Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fransız gazeteci ve belgesel yapımcısı Guillaume Pitron’un, son zamanlarda uluslararası medyada çok gündeme gelen Datacenter’lar, enerji ihtiyaçları ve çevreye olan (karbondioksit salınımları gibi) zararları, ABD ve Çin’in dev şirketleri GAFAM ve BATX’in sürekli büyümeleriyle oluşan datacenter ihtiyaçlarını ve kıtalararası denizaltı kablo savaşlarını, aracı ülkelerle birlikte anlattığı kitabıdır. Sosyal medya/dijital şirketlere ek olarak, şeylerin interneti (IOT), 5G/robotik teknolojileri gibi yeniliklerin de devreye girmesiyle çılgın bir elektrik ihtiyacı olacağını, Yapay Zekalı Yeşil Datacenter konseptinin bir balon gibi işe yaramayacağını belirtirken, bütün bu datacenterlardaki bilginin ciddi bir bölümünün eğlence videoları olduğunu bir Fransız’ın ağzından söyletmiştir. Aynı yazara ait, telefon/batarya/savaş uçağı vs. içeriklerindeki madenleri, rekabeti, topluma zararlarını anlattığı “Nadir Metaller Savaşı”yla birlikte dünya gündemini takip eden ilgililere öneririm.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Uzun zamandır okuduğum en etkili kitaplar arasına girdi yazarın dili o kadar harika ki Sora'nın yaşadığı bütün duyguları hissetmemi sağladı.
Sora küçük bir kız olmasına rağmen karşılaştığı zorluklar ve verdiği yaşam mücadelesi çok büyük savaşın çocukları nasıl yıprattığı bir çocuğun yüreğinden gelen o masum duygular ile anlatılıyor.
Sora sırtında kardeşini taşırken kışın ve karın ortasında o kadar iyi anlatıldı ki okurken üşüdüğümü hissediyordum ve kardeşine yedirmek için tencerenin dininden sıyırdığı yanmış sert pirinç taneleri beni de ağzımda acı bir tat bıraktı.
Yazarın öteki kitabı şimdi elimde ve aslında hep aklımın bir köşesinde kalan Myung-gi'ye ne oldu sorusu cevap buluyor Yavaş yavaş kardeşimin koruyucusundan sonra yazarın "tünelde" kitabını da okuyabilirsiniz.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsanın kendi içindeki sessiz çöküşünü anlatıyor. Modern dünyanın karmaşasında sürekli bir yerlere yetişmeye çalışırken kendimizden ne kadar uzaklaştığımıza değiniyor.

İnsan okurken sadece kendinden bir şeyler bulmuyor, aynı zamanda derinlerde kendi iç sesini de duymaya başlıyor. İnsanın evrende kendisini adeta yanlış bir anahtar gibi hissetmesi, yanlış yerlere konulmuş olmanın verdiği ağırlık hissi çok güzel şekilde işlenmiş kitapta.

İnsan bazen kaybolmadan kendini bulamıyor. Ve en uzun yolculuk, kendi içimizde yürüdüğümüz yol oluyor.

Bu muhteşem eserle bizleri buluşturan yazarımızın kalemine, yüreğine sağlık
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
En sonda söylemek istediğimi en başta söylemek istiyorum: Bayıldım.
Türk edebiyatındaki fantastik öğelerin kısırlığını yok etmeye çabalayan muhteşem ötesi bir dergi; üstelik yeni isimleri edebiyatımıza kazandırmaya çabalaması da mutluluk verici. Hikayelere değinmek gerekirse hepsi birbirinden farklı dünyalar ve hayallere bizleri sürüklüyor ve öyküleri okurken sıkılacağınızı pek sanmıyorum. Bu sayıda Mehmet Berk Yaltırık’ın öyküsüne de yer verilmesi ayrıca heyecan verici; zira kendisi edebiyatımıza önemli korku hikayeleri ve romanları kazandırdığı gibi araştırmalarıyla da biz okurlara adeta ışık tuttu. Nihayetinde böyle dergilerin piyasadaki varlığı edebiyata yeni giren isimlere de ilham veriyor. Sürekliliğini kaybetmemesi dileğiyle.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir çocuğun gözünden dört duvar içinde yaşayan kadınların hayatını görmek...

Çocukla çocuk oluyoruz ama parkta oyun oynamıyoruz, kırlarda koşmuyoruz, arkadaşlarımızla şımarmıyoruz, bir cezaevindeyiz.

Adı Barış. Yaşıtı arkadaşı yok, hiç olmamış. Bütün arkadaşları bir sebepten suçlu kadınlar. Niye içeride olduğunu bilmiyor, neden ve ne zaman çıkacağını da bilmiyor. "Hiç çiçekli bir dal görmedim" diyor, daha ne desin?

Kitap bittiğinden beri aklıma takılan sorular var. Mesela, İncinin burnu uzadı mı?, Güneş neden zararlı?, Vefa ne demek?, Kader çok anahtarlı amcanın adı mı?, iftira ne demek?, Piç ne demek?...

Uçurtmayı vurmasınlar çünkü o gökyüzü, o özgürlük, o Barış'ın umudu. Vurmayın diyor çünkü görüyor ki bu düzen güzel olan herşeyi vuruyor, insanların umutlarını vuruyor, özgürlüklerini vuruyor, hayallerini vuruyor...

Su gibi akıp giden ama sel gibi izler bırakan bir kitap.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mükemmel bir kitap. Konuyu her yönüyle ele alıyor. Bahis ve kumara karşı bir ilginiz varsa kesinlikle alabilirsiniz. Kumar oynama bozukluğunu her yönüyle inceliyor. Düşünce tuzaklarını net biçimde aktarıyor. Nasıl ve neden uzak durmanız gerektiğini anlatıyor. Ben okurken büyük keyif aldım. Bazı noktalarına hayret ettim. Ek olarak, kitap içerisinde alıştırmalar mevcut. Sonuç olarak, başarılı bir eser. Koç ve Cambridge zaten yeterince açık ve etkili markalar. Bahis ve kumara bakış açınızı değiştirebilecek bir eser.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Handan Coşkun,anneliğin sosyal medya dünyasında nasıl idealize edildiğini,annelerin bazen farkında bile olmadan bir yarışın içine çekildiğini çok sade ama bir o kadar da çarpıcı örneklerle anlatmış. Okurken sık sık “Evet, bunu ben de yaşıyorum” dediğim bölümler oldu.
Kendimi özellikle şu noktalarda yakaladım:
• Paylaştığım anların ne kadarının “gerçek” ne kadarının “ideal olan” olduğu,
• Çocuklarımın mahremiyetini koruma konusunda zaten hassas olmama rağmen, bunun aslında ne kadar derin bir mesele olduğunu,
• Sosyal medyada anneliğin bir performansa dönüşme tehlikesini,
• Ve bazen “yetiştirme çabası” ile “gösterme baskısı” arasındaki o ince çizgiyi…

Kitap beni yargılamadan,suçluluk hissettirmeden düşündüren bir içerik sunuyor.En sevdiğim tarafı da buydu:Kimseyi suçlamadan, herkesin kendi gerçekliğinde bir yol aradığını hatırlatıyor.

Kısacası;annelik deneyimini sosyal medyada paylaşan,bu alanın hem fırsatlarını hem sınırlarını merak eden herkese ilham verecek bir kitap.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çoğumuz, hayatı ve varlığımızı anlamlandırma çabasıyla çeşitli yöntemler, enstrümanlar, tekniklerle farkındalığımızı arttırma arayışı içerisindeyiz. Bu kitap işte bu insani arayışı maddi kazanç kapısı olarak gören modern dünya düzeninin insanlığa sunduğu geçici, aldatıcı, oyalayıcı, yüzeysel cevaplara karşılık asıl cevabı Kur'an'ın zaman üstü, evrensel, tüm insanlığa hitap eden, insana kendisini, varlığı, hakikati bildiren, erdirici mesajında bulacağımızı hatırlatıyor. Kuran ile insan ikiz kardeştir sözü ne güzel ifade eder bu gerçeği. Yazarın dikkat çekici bir şekilde Kur'an'da farkındalık kavramları/sensörleri başlığıyla ele aldığı kavramlar, kendimizi olduğu kadar Kur'an'ı anlamak için de bilinmesi gereken temel kavramlar. Bu kavramlar ile belki ilk defa bu kitapta karşılaşmış olmayacaksınız ancak umuyorum ki içselleştirebileceğiniz, anlaşılır, gün be gün yaşamınıza uygulanabilir, uyarı ile beraber müjdeyi de hissettiren, öz, duru ve taze bir bakış bulacaksınız.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  4
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
ürperti edebiyatı... Ama korku değil! "ürperti" diyorum ben bu tarz kitaplara. Çok güzel harika bir olay örgüsü ve çok değişik karakterler var. Ben 7. sınıflara okuttum. Çok sevdiler. Hafif polisiye de var içinde. Mekan çok farklı, ve yahu ne yapıyor bu adamlar diye sora sora, merak ede ede kitap bitiyor.
Asıl sorulması gereken soru şu kitapta: eski kemik heykelcisi nasıl ve neden öldü ya da öldürüldü?
Emma' nın çalışması ve tezi ise bilimsellikten oldukça uzak ama kesinlikle güzel psikolojik tahliller içeriyor tâbi Emma'ya göre :-))
Ortaokul 7. ve 8. sınıf daha altı bence pek de anlamaz.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitaptaki hikâyelerde köy- kent Anadolu serüveninin ritmini ve hareket alanına şahitlik ediyoruz. Özellikle şehirlere yoğun göçlerle beraber, kent ile köy arasında kalan Anadolu insanının retrospektif hafızasından alıntılanmış kesitler olarak düşünebiliriz. Yazar, yaşamış olduğu birçok hatırayı hikâyelerle ayaklandırmış gözüküyor. Bu durum da hikâyelerin kurgudan daha çok mazi de yaşanmış hikâyeler olduğu anlayışını kuvvetlendirmektedir. Böylelikle kültürümüzün ve değerlerimizin aurası taşınmaktadır. İçerisinde kurgu da olsa anıların penceresinden bu şekilde bakabilmek ne güzelliktir. Taşranın mücadelesi, şehrin umudu, göçün hikâyesi, acılar ve sevinçler ile yoğrulmuş bu güzel hikâyeleri okudum. ‎
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir