Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Ocak 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir çocuk psikiyatristi olan Dr. Bruce Perry olağandışı hayatlar yaşayan çocukların karşılaştığı travmaları anlatıyor. Maalesef yaşanmış olan bu kahreden hikayeleri, uzman bir doktor gözüyle anlatan doktor çocukların fiziksel, ruhsal ve duygusal olarak nasıl etkilendikleri ve bunun nasıl iyileştirilebileceğini anlatmış kitapta. Gerçekten yazacak kelimem yok. Zaten başım sırtım ağrıyarak okudum. Hiç okumamış, bunların gerçekten yaşandığını hiç bilmemiş olmayı tercih ederdim. Bu dünya bir cehennem.

Yanıtla
7
0
Destekliyorum  4
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Ocak 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öncelikle kalemini çok beğendiğim bir yazar olan Şenol Ceviz' in Kaygısızlar Kulübü kitabını beğenerek okudum. Hem de kendimi çıkmazda hissettiğim bir dönemde. Yazar kitapta kendi hayat hikayelerine de yer verdiği için tamamen samimi ve içten geliyor. Özellikle stres ve kaygıyla baş edebilme yöntemleri, özgüven, kişilik gelişimi, yanlış atılan adımlar, insan ilişkileri ve etkili iletişim üzerine çok güzel bilgiler içeriyor. Bütün bunlarla birlikte de kişinin kendisiyle yüzleşebilmesini sağlıyor. İçerik olarak dolu dolu, yol gösterici ve yolunuza ışık tutacak bir kitap olduğu kanısındayım. Bir kitabı bitirdiğimde hayatıma ya da bakış açıma dair bir şeyleri olumlu yönde değiştirebiliyorsam o kitabı yararlı olarak değerlendiriyorum ve Kaygısızlar Kulübü' nü bitirdiğimde de bunu tüm içtenliğimle söyledim. Kitapseverlere tavsiyemdir...
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Ocak 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ben bu tip yazarlara çılgın yazarlar diyorum. Okuyucuyu; garip şeyler yaşatıp, benim hayatımda böyle bir süreç olsaydı ne yapardım duygusuna sürüklüyor. Güray Süngü'nün kitaplarından aldığım keyfi yakaladım diyebilirim. Yazar keyifle, akıl oyunlarıyla sürüp giden bir okuma yaşatıyor okuyucuya. Kitap kesinlikle yormuyor, ama sonu pek bir klişeye bağlandı gibi geldi bana. Her bölüm başındaki şarkı isimleri de güzel bir detay... Kitaba adını veren bir şarkıyken...
Yazar, kahramanını üniversite yıllarına döndürüyor ve bu dönemi bize tüm detaylarıyla inceletiyor. Siyasal, sosyal mesajlar veren yazar, öğrencilik yıllarından bu yana pembe dizi tadında romanlar çeviren Aziz'in serüvenini, sosyopat arkadaşı Abdül'ün çılgınlıklarını romanının ortasına yerleştirip okuyucusunu olağan ve olağanüstü olaylarla film tadında bir okuma keyfiyle başbaşa bırakıyor. Şunu da söylemeden edemem ben böyle bir son hayal etmemiştim diyebilirim,yakışmamış bir son olarak bulduğumu söylemeden edemeyeceğim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Ocak 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Amerikalı fizikçi Fritjof Capra'nın 30 sene önce çıkan bu kitabın yeni baskısının yayınlanması sevindirici. Yıllar önce okuduğumda başta fiziğe olan ilgimin artmasına, bilim ve felsefe konusundaki bakış açımın değişmesine sebep olmuştu. Yazarın o zamanın yeni fizik bulgularıyla birlikte özellikle Doğu mistisizmini bir noktada buluşturmaya çalışması, nesnelerin, uzay ve zamanın aslında bütünsellik içerisinde olduğunu ağır bir dil kullanmadan okuruna anlatmaya çalışmasını başarılı buldum. Tabi geçen 30 senede özellikle kuantum ve parçacık fiziğindeki gelişimlerin ötesinde kalıyor görünmesine rağmen popülaritesini korumasını da taktirle karşılıyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Ocak 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Platon’un Atlantis anlatımından sonra Atlantis’in gerçekten var olduğuna inananlar olduğu gibi Platon’un Atlantis anlatımının kurgu olduğuna inananlar da olmuştur. Yazar, Atlantis’in gerçekliğine inananları alaya alırken Atlantis’in kurgu bir hikaye olduğuna inananları yücelterek kendi düşüncesini bu şekilde aktarma yolunu tercih ediyor. Özellikle kitabın sonundaki iki makale ile Platon’u usta bir kurgucu ilan ederek kitabı bitiriyor.
Kitabın neredeyse tamamı isimler ve kitap adları ile dolu. Sadece konuya özel ilgisi olanların, araştırmacıların okuyabileceği bir eser diyebilirim.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ocak 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Pratik Bir İletişim Kitabı: Hayır De Gitsin!
Bu kitap, 220 sayfalık bir HAYIR deme rehberi. Öncelikle kitabın anlatımının temposunu hiç düşürmeden ve eğlenceli bir dilde ilerlediğini söylemeliyim. Bölümlere ayrılması iyi, çevirisi nefis.

Kitabın başlangıcında neden hayır diyemediğimizi bir dizi gruplandırma ile analiz etmiş yazar. Hangi gruba dahil olduğunuzu öğrenmek için çözebileceğiniz keyifli bir de test var. Elbette koşullar ne olursa olsun HAYIR diyebilme özgürlüğünüze, rıza kavramına, neyi istemediğinizi bilmeye ve bunu açıkça ifade edebilmeye, sınırları çizmeye ve daha pek çok konuya değiniyor.

Hayır demenin size neler kazandırabileceğini bir de Sarah Knight’ın satırlarından okuyun. İletişim yöntemlerinizi gözden geçirmenin gerekliliğini, sınırlarınızı vicdan azabı duymadan çizebilmek gibi önemli şeyleri tek bir kelimenin etrafında muzip bir anlatımla şekillendiriyor.

Kitapta tekrara düşen hiçbir şey yok. Hayır demek için özelleştirilebilir şablonlar her sayfada gittikçe ilginçleşiyor mesela. Ayrıca yazar, bu cevapların artılarına ve eksilerine de değinmeyi ihmal etmiyor. Her ortama özel hayır versiyonları ile risk almayı, kendinizi ikna etmeyi, iletişim becerilerinizi geliştirmeyi ve yaşamın her alanında uygulanabilir detayları keşfediyorsunuz. Sosyal yaşamdan iş hayatına, romantik ilişkilerden aile yaşamına kadar kırmadan ve suçluluk duymadan hayır diyebileceğiniz çeşitli alternatif hayır senaryoları gerçekten de dahiyane.

Genel olarak tekrarlamadan uzak, kategorisindeki diğer kitaplardan çok ama çok farklı, eğlenceli ve özgün bir kitap.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ocak 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türkçe Yayınlanmış En Kapsamlı Hun Tarihi Kitabı
Yazar Lev Nikolayeviç Gumilev, önemli bir tarihi kaynak ve referans kitabı olan bu eserinde, Tarih akademisinde mevcut bir kabul olan Hunların dünya tarihine hiçbir katkı sağlamayan, yıkıcı barbar bir halk olduğu yönündeki yaygın kanıya meydan okumaktadır. Özellikle de bu eser, tarih alanında Hunlara dair daha önce hiç sorulmamış soruları gündeme getirmekte ve yeni tartışmalara kapı aralamaktadır.

Eser, Türk ve Dünya tarihinde önemli bir yeri olan Hunların Fransa'dan Mançurya Ovası'na kadar hakimiyet coğrafyalarını, siyasi, sosyal ve ekonomik yaşamlarını akademik bir titizlikle ele almaktadır.

Hunlar, Asya kıtasında büyük bir teşkilatçılık örneği gösteren ve büyük imparatorluk kuran tarihteki en önemli Türk devleti olarak kabul edilmektedir. Bu eserde yazar Hunların teşkilatçılığından ve boyları bir arada tutarak nasıl büyük bir imparatorluk haline geldiklerinden etraflıca bahsetmektedir. Eser aynı zamanda Hun topluluklarının Avrupa içlerine ilerleyişini, kavimler göçünü ve başta Roma olmak üzere Avrupalı devlet ve topluluklarla kurdukları ilişkileri Batılı tarihçilerin aksine yeni bir yorum ve bakışla ele almaktadır.

Eserin yazıldığı tarihe kadar başta Avrupalı tarihçiler olmak üzere Hunlara dair kaleme alınan kitap ve makalelerdeki yanlışlar, eksiklikler ve taraflı bakış açısı neticesinde ortaya çıkan kurgusal problemler, yazar Lev Nikolayeviç Gumilev tarafından tenkid edilmiş ve tarihi kaynaklardan elde edilen bilgilerle yanlışlar düzeltilmeye çalışılmıştır.

Lev Nikolayeviç Gumilev’in bu eseri Türkçe olarak yayınlanmış en önemli Hun tarihi çalışmasıdır diyebiliriz.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ocak 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mektuplarla başlayan bir diyalog. Ve ortaya çıkan ufak ama devasa bir kitap.

Stanislaw Obirek. Polonyalı teolog, kültür tarihçisi. Zygmunt Bauman zaten biliyorsunuz.

Öyle üstünkörü, gelişigüzel yorum ya da incelemeler yer almıyor burada. Üzerinde düşünülüp çalışılmış, araştırılmış ve alıntılarla desteklenmiş çarpıcı ifadeler mevcut.

Agnostizm üzerine düşüncelerle açılan metinler monoteizm-politeizm ile dallanıp budaklanıyor burada.

Sayfalar ilerledikçe kültür, tarih, modernite gibi kavramlar ekleniyor mektuplaşmalara.

Kardeşin kardeşi öldürmesine yol açan şeyin çeşitlilikten ziyade bu çeşitliliğin reddedilmesinden ileri geldiğinin farkında iki insanın bizlere hediyesi bu kitap.

Fazlasıyla iyi gelecek. Buyurun.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Ocak 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitapta sadece DEB/DEHB ve çözüm yaklaşımları anlatılmıyor. Bu bozukluklardan yola çıkılarak daha sağlıklı, daha mutlu, özdeğeri ve özsaygısı daha yüksek bir birey nasıl yetişir/yetiştirilir, bunlar da anlatılıyor.

Bu bozukluklarla mücadele eden hem yetişkin bireylere hem de bu bozukluğa sahip çocukların ebeveynlerine aydınlatıcı olurken, ebeveynlerin, çocuğa birincil bakım verenlerin yaklaşımlarının önemini vurgulamasıyla bu bireylere önerilebilecek bir kitap.

Ayrıca bu bozukluktan muzdarip bireyleri ve ailelerini en çok etkileyen faktörlerden olan eğitim dünyasının ve elbette sosyal çevrenin bu konularda aydınlanması için de önemli bir yapıt.

Evet bazı düşüncelerin tekrarlandığı yerler var fakat her bir tekrarda o tekrarların yanında vermek istediği farklı bir mesaj ya da hayatın içinden bir örnek var.

Yazarın kendi yaşamından örnekler de vermesiyle ve anlatım diliyle sıkıcı olmaktan uzak olduğunu düşünüyorum.
Öneririm.
Yanıtla
19
0
Destekliyorum  3
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Ocak 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kelimeler, kavramlar, değerlerin ölçüsü ve dengesi
Sosyolojik, tarihsel ve politik inceleme/yorum ve tespitler içeren bu kitap;383 sayfa olup 4. baskısını yapmıştır. 9 bölüm halinde, Göktürkler ’den, Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar geçen süreci, sebep-sonuç ilişkilerini irdelemiştir.

Daha önceleri; farklı zaman ve coğrafi bölgelerde yaşanan, etnik kimlik ve inançlardan kaynaklanan, insan hakları ihlalleri konusunda eserler okumuştum. Türklerin de maruz kaldığı haksızlıkları konu edinen eserleri okusam da bu kadar detaylı, derli-toplu ve güncel yorumlarla desteklenen bir çalışmayla karşılaşmamıştım. Bu arada, Selenge Yayınları’nın kurucusu ve Türk Tarihi kitaplarının yazarı; Merhum D. Ahsen Batur (1954-2022) hakkında, kitapta kısa da olsa bir özgeçmiş bilgisinin olmamasını, bir noksanlık olarak görüyorum.

Okuduğum ve incelemeye değer bulduğum bu kitap; yoğun bir şekilde Türklerin geçmişinden ve sorunlarından bahsettiği için; ilk anda önyargılı olarak, “üstün ırk yaratma çabası, ırkçılık söylemi” gibi algılanabilir. Bazı anlatımlara, duygular karışmış olabilir, yanlış/noksan bilgi aktarımı da olabilir. Fakat genel bir çerçeveyle gözlemlediğimizde; gözden kaçırdığımız, görmezlikten geldiğimiz, fark edemediğimiz nice sorunlar olduğunu göreceğiz.

Bireysel, grupsal, toplumsal ve küresel; sorun/ayrışma/çekişme/çatışma ve vuruşmaların ana kaynağı; kelimeler, kavramlar ve ortak değerlerin ölçüsünü ve dengesini tutturamamaktan kaynaklanmaktadır. Bilinç farklılıkları, zihinlerde oluşan enerjilerin çarpışmasından; kanlı savaşlara kadar varan bir kaos ortamını tetiklemektedir. Bu inanç ve düşünce farklılıkları; koca evrende, birlikte yaşam alanlarını daraltmakta ve kıyasıya bir mücadele ortamı yaratmaktadır. İlk etapta hatırımıza; Moğol İstilası, Haçlı Seferleri, Kerbela Vakası ve diğer savaşlar/ihtilaller/ayaklanmalar gelmektedir. En büyük algı ve mantık hatalarımız; elma ile armutların aynı kefeye koyulması, tuz ile şekerin karıştırılması, baskül ile altın tartılması, inançla aklın karşı karşıya getirilmesi, bilimin din ile açıklanması, elekle su taşınmasına benzer çelişkiler ve gereksiz sentezlerden doğmaktadır.

İnanç, kültürel kimlik, coğrafik aidiyet, soy bağı; farklı farklı değer ve anlam ifade etmektedirler. Dayanışma içerisinde olabilirler fakat karıştırıp tek parça yapılmaları; yaradılışa, doğal gerçekliğe ve insanın beklentilerine aykırıdır. Sayfa 342’de anlatıldığı gibi; “Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık; sonra da birbirinizi tanıyasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, en ziyade takvâ sahibi olanınızdır. Allah ise her şeyi bilir, her şeyden haberdardır. K.K. Hücûrat Süresi 13. Ayet) kutsal beyanı da inancın ve soy kimliğinin ayrı ayrı karşılık bulmasının gereğini açıklamaktadır. Bütün Türklerin aynı dini inanca, aynı mezhep anlayışıyla bağlanma zorunluluğu yoktur. Aynı dine inananların da hepsinin aynı etnik soydan olması beklenemez. Bir ateist de inanmadığı için, coğrafik/kültürel ve etnik kimliğinden dışlanamaz. Yaratan ile doğuran özneler farklıdır. Uygulayan ile seçen farklıdır. Eğiten ve öğreten unsurlar farklıdır. Kendi kimliklerimizi koruyarak biz, irademiz, tercihlerimiz ve eylemlerimizden sorumluyuz.

Yazar eserinde; Göktürkler’ den sonra “Türk” kelimesinin kullanılmadığını, Osmanlı’nın son dönemlerinde “Jöntürkler” olarak sürgünden geri döndüğünü belirtmektedir. Çok uluslu Osmanlı Devleti’nin dağılış ve yıkılış sürecinde, her topluluk kendi başının çaresine bakınca, Anadolu’da kalanların, kurtuluş mücadelesinden sonra kurduğu Cumhuriyet ile birlikte Türk olmanın ön plana çıktığı vurgulanmaktadır.

İnanç ve sözde dini gereklilik uğruna, Türk kimliğini/ milli değerlerini/ gelenek ve göreneklerini gereksiz görenlerin; Arap kültürünü ön plana çıkarmaları, İngiliz Muhipler Cemiyeti ve Amerikan mandacılığına taraftar olmaları; mantıksızlık, tutarsızlık, akılsızlık ve bir tür ihanet olmuyor mu? Demokrasi, Laiklik ve hukuk devleti düzleminde; anayasal yurttaşlık bağıyla aynı vatan topraklarını kendine yurt edinmiş bireylerin; diğer kimlikleri de önemlidir/gereklidir/ değerlidir fakat ayrışmaya ve vuruşmaya neden olacak nitelikle, ön plana çıkarılması, bütünlük açısından sakıncalıdır. Ayrıca bir inanç veya ideoloji öğretisi; kültürel ve etnik bir kimliği ön plana çıkararak yürümeyi uygun bulmayabilir fakat bünyesine katıp eritmesi/yok sayması da uygun değildir.

500 Yıl önce İspanya’dan göçe zorlanan Sefarad Yahudilerine kucak Açan Osmanlı, bünyesinde aynı zamanda; Müslüman ve Hıristiyan toplumları da barındırıyordu. Bu birliktelik; gelişen bilimsel, siyasal, teknolojik ve sosyolojik ilerlemeler karşısında, mukavemet ve dayanışmasını sürdürebilseydi, Osmanlı Devleti, dünyanın en güçlü, en gelişmiş, en adil, en örnek alınacak ülkesi olurdu.

30. sayfada, Rus tarihçi Lev Gumilev’den yapılan; “Türkler köle edilecek, hafife alınacak bir millet değildir.” cümlesi her ne kadar bir özgüven aşılasa da, tarihsel gerçekler ve kitabın adının “1200 yıllık sürgün” ile hazin serüvenlerden bahsetmesi, bu özgüven ile çelişiyor. 281. sayfada, Celali(öfkeliler) isyanlarının da, bu tür kimlikleri yok sayma girişimlerine tepki olarak çıktığını anlatmaktadır. Lozan Anlaşması’ndan sonra mübadele döneminde, Anadolu’daki Hıristiyan Türklerin ve Rumların; Yunanistan’daki Müslüman Türklerle mübadele yoluyla anayurtlarından edilmesi de insanın doğasına aykırı, savaş ve kargaşa şartlarında aceleden alınmış hatalı bir karardır. Vatana olan bağlılık ve aidiyette; inanç ve etnik kimlik unsurları arasında bir ayrım yapılmamalıydı.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: “Tanışıp, kaynaşasınız diye sizleri kavim kavim yarattık” ilahi mesajı ışığında da değerlendirecek olursak; “Müslüman değilse Türk değildir, her Türk Müslümandır” reddiyesi yanlıştır, tutarsızdır. “Türk ise başka bir aidiyete, inanca, kimliğe ihtiyacı yoktur” mantığı ve özgüveni hatalıdır. “Türk’ün Türk’ ten başka dostu yoktur” karamsarlığı gereksizdir. “Mutluluğun kaynağını, yeterliliğini, Türk olmaya bağlamak” noksan bir önermedir. “Osmanlı torunu” tarihsel coşkusuyla, kavim kimliğinin, etnik aidiyetlerin yok sayılması hayallere teslim olmaktır. Dört yanlış bir doğruyu götürdüğü gibi, kırk yanlışın toplamından da bir doğru çıkmıyor maalesef. Fakat okuduğumuz/gördüğümüz/gözlemlediğimiz yanlışlar, doğruları bulmamıza kılavuzluk ediyor.

İyi okumalar..

Yanıtla
4
0
Destekliyorum  1
Bildir