Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
John Verdon'un en sevdiğim yanı diğer polisiye romanlarına nazaran baş karakterin ruhsal çöküntüsünü çok iyi işlemesi ve insani duyguları inanılmaz derecede güzel aktarmasıdır. Baş karakterimiz dedektif Dave Gurney'in eşi ile olan sıkıntılarını, yaşadığı ruhsal bunalımları, kafasına çöken sorunları betimlerken sanki siz oradaymış gibi hissediyorsunuz. Ayrıca yazarın diğer polisiye romanlarından farklı olarak baş karakter hep sorunlarla uğraşırken hata da yapabiliyor ve bu hatalar bazen yoğun bakımlık olmasına bile sebep olabiliyor. Bu gerçekçilikten ötürü kitap inanılmaz derecede sürükleyici. Bunun akabinde olaylar hep beklemediğiniz şekillerde gelişirken size verdiği detaylar sizi bir taraftan alıp bir başka tarafa götürüyor bu da kitabı elinizden düşürmek istememenize sebep oluyor.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Siyasallaşmaması gereken şeylerin bile siyasallaştığı yeryüzünde, siyasetin birçok şeyi şekillendirdiği bir ortamda ve tarihte; en kullanışlı alanlardan biri de hiç şüphesiz din kurumu olmuştur. İslâm özelinde, bundan namaz gibi özel bir ibadet dahi kurtulamamıştır. İslâm tarihinde; bilhassa cuma namazlarındaki hutbelerde Hz. Ali ve Muaviye döneminden başlamak üzere karşılıklı lanetlerin okunduğu, siyasi propagandaların yapıldığı tarihi bir hakikattir. Bilhassa Emeviler döneminde camiler ve namazlar adeta siyasete göre de dizayn edilmiştir diyebiliriz. Mesela cuma namazlarında hutbelerin namazdan sonra okunduğu ama sonraları bu uygulamanın değiştirildiği ve namazdan önceye alındığının söylendiği, hutbeler daha dinamikken sonraları ağızdan çıkan bir harfin bile günah sayıldığı bir şeye dönüştüğü vb. birçok meselenin altı geniş geniş, türlü türlü doldurulabilir. Velhasıl namaz hakkında derli toplu tarihi bilgilerin yer aldığı bu eseri öneririm.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Körelmiş Bıçaklar 5 öyküden oluşan bir öykü kitabı. Yazarın ilk kitabından sonra öykülerini okumak oldukça zevkli bir deneyimdi.

İlk öykü, kitabın da ismi olan Körelmiş Bıçaklar. Tezgah üstünde asılı duran ve kullanılmamaktan körelmiş bıçakların hikayesi. İkinci öykü Damak Tımarhanesi. Michelin Yıldızlarını kaybeden şefin eş zamanlı olarak aklını da kaybetmesini anlatıyor. Ve üçüncü öykü, Epikür'ün Sofrası. Hikaye genç kadını masalarına davet eden yaşlı adamın gastronomi öğretileriyle başlıyor. Ve sonuncu hikaye, Aç Bebek. Henüz anne rahmindeki bebeğin oburluğunu okuduğumuz keyifli bir öykü. 5 hikaye boyunca unutulmak, delirmek, açlık, kan, aşerme gibi konuları okurken duygudan duyguya geçeceksiniz. Tüm hikayelerde israfa, insanlığa dair birçok alt metin okuması yapılarak çok fazla şey alınabilir bu öykü kitabından. Sanırım Emre Turan ismini çok güzel yerlerde birçok defa duyacağız. Yine çok fazla yerde özeleştiriye kapı açan çok keyifli bir okumaydı, keyifli okumalar diliyorum.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  13
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar, bilimsel veriler kullanarak, çağımızın en büyük hastalıklarından birisi olan (ve maalesef şahsımın da muzdarip olduğu) mükemmeliyetçilik hastalığını (M.H.) ve çözüm yollarını gayet akıcı bir dille tahlil etmiş. M.H. ile sosyal medya ve reklam silahlarının, bireylerde yetersizlik duygularını pekiştirerek tüketim çılgınlığını beraberinde getirdiğine vurgu yapmış. Ayrıca M.H. ile erteleme hastalığının bağlantısını gözler önüne sermiş. Şöyle ki; her yaptığı işin mükemmel olmasını isteyen bireyler, mükemmelliği yakalayamama endişesiyle işe başlamaktan korkmakta, bu korku neticesinde işi sürekli ertelemekte, sonunda birikmiş işler yığınının altında ezilip kalmaktadır. Siz de çağımızın bu en büyük hastalığından az ya da çok muzdaripseniz kendinize bir iyilik yapıp bu kitabı altını çize çize, sindire sindire okuyun ve sevdiklerinize de okutun.
Yanıtla
7
0
Destekliyorum  3
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okumaya Niyet Edenlere Selam Olsun...
Yazarımız Mustafa Kutlu çoğunlukla hikaye ve deneme türünde kitaplar yazan, hikaye türü yazmadığı dönemlerde samimi bir hasretle beklenen bir yazar. 1968 yılında yayınlanan ilk hikayesi ile genç yaşında edebi hayatına adım atan Kutlu, sinemaya uyarlanan hikayeleri ve senaryoları ile de sevilmiş, ve uzun yıllar Türk Edebiyatının önemli isimlerinden biri olmuştur

Kitabımız “Selam Olsun” her ne kadar 'Deneme' türünde yer alsa da, yazarın hayatında iz bırakan anılarını bizlere siyah beyaz bir film karesi tadında yudum yudum izleten yazılardan oluşuyor. Yazıların her biri kimini bildiğimiz kimini hiç duymadığımız dostlarından bahsediyor ve öyle anlatıyor ki bazılarını, sayfa aralarına serpiştirilen resimlere tekrar tekrar bakma ihtiyacı hissediyorsunuz. Acaba bu duyguyu, bu içtenliği nasıl veriyor bizim gibi etten kemikten bir insan diye... Misal İsmail Gürcan’ı anlattığı yazısında ilk sayfaya iliştirdiği resme ithafen şöyle diyor yazar;

“Yüzüne bakın, Orada bütün bir vatan haritasının dağlarını, ovalarını, denizlerini göreceksiniz. Çöken omuzlara değil şimşekler çakan gözlerine bakın. Bu bir dadaş bakışıdır; kararlılık ile, iman ile, inanç ile bakmaktadır. Baktığı yerin ilerisini, baktığı şeyin içini, baktığı insanın ciğerini bilir. ”

“Yüce dağ başından kopup gelen bir türkü gibiydi Nurettin” diye başlıyor ilk yazısına ve Nurettin Albayrak ile ilgili anılar canlanıyor sayfalarda...

“Bir Tebessüm” başlığını verdiği yazısında “Zaten bu tebessüm kaç nesil gençlerini devasa saçağı altında toplamış değil midir?” diyor Sıtkı Aras için...

“Bu ülkede bugün için Türkçeyi en iyi kullanan iki yazar var. İkisi de Sivas’lı. Biri Ahmet Turan öteki Beşir Ayvazoğlu” diye başlıyor “Beşir Ayvazoğlu” isimli yazısında.

Nurettin Topçu, D. Mehmet Doğan, Muammer Ekti, Ebubekir Erdem, Ezel Elverdi, İsmail Kara, Mustafa Kara, Nusret Özcan, Mustafa Ruhi Şirin, Seyfettin Manisalıgil ile ilgili anılara da rastlayacaksınız bu kitabın sayfalarında. Hepsi ayrı bir sıcaklık ayrı bir lezzet bıraktı benim zihin dünyamda.

Kitaptaki bu samimi anlatımın, içtenliğin sebebi, kanımca, Mustafa Kutlu’nun güzel kalemi ve derin görüşüne ilave olarak, yaşanmışlıkların güzelliği...

Yaşananlar hayatın hangi döneminde olursa olsun, vefa bırakmıyor peşini ve yıllar sonra da olsa bu güzel anıları döktürüyor kaleminden..
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Pal Sokağı Çocukları," yaşadığımız şu dünyada eskiden çocukların birbirine nasıl bağlı ve sadık kaldığını, aralarındaki olayların onlarda nasıl etki bıraktığını ve bir arsanın onların hayatındaki önemini anlatan güzel bir hikaye olarak karşımıza çıkıyor. Okurken sonunda ne olacağını tahmin ederek devam ediyorsunuz, ama kitabı bitirdiğinizde yazarın anlatım gücüyle olayın sizi çok etkileyeceğinin farkına varıyorsunuz. Benim gibi çocukluk hayatını mahallesinde arkadaşlarıyla birlikte geçiren biri için çok normal gelen olaylar, günümüz çocuklarının (çoğunluğu evde elektronik eşyalarla vakit geçiren) okuyarak eski arkadaşlıkları ve çocukların ilişkilerini anlaması açısından onlara kesinlikle öneririm.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitabı okurken İttihat ve Terakki yönetimine karşı saygım yine arttı. Birinci Dünya Savaşı sırasında bile Roma dönemine ait olsa da tarihi eserlere verilen değer ve kıymet, ITC yönetiminin gerçekte dönemin şartlarına göre daha elit bir yapıda olduğunu gösteriyor.Üç Paşaların sonuncusu Cemal Paşa'nın Suriye'de bulunduğu 1916-17 yıllarında bölgenin önemli tarihi eserleri kıymetli bilim adamlarını görevlendirip belgeledikleri (resim) ve bilgi aktardıkları güzel bir çalışma olmuş. Aralarında Halep, Şam gibi kadim şehirler dışında, Antik dönemin gözdesi Palmyra ve Baalbek'e ait de yeterince görsel mevcut. Günümüzde Antik Roma döneminden kalma eserlerin nasıl Almanya'da sergilendiğini de şimdi daha iyi anladım. Bu da biraz dönemin yönetiminin hatası diye düşünüyorum. Restore etmek için götürdükleri tarihi eserleri geri getirmemişler. Her şeye rağmen savaş şartlarında bile tarihi eserlere verilen bu önem ve kısıtlı bütçeden paraya ayırıp restore ettirmeleri şapka çıkartılacak bir hareket.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kendini hamile olarak resmeden ilk kadın ressam Paula M. Becker. Rilke ve Rilke'nin eşi Clara'nın yakın dostu. Rilke ile mektuplaşmaları ve ressamın erken yaşta ölümü üzerine Rilke'nin yazdığı şiir kaynaklarda geçiyor.

Çok da ünlü olmayan kadın ressamın hayatını yine bir kadın yazıyor. varlığını yaşatmak istediğinden. Erken yaşta ölmüş olması en büyük etkenlerden. Yirmi altı yaşında günlüğüne ölümü düşündüğü ve mezarının nasıl olması gerektiğini hayal ettiğini yazdıktan altı yıl sonra ölüyor.

Çok keyif alarak okudum. Biyografi unsurları taşıyan deneme ve anlatı türünde bir eser. Bir kadının kendini arama yolculuğu, sanat, evlilik, çocuk sahibi olma fikri, özgürlük konuları merkezde. Kadın hikayeleri ve gerçek bir şeyler okumak isteyenlere tavsiyemdir...
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"iş olsun" bir boş vermişliğin değil, umutsuzluğun kol gezdiği bugünlerde "bir şeyler yapmak lazım" seslenişidir.

kitap iki bölümden oluşuyor: 1. bölüm geleneğin izinde ince bir hat, 2. bölüm duyguların peşinde daha rahat başlığından oluşuyor.
zulmün kadim tarihi içerisinde insanın konumlanışını dile getirdiği şiirleri Türkiye panoramasını insan kaypaklığının makus talihi (tarihi) bağlamında belirli bir zemine oturtmaya çalışıyor.

1986 tarihinde kaleme aldığı şiirle başlayan kitap, 2024 yılında yazılan şiirlere kadar uzanan bir kapsayıcılığa sahip. böylece şairin serencamını zaman-mekan bağlamında izini sürüyorsunuz.
unutmak hatırlamak sarkacında şair "hiçbir şey olmamış gibi konuşmanın" zorluğuna değiniyor.

şiir severlere tavsiyemdir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Budizmin kısa ama kapsamlı bir özeti...
Kitapta Budizm'in doğuşundan yakın tarihimize kadar olan yolculuğundan bahsediliyor.

Yazarın kitabın giriş kısmında bahsettiği gibi Budizm'in özellikle Asya'da birçok farklı yüzü olduğu için tek bir Budizm akımından bahsetmek mümkün değildir. Yazar bu düşünceden yola çıkarak kitabın ilk bölümünde Budizm'in doğuşunu Hindistan'dan başlayıp, Siddhartha Gautama'nın hayatından bahsedip Budizm'in ilk çıktığı dönemdeki genel prensipleri ve uygulama şekillerini anlatmış.

Daha sonra Budizm'in yayılmaya başlaması ve okullar vasıtasıyla öğretilmesi; ilerleyen bölümlerde Orta Asya, Çin ve Japonya'ya ulaşması ile bu bölgelerdeki yayılma ve gelişme evreleri anlatılmış. Sonraki bölümlerde Budizm geleneklerinden, felsefesinden bahsedilmiş. Son olarak Batıdaki yayılışlardan bahsedilerek kitap sonlandırılmış.

Yaklaşık 100 sayfalık bir kitap olmasına rağmen kitapta çok fazla sayıda kişi, yer ve teknik terim geçiyor. Daha önceden Budizm ile ilgili yeterli bilginiz yoksa, benim gibi kitabı okuyup anlamakta zorluk çekebilirsiniz. Budizm'e ilginiz varsa özellikle tarihi gelişimi ve dünya genelinde yayılışı ile ilgili değerli bilgilere ulaşabileceğiniz bir kitap.

"Buda'nın hayatı ve öğretileri, ıstıraptan öğrenmek üzerinedir ve bütün arayışı, ıstırapla nasıl başa çıkılabileceği olmuştur." (s.24)



Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir