Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Ekim 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hikâye, mini anılardan oluşan bölümlerle lineer şekilde ilerliyor. Yazarın tercih ettiği bu yapı okuma işini çok kolaylaştırmış. Basquiat resimlerinin arka planı, hangi olaylardan sonra yapıldığı, ressamın içsel motivasyonları anlatılmış. Ben internetten resimlere baka baka okudum, çok keyifli oldu. Mallouk ile Basquiat'nın toksik ama besleyen, ilham veren, gelgitli ilişkileri ana tema olsa da, 80'lerin Amerikan sanat dünyasındaki siyah-beyaz ayrımları; Andy Warhol, Madonna gibi tanıdık simalar, graffiti akımına/felsefesine küçük de olsa bir bakış kitaba ayrı bir keyif katmış. Ben çok sevdim.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Ekim 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın üç ciltten oluşan seri romanlarının üçüncü ve son cildi Dura Mater.

Bu cildini okumadan önce ilk iki cildi okumanız gerekiyor.
Yazar ayrıca kurgusunu gerçek olaylar üzerine kurguladığını belirtiyor.

İlk ciltte, duyuların insan algısı üzerindeki etkilerine yer vererek bu etkilerin yaşam sürecimizi etkileme biçimi ele alınmıştı.

Serinin ikinci kitabında da; Serüven kaldığı yerden devam etmiş,
Olaylar daha da büyümüş pek çok kişiye etkiler hale gelmişti.

Üçüncü ve son kitapta ise işlenen konu, eksikliği duyulan varlıkların ve duyguların beyin tarafından üretilebilmesi.
Bu şekilde, beyin tarafından üretilen kişilikler ise, o kişiyi çok farklı şeyler yapmaya yönlendirebiliyor.

Sonunda ise çok gerçekçi ve ürkütücü bir son bekliyor okuyucuyu.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  13
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Ekim 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Saklı Dünya Hikayelerinin ikinci kitabı Kaptan Mavi Kanca okuyucusuyla buluştu. Elimize yine çok kıymetli, nadide bir hikaye tutuşturuldu. Hayal kuran, bir hayalin peşini kovalayan, yeni bir fikir ateşleyen, merak edip, öğrenme iştahı ile yanıp tutuşan çocuklar Toiza olarak isimlendirilirken bunların nasıl toplumdan tecrit edilip tek tipleştirmeye çalışıldıkları yolunda atılan adımları yine bu Toizalar bozuyor. Çünkü bu çocuklar çok soru sorarak, merak ederek hayal kurarak toplum tarafından uslu çocuk olamıyorlar. Yine çok anlamlı Saklı Dünya Hikayesi. Topluma, eğitime, yetişkinlere, ebeveyn ve öğretmenlere yönderlik edecek, ufuk açacak, durup düşündürtecek bir kitap. Okumayan kalmasa ne güzel olur. Okuduktan sonra yeni bir Saklı Dünya Hikayesini okumayı iple çeker olacaksınız çünkü.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Ekim 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İspanya iç savaşı,bir gemi ile Şili'ye sığınmacı olarak gidiş,sonrasında Şili de bir diktatörün zulmünde toplama kampında geçen acı dolu günler...Kitaptaki kahramanlardan bahsetmeyeceğim.İnsanlığın her dönemi aslında savaşla kıtlıkla hastalıklarla kısacası acı ile dolu.Pandemide bizden önceki insanlar savaşlar gördüler bizim payımıza da bu düştü diye düşünmüştüm hep. Dünyanın her yerindeki insanlar aynı acıyı hissediyorlar dedim ve şu cümle çok doğru geldi bana "Acı duymak kaçınılmaz birşeydir ama acıyı çekmek tercihtir"
Kitabın sonunda İsabel Allende teşekkür yazısında "Bu bir roman, ama tarihi olaylar ve kişiler gerçek.Roman kahramanları kurgusal,onları tanıdığım insanlardan esinlenerek yarattım.Çok azını hayal etme gereğini duydum.Bu kitap, sanki biri bana dikte ediyormuş gibi kendi kendine yazıldı." diyor.Yazarın Ruhlar Evi'nden sonra okuduğum ikinci kitabıydı.
Okursanız eğer farklı bir coğrafyanın acı çeken insanlarının hikayesini okuyacaksınız.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Ekim 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cennet'in sekiz rahmet kapısıyla ilintili olarak sekiz peygamberin hayatının anıldığı kitapta sırasıyla Hz. Adem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Yusuf, Hz. Musa, Hz. Süleyman, Hz. Yahya, Hz. İsa peygamber yer almaktadır. Bulmak üzere yitirilen Cennetin anlatımıyla başlayıp son Peygamber ya da bulunmuş Cennet ile sona ermektedir. Öğrenmeye yönelik olmaktan çok bilineni anmaya, hatırlamaya, sindirmeye, özümsemeye yönelik bir kitap olduğunu düşünüyorum. Eğer kitapta hayatlarından kesitlere yer verilen peygamberlerimizin hayatlarına dair bilginiz yok, az veya yetersizse ben bu kitaba başlamadan önce ufak da olsa bir okuma yapmanızı öneririm. Kitabın dili ağır değil kanımca. Bir çırpıda okunabilir. Rengi de görseldekinden farklı ve daha güzel, çok tatlı bir mavi. Muhtemelen yeni basım olduğu içindir. Keyifli okumalar dilerim..
Yanıtla
7
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ekim 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kıyamet denince akla ilk gelen senaryolar genellikle bir doğal afet, uzaylı istilası ya da yapay zekanın üstünlüğü ele geçirmesi gibi olaylar oluyor. Bu kitapta ise senaryo, çok daha farklı bir sonu işliyor, nükleer savaş sonrası radyasyonla gelen bir son, yani gerçekten de 'sessiz bir kıyamet'.
Genel olarak bayağı bir durgun bir kitap, ama aslında olayı da bu, her sayfada, bir kaç ay içinde radyasyondan öleceğini bilen insanların, normal hayatlarına devam etmesini, yani çaresizliğini okuyoruz.
Fazlasıyla gerçekçi bir kitap. Kitabın sonunda ne olacağını bildiğim halde, yine de merakla ve heyecanla okudum. Sanırım şimdiye kadar okuduğum en hüzünlü kitaptı.
Gerçekçiliği seven, alışılagelmiş kıyamet senaryolarından farklı bir fikir arayan kitapseverlere tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Ekim 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Roman, Karadeniz'de yokluğuyla yoksulluğuyla, varlığıyla darlığıyla, cehaletiyle yobazlığıyla, karanlığıyla aydınlığıyla bir kasabayı anlatıyor. Bir kasabayı anlatıyorsa da roman, biz ülkenin bir panoramasını görüyoruz romanda. O dönemin çocuklarının, gençlerinin sinema tutkusu, roman kişileriyle beraber okuru da etkiliyor. Roman seksen öncesi ülke siyasetinin de izini sürüyor. Ülkede bir şeyler oluyor ve gençler de dar bir çevrede neredeyse el yordamıyla olup biteni anlamaya çalışıyor. Yazar Murat Akan, dipnotlarıyla beraber yerel ağzı, sözcükleri kullanmış.
Roman bölgenin kan davası gibi bir yarasına da uzak kalmamış.
ve Avrupa'ya giden ilk işçilerle beraber ''gurbet'' yaşamını da anlatmaktan geri durmamış. Romandaki kişilere göre yokluk ve yoksulluk içinde her şey meşru. Kolektif bir ''meşruluk'' yaratmışlar kendilerine. Kendilerine ait olmayan bir şeyi ''almak'' onlar için en doğal bir hak. Romanı okuyan her okurun romandan kendine göre bir dünya çıkaracağını umuyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Ekim 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aslında bir biyografik roman. En çok bilinen Türk musiki eserlerinden olan, Rahmetli müzeyyen senar'ın seslendirmiş olduğu şarkıdan ismini almış kitap. bazı kaynaklarda şiirin yazarının farklı olduğu dile getirilmiş kitapta fakat tarih değişkendir. Yeni bilgiler ortaya çıktıkça bir önceki bilgi geçersizleşir. ihsan raif hanımın küçüklükte aldığı dersler, o zamanın şartlarında en ufak bir iftirayla hayatınızın nasıl değişebileceğini, bu süreçte kadınların yaptıkları vs ele alınmaktadır kitapta. Aslında bu tarz kitapların tarihimizi araştırmamıza, bilgilendirmeye yardımcı olduğu için her kitaplıkta bulunması gereken kitaplardan diye düşünüyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Ekim 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İFA: İnsanın Fabrika Ayarları 1.Kitap / Beden
Kitabın yazarı Sinan Canan’ı ilk olarak Youtube’da “Açıkbeyin” kanalındaki sohbetleriyle tanımıştım. Videolarındaki samimi, yer yer esprili anlatımıyla takipçisinin ve sevenlerinin epey çok olduğunu biliyorum. Akademisyen, biyolog, sinirbilimci, araştırmacı, eğitimci ve yazar olarak çok yönlü bir kimliğe sahip. Kendi söylemiyle “Hayatın, tek bir işle uğraşmak için fazla uzun; insanın ise, tek bir işle ömrünü tüketmek için fazla karmaşık olduğuna” inanıyor ve bu yönde çalışmalarına elinden geldiğince devam ediyor.

Üç kitaplık bir seri olan “İFA”nın ilk kitabı “BEDEN” ismini taşıyor. “Beden”, iki bölümden oluşmuş. İlk bölüm “İnsan bedeni oturmak ve hareketsiz kalmak için tasarlanmamıştır.” denilerek “İFA-1: Hareket” başlığı altında yer alıyor. İkinci bölüme ise “”Doğada hayatta kalmak için uyumlanmış beslenme sistemimiz, modern dünyada aşırı beslenme sorunlarından dolayı başımıza büyük dert oluyor.” denilerek “İFA-2: Az, Çeşitli ve Aralıklı Yemek” başlığı atılmış.

Kitap, 19. yy.a ait bir efsane olan “Çıplak Gerçek” ile başlayarak daha başında okuyucuyu kendine çekmiş. “Giriş” bölümünde; insanın biyolojik sınıflandırması, insanın tek bir tür olduğu, insanın biyolojik evrimi (İlginç bir şekilde İslam ile evrimi birleştirmeyi başarmış diyebilirim çünkü aklımdaki soru işaretlerinden bazılarının bilimsel karşılığını vermiş.), canlılar arasındaki akrabalık bağları biyoloji bilimi çerçevesinde ama okuyan her kişinin anlayabileceği bir sadelikle anlatılmış. Diğer bölüme geçilmeden önce de yazar okuyucuyu “Kaos Güzeldir” başlığı altında uyarıyor: “... ne yaparsak yapalım, rutinden kaçınalım; kaosu hayatımıza davet edip onu kullanmanın yollarını öğrenelim. ... Fazla programlı ve yeknesak bir yaşam, beden sistemimizle uzun vadede bozuşmamıza neden olabilir.”

“Hareket” başlığının altında öncelikle hareketsizliğin bizi neden hasta ettiğine vurgu yapılmış. Bir canlıda beyin varsa hareketin de olduğu belirtiliyor. Hareket aynı zamanda ömrü de uzatan bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Atalarımıza baktığımızda onların da oturdukları yerde kalmadıklarını görüyoruz. Zihin ve beden sağlığımız için hareket etmek şart! Bedenlerimiz aslında harekete ayarlı. Bunun en iyi örneği de çocukluk çağlarımız. Fakat insanoğlu avcı-toplayıcı çağdan tarımın keşfedilmesine, tarımdan sonra da yüksek teknolojili dijital bir dünyaya evrilerek hareketten adım adım uzaklaşıyor. Bu, aynı zamanda beyinlerimizin de küçülmesine sebep oluyor.

Sinan Canan; bölümün devamında insana en uygun hareket türlerinden, kadın ve erkek bedenindeki hareket farklılıklarından, egzersiz ile bağışıklık sistemi arasındaki ilişkiden, kaotik ve izometrik egzersizlerin ne olduğu ve bunların neden daha iyi olduğundan, bedenle öğrenmek arasındaki ilişkiden ve dijital sağlıktan bahsediyor.

“Az, Aralıklı ve Çeşitli Beslenme” bölümüne geldiğimizde şeker, yağ ve protein’in kısa hikâyesinin biraz da bilimsel olarak (mümkün olduğunca anlaşılabilir bir dille) anlatıldığını görüyoruz. Devamında yağ oranının fazla olmasının nedenleri, daha fazla kalori almamızın nedeni, atalarımızın beslenmesi, açlık hali ve açlığın yağlarla ilişkisi, yüksek yağlı düşük karbonhidratlı beslenme (YYDK), KETO ve YYDK diyetleri arasındaki fark, açlık hormonları (insülin, leptin, ghrelin, glukagon benzeri peptid-1, kolesistokinin, peptid, nöropeptid Y, kortizol, dopamin), sağlıklı beslenmenin kısa yolu (sağlıklı beslenmeyle ilgili basit kurallar), endüstriyel gıdanın sakıncaları, tat ve lezzet, GDO’lu yiyecekler, mevsiminde tüketmenin önemi gibi konular üzerinde duruluyor.

Kitabın dikkatimi çeken bir yönü de yazarın tıp konusundaki söylemleri. Tıbbın asıl işinin sağlığı korumak ve sürdürmek anlamında koruyucu hekimlik meselesi olduğunu belirtiyor. Modern tıbbın ise hastalıkların tedavisine odaklandığını ifade ediyor.

Özet olarak kitap, hem bedenen hem zihnen bizi geliştirecek bilgileri bulabileceğimiz bir başucu kitabı niteliğinde hazırlanmış. Bu alanda uzman birinin kaleminden bedeninizin bilinmeyenlerini okumak zihninizi, bedeninizi ve ufkunuzu açacaktır. İFA serisinin II. kitabı “İlişkiler ve Stres”te buluşmak dileğiyle keyifli okumalar...

Yanıtla
17
0
Destekliyorum  4
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Ekim 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Var mısın Yok musun? Karar Ver!
İnsanlar ölür, eserleri kalır. Bu kitap, Doğan hocanın bıraktığı son eserlerinden biri. Deniz Bayramoğlu soruyor, hoca cevaplıyor: “Kitapta, seksen yılda kazandığım farkındalıkları gözden geçirdik. Gönlümden geçen; yaşamın önemli boyutlarına ilişkin sorular soran ve -tıpkı benim de bir zamanlar ihtiyaç duyduğum gibi- bu konularda bir mentorla sohbet eksikliği çeken okuyucunun, bu kitapla aradığı sohbete ulaşmış hissetmesi. ‘İnsan doğduk, olabileceğimiz en iyi insan olmayı istemek ve bu yolda emek vermek gerek’ diye düşünenler, umuyorum ki sohbetimizi anlamlı ve yararlı bulacaklardır.” İkili, bu eseri hazırlamak için her hafta 2 gün bir araya gelerek toplam 3 ay mesai harcamışlar.

Alt başlıklarda 14 soru sorulmuş, bunlardan bazıları: Hayatın Anlamı Nedir? Umutsuzluğu Nasıl Aşarız? Çevremiz Bizi Nasıl Etkiler? Kime Akıl Danışılır? Nasıl Meslek Seçilir? Neleri Okumalı, Dinlemeli ve Seyretmeliyiz?...

Seksen yıllık deneyimlerin aktarımı söz konusu olunca eserin her sayfası, altı çizilecek satırlarla dolu. Doğan hocanın, yaşarken farkındalık oluşturduğu hususlar ilgi çekici. Bir yerde, “… bireyin aslında ne kadar önemli olduğunu idrak ettim. Tüm toplum, ana-baba, eğitim sistemi olarak "birey'' üzerine odaklanmalıyız. Bireyi her an bir ekibin parçası olduğunun farkında ve bunun sorumluluğunu taşıyacak şekilde yetiştirmeli, geliştirmeliyiz. Bir ekibin üyesi olduğunun farkına varan, bunun sorumluluğunu alabilen ve o ekip içinde sorun değil, çözüm üreten bir birey yetiştirmeyi hedeflemeliyiz.” tespitini yapıyor (s. 22).

Kitap sadece anılardan oluşmuyor şüphesiz, Doğan hoca, sohbete uzmanlık alanından bilgiler de katıyor, ama sıkmadan: “Zihin dili, olayların, rakamların, malumatın anlatım dilidir. Bir de gönül dili var; o da "biz"i gerçekten hissettiğin zaman ortaya çıkan duyguların, ilişkilerin dilidir. Yani biraz Yunus Emre'ye aşinaysan, bu dili bilirsin. Bir şey söyleyeyim; işte bu, evrensel bir dildir. Altı aylık bir bebek bu dili hisseder. Bu sebeple gönül dilini önemsiyorum. İlişkilerde bu iki dili dengelemek önemli…” (s. 62)

“Umutsuzlukla mücadelede öğrenilmiş çaresizliğin üstesinden gelebilmek önemlidir. Ve bunun da yolu ufacık da olsa ilk adımı atmaktır. Diyelim ki derslerine çalışamıyorsun, sınavlara hazırlanamayacağını düşünüyorsun, umutsuzsun. Önerim: Saatlerce çalışmayı hiç gözün kesmiyor olabilir ama en azından beş dakika çalışabilirsin. Beş dakika ile başla! İnan ki o ilk adımın sihirli bir gücü var… İşte konu her ne olursa olsun bu yirmi dakika kendini tam anlamıyla ona verdiğin zaman önemli sonuçlar elde ediyorsun. Yazar mı olmak istiyorsun? Şu veya bu şekilde sadece yirmi dakikanı ayır! Ama her gün…” (s. 65, 70)

“Her anne baba önce aile hayatıyla ilgili, çocukları nasıl yetiştireceğiyle ilgili niyetinin saflığını keşfetmeli, bu konuda bir karar vermeli. Mesela ben bir anne baba olarak şu kararı veriyorum; yetiştirdiğim çocuk kendine, ilişkilerine saygı duyan, gerçeği araştıran, keşfettiğini özgürce konuşabilen dürüst bir insan olsun. Böyle bir niyetle babalık yaparsam o zaten kendiliğinden, '’Allah razı olsun babamdan’ der.” (s. 119)

Bazı bölüm sonlarında Doğan hocanın belli konularda, önerileri, ipuçları sıralanmış:

Ekipteki insanların iyi taraflarını gör, ifade et ve onların hayatına anlamlı bir katkıda bulunmaya özen göster. (s. 90)

"Bir Çocuğun Potansiyelini Anlayacağımız Beş İşaret" 1- Davranışlarının koordinasyonu ve akışı 2- Duygularının farkında oluşu, anlayışı ve duygularını yönetebilmesi … (s. 143)

"İlişkilerde Yaptığımız Altı Hata'' 1- Dinlemeyi ihmal edip karşıdakinin gözüyle olaya bakmamak 2- Karşıdakini olduğundan az görmek… (s. 168)

Bir İnsanın Kendini Gerçekleştirmesi İçin Atması Gereken Beş Adım 1- Kendi güçlü yönlerini keşfet. 2- Değişen ortam ve koşullarda kendin olma bilincini bırakma… (s. 194)

Son bölümde ise Doğan hocanın hazırladığı okuma, dinleme ve izleme önerileri var: Kırk Yıl (Halit Ziya), Memleketimden İnsan Manzaraları (Nazım Hikmet), Sevme Sanatı (Erich Fromm), Hayat İçin Oyun Planı (John Wooden), Beyaz Zambaklar Ülkesinde (Grigory Petrov), İslam Tasavvufunun Meseleleri (Erol Güngör), Babam ve Oğlum (Çağan Irmak), Hayat Güzeldir (Roberto Benigni), On İki Öfkeli Adam (Sidney Lumet), Baba Serisi (Godfather), bunlardan sadece bir kısmı...

Rahmetli Cüceloğlu'nun dilinden kitabını, kısaca, dinlemek isterseniz bkz.: bit.ly/3LUlfQm

İyi Okumalar!
Yanıtla
24
3
Destekliyorum  18
Bildir