Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Kasım 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın önsözde de belirttiği gibi esasında "Siyasi düşünceler tarihi nedir?" başlığıyla yayımlanmış olması gereken bir çalışma. İçindeki tartışmaların ve tariflerin neredeyse bütünü yazarın da uzmanı olduğu bu alandan verilmiş. Genellikle Cambridge ekolü mensupları olan Skinner, Pocock, Dunn ve Hont'un çalışmalarına değinilmiş. Fakat yine de alan hakkında genel bilgi sahibi olmak için okunulabilir. Özellikle entelektüel tarihçiliğin farklı ekollerini tanıtan birinci bölüm ve entelektüel tarihçiliğin mevcut durumundan bahseden son bölüm oldukça faydalı. Kitap genelinde verilen örnekler de konuyu somutlaştırmaya yardımcı oluyor. Bazı yerlerde terminolojinin tercümesinde hatalar olsa da dilin akışı bakımından çevirisi de gayet güzel.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Kasım 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İbn Fadlan'ın kaleme aldığı seyahatnamesinin tarihi önemi yüksektir. Özellikle de Türk tarihinin orta dönemleri hakkında verdiği bilgiler bakımından kıymetli bir eserdir. İslam dininin tanıtımını yapmak için bir devlet görevlisi olarak farklı coğrafyalara seyahat eden İbn Fadlan gittiği bölgelerde karşılaştığı Türk topluluklarının siyasi, dini ve sosyal yaşamları hakkında teferruatlı bilgiler aktarmaktadır. Selenge Yayınları tarafından yayınlanan bu çalışmanın Mehmet Şayir tarafından en güncel tahkikler dikkate alınarak Arapça aslından çevirilmesi piyasadaki diğer farkını ve kalitesini ortaya koymaktadır.
Yanıtla
2
4
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Kasım 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İran ve Irak’ta hüküm süren Büveyhîler'in tarihi Türk ve İslam tarihi için önemli bir konuma sahiptir. Özellikle de Abbasi halifeliği ve Selçuklular ile olan temasları Ortadoğu'yu siyasi, sosyal ve ekonomik olarak dönüştüren bir süreci başlatmıştır. Bilhassa günümüze uzanan mezhep farklılığının en önemli kırılma noktası Büveyhîler'in Şii akadi benimseyerek yürüttükleri siyasi ve dini faaliyetlerdir. Böylesine önemli bir devlet hakkında maalesef Türk tarih akademisinde yapılan nitelikli çalışmaların sayısı oldukça azdır. Dr. Cihan Gençtürk tarafından kaleme alınan bu eser alandaki bu boşluğu doldurma noktasına önemli bir işlevi yerine getirmektedir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Kasım 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yaşar Şimşek’in yayınladığı eser Türk Dili ve Edebiyatı alanında çalışan ve Türklerin ilk dönemde ürettikleri bu tür dini yazılı kaynakları inceleyen bir çalışma olarak bu alana önemli bir katkı sunmaktadır. Müellif edebiyat ihtisasına sahip bir kişi olarak ağırlıkla eserlerin dil ve biçim özellikleri üzerinde durarak eserini kaleme almıştır. Şüphesiz bu tür tarihi kaynakların hem tarihçi hem de ilahiyatçılar tarafından da ele alınarak farklı disiplinlerdeki yaklaşımlarla yorumlanması ciddi bir akademik zenginlik yaratacaktır. Yaşar Şimşek’in bir edebiyatçı olarak bu sahada incelediği satır arası Kur’an tercümeleri, tefsirler ve diğer dini eserlerin tarihçiler ve ilahiyatçılar tarafından da yorumlanması Türklerin İslam algılarını ve manevi yapılarını anlamak bakımından önemli olacaktır.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Kasım 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eser, XI. yüzyılda temelleri atılan ve XIV. yüzyıla kadar bölgede önemli bir siyasi teşekkül olarak varlık gösteren Birleşik Gürcü Krallığı’na dair önemli bir bakış sunmaktadır. Özellikle Gürcistan Krallığı’nın tarihî kökleri, devletleşme süreci, önemli kralları, sosyal, ekonomik ve dinî hayatına dair teferruatlı bilgiler vermektedir. Bir araştırma eser olarak önemli tarihî kaynaklardan hareketle hazırlanan bu eser, Gürcü Krallığı ve Gürcü halkı üzerine ileride yapılacak olan yeni çalışmalar için de önemli bir referans eser olma özelliği taşımaktadır.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Kasım 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Osmanlı Devleti Hizmetindeki Yabancılar
"Osmanlı Devleti Hizmetindeki Yabancılar" isimli eser alanında uzman akademisyenler ve araştırmacılar tarafından titizlikle ele alınmıştır. Editörlüğünü Murat Hanilçe ve Yunus Emre Tekinsoy'un yapmış olduğu eser, son derece anlaşılır ve geniş kitleye hitap etmesi hasebiyle oldukça büyük bir önem arz etmektedir.

Osmanlı tarihçiliğinin en çok ihmal edilen alanlarından olan Osmanlı siyasi düşünce, fikir ve entelektüel düşünce tarihi üzerine ele alınan eserde; imparatorluğun sadece siyasi, iktisadi ve askeri alanda değil, aynı zamanda sosyal alanda da imzaları olan gizli kahramanları gün yüzüne çıkarılmaktadır. Osmanlı Devletinin özellikle gerileme ve duraklama dönemi olarak atfedilen süreçlerinde kendi iç dinamiklerinin yetersizlikleri yeni aktörlere duyulan ihtiyacı artırmıştır. XVI. Yüzyılın son çeyreğinden Nizam-ı Cedid'e kadar geçen sürede imparatorluğun modernleşme çabaları geçici çözümlerin ötesine geçememiştir. Modernleşme hareketini sırtlanacak kalifiye eleman eksikliği bunun en büyük etkisi olmuştur. Söz konusu modernleşme ve yenileşme süreci ise yeni teknolojileri bilen ve bunları kullanıp üretebilen yabancıların Osmanlı Devleti tarafından hizmet altına alınarak devletin modern dünyaya uyumu sağlanmaya çalışılmıştır.

Eserde bahsi geçen süreçte, Osmanlı Devletinde hizmet etmiş az bilinen ve tarihin seyrini önemli ölçüde değiştiren ancak çok bilinmeyen isimler ve hizmetleri üzerinde durulmuştur. Elbette, devletin değişim ve dönüşüm sürecinde, eserde ele aldığı yabancı aktör isimler ile sınırlı değildir. Geniş Osmanlı tarihi külliyat bilgisine sahip kişilerin aşina olduğu isimler, alana ilgisi olan ve modernleşme alanında atılan adımları farklı bir perspektifle bakmak isteyen ve konuya ilgi duyanlar için son derece kıymetlidir. Osmanlılar ile Avrupa devletleri arasında kültürel etkileşimin ne derece önemli sonuçlar doğurduğu ve bunun yanı sıra yabancı uzmanların Fransız ve İngiliz uzmanlardan müteşekkil olmadığı; devletin yenileşme sürecinde İtalya, Avusturya, Prusya ve Macaristan gibi devletlerden gelen yabancıları da ele almaktadır. Osmanlı Devleti’nin kurumları ve kurumlara etkisi olan yabancıların katkıları ve bu yabancıların yaşam öyküleri ile beraber ele alınması zaman yolculuğuna çıkarmış hissi vermektedir.

Osmanlı Devleti’nin yıkılış nedenleri günümüzde halen tartışma meseleleri arasında yer almaktadır. Bu konu ile ilgili çalışmaları olan yazarlar, modernleşmeyi Osmanlı Devleti'nin yıkılışının en büyük sebebi olarak görüyorlardı. Modernleşme sürecinde geç kalındığı ve hatta Avrupa’da yaşanan gelişmelerin takip edilmediği hakkındaki fikirlerin etrafında birleşmektedirler. Eser, bu görüşün aksine tam da bu noktada ele alınan incelemeler neticesinde salt bir düşüncenin ürünü olan fikrinin doğru olmadığını ortaya koymaktadır. Eserin birçok yerinde devletin, içinde bulunduğu müşkül durumun gerçekten farkında olduğu kanısının, arşiv vesikalarına yansımaları ve eser boyunca bunların üzerinde durulmasının, esere açıklayıcı ve kanıtlayıcı bir nitelik kazandırdığı aşikârdır. Bu vesile ile, eserin yayın ve yapım sürecinde emeği geçen herkese teşekkürlerle...
Yanıtla
4
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Kasım 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kaplanın Sırtındaki Son Sultan
Livaneli’nin 10 yıl düşünce aşamasında tutup 5 yılda yazımını bitirdiğini belirttiği “Kaplanın Sırtında”, cumhuriyet döneminin belki de üzerinde en çok tartışma yapılan şahsiyetlerinden biri olan Sultan 2. Abdülhamid’i merkezine alıyor. Her kesimin -objektiflikten uzak kriterlerle- bir Abdülhamid figürü çizdiği bu ülkede, Livaneli de çoğunu sığ olarak gördüğü bu tartışmalara taraf olmadan kendi Abdülhamid figürünü ortaya koyuyor. Abdülhamid’i bulunduğu dönemin şartları içinde bir insan olarak ele alıyor ve göklere çıkarmaktan ya da yerin dibinde konumlandırmaktan sakınan bir üslup benimsiyor. Aslında eserin girişinde ve birçok röportajında belirttiği gibi yer verdiği karakterlerden ziyade o dönemin ruhunu (zeitgeist) anlamaya çalışıyor: “Tarihimizin en önemli dönüm noktalarından birisi olan İkinci Meşrutiyet ve Sultan Abdülhamid konusunu ideolojik ve sığ kamplaşmalardan uzak bir biçimde ele alıp, o devrin ruhunu ve zihniyetini yansıtmaya çalıştım.”

Doktor Hüseyin Atıf Bey’in, Abdülhamid’in kızları Ayşe ve Şadiye Sultanların, oğlu Abid Efendi’nin, Zaptiye Nazırı Hüseyin Nazım Paşa'nın, sonradan Başbakanlık görevi de yapacak Ali Fethi (Okyar) Bey’in anıları ve tespitleri yazara kaynaklık etmiş. Kitap her ne kadar bir roman olsa da tarihi belgelere dayanılarak inşa edilmiş. Yazar, eserin sonunda, yararlandığı kaynakları ve romanda geçen tarihi şahsiyetleri tek tek sıralamayı ihmal etmemiş (s. 313-322).

Heyet-i Mebusan’ın ve Heyet-i Ayan'ın 27 Nisan 1909'da aldığı, 2. Abdülhamid'in tahttan indirilmesine ve yerine 5. Mehmed'in geçirilmesine ilişkin kararın ardından 2. Abdülhamid, Selanik'e götürülmüştü. Alâtini Köşkü'nde ev hapsinde geçen günler, 1. Balkan Savaşı'nda Yunan Ordularının Selanik kapılarına dayanmasıyla sona ermişti. 2. Abdülhamid, 1912'de köşkten alınıp bir Alman gemisine bindirilerek İstanbul'daki Beylerbeyi Sarayı'na getirilmiş ve takvimler, 10 Şubat 1918'i gösterdiğinde, 75 yaşındayken kalp yetmezliği nedeniyle vefat etmişti. Roman, sultanın, Selanik’e sürgüne gidişinden Beylerbeyi Sarayı’na dönüşüne kadar olan zaman dilimini içine alacak şekilde, sultana ve ailesine bakmakla görevlendirilen askerî doktor Hüseyin Atıf Bey’in tuttuğu tamamı 12 defterden oluşan günlükler esas alınarak kurgulanmış. Yeri geldikçe de geçmişte yaşananlara dönüşler yapılarak Abdülhamid’in saltanat ve şehzadelik günlerine dair detaylara girilmiş. Gerçekte oldu mu bilinmez ama doktor ve sultan arasında 33 yıllık devrin hesaplaşmasına dair tartışmalara da yer verilmiş.

"Tek istediğimiz Osmanlı'nın da Avrupa gibi olmasıydı, ilme fenne dayalı olarak kalkınmasıydı. Ama siz bu yolda çalışacağınıza, bizlerin peşine hafiyeler takıp ses çıkaranı hapse tıktınız, zulmettiniz."
"İşte bunun için dışarıdan kolay görünüyor dedim. Elimde değildi ki! Koskoca memleket, milyonlarca ahali. Herkesin kendine göre bir fikri var. Ulema ayrı şey söyler, Avrupa'da tahsil edenler ayrı."
" Münevverlerin ağzını kapatmasaydınız onlar halkı aydınlatabilirdi. "
" Hayır hayır," dedi eski padişah, "olmazdı…” (s. 88)

Kitap kapağındaki illüstrasyon, Stanford Üniversitesi'nde tarih profesörü olarak akademik çalışmalarını sürdüren Ali Yaycıoğlu’na ait. Kendisi kitabın metnine de katkılar yapmış.

Livaneli ile kitap hakkında, 14 Temmuz 2022’de yapılmış bir söyleşiyi izlemek isterseniz bkz.:
(1. Kısım) bit.ly/3teyxif; (2. Kısım) bit.ly/3thHBmA

İyi Okumalar!
Yanıtla
5
6
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Kasım 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hüzzam’ın Uçma İhtimali, bugüne kadar yazılan benzer dönem romanlarının en iyisi. Önceden yazılmış 12 Mart ve 12 Eylül romanlarından çok farklı ve derinlikli bir kurguyla, içtenlikle yazılmış bir roman. Hakan Yaman, yakın tarihimize ışık tutmakla, dönemin acılarını birebir anlatmakla kalmamış, romanın merkezine sıcacık da bir hikâye kondurmuş. Kuşkusuz darbe yıllarını yaşayanların kendilerine daha yakın bulacakları, aynı acıları yeniden yaşayacakları, güzel anıları ise mutlulukla anımsayacakları bir roman. Fakat yeni kuşakların öğreneceği çok şey var bu romanda. Türkiye’nin bugüne nasıl geldiğini bir yakın tarih belgeseli hassasiyetiyle kaleme alırken enfes bir kurguyla da taçlandırmış yazar.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Kasım 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitabı okumak isteyip çekinen, öncesinde hangi kitapları okumanın gerekli olduğunu merak edenler için yorum yazacağım. Mevcut 3 çeviri içinden bunu tercih ettim ve çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Kitabın sayfa sayısını boyutunun büyük olduğunu düşünerek hesaplamanızda fayda var. Bilinç akışı tekniğine aşina olmayanların zorlanacağı bir kitap olur. Bu kitabı okumadan önce Hamlet, Dublinliler, Sanatçının Gençlik Portresi ve Odysseia'nın okunması okuma zevkinizi bir hayli artıracaktır. Bu kitapla ilgili her göndermeyi anlamak istiyorum, akademik bir bakış açısıyla okuyorum diyenler için son önerim Bloomsday Kitabı ile birlikte okumaları olacaktır. Bloomsday Kitabı'nın çevirisi Armağan Ekici'ye ait olduğu ve kendi Ulysses çevirisinden sayfalar vererek açıklamalar yaptığı için o çeviriyi de tercih edebilirsiniz.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Kasım 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gerçek bir arkeolojik kazının hikayesi...
1939 yılında, İngiltere Suffolk'ta arazi sahibi olan bir kadın arazisinde bulunan höyüklerde hazine olduğuna inanmaktadır. Bu nedenle yerel müze yetkililerinden yardım ister ve arazide kazı başlar. Yerel olarak başlayan kazı ilerleme kaydedildikçe ulusal bir kazıya dönüşür.

Gerçek bir kazının hikayesinin anlatıldığı romanda, kazının hikayesinin yanında kazıya katılanlar ve arazi sahiplerinin kazı sırasındaki psikolojik durumları da anlatılmaya çalışılmış. Ayrıca kazının 2. Dünya Savaşı'nın başlangıç dönemine denk gelmesi nedeniyle insanların savaşla ilgili endişeleri de yansıtılmaya çalışılmış.

Konusu itibari ile ilgi çekici olan romanda yazar, edebi ağırlıklı anlatım tarzı yerine daha sade ve olaylara odaklı bir anlatım tarzını benimsemiş. Kitaptaki heyecan düzeyi hikaye boyunca çok fazla artıp azalmadan ortalama bir seviyede devam etmiş. Kitabın çevirisinde bazı kelimelerde dönem ve mantık uyumsuzluğuna sebep olabilecek çeviri tercihleri dikkat çekiyor.

Kitabı konusu itibariyle ilgi çekici buluyorsanız çok sıkılmadan okuyabilirsiniz diye düşünüyorum.

"Ancak haberleri dinlemeye yönelik hiçbir arzum yoktu, ya telaşlandırıcı ya da moral bozucu, büyük ihtimalle de her ikisi birden olan şeyler duyacağım kesindi." (s.84)
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir