk" yüzyıllardır toplumun her kademesinde coşkunun, yazının ve sohbetin ana konularından biri olmuştur. Geçmişte "Türk" kavramı, günümüzde olduğundan daha geniş bir anlama sahipti. Kelime, dar anlamda sadece Osmanlı padişahlarının tebaasını değil, hemen hemen bütün Müslümanları kapsamaktadır.

Öyle ki, çeşitli Avrupa dillerinde "Türk olmak" tabiri aslında Müslüman olmak, İslam'a geçmek anlamına gelmektedir. Ancak Osmanlı Türkleri, imparatorluklarının gücünden dolayı daha fazla kabul edilir. Bu kitapta Avrupa halklarının Türk saplantısı bir dizi olay üzerinden irdeleniyor ve incelenen belgelerden şaşırtıcı hayat hikayeleri çıkıyor.

Bu kitap, İstanbul'un fethinden Rusların İstanbul'a gelişine kadar geçen süreci Avrupalı ​​bir bakış açısıyla anlatıyor. Kitabın merkezi İtalya'daki Ferrara şehridir. Türklerin Avrupa sınırındaki dört yüz yıllık serüveni; belgeler, mektuplar ve yerel tarihçiler kentten görülebilmektedir.

Eser aynı zamanda arşiv belgelerine ve birincil kaynaklara dayanması bakımından akademik literatürde bu konuda haklı bir yere ve üne sahiptir.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Mart 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Beni çocukluğumdan aldı, gençliğime oradan yetişkinliğime bazen neşeli bazen buruk bazen hüzünlü bir yolculuğa çıkarttı. Dünyadaki siyasal gelişmelerin toplumu, toplumsal gelişmelerin bireyin hayatını nasıl birebir etkilediğini, aslında Türkiye'de yaşayan bir insanla Fransa'da yaşayan bir insanın bu bağlamda hemen hemen aynı süreçlerden geçtiğini izleyebiliyorsunuz. Nesir içine zaman zaman manzum ifadeler de yedirilmiş inanılmaz keyifli bir anlatım ortaya çıkmış. Son yıllarda okuduğum en muhteşem kitap.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  5
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Mart 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Jack London kitaplarının ayrı bir havası var. Sanki cümlelerin sakladığı ikincil anlamlar var gibi. Aslında ana hikaye ile birlikte bir de mesajlar sunuyor gibi. Misal bu romanında 27. sayfada Naas karakterine "Ölmüşlerin kavgasını doğmamışların sürdürecek olmasına hayret ettim." gibi bir cümle kurdurtuyor. Sizi bilmem ama ben bu cümleyi şöyle bir okuyup geçemem. Pek çok örneği var bu durumun ama kitap hakkındaki genel yorumuma dönelim. Kurgusu da çok güzel, akıcılığı da. Çeviri konusunda da gayet iyi. Altına açıklama gereken yerlere gerekli dipnotlar da düşülmüş. Yazım yanlışı da görmedim ben. Yayının cep kitaplarının da müdavimi oldum zaten. Atıyorum çantama, beklemem gereken her yerde geçirdiğim vakti kıymetlendiriyorum. Bu arada insanların Unga'ya neden kızdığını da anlayamadığımı belirtmek zorundayım.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Mart 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Güney Kore Edebiyatı ilk defa okudum ve enteresan bir şekilde beğendim. Katilin psikolojisini, Alzheimer hastalığı ile baş etmeye çalışmasını, soğukkanlı bir şekilde hala çırpınışını merakla okudum. Aslında hikaye dümdüz ilerliyor hiçbir iniş çıkış yok ama bir solukta bitiyor. Günlük tarzı bir kitap aslında ama cinayetlerini açık açık anlatmıyor (ben öyle sanmıştım), daha çok kendi içinde yaşadığı hesaplaşmayı hissettiriyor yazar ve bu konuda da çok başarılı olmuş bence. Sonu inanılmaz şaşırttı. Tavsiyemdir.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mart 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eserler var yazarıyla, önerisiyle ulaşırsınız. Eserler var çevirmenler sizi buluşturur. Roza Hakmen gibi. Ölü Brugge’da olduğu gibi.

Hugues Viane. On yıllık bir evlilik sonrası vefat eden eşi Zevce’nin yasını tutabilmek amacıyla bu yası en iyi şekilde yansıtabilecek Brugge’e yerleşir. Beş yıl olmuştur:

“… akşama doğru yürümekten, ıssız kanallarla, kilise semtleriyle kendi matemi arasında benzerlikler aramaktan hoşlanıyordu.”(s.10)

Böyle de bir şehirdir onun için Brugge. Yasının metaforuna en uygun olabilecek şehir.

Yazarının, kahramanın iç dünyası ve dış dünyayı birbirine en yakın tutabileceği şehir.

Beş yıl dedik. Beş yıl sonunda bir kadınla rastlaşır. ‘Ölü’ benzerlikleri uyandıran, farklılıkları azaltan bir kadın.

Acısını dindiren; ama felaketleri belki de artıran bir kadın.

Kıyıda köşede kalmış, kıyıda köşede kalmaya devam edecek ‘iyi’ kitaplardan Ölü Brugge. Buyurun.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mart 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cesur bir kitap. Yazarın bir yerde dediği gibi büyük infiallere sebep olan olaylarda, olayın mağduru gibi görünen tarafa haklı dahi olsa eleştiri yapabilmek zordur, çünkü çoğu insanlar "yoksa sen bu olayı/saldırıyı yapanları mı destekliyorsun" tepkisini vereceklerdir. Fakat olayın tahlilinde iki tarafın hareketleri ve o olaya sebebiyet verme ölçüleri ele alınmalıdır ki hakkaniyetli bir değerlendirme yapılabilsin. Achcar, ABD'nin yüzsüz mağduriyet propagandasını ve bu propaganda ile uluslararası alanda yaptıkları hukuksuz, adaletsiz ve menfaatçi operasyonları nasıl meşrulaştırdığını berrak ve samimi bir şekilde ele almıştır. Narsistik merhamet gibi literatüre kattığı öz kavramlarla aslında bir çok konuda ve olayda kullanılabilecek ölçütler de sunmuştur.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir