Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kısaca açıklamam gerekise Türkçe dilimiz için çevirilmiş önemli bir başvuru kaynağıdır.Kitabı övmekten yana çevirmenlere ayrı teşekkür etmek gerekir.Japon Edebiyatı Kökenleri konusundaki dilimizdeki yetersizliği kapatmasından yana ilgi gösterenlerin,merakı olanların hoşuna gidebilecek bir kitaptır tıpkı benim gibi.Kitabı tabii ki bahsettiğim gibi bu kadar özel yapanlardan biri de çevirmenlerimizin bilgili,işinin ehli olması diyebilirim büyük bir zevkle özellikle Devrim Çetin Hocamız için bunu zevkle belirtmek isterim.

Kitap hakkında biraz bilgi vermem gerekise Edebiyat ve Modern Japon Edebiyatı'nın kökenleri hakkında bir kitaptır,sığ ve dar bir kaynak olduğunu düşünmüyorum çünkü gerek kitapta bir bilgi birikimi mevcut gerekse de çevirmen işinin ehli demem yeterli.Yazarlar hakkında bilgi verdiği gibi eserlerinin gerek batıyla karşılaştırılması gerekte mevcut dönemdeki eserlerle de karşılaştırılıp konu üzerine tartışılması güzel bir başvuru kaynağı yapıyor kendisini...Okunması lazım.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sevmenin, sevdanın, ayrılığın, kavuşmanın, kavuşamamanın bin bir hali vardır. Hangisi doğrudur, kişinin meşrebine göre değişir ama zamanla da kişinin bin bir halden birinden bir başka hale geçmesi de mümkündür. Ama sevdaya da ayrılığa da en çok yakışan hallerden biri beklemektir.
Ahmet, hem işi hem de içinin nedenlerinden kaçan biridir. Yol üstüne yol ekler, bir yerli olmaktan korkarak gitme üstüne gitmeler ekler. Hal böyle olunca yollarda hikâyeler biter mi? Her yol, yoldaki her insan bir hikâyedir. Bir yerde karşılaştığı, duyduğu, gördüğü hikâye onu kaçan haliyle yüzleştirir. Kalmak mı, gitmek mi zor, mümkün olan dünyaya yetişmek mi yoksa dünyadan kaçmak mı? Ahmet sorar, içinde soruları yanıtlar. Sevmenin beklemek olduğunu anlar . Sevdanın kalmak olduğunu anladığında o bin bir biçimden birini seçer, kaçmaktansa beklemeyi sevdaya adar.
Aklını yitirenlerin değil, gönlünü bulanların hikâyesinin anlatıldığı etkileyici bir kitaptı.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gerçeklere dayanan bir kurmaca roman. Yazar Victor Glass o döneme ait mahkeme kayıtları dahil birçok belge ve yazılı kaynaklardan faydalanmış. Günümüzde J. W. von Goethe, Alman Edebiyatı’nda zirvedeki isim olarak kabul edilmektedir. Kitapta geçen olay da dahil çoğu anlatının Goethe’nin biyografilerinde yazılmış olaylar olduğunu anlıyorsunuz. Ama bu kitapta anlatılan Goethe’nin kişilik özelliklerinin, karakterinin sanki onun eserlerinden, yazdıklarından daha ön plana çıkarılmış olduğunu düşünüyorum, bu ise kitabı ilginç kılmakta. Goethe’yi eserlerinden bağımsız bir de böyle tanımak hoşuma gitti. Yazarın kitap sonunda belirttiği zaman atlamaları veya bazı mantık hatalarına (gebeliğin seyri ve süresi, doğum sürecinin karikatürize anlatımı gibi) takılmayın. Öneririm.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dün başlamıştım bugün bitirdim. Ben de gezi notları ('Benim Yolum' kitabımda iki tane var) yazdığım gibi bir yandan da başkalarının kaleme aldığı gezi notlarını da okumaya çalışıyorum. İşte bu gezi notlarından birini daha okudum. Daha önce birçok kitabını okuduğum ilahiyat profesörü ve İslam Tarihi hocası olan Mehmet Azimli, "Benim Gözümle Coğrafyalar" ismini verip 2015'de yayınladığı kitaptan sonra 2020'de devam eden gezilerini de aynı isimle serinin ikinci kitabı olarak neşretmiş. Ben önce ilkini okuyup bir fikir sahibi olayım dedim. Hoca tabii olarak gezdiği yurtdışı coğrafyaları daha çok bir ilahiyatçı ve İslam tarihçisi gözüyle değerlendirmiş. Kitabın bence orjinal ve farklı olan özelliği tam da burası. Hocanın gezdiği bazı yerleri ben de gezip farklı değerlendirmeler yapsam da kitaptan çok faydalandım ve beğendim. İkincisini okumak için içimde bir istek de oluştu. Birçok ülkeyi ve şehri onun birikimiyle ve gözüyle 'farklı' okumak için 'azimli' olun, alın okuyun derim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İvan İlyiç'in Ölümü, gitgide şiddetlenen ağrılarıyla ölüme daha fazla yaklaştığını hisseden İvan İlyiç, yaşamına bambaşka gözlerle bakmaya başlar. Öyle ki değer verdiğini sandığı her şey zamanla önemini yitirir. Dahası mutlu günlerinin yalnızca çocukluk günlerinde kaldığının ancak farkına varır. Zaman zaman (mutlu olduğunu sandığı) yaşamına tekrar dönmeye umutlanır lâkin gittikçe şiddetlenen ağrıları ve hastalığı ile kaybolan umutlarıyla kendini çaresizce ölümün pençesinde bulur."...karısının da, kızının da, oğlunun da, hizmetçilerinde, tanıdıklarında, doktorlarında, en önemlisi, kendisinin de onunla ilgili tek düşüncesi vardı: Yerini boşaltmanın zamanı gelmiş miydi artık, varlığıyla çevresindekilere verdiği sıkıntıdan kurtaracak mıydı onları sonunda, kendisinin çektiği acılar da bitecek miydi?"(s.81)
Ölüm kapımızı çalana dek günün birinde öleceğimizi düşünmek dahası aklımıza getirmek dahi istemeyiz. Ölüm ancak başkaları için vardır. Bizim için ölüm soyut bir kavramdan öteye geçemez.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öncellikle 2.Dünya Savaşı ile ilgilenenler için kesinlikle çok önemli bir kronik. Gönül rahatlığıyla edinebilirsiniz, kitapkurtları. Kont Galeazzo Ciano'nun (Duce'nin damadı ve İtalya Dışişleri Bakanı) birinci ağızdan tarafsız anlatımı eserin önemini zaten gayet güzel tarif ediyor bize. Ek olarak Selçuk Uygur'un çevirisi de çok kıymetli. Bu tip eserleri ilgili okurlara Türkçe yoluyla aktarması çok mühim bir olay ki ekstra olarak kendisi de yazıyor. Sözün özü kitabı tavsiye ediyorum. İyi okumalar.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  12
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
İrfan Yalçınkaya
23 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın yazarı Van Tıp'lı yıllarda tanışıp bugüne kadar dostluğumuzun sürüp gittiği Üroloji Profesörü bir meslektaşımızdır. Güler yüzlü, hoş sohbet, nüktedan, birikimli biri olan arkadaşımızın benim gibi Akademik Akıl sitesinde de yazıları var idi. Bilahare değişik zamanlarda kaleme aldığı yazılarını kitaplaştırmaya çalıştığını da biliyordum. Sonunda buna muvaffak olmuş, bir tane de bana gönderdi. Karşılıklı sohbet havasında yazdığı kitabı iki günde bitirdim. Mesleki anı ve düşüncelerinden ziyade paramedikal çeşitli konulara ve gezilerine dair yazılar çoğunlukta idi. Adı (Mustafa Kemal) ve soyadı (Atilla)'na müsemma şekilde mensup olduğu etnik aidiyeti önceleyen ve önemseyen bir zihin yapısına sahip arkadaşımızla bazı konularda farklı düşünsem de çoğunlukla ortak duygu ve düşüncelere sahip olduğumuzu söyleyebilirim. Kitabını beğendim ve okumanızı da tavsiye ederim. Böyle nitelikli ve müktesebat sahibi bir zatı muhteremi tanımış olduğum için de kendimi bahtiyar addediyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çocuk Yetiştirme Sanatı
Yazar bugüne kadar yayımlanmış pek çok kitabıyla çocuk yetiştirme konusunda ebeveynlere ışık tutuyor. Diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da çocukları dinlemenin, anlamanın ve onlara değer vermenin ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Sistematik bir şekilde ele aldığı konuları anlaşılır ve sade bir dille anlatıyor olması da yazarın çok okunmasının en büyük nedeni. Bu kitapta da aslında kendi çocukluğumuzda yaşadıklarımızın, anne ve babamızdan gördüğümüz ebeveynlik modellerinin kendi ebeveynliğimizde ne kadar etkili olduğunu oldukça dikkat çekici bir şekilde yazıya döküyor. Yazarın vurguladığı husus son derece önem arz ediyor. Zira biz çocukluğumuzda ne yaşadıysak çocuğumuza da bunu yaşatabiliyoruz. Ya da çocukluğumuzda neyin mahrumiyetini, yokluğunu yaşadıysak biz de kendi çocuklarımıza karşı aşırı korumacı ve onların her istediğini yapacak şekillerde davranabiliyoruz. İnsan için en önemli yaşların çocukluk yaşları olduğunu ve bu yaşlarda yaşanılan olayların bir insanın kişiliğini, işini, aile yaşamını ve hatta çocuklarıyla olan ilişkisini bile nasıl bu kadar etkileyebildiğini bir kez daha öğrenmiş oldum. Kitabın anlatımı sade ve anlaşılır olduğu için herkese hitap ettiğini düşünüyorum.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  13
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“Yüce ya da üstün insan canavarları yener,bilmeceler sorar ama bilmecenin ve canavarın kendisi olduğunu bilmez” Deleuze

Isaac Bashevis Singer'in Meşuga (Yidiş dilinde "Deli") romanı,İkinci Dünya Savaşı'nın ardından 40'ların New York'unda geçiyor ve Yahudi diasporasının bu zorlu dönemdeki yaşamını,varoluşsal sorunlarını ve aşk ilişkilerini konu alıyor.

Karakterler,geçmişlerinin canavarlarıyla savaşmaya çalışırken, aslında bu canavarların bir parçası olduklarını fark etmezler. Savaşın ve soykırımın getirdiği travmalarla boğuşurken,kendi içlerindeki kaosu (ve deliliği) tam anlamıyla kavrayamazlar. Hayatlarındaki karmaşıklık,ahlaki ikilemler ve aşk üçgeni,kendi içsel çatışmalarının dışavurumu gibidir.Yüce bir amacın peşinden gitmek,aşk ve anlam arayışı içinde olmak, yıkımdan kaçış gibi görünse de,karakterlerin bizzat bu yıkımın bir parçası olduklarını anlamaları zaman alır.Singer’in ironik ve derin gözlem gücü, karakterlerin kendi canavarlarıyla yüzleşmesini ustalıkla işler.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Barış istiyorsan savaşa hazır ol, diye bir söz var. Barışı tesis etmek veya sürdürmek isteyenlerin savaşmayı bilmesi, savaşa hazır olması gerekir. Çünkü barışı istemeyen birileri her zaman olacaktır. Romanı okuyup bitirdiğimde bunlar aklıma geldi. Kendi topraklarını korumak isteyen bir millet, dünyanın dört bir yanından gelen düşmanların esiri olduğunda barışı istemek gibi bir lükse sahip değildi. Çok ezildi, eziyet gördü, aç kaldı, yatacak yer bulamadı Anadolu insanı... Ne zaman ki savaşacak gücü kendinde buldu o zaman barışı tesis etti.

Esir şehir üçlemesinin ilk kitabında bir şehrin esareti, ikinci kitabı Esir Şehrin Mahpusunda bir insanın esareti anlatılıyor. Fakat her ikisinde de, ilkinde İstanbul, ikincisinde Kamil Bey bir milletin yaşadığı eziyetleri yaşıyor aslında. Hiç alışık olmadığımız, bilmediğimiz bir hayatı, mahpusluk hayatını anlatıyor bize Kemal Tahir. Bütün acısını bileğinde biriktirip bir yumruk gibi düşmana indiren milletin hikayesini...
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  1
Bildir