Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Ekim 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın dili tasavvufi alt yapısı olmayanlar için biraz ağır olacaktır. Ancak alt yapısı olanlar için, özellikle de tasavvufi halleri tecrübe etmiş şanslı Zat’lar için çok verimli olacaktır. Kitap özellikle hallere yoğunlaşmış. Günümüzde “üzülmek, sevinmek, strese girmek” vb üç beş tane halle sınırlı olan anlam dünyamız, tasavvuf dünyasındaki bu zengin hal yelpazesinin yanında içler acısı bir fakirlik içerisinde. Kitapta bahsedilen bu haller sayesinde bu gerçekle de yüzleşmiş oluyoruz. Ancak tekrar belirtmek istiyorum ki, bu haller kesinlikle yaşamayana oldukça sıkıcı ve anlaşılmaz gelecektir. “Aşık olmak” halini hiç yaşamamış birisine ne kadar anlatabilirseniz, kitaptaki halleri de müellif bizlere ancak o kadar anlatabilir.
Yine buradaki hal zenginliği eşliğinde ufkumuzu genişletecek ve biraz daha bizlerin seviyesine hitap edecek 2 kitabı da burada zikretmek gerekir:
- Dokuz yüz katlı insan
- Nefs psikolojisi
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Ekim 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İbn’ül Arabi Hazretleri’nin dünyasını, terminolojisini pek çok kitaptan okudum. Fakat bu kitapta bahsedilen alanları bu kadar net anlayabildiğim başka bir kitap olmadı. Çok güzel, muhabbetli, sade bir dili var. Özellikle Seferlerin anlatıldığı bölüm mükemmeldi. Kitabın sayfa sayısı aslında yazılanın yarısı kadar. Diğer yarısında metinler çeviri yapılmadan önceki orijinal haliyle verilmiş. Orijinal sözcüklerle de okumak isteyenler için güzel bir hizmet olmuş. Emeği geçenlerden Allah razı olsun.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Ekim 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Genel olarak hayat ve eğitim hayatı üzerine epeyce güzel anlatımlar bulabileceğimiz kitap; örgün ve zorunlu eğitim meselesiyle başlıyor. Bu bilgileri talep etmeyen öğrencilerde okulun, kronik bir agresiflik yarattığını ve öğrencinin ruhunda sebep olduğu kasırgayı açıklıyor. Ayrıca öğrencilerin yeni ve yaratıcı fikirler ortaya koyma becerilerinin, okul süreci sonunda yüzde 98’den yüzde 2’ye düştüğünü de aktarıyor. Mesela etkili kitap okumada okullarda kullandığımız sayfa veya kitap sayısını temel alan, ödüle dayalı sistemin okuma eyleminin kaliteli olmasının köküne kibrit suyu dökmesi gibi birçok konuya değinen kitap, sağlıklı toplum oluşumu için özlü bir kılavuz niteliğinde. Bir de kitabın son sözünde yer alan “Okumak ve yazmak kişiyi âtıl bırakıp fiilden uzaklaştırırsa salt bir entelektüel keyif malzemesi olmaktan öteye geçemez.” ifadesi de beni hayran bırakan bir tespitin söylemi idi. Tavsiye ederim.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Ekim 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İtalya’daki seçim sonucunun öngörü temelli arka plan çalışması…
İtalya’da yakın zamanda (Eylül 2022) gerçekleşen seçimlerde alınan sonuçlar bir anda Avrupa kıtasında Rusya- Ukrayna Savaşı, enerji ve gıda krizi tartışmaları arasında bir anda gündeme oturdu. Seçim sonuçları Giorgia Meloni liderliğinde aşırı sağcı İtalya’nın Kardeşleri (FdI) ve parçası olduğu sağ ittifakın kazandığını gösteriyordu. Siyasete neo-faşist hareketlerde başlayan Giorgia Meloni tarafından 2012’de kurulan parti kendisini ulusal muhafazakar olarak tanımlıyor, ancak karşıtları partinin neo-faşist unsurlar içerdiğini belirtiyor. Seçimi kazanan İtalya’nın Kardeşleri partisi lideri Giorgia Meloni ülkenin ilk kadın ve faşist diktatör Benito Mussolini’den sonra, seçim sonrası süreç tamamlanınca ilk aşırı sağcı başbakanı olacak. 1992'de 15 yaşındayken ulusal muhafazakar İtalyan Sosyal Hareketi'nin (MSI) gençlik kanadı olan Gençlik Cephesi'ne katıldı. Bu yıllarda, bakan Rosa Russo Iervolino'nun teşvik ettiği halk eğitimi reformuna karşı protestoda yer alan öğrenci koordinasyonu Gli Antenati'yi (Atalar) kurdu. 1996 yılında, MSI'nin sağcı varisi olan National Alliance'ın öğrenci hareketi Student Action'ın ulusal lideri oldu ve bu hareketi İtalyan Eğitim Bakanlığı tarafından kurulan Öğrenci Dernekleri Forumu'nda temsil etti. Aynı yıl Amerigo Vespucci Enstitüsü'nde diploma aldı. Daha önce Forza İtalia partisinde Berlusconi'nin bakanlarından biri olan Meloni, 2012 yılında İtalya'nın Kardeşleri (FDI) adlı partisini kurdu.

Bu girişi yapmamızın nedeni Runik Kitap tarafından Türkçemize kazandırılan ve Ağustos 2022’de raflarda yerini alan “İtalyan Faşizmi” başlıklı ‘Bilgi Serisi’nin 75nci kitabı. Zamanlama olarak İtalya’daki seçim dönemine ve sonuçlarına denk gelmesi dikkat çekici. Söz konusu kitap İtalya siyasi tarihinin önemli bölümüne kalıcı etkileri olmuş bir hareketin oluşum ve gelişim sürecini gözler önüne sererken günümüze de bir öngörü sunmuş.

“Faşizmin bütünüyle Avrupai bir hareket olduğunu düşünenler, faşizmin doğum yerinin İtalya olduğunu kabul ederler. Nasyonal sosyalizm de dahil olmak üzere, tüm faşist hareketler oluşumları esnasında yönlerini İtalyan faşizmine göre tayin etmişlerdir.” (s.7) saptamasıyla konuya giriş yapar kitabın yazarı Wolfgang Schieder. Modern tarih profesörüdür; faşizm tarihi ve nasyonal sosyalizm üzerine çalışmalarıyla tanınır. Kitapta size derli toplu sistematik bir anlatım ve konuyla ilgili ciddi bir kaynakça sunar. İtalyan toplumunun yapısı ve siyasal zeminin şekillenişi, farklı grupların arasındaki çekişme ve iletişim, ünlü “Roma’ya Yürüyüş”, nihayetinde Mussolini’nin “Duçe”liğe evrilmesi, iç ve dış ilişkilerde, savaş ortamındaki ilginç varyasyonlar detaylı, ancak bütüncül, konudan kopmadan okuyucuya sunuluyor. Faşizmin İtalyanların ortak hafızasındaki yansımaları ve entelektüel zeminde süren değerlendirme ve tartışmalara da yer veriliyor.

Kısacası güncel olan İtalyan seçimlerinin sonuçları ile örtüşen bu önemli çalışmayı öneririm.

Yanıtla
4
1
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Ekim 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
George Dobson- Türkistan'ın Kalbine Örülen Ağlar (St. Petersburg'dan Semerkant'a Trenle Seyahat Notları)
Eser, bir tür seyahat notlarından vücuda getirilmiştir. İngiliz Gazeteci George Dobson'un St. Petersburg'dan Semerkant'a kadar yaptığı yolculuk boyunca, Times gazetesine yazdığı mektupların derlenmesiyle oluşmuştur. Aslında bu eser, trenle yapılan bir seyahat olmasından ötürü bir demiryolu betimlemesidir. Seyahat boyunca uğramış olduğu bölgeler hakkında da siyasi, dini, sosyal ve ekonomik alanlarda bilgiler verilmiştir. Bu noktada, hemen hemen tarihin tüm zamanlarında en önemli ticaret merkezlerinden biri olan Semerkant ile ilgili dini ve tarihi yapılarla ilgili konulara ayrıca yer verilmiştir.

Günümüzde, ne kadar sıradan geliyorsa da tren ve demiryolu hattı, dünya tarihinde bir dönem önemli bir güç gösterisi olarak kullanılıyordu. Demiryolu hattı devletler açısından öncelikle ulaşım, sonrasında ticari ve askeri olarak önemli bir yer edinmekteydi. Kullanımı konusunda uzun yıllar boyunca takip eden gelişim evresi, ekonomik ve siyasi tutumun yanında artık turistik ve kültürel taşınma serüveninin de bir taşıyıcısı oldu. Ele almış olduğumuz kitabın yazarı George Dobson da bu fantastik amaca hizmet etmiş oldu. Yazarını da kısaca tanıtmakta fayda görüyorum:

George Dobson hakkında kısıtlı bilgiye sahibiz. Kitabın tanıtım kısmında ifade edildiği gibi, 1854 Londra doğumludur ve muhabirlik ile başladığı iş hayatı, sekreterlik ve ardından Londra’daki Rusya Birleşik Basın Ajansı’nda, sonrasında konsolos yardımcılığı gibi çeşitli üst düzey görevlerde bulunmakla devam etmiştir. Buradan da anlaşılacağı üzere aile kökleri tam olarak bilinmemekle birlikte saygın bir çevrede yetiştiği düşünülüyor (iç kapak arkası tanıtım yazısı). Kitabı incelerken Dobson’un bizim literatürde 93 Harbi olarak adlandırdığımız, Osmanlı-Rus Savaşı’nda (1877-78) görev aldığı bilgisi ile karşılaştım. Bu savaşta görev almasını, Dobson’un kariyerinin dönüm noktası olarak görmeme neden oldu. Zira bu süreçte ele almış olduğu kısa notlar, bu muhteşem kitaba dönüşümüne olanak sağladı.

Demiryolu faaliyetleri denildiğinde, dünya üzerinde tarihin bildiği zamandan beri en geniş topraklara sahip olan Rusya akla gelmektedir. Rusya denildiğinde de tarihin hangi zamanı olursa olsun siyasi politikaları söz konusu edilir. Bu kitabın zuhur edilmesi meselesi de, tam olarak Rusya’nın 1880’de yapımına başladıkları Hazar Ötesi Demiryolunun 1888 yılında Semerkant’taki açılışı odak noktasıdır. Kitabın yazarı Dobson da St. Petersburg’dan yola çıkarak, Moskova- Kafkaslar- Hazar Denizi- Uzun Ada- Göktepe- Merv- Semerkant- Buhara- Merv güzergahı üzerindeki önemli durak noktaları, şehir ve kasabalar ile ilgili tasvirler yer almaktadır. Buna güzel bir örnek olarak; “Demiryolu, harabe evler ve ibadethaneler, çökmüş toprak kaleler, yıkılmaya yüz tutmuş kervansaraylar ve her türlü yapının oluşturduğu çarpıcı bir keşmekeşliğin arasında yol almaktadır. Ufalanan tuğla ve çamur yapıların oluşturduğu yığınlar ve bu yapı harabeleri ovayı millerce kare boyunca sıkı sıkıya kaplamıştır. Bu devasa harabe alanı bazen Merv olarak adlandırılıyorsa da burada en az dört şehrin kalıntıları vardır.” (s. 99.)

Yazarın anlatım dili de oldukça akıcı olduğundan; ayrıca çevirmenin maharetine de değinmek, okuma esnasında su gibi akan başarılı bir çeviri olduğundan bahsetmek elzemdir. Yazarın eserinde Semerkant bölümündeki gözlemlerine bakıldığında da, “Avrupa Rusya’sındaki birçok demiryolunun uygunsuz yapısı, sıklıkla bu hatların diktatör Nikolas tarafından başlangıçta benimsediği kalem ve silgi inşaat prensibi ile izah olunmaktadır.” (s. 112.) Bu ifade hangi açıdan bakıldığına göre farklı açılardan yorumlanabilir görünüyor. Bir nevi eleştiri de olabilir. Gezisi sırasında sadece bölgelerle ilgili bilgilerin haricinde, Rusya’nın demiryolu güzergahını takip ederken siyasi ve askeri durumu ile ilgili de ifadeleri de bulunuyor. Buna örnek olarak; “Hazar Ötesi’nde daimi olarak konuşlandırılmış Rus askerlerinin sayısı sıklıkla bir yandan çok küçümsendiği, bazen de olduğundan hayli fazla gösterildiği için, burada Afgan sınırı, Semerkant ve Taşkent de dahil olmak üzere demiryolu boyunca bütün noktalarda konuşlanmış askerlere dair doğru bilgileri vermek faydalı olacaktır. … Rusların Hazar Ötesi, Buhara ve Semerkant’taki toplam asker sayısı 16.000’dir.” (s. 124.)

Mesela bazı noktalarda Londra ile Rusya’yı mukayese ettiği söylemleri ile karşılaşıyoruz. Sayfa 125’te; “Buralarda suyun kesilmesi, suyun ücretinin ödenmemesi nedeniyle Londra’da suyun kesilmesinden çok daha ciddi bir felakettir.” der. Eser boyunca ifadelerinden de anlaşılacağı üzere Dobson, oldukça bilinçli bir seyahat kaydediyor ve Rusları gerçekten iyi tanıdığını da satırlarında okuyuculara belli ediyor. Kitabın kapağı açılır açılmaz, sonuna kadar Dobson ve onun çoğu satırda ilginç ifadeleriyle harikulade bir seyahate çıkmış oluyorsunuz. Bölgelere aşina olanlar için de farklı bir deneyim olacaktır. Okurlar tarafından tercih edildiğinde baştan sona kadar keyifle okunacağının teminatını vermekte beis görmüyorum.

İnceleme vesilesi ile, bu nefis çalışmanın çevirisini titizlikle üstlenen Dr. Resul Şahsi’ye teşekkürlerimi ve tebriklerimi sunuyorum. Bir teşekkür ve tebrik de eseri yayınlama ve bizlere ulaştırma yükünü omuzlayan Selenge Yayınları’na. Tarihte önemi yadsınamaz olan Rusları ve onların Orta Asya’da öncelikle ulaşım, askeri ve siyasi olarak nüfuzunu, ayrıca seyahat edilen dönemin toplumsal ve yerleşim kültürlerini de ortaya koyan şahane bir kaynak eser olduğunu ifade etmek mümkündür.
Yanıtla
3
1
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Ekim 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Afrikalı Leo'dan Empedokles'in Dostlarına
"... ben diyorum ki cehalet öldürür, ilerleme kurtarır. Tanrı'yı ilerlemenin düşmanı ve cehaletin müttefiki olarak göstermek isteyenler, benim gözümde dinsizdir." (s.193)

Atlas okyanusunda bir ada Antioche ve bu adaya insanlardan ve medeniyetten kaçarak gelip yerleşen bir adam, Alec. Lakin yalnız değildir bu adada Alec, insanlardan kaçan bir tek kendisi değildir, yakaladığı başarı sonrası her şeyi geride bırakan yazar Eve'de bu adadadır.

İşte, her şey bu ada da başlayacaktır, esrarengiz bir şekilde telefonların, elektriğin, internetin ve her türlü dijital iletişimin kesildiği bir gün karşılaşacaktır iki ada sakini. İnsanlık bir nükleer felaketin eşiğindedir bu sırada. Herkes bunu konuşmaktadır. Amerika küresel bir terör saldırısına maruz kalmıştır. Dünyada tam bir kaos hakimdir. Tamda bu sırada nereden geldikleri belli olmayan, (yazar ilerleyen sayfalarda nedense zorlama bir şekilde denizden geldikleri yönünde bir bilgi veriyor. Belki de Atlantis uygarlığına göndermedir.) farklı bir bilime ve teknolojiye sahip olan ve yıllardır normal insanlar gibi yaşayan, kendilerine
Empedokles'in Dostları diyen bir grup insan, bu kaosa son vermek için ortaya çıkacaktır. Hiç bir şey artık eskisi gibi olmayacaktır.

Kitap için bir distopya diyemediğim gibi, klasik bir bilim kurgu kitabı da diyemeyeceğim ama benim için, adına medeniyet dediğimiz bu varoluşun çıkmazlarını alegorik bir şekilde vurgulamaya çalışan bir roman.

Kitap beni tatmin etti mi dersem çok ettiğini söyleyemem. Belki de benim beklentim, güçlü bir tarihsel bir kurgu ile klasik bir Amin Maalouf eseridir. Birde kitapta alt metinlerde vurgulanan dünyayı kurtaran başkan ve Amerika vurgusu, sanırım bende bir antipati oluşturdu.

Kitap kahramanlarının Antik Yunan isimleriyle ve hatta hikayenin geçtiği adanın isminin de bu şekilde kurgulanması, belki de bir Ezoterik bir hikaye oluşturma çabalarıdır; lakin şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bu kitap Amin Maalouf'un diğer eserlerinin yanında oldukça sönük kalıyor. Ancak bu tür ve kurguyu seven okurlar için uygun bir tercih olabilir.
Yanıtla
6
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Ekim 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Harari’nin Homo Sapiens Tarihi
Homo Sapiens, ülkemizde ve dünyada çok satan kitaplardan biri. İbranice olarak 2011’de çıkan kitap, daha sonra İngilizce ve Türkçe olarak basıldı (2015). Yazar Yuval Noah Harari’nin "Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi", "21. Yüzyıl İçin 21 Ders", "Sapiens: Grafik Tarih" isimli eserleri de çok ilgi görüyor. Değindiği konuların içinde tartışmalı yönlerin ve teorilerin olması, bu eserlere ilgiyi arttıran en önemli gerekçe olsa gerek. Harari, tek yönlü okuma yapmayan ve bir konuyu farklı boyutlarıyla araştırmayı sevenler için görmezden gelinemeyecek bir konumda.

“Homo Sapiens” nedir? sorusuna “Homo (insan) cinsinin sapiens (zeki) türü.” diye cevap veren yazar, şöyle devam ediyor:

“Sevelim ya da sevmeyelim, büyük maymunlar adı verilen gürültücü ve büyük bir grubun üyesiyiz. Yaşayan en yakın akrabalarımız arasında şempanzeler, goriller ve orangutanlar var, ve şempanzeler bunların en yakını. Yalnızca 6 milyon yıl önce, tek bir dişi maymunun iki kızı oldu. Bunlardan biri tüm şempanzelerin atası olurken, diğeri de bizim büyükannemiz oldu… aslında insan kelimesi gerçekte ‘Homo cinsine mensup bir hayvan’ anlamına gelir ve eskiden bu cinste Homo sapiens dışında pek çok tür mevcuttur.” (s. 19) Sonrasında uzmanı olmayanların pek de aşina olmadığı Homo neandertalensis, Homo eractus, Homo solensis, Homo floresiensis gibi isimleri, bunlar arasındaki var olma mücadelesini ve yeryüzünde nasıl dağıldıklarını anlatıyor.

“Çoğu Sapiens gıda ararken bir yerden başka bir yere göçer ve yolda yaşardı. Hareketleri, değişen mevsimlerden, hayvanların yıllık göçlerinden ve bitkilerin büyüme döngülerinden etkilenirdi. Genellikle ev kabul ettikleri ve büyüklüğü birkaç yüz kilometrekareye varan arazilerde ileri geri hareket ederlerdi… Bir avcı toplayıcı grubu, her kırk yılda bir ikiye bölünse ve bölünen grup yüz kilometre doğuya doğru gitse, Doğu Afrika'yla Çin arasındaki mesafe 10 bin yılda katedilebilirdi. Bazı istisnai durumlarda, örneğin belli bir bölgede yiyecek çok bolsa, gruplar mevsimlik hatta bazen kalıcı yerleşimler oluştururlardı.”

Kitapta, Nuh Tufanı gibi insanlığın yok oluşlarından da bahsediliyor: “Türlerin yok oluşu buradan doğuya, güneye ve kuzeye, Pasifik Okyanusu'nun kalbine doğru yöneldi. Yol üzerinde Samoa ve Tonga'nın faunasını MÖ 1200'de, Marquis Adası'nınkini MS 1 yılında, Paskalya Adası, Cook Adaları ve Hawaii'ninkileri MS 500'de ve son olarak Yeni Zelanda'nınkini de 1200 yılı civarında ortadan kaldırdı. Benzer çevre felaketleri Atlantik, Hint, Arktik okyanuslarıyla Akdeniz'deki binlerce adanın neredeyse tümünde meydana geldi.”

Bir başka başlık, Tarım Devrimi üzerine: “Tarıma geçiş MÖ 9500-8500 yıllarında güneydoğu Türkiye, batı İran ve Levant bölgesinin tepelik arazisinde, düşük bir hızda ve sınırlı bir coğrafi alanda başladı. Buğday ve keçiler yaklaşık MÖ 9000'de, bezelye ve mercimek 8000, zeytin ağaçları MÖ 5000, atlar 4000 ve üzüm 3500 yıllarında evcilleştirildi. Deve ve kaju fıstığı gibi bazı hayvanlar ve bitkiler daha da geç evcilleştirildi, zaten MÖ 3500 civarında asıl evcilleştirme dalgası bitmişti. Tüm ileri teknolojimize rağmen, bugün bile kalorimizin yüzde 90'ından fazlasını atalarımızın MÖ 9500'le 3500 arasında evcilleştirdiği bir avuç bitkiden elde ediyoruz. Bunlar buğday, mısır, patates, darı ve arpadır. Son iki bin yılda kayda değer herhangi bir havyan ya da bitki evcilleştirilmedi.”

Harari, eserini, Bilişsel Devrim, Tarım Devrimi, İnsanoğlunun Birleşmesi, Bilimsel Devrim alt başlıklarıyla kurgulamış. Bunların her birinin içinde ise oldukça fazla detay içeren onlarca konu başlığı sıralamış: Tarım, hayvancılık, kültür, otorite, imparatorluk, inançlar, cinsiyet, ekonomi, cehalet, bilim, keşifler, sanayi bunlardan bir kısmı olarak sayılabilir.

“… insanların yapabildikleri olağanüstü şeylere rağmen hedeflerimiz konusunda emin değiliz ve her zamanki kadar memnuniyetsiziz. Kano ve kadırgalardan buharlı gemilere ve uzay mekiklerine vardık ama kimse nereye gittiğimizi bilmiyor. Her zamankinden daha güçlüyüz ama bunca güçle ne yapacağımızı bilmiyoruz. Daha da kötüsü, insanlar her zamankinden daha sorumsuz gibiler. Uymamız gereken yegâne yasalar fizik yasaları ve kendi kendini yaratmış küçük tanrılar olarak kimseye hesap vermiyoruz. Diğer hayvanları ve etrafımızdaki ekosistemi sürekli mahvediyoruz ve bunun karşılığında sadece kendi konforumuzu ve eğlencemizi düşünüyoruz, üstelik tatmin de olmuyoruz. Ne istediğini bilmeyen, tatminsiz ve sorumsuz tanrılardan daha tehlikeli bir şey olabilir mi?” (s. 407)

Yazarın dilinden kitabını izlemek isterseniz bkz.: bit.ly/3rTVoia

İyi Okumalar!
Yanıtla
14
12
Destekliyorum  4
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ekim 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kale her daim ilgimi çeken bir mekan olmuştur. Zihnimde savaşı, tarihi çağrıştırır hep... Kalesiz bir kaç memleket gezdikten sonra Ankara'ya varmak. Ulus'tan heybetine kapılarak koşar adım çıkmak o merdivenler ve en yüksek noktadan Ankara'ya bakmak... Kaleyle geçen kalede geçen yıllar... Her Ankara ziyaretçisini elinden tutup kaleye koşturmak... Kendi kale deneyimin zihnimde yarattığı terennümü bırakıp eseri konuşmak gerekirse... Bu kitapta güzel bir Ankara tarihi anlatımı ve kalenin dünden bugüne evrimine şahitlik var. Bir de kalenin yazarlarda yarattığı muhteşem havayı hissederek, kalenin bende uyandırdığı hislere bir tercüman bulmuş oldum. Yazarlara şükranlarımı sunarım.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ekim 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Jamie Drake'nin babası astronot ve varsa başka akıllı yaşam formlarına ulaşabilecek çok küçük cihazları uzaydaki platformdan gönderecek kişi o. Bu zorlu görev birçok risk barındırıyor, üstelik tam da Jamie'nin doğum gününe denk geliyor. Bilim kurgu türünde sürükleyici, merak uyandıran ve ufuk açan güzel bir çocuk edebiyatı eseri. Özellikle altıncı ve yedinci sınıflara tavsiye ederim çünkü onların fen derslerinde gördükleri konularla bağlantı kurarak okumaları imkanı bulunduğu için daha anlaşılır olacaktır. Bununla birlikte alana ilgisi olan dördüncü sınıf ve üzeri her çocuğun seveceğini düşünüyorum.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ekim 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kurtuluş Savaşı başlangıcında Osmanlı’nın dağıtılmayan tek ordusunun komutanı Kazım Karabekir’in hatıraları Millî Mücadele’nin anlaşılması bakımından hayati önem arz etmektedir. Tüm hatıralar gibi Kazım Karabekir’in hatıralarının da öznel değerlendirmeler içerdiğini gözardı etmeksizin okumak Millî Mücadele’nin cereyan şekli hakkında önemli kazanımlar sağlayacaktır. Eserin belki de üçte ikiye yakınının yazışmalardan oluşması eserin öznelliğini azalttığı gibi belgelere dayalı olarak konulara daha geniş bir perspektiften bakılmasını sağlamaktadır. Millî Mücadele’deki öncü konumu nedeniyle resmî verilerde bahsedilenin kat ve kat fazlasını hak eden Kazım Karabekir esasında Millî Mücadele sonrası siyasete girmesi nedeniyle hakkı yenmiş, yokluğa mahkûm edilmiş ve hatta İsmet Paşa’nın müdahalesi ile hayatını zorla kurtaran bir şahsiyettir. Okuması yorucu da olsa eseri hakikat avcılarını şiddetle tavsiye ederim.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir