Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bayan Caliban
Bu kitaba kızdım. Çok iyi başladı lakin devamını getiremedi. Yazarlara bazen “yahu elini korkak alıştırma” demek istiyorum. Harika bir konu var ve fakat ne kadar üstünkörü işlenmiş. Evine gelen bir “canavar”a (Larry) aşık olan bir kadının öyküsünü okuyoruz ama Larry mesela çok sığ ele alınmış, kendisini daha iyi tanımayı çok isterdim. 120 sayfa değil 300 sayfa olsa olurmuş bu kitap, kadının market alışverişlerinin detaylarını okumak yerine karakterlerin derinleştirilmesini tercih ederdim. Böyle güzel hikâyeler harcanınca ben biraz sinirleniyorum. Ayrıca da yani sonu ne klişe ya? Üzdünüz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Katlanılmaz Sığırtmaç
Bu kitaba Goodreads’te 5 yıldız verdim, açıkçası yazan Bolano değil başkası olsaydı muhtemelen 4 verirdim ama o kadar da olsun ya, olmasın mı? “Katlanılmaz Sığırtmaç” (asıl kelime Gaucho – sığırtmaç tam karşılığı değil sanki ama tam karşılığı da yok tabii) yazarın kısa öyküler ve birkaç denemeden oluşan son eseri; ölümüne çok az kala teslim etmiş yayıncısına. İçindeki kimi öyküler olağanüstüydü, Bolano’nun zekası olanca parlaklığıyla görülüyordu (“Farelerin Polisi” ve “Alvaro Rousseolt’un Seyahati” mesela). Kitabın sonunda yer alan iki deneme ise tam olarak büyük bir yazarın biraz öfkeli, biraz üzgün veda mektupları gibi. Yapmak istediklerini yapamamış, söyleyecek sözü bitmeden gitmek zorunda kalmış birinin öfkesi var o metinlerde. Latin Amerika edebiyatı ve Fransız şiirine dair söyledikleri (Marquez’in yerin dibine soksa da!) ne kadar düşündürücü, ufuk açıcıydı. Bolano’yu ve huzursuz edici, karanlık ama komik edebiyatını bu kadar erken yitirdiğimiz için bir kez daha üzüldüm. İşte böyle.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Herkes Başka Biriyken Kim Kimdir
Bu kitaba Goodreads’te 5 üstünden 3 verdim, aslında açıkçası 4’ü hak ediyordu ama yazarın şahane bir fikri biraz harcadığını düşünüp kızdığımdan böyle kendime yakıştıramadığım bir acımasızlık etmiş oldum (ne yapayım). Bir kere kesinlikle güzel kitap. Çok sürükleyici, oldukça ilginç. Calvino’nun, Borges’in, tabii ki Vila‑Matas’ın ve hatta belki biraz da Marias’ın izleri var. Kaybolan kitaplarla ilgili bir konferans dizisi için bir şehre giden anlatıcının kendi kayboluş öyküsünü okuyoruz aslında. Kayıp metinler üzerine çalışır, kayıp bir yazarın izini sürerken anlatıcının karşısına çıkan tuhaflıkların pek çoğu da son derece komik, dolayısıyla çok eğlenerek okudum kitabı. Ve fakat bence bu harika fikir çok daha iyi işlenebilirmiş – bazı şeyler fazla belirsiz bırakılmış, yan karakterlerin hikâyeleri sanki “bunlar bu romanın zekice fikrinin içinde açıklanmadan da bırakılabilir, bi şey olmaz” denilerek yeterince derinleştirilmemiş gibi. Oysaki bence büyük potansiyeli olan bir şey yakalamış Rose, keşke elini korkak alıştırmayıp 230 değil 530 sayfa yazsaymış, daha detaylandırsaymış, hiç sıkılmadan okurduk. Neyse, sonuçta kolay okunan ve hoş bir kitap bu, tam bir yaz kitabı olabilir bu açıdan. Arz ederim. “Hakikat nerede sona erer, kurmaca nerede başlar? Kurmacanın hakikate karşı nasıl bir ahlaki sorumluluğu vardır?”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eşyaların Patriyarkası / Dünya Kadınlara Neden Uymaz?
Bu kitaba bayılacağımı düşünüyordum ancak maalesef hiç öyle olmadı. Öncelikle kitap Türkçeleştirilirken isimde yapılan tercihin epeyce yanıltıcı olduğu kanaatindeyim. Almanca orijinali “Das Patriarchat der Dinge” - yani aslında “Eşyaların Patriyarkası” değil, “Şeylerin Patriyarkası”. Almancamı epeydir kullanmıyor olsam da Dinge’yi “Eşyalar” değil “Şeyler” olarak çevirmenin, kitabın içeriğini göz önüne alınca çok daha isabetli olacağına dair bir savım var.

Zira isimde eşyalar geçtiği için ben çok daha spesifik bir konuya odaklanan, tasarımın her alanında (moda, endüstriyel tasarım ve hatta mimari tasarım vd.) erkekleri önceleyerek yapılmış dizaynları ve üretimleri derinlemesine inceleyen bir eser okumayı bekliyordum. Bunlar var elbette ama Rebekka Endler çok daha geniş bir çerçevede ele alıyor konuyu, eşyalara değil şeylere bakıyor sahiden; dile, sağlık sistemine, siyasete, işyeri pratiklerine vs ve tabii konuyu bu kadar geniş ele alınca incelediği her başlığa epeyce yüzeysel değinmek zorunda kalıyor.

Feminist teoriyi biraz merak etmiş, bu konuda bir şeyler okumuş herhangi bir insanı şaşırtacak bir bilgi veya perspektif yok bence bu kitapta. Gayet iyi bildiğimiz şeyler, birtakım araştırmalar ve verilerle desteklenerek sunulmuş okura. Kolay okunuyor, akıyor şüphesiz ama kendimi epeyce uzun bir Vice.com makalesi okumuş gibi hissediyorum, açıkçası beklentim bunun çok daha ötesindeydi. Veriler ilginç ama kitap bir perspektif sunmaktan çok uzak, zaten konuyu bu kadar geniş ele alıp bir de doğru düzgün bir teorik çerçeve çizmek pek mümkün olmazmış orası kesin, ama keşke Türkçe başlığın zannettirdiği gibi sadece “eşya”lara odaklanıp bu alanı çok daha derinlikli biçimde, sadece vakalarla değil de analizler de sunarak ve bir teorik çerçeveye de oturtarak aktarabilseymiş Endler.

Zira bu konuyu merak edip bu kitabı okumaya niyet edenler zaten işin bu kadarını biliyorlardır diye düşünüyorum. Kitap bu haliyle sadece bazı tartışmalarda savımızı güçlendirebilmemiz için kullanabileceğimiz ilginç rakamların topluca aktarımı gibi bir şey olmuş bence. Elbette bir akademik metin beklemiyordum ama bu haliyle de bana biraz fazla popüler kültür mahsulü gibi geldi, maalesef.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Empedokles'in Dostları
Bu kitaba amma haksızlık edilmiş ya. Geçen seneden beri hakkında bir dolu olumsuz yorum okudum; hiç katılmıyorum. Bir kere “Maalouf distopya/bilim kurgu denemeseymiş keşke” yorumları garip zira bu ilk denemesi değil, 92’de yazdığı Beatrice’den Sonra Birinci Yüzyıl da var, atlanmasın. Evet tarihi romanlarında başka bir lezzet var şüphesiz ama bu da basbayağı iyi bir roman. Bence bu kitabı yazarın çok sevdiğim denemesi Uygarlıklarımızın Batışı’nın devam kitabı gibi düşünmek ve beraber okumak lazım. Maalouf sanki “durun belki bu şekilde anlamamışsınızdır, ben size derdimi bir de kurguyla anlatayım” demiş ve yazmış Empedokles’in Dostları’nı. Bu kitap distopya diye kategorize ediliyor ama doğru mu emin değilim, zira asla karamsar değil hatta epeyce umutlu bir roman. Uygarlığımıza gelen bir başka medeniyetin insanlarının çözülmez gözüken sorunlarımızı çözüşünü okuyoruz kitapta, bir Deus ex machina hikâyesi. Bir bilim kurgu olarak tatmin edici olmayabilir, evet bazı şeyler biraz muğlak bırakılmış, yazar bu diğer medeniyeti ve onların mekâniklerini yeterince detaylandırmamış, bu eleştirilere kısmen katılıyorum ama o muğlaklık anlatmak istediği meseleyi güçlendiriyor bile, çünkü sanki şunu demiş oluyor: “Empedokles’ten gelenler veya başkaları veya bizzat kendimiz; bu yöntemle veya bir başkasıyla, bu gidişatı durdurmak zorundayız; gerisi teferruat.” Maalouf’un dili her zamanki gibi yalın, duru ve şiirli. Onun tabiriyle “zamanaşımına uğramış uygarlığımız”ın gittiği yere dair çok yerinde uyarılar yapan bu akıcı romandan bir temenniyle bitireyim sözlerimi: “Nereden çıktığı belli olmayan bir güç, insanların yetersiz olduklarını ilan etsin ve onları vesayet altına alsın; bombalarına, füzelerine, askeri üslerine, saraylarına, cezaevlerine, silah üreten fabrikalarına, laboratuvarlarına, mezbahalarına el koysun.” Koysun!
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Jacob'ın Odası
Bu kez Virginia Woolf ile iyi anlaştık neyse ki, sevdim bu kitabı epey. Çokça deneysel bir roman, anlatı belirli bir çizgide ilerlemiyor. Woolf bakışını çeviriyor ve oranın ya da o anın detaylı bir fotoğrafını çekiyor. Bu tekniğini çok sevdim, aktı gitti, yüzyıl başı Avrupası’ndan siyah‑beyaz, sessiz film görüntüleri izler gibi hissettim okurken. Çok fazla karakter olduğundan başta içine girmek zor olabilir ama sonra yazarın yapmaya çalıştığı şeyi anlayınca insan kendini bırakıveriyor kitaba. Tavsiye ederim naçizane. “İnsan kardeşlerimiz hakkında derin, yansız ve adil bir kanıya hiçbir zaman varılamıyor. Ya erkeğiz ya kadın. Ya soğuğuz ya duygusal. Ya genciz ya yaşlanmakta. Her durumda hayat art arda gölgelerden başka bir şey değil, onlara neden bunca sıkı sıkıya sarıldığımızı ve gölge olduklarına göre, elimizden kaçtıklarında da neden öyle derin bir acı duyduğumuzu Tanrı bilir.”

Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Balinanın Karnında
Bu kadar üst üste okuyunca biraz tekrara düşüyor insan tabii ama Orwell’in denemeleri ve anıları her zaman ilginç ve kafa açıcı bence. Yine genel olarak edebiyat, edebiyat eleştirisi, savaş ve sosyalizm temel konuları. Açıkçası bunları okumanın Hayvan Çiftliği’ni ve 1984’ü çok daha iyi çerçevelememi sağladığını düşünüyorum, bu nedenle memnunum. Üçünün arasında en zayıf olan Dali’den Karakurbağası’na Bazı Düşünceler’di. Ezcümle: Orwell büyük bir yazar şüphesiz, ama kendisi o meşhur iki kitabından ibaret değil ve kafasının içinde gezinmek ziyadesiyle heyecan verici.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dali'den Karakurbağasına Bazı Düşünceler
Bu kadar üst üste okuyunca biraz tekrara düşüyor insan tabii ama Orwell’in denemeleri ve anıları her zaman ilginç ve kafa açıcı bence. Yine genel olarak edebiyat, edebiyat eleştirisi, savaş ve sosyalizm temel konuları. Açıkçası bunları okumanın Hayvan Çiftliği’ni ve 1984’ü çok daha iyi çerçevelememi sağladığını düşünüyorum, bu nedenle memnunum. Üçünün arasında en zayıf olan Dali’den Karakurbağası’na Bazı Düşünceler’di. Ezcümle: Orwell büyük bir yazar şüphesiz, ama kendisi o meşhur iki kitabından ibaret değil ve kafasının içinde gezinmek ziyadesiyle heyecan verici.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitaplar ve Sigaralar
Bu kadar üst üste okuyunca biraz tekrara düşüyor insan tabii ama Orwell’in denemeleri ve anıları her zaman ilginç ve kafa açıcı bence. Yine genel olarak edebiyat, edebiyat eleştirisi, savaş ve sosyalizm temel konuları. Açıkçası bunları okumanın Hayvan Çiftliği’ni ve 1984’ü çok daha iyi çerçevelememi sağladığını düşünüyorum, bu nedenle memnunum. Üçünün arasında en zayıf olan Dali’den Karakurbağası’na Bazı Düşünceler’di. Ezcümle: Orwell büyük bir yazar şüphesiz, ama kendisi o meşhur iki kitabından ibaret değil ve kafasının içinde gezinmek ziyadesiyle heyecan verici.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Anlatımlarda öz olarak şiir nedir ne değildir’in yanında yer yer reddiyeci anlayış daha ziyadesiyle yıkıcı olmayan bir bakıştadır. Anlatımların hermenötik ufkun genişlemesine yönelik bir tavır da olduğunu söyleyebiliriz. Her ne kadar şiirde fütüristtik modern söyleyiş başat bir unsur olarak kitapta yer almış gözükse de geleneğimiz ve halk edebiyatımızın izleriyle de karşılaşmaktayız. Alegoriler, metaforlar, imge gibi şiiri şiir yapan bütün unsurlar her iki yazarın da radarındadır. “İşlevsiz hiç bir sözcük şiirde yer almaz” diyen Çehov’un bakış açısında olduğu gibi hormonal şişmanlıklar içermeyen şiirlerin tarafındadırlar. Şiir üzerinden hem dilin tekâmülüne hem de sözü yormayan bir söylem haline konumlanılmış diyebiliriz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir