Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Reza Aslan, daha önce okuduğum Zelot kitabında da yaptığı gibi, kitabın 1/3'ini peygamberin biyografisine ve dinin kökenine ayırmış. Geri kalanında İslam dininin gelişimini (İslam tarihi) ve gelecek projeksiyonunu (islamda reform) diğer dinlerle mukayeseli olarak önümüze sermiş.

Reza Aslan çok iyi bir kalem, yazdığını okutturuyor. Tasvirleri anlattığı şeyi gözünüzde canlandırıyor. İyi bir araştırmacı. Anlattıklarının delillerini sunuyor, altını dolduruyor. İyi bir düşünür; mümkün olduğunca tarafsız kalma gayretiyle gerçekliği okuyucusuna sunuyor. Gerektiğinde "Biz'i" eleştirmekten hiç ama hiç çekinmiyor. Gerektiğinde "Biz'i" aşağılık kompleksine girmeden savunuyor.

İyi bir insan olduğu kanaatim baskın çıkıyor. Evrensel değerlere, insanlığın ortak ihtiyaçlarına, endişelerine, ortak iyiliğimize dair sorumlu bir duruş sergilediğini düşünüyorum. Yeniliğe ve değişime açık çizgide olması, akılcılığı, cesareti ve hakkaniyetiyle benim takdirimi kazandı.

Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı çok beğendim diyerek başlayayım. İş bankası kültür yayınlarının Türk klasikleri dizisinin on ikinci kitabını da okumuş oldum böylece. Her biri birbirinden güzeldi.

Mizancı Murat adıyla anılan Mehmet Murat Bey ile ilk tanışma kitabımdı. Kitapta Osmanlı'nın dağılma döneminde aile ve toplumsal yaşamda ki türlü bozulmalar, devlet içinde ve orduda bulunan türlü aksaklıklar, düzensizlikler, yolsuzluklar ve bunlara önerilen çözümler var. Bu açıdan her ne kadar dönemi için yazılmış olsa da günümüz ve geleceği de kucaklayan bir kitap olmuş.

Normalde siyasi atıfları olan sıkıcı bir kitap olması gerekirken bu bahsi geçen konuları çok güzel bir aşk hikayesi içine yedirmiş yazar. Çok büyük bir kısmını bir solukta okudum diyebilirim. Baş karakter Mansur Bey öyle idealist ve fedakar bir tablo çiziyor ki keşke böyle insanlar hep var olsa diyor insan...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
ne zaman bir eskişehirli ile karşılaşsam hoca'nın şehir ve üniversite için yaptıkları konusunda övgüden başka bir şey duymazdım. gidip gözlerimle gördüm. herkesin övgüde kusur ettiğini düşündüm. eksik bile anlatmışlar dedim. insanların aktarabildiklerinin çok ötesinde başarılar söz konusu idi. hayran kaldım. kitap bu hayranlığın sebeplerini az da olsa yazıyor ama eskişehir'i anlatanlar gibi hoca'yı övenler gibi kelimelerde kifayetsiz kalıyor. duygu yoğunluğunu, değişimin büyüklüğünü aktaramıyor. nehir söyleşi formatı gözün gördüğü kadar güçlü, perspektifli değil. ayrıca anlatılamamış pek çok detay var. zira kitap tarihsel olarak günümüze kadar gelemiyor. bu gerekçelerle yetersiz buldum. yer yer de sıkıcı.
Yanıtla
0
1
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Muhakkak okunması gereken bir eser. Yazar Ata’ya çok yakın imiş. Bunca olayı gözlemi birinci ağızdan dinlemek, tarihe geçmiş binlerce küçük detay. Ayrıca okunması kolay akıcı bir dili var. Çok beğendim ve şiddetle tavsiye ediyorum.

Kitaptan bir alıntı bırakayım buraya “Atatürk cömert değildi. Elinin dar olduğu bile söylenebilir. Kendisine gelen hediye kravatlardan birer tanesini alabilmek için neler çektiğimizi hatırlıyorum. Buna rağmen pek ‘misafirperver’ ve ikramcıydı. Hal bilir idi. Bir akşam sofrasına bir genç arkadaşla birlikte gitmiştik. Bu genç, Atatürk’ü ilk defa dinliyordu. Dinledikçe coştu, içti ve hastalandı. Kalkamadı ve hastalığı kötü tesirini sofra başında gösterdi.

Bu gencin gönlünde hiçbir utanç azabı kalmaması için, Atatürk kendisini iki üç gece daha arka arkaya sofrasına davet etmişti”
Yanıtla
2
3
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Tuttukları dilek için bile para verir insanlar. Havuzlara, kuyulara para atarlar. Dileğini bile satın almaya alışmış birine de barış hediye edilmez, satılır."

"Çünkü bir kuruluşun kâr amacı gütmediğini ilan etmesi, ayakta kalmak için er geç her türlü sahtekârlığı yapabileceğinin de ilanıydı."

yazarın tüm kitaplarını severek okudum. bu kitabin dili öncekilere göre çok daha olgun bir dil. günday her zaman olduğu gibi günümüz dünyasına yönelik tespit ve göndermelerde bulunuyor. kitap bir çırpıda bitiyor, anlatımı kuvvetli ancak öncekilere oranla biraz sönük. umarım yazar üretkenliğini artırır çünkü modern edebiyatımızın en önemli isimlerinden bence.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çocuklara tüketim ve çevre bilinci kazandırmak için yeterli, merak uyandıran, eğlenerek öğrenmeyi sağlayan, herkesin kütüphanesinde bulunması gerektiğini düşündüğüm bir set. Kitaplar aşırı, gereksiz tüketimin ve çevre kirliliğinin nelere yol açtığını anlatırken, çocuklara düşünmeyi ve çözüm üretmeyi öğretiyor. Her kitabın sonunda önce özet geçilmiş sonra çocuğun yorumuna bırakılan bir bölüme yer verilmiş ,konuyla bağlantılı çocukların merak edebileceği sorular ile ilgili bir test yapılmış ve en sonunda cevapları verilmiş. Herkes tavsiye ederim.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Thomas Mann'ın 1919 yılında yayımlanan ve otobiyografik ögeler barındıran eseri. Hikaye Bauschan adlı bir av köpeğiyle sahibi arasında geçer. Kitap okuru, bakir bir doğanın içerisinde hissettirerek, oldukça detaylı pastoral betimlemeler ile içine çekiyor, Bauschan ve sahibiyle birlikte, Münih'te nehir kıyısında ve kentin yeşil alanlarında günlük gezintilere çıkarıyor.

Bir köpek ve onun davranışları, sahibinin gözünden o kadar güzel betimlenmiş ki, okuyucu köpeğin duygularını film izler gibi duyumsayacak, sahibiyle köpeğinin arasındaki ilişkiye tanıklık edecek.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Batılılaşmaya çalışan Türk "aydın"ının serencâmı bundan daha güzel nasıl anlatılabilir.... Bu Ülke ve diğer kitapları okunmadan Cemil Meriç ve "modernleşme sevda"mız anlaşılamaz. Üstâd'ın üslübuna hayran olmamak mümkün değil! Açıklama yerine "Kaneviçe" diyen başka bi' yazar daha görmedim/okumadım... Bu "bölüm"deki ifadeleri bile okurunu "büyülüyor"! Yazarın "Bu ülke"sinde, Said Nursî'den Dante'ye, İbn Hâldun'dan Marx'a değinmediği kimse kalmamış... Üstâd'ın dili de en fikirleri kadar mehabetli.
Yanıtla
9
2
Destekliyorum  3
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çok güldüm. Tamamen sakin, ağırkanlı bir kentten bahsediyor kitap: Quiquendone. Misal, insanlar ancak 10 yılda evlenebiliyor, çok doğal bu onlara göre. Bir yüzyıldır arabacıların küfretmediği, birbirlerine sövüp saymadığı, atların huysuzlanmadığı, köpeklerin ısırmadığı, kedilerin tırmalamadığı, kısacası tartışmanın gölgesine bile rastlanmayan bir kent bu! Sulh ceza mahkemelerinin bile tüm bir yıl iş olmadığı için çalışmadığı bir kent! Ne sanatın ne de işin, hiç ama hiçbir şeyin coşku yaratmadığı bir kent! Yüz yıldır, hiçbir zaptın tutulmadığı, jandarmaların laf olsun diye ortalıkta dolaştığı bir kent! Uzun sözün kısası, üç yüz yıldır ne bir yumruğun ne de bir tokadın atıldığı bir kent! Bu böyle devam edemez, tüm bunları değiştireceğiz, anlıyorsunuz değil mi üstat Ygéne?

Doktor Ox bunu değiştirmek istiyor ve bir deneye kalkışıyor. Denk gelirse mutlaka okuyun.

Ve çeviri: Öyle güzeldi ki... Elleri zihni dert görmesin Alev Özgüner'in.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yine çok geç kalınmış bir kitap. Başka dillerdeki romanları okuduktan sonra kendi edebiyatıma dönüyorum ve uluslararası güçte eserler yazdığımızı geç fark ediyorum hep. Benim ayıbım.

Teşbihte hata olmasın, bir Stefan Zweig romanı okumuş gibi hissediyorum. Belki önce Sabahattin Ali romanları okuyup sonra Stefan Zweig'la tanışsaydım benzetme yönüm farklı olurdu.

Hikayesi, dili, roman kişileri ile harika bir roman okudum. Yerel değil tam bir dünya edebiyatı örneğiydi. Zamanının çok ötesindeydi. Üzerinden muazzam bir feminist okuma yapılabilir.
Yanıtla
15
6
Destekliyorum  5
Bildir