Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Mayıs 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nermin Yıldırımdan okuduğum ikinci kitaptı ve neden herkes onu bu kadar seviyor anlamaya başladım.

Kitabın konusu öleceğini öğrenen Adalet’in bunu işlediği ilk günahına bağlayarak onu telafi etme çabasıyla başlayarak bu yolda yaşadıklarından oluşuyor.

Konu ilgi çekici işleyiş de güzeldi. Hadi amacına ulaşsın artık diye bekliyordum ama o yolda yaşayacaklarını da merak ediyordum çünkü karakter ilgi çekiciydi. Anlatım zaten Nermin yıldırımın parlayan Türkçesi ile harika betimlemelerle dolu ve akıcıydı. Sadece sonlara doğru biraz fazla betimleme yapılmış gibi hissettim. Kitapta zaten diyaloglar çok değil ama bazen üç sayfa betimleme yormuştu.

Kitapta sadece olaya değil Türkiye’nin sosyolojik yapısına ve gerçeklerine de ışık tutan alt metinlerde olması kitabı daha da zenginleştirmiş.

Sonuç olarak gayet güzel, herkese hitap edecek, iyi yazım nasıl olunur gösterecek türden bir kitaptı.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Mayıs 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hapishaneler, Osmanlı sosyal tarihinin geri planında kalmış önemli bir tarihi kesitlerindendir. Eser, Klasik Dönem zindan geleneğinden modern dönemdeki dönüşüme odaklanmaktadır. İngiliz elçi Canning, Osmanlı hapishanelerini bakımsız, ışıklandırmanın yetersiz olduğu kısaca mahkumların uygunsuz ortamlarda kaldıkları yönde rapor vermiştir ve iyileştirme yönünde ıslahatların yapılmasını istemiştir. Eserde mahkumların koşullarıyla birlikte mahkum personel ilişkilerini, verilen rüşvetlere, siyasi mahkumların koşulları ve verilen ceza örneklerine yer verilmiştir. Mahkumların isyan girişimlerine ve neticelerine değinilmiş, çocuk suçluların durumunu ve psikolojileri hakkında bilgiler mevcuttur. Hapishaneler ile ilgili yapılan anketler, bilimsel olarak değerlendirilmiş. İttihat ve Terakkinin hapishane politikasına genişçe yer verilmiştir. İlgili arkadaşlara tavsiye ederim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Mayıs 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir önceki okuduğum "Dekalog-Kemalist ilahiyat için bir ilmihal" kitabından sonra bu kitap yerinde ve bütünleyici oldu. Bir doktora tezinin kitap hali olan bu çalışma Cumhuriyeti politik ve teolojik ilişki açısından irdeleyen ve kurucu ideoloji olan Kemalizm/Atatürkçülük'ün din olan İslamı kamusal alanda görünür ve uygulanır olmaktan çıkarıp yerine kendi sivil dinini nasıl ihdas ettiğini, görünür ve hakim kıldığını bilimsel bir dille çok güzel anlatıyor. Görünür demişken cumhuriyetin niçin şapka ve başörtüsü üzerinden toplumu baskıladığını ve adeta canına okuduğunu kolaylıkla fark edebilirsiniz. İki dini bayramın resmi olarak kutlanmaması bir yana birçok ulusal bayramın ihdas edilip ritüel ve törenlerle donatılması ve bunun da devlet eliyle yapılması düşündürtücüdür. Oldukça zengin bir kaynakçaya sahip ve emek mahsulü olan bu kitabı mümkünse mutlaka okuyup ne demek istediğimi anlayacağınızı düşünüyorum. Okumak iyidir, güzeldir.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum 
Bildir
Yanıtları Göster
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Mayıs 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ah Ehl-i Tevhid Ve’l Adalet ah! Mutezile, İslâm tarihi içerisinde bir dönem ortaya çıkışıyla birlikte lokomotif görevi görmüş ve İslâm tarihinde bilimsel, felsefi, ilmi vs. anlamda övündüğümüz dönemlerin fitilini ateşlemiştir. Bu ekol ve etkileri sadece İslâm tarihini etkilememiş, Antik Yunan’dan yapılan çeviriler ve bu mirasın üzerine koyulan tuğlalarla genel tarihi de etkilemiştir. Tabii her meyve veren ağaç gibi çok düşmanları da olmuştur ve siyasi olarak kaybettiklerinden dolayı tarih sahnesinden çekilmeleriyle birlikte (bugün bu damar ismen olmasa da, mezhepler içerisinde fikri olarak kısmen varlığını sürdürmektedir), onlar hakkında başkaları ileri geri konuşur hale gelmiş ve yiğidi öldür hakkını yeme diyen, diyebilen Hüseyin Hansu gibi fikri, ilmi namusu olan, farkındalık sahibi, cesaretli hocalar sahneye çıkarak meydanı boş bırakmamış ve yeni nesillerin bu ekolü tanımalarına vesile olmuşlardır. İyi ki varlar. Teşekkürü borç biliriz.
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Mayıs 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
ADETA BİR DİSTOPYA
Hayal edebiliyor musunuz? Özgür bir şekilde yaşıyorsunuz. Bir eşiniz ve aileniz var. Hayatınız gayet iyi gidiyor ve mutlu bir hayata sahipsiniz. Sonra bir anda hayatınız değişiyor ve kendinizi köle olarak buluyorsunuz. George Orwell’ın 1984 isimli kitabında bahsettiği distopik dünya kadar dehşet verici bir olay bu.

Kitapta yer verilen bu olayın yaşanmış bir olay olması insanın tüylerini diken diken ediyor. Çünkü ancak bir distopyada olabilecek bir olay gerçek dünyada yaşanmış. Özgür bir adam bir anda kendini köle olarak buluyor ve 12 yıl boyunca köle olarak hayatına devam ediyor. Her ne kadar kölelik uzun yıllar önce kaldırılmış olsa da Amerika’da çok uzun zaman devam ettiğini hepimiz biliyoruz. Ancak özgür bir insanın sırf para için köle tacirlerine satılması olayı gerçekten ürpertici.

Kitabı yazan kişi olayın başkahramanı. Yani olayı yaşayan Solomon Northup, kendi yaşadıklarını yazmış. Dolayısıyla bir otobiyografi tadında ilerliyor kitap. Satır aralarında yazarın kölelik sistemi içindeki çaresizliğini sonuna kadar hissediyorsunuz. Bu nedenle de kitap sizi içine alıyor diyebilirim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Mayıs 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Modern dünyada muhafazakarlığın yükselişinin derin kökleri!
Siyasi düşünce tarihi boyunca herhangi bir felsefi akım, kökleri olmayan veya geçmişle bağlantısı olmayan bir şey değildir. Her biri kendisinden önce gelen bir akımla özgün bir ilişki geliştirir.

Bu kitabın odak noktası, Aydınlanma Felsefesi'ne yönelik muhafazakâr ve postmodern eleştiriler arasındaki temasıdır. Söz konusu felsefi ve siyasi ilişkinin netleştirilmesi için her iki eleştirel akımdan üçer örnek-filozof seçilerek kitapta ele alınmış. Seçilen isimlerin siyasi felsefeleri detaylı bir şekilde irdeleniyor.

Felsefe tarihinde önemli bir fikirsel tutum ve tavır geliştirmiş olan Edmund Burke, David Hume ve Adam Smith, Michel Foucault, Richard Rorty ve Chantal Mouffe gibi isimler bu çalışmada kitabın ana konusu bağlamında derinlemesine inceleniyor.

Eserde ortaya çıkan sonuçlardan biri muhafazakârlık ile postmodernizm arasındaki ilişkinin, modern kurucu siyasi akılcılığın eleştirisi bağlamında en belirgin olduğu sonucudur. Başka bir deyişle, postmodernizmin temellerinin bir kısmı muhafazakârlık düşüncesinde bulunabilir. Ancak, bu bağlantı, hangi muhafazakârlık ve hangi postmodernizm türünden bahsedildiğine bağlı olarak güçlü veya zayıf olabilir.

Bununla birlikte, çalışmadan çıkan bir diğer önemli sonuç ise postmodern eleştirinin, Aydınlanma felsefesine yönelik, modernliğin kendisiyle zaten iç içe olduğudur.

Eser ele aldığı konuyu derinlemesine inceleyerek okuyucuya birçok filozofun görüşlerinden hareketle aydınlanma eleştirilerini ele almaktadır. Modern dünyada yükselen muhafazakarlığın kökenleri ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Mayıs 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hatice Günday Şahman'ın H2O Kitap tarafından yayımlanan yeni öykü kitabı Yarım Kalmasın, bir yerinden kırılan, yarım kalan hayatlara sahip insanların öykülerini anlatıyor. Yarım kalmasın dileğiyle belki de karakterler yaşamlarına bir şekilde devam ediyor. Anlatımdaki duygu yoğunluğunu kitapta yer alan on iki öyküde de görebiliyorsunuz. Bu da bir yerinden öykülere tutunmanızı sağlıyor. Özellikle italik kısımlarda yer yer sözlü halk kültürümüze de dayanan masalsı bir dili görüyorsunuz. Eserde en çok bu anlatımın ön plana çıktığı öyküleri beğendim. Keşke bu güzel dil tüm öykülere sirayet etseydi, ne de iyi olurdu. Kitapta en çok "El İyisi" adlı öyküyü beğendim.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Mayıs 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kısa ama etkileyici kitap
Etienne de La Boetie'nin klasik denilen ancak benim yeni karşılaştığım eseri "Diktatöre Karşı: Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev", her ne kadar siyasi bir metin olarak değerlendirilebilecek olsa da, esasında, düşünce tarihinin derinliklerine inen bir eser. de La Boetie'nin güçlü ve etkileyici dili, okuyucuyu sorgulamaya ve düşünmeye teşvik ediyor. de La Boetie’nin etkileyici ifade tarzından mı yoksa benim ruh halim yüzünden mi bilemiyorum, fikirlerin altını çizerek, tekrar tekrar okuyarak ve hemen her sayfada uzun uzun düşünerek özümsemeye çalıştım. Yaklaşık 500 yıl önce yazılmış bir metnin, -belki talihsizce- günümüze bu kadar net uyarlanabilir olmasına hayli şaşırıyorum. Üstelik bu 500 yılda, gerek toplumsal, gerek ekonomik, gerek bilimsel düzlemde insanlığın ilerlemesi açısından müthiş bir gelişim görülmüş, bu süreçte Fransız İhtilali, Sanayi Devrimi ve iki Dünya Savaşı gibi sarsıcı olaylarla insanlığın olgulara ve kavramlara bakışı değişmişken… de La Boetie’nin zamansızlığı gerçekten hayranlık uyandırıcı.

Kitap, insanların neden otoriter rejimlere boyun eğme eğiliminde olduklarını anlamaya çalışıp bu yöndeki tespitlerini ortaya koyuyor. Hemen sonra, boyun eğenin otoriteye karşı çıkışının, baskıdan kurtuluşun anahtarını veriyor: itaatsizlik. de La Boetie insanların kendi zincirlerini nasıl özgür iradeleriyle kabul ettiklerini ve bu zincirlerden nasıl kurtulabileceklerini derinlemesine inceliyor. Sadece siyasi düşüncenin değil, aynı zamanda insan psikolojisinin de derinliklerine inmekte. La Boetie'nin argümanları, insanların neden ve nasıl otoriteye boyun eğdiğini incelerken, diktatörü, boyun eğenleri ve bu sistemden kazanç elde edenleri kendi bakış açısıyla inceleyip tartışıyor. "Diktatöre Karşı: Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev", sadece tarihsel bir metin değil, aynı zamanda günümüz dünyasında yaşanan otoriter eğilimlerle başa çıkabilmek için, otoriteye karşı durabilmek ya da durmak gerekliliğini anlamak için önemli, rehber olabilecek bir eser. Otoriteyi ve gücü sorgulayan herkesin kendisinden hareket edebileceği bir başucu kitabı.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
Muhammed Demir
16 Mayıs 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dünyaya bir daha gelse yine öğretmenlik yaparım diyen bir muallimin hayatını, eserlerini, anlayışlarını derleyen bir eser. Birçok öğretmene ışık tutacak bakış açıları var. Mâhir İz, insanın toplum halinde ve insanlara faydalı olarak yaşaması gerektiğini savunmuş ve kendisi de bunun gereğine uygun bir hayat sürmüştür. Dine göre yaşayışı önemsemiş, zekâtın gereğini yerine getirmeye gayret etmiş hem de maaşının ilk günü verirmiş zekâtını. İnançları doğrultusunda yaşayan, sekseninde bile mevzu muallimlik olunca on sekizlik delikanlıya dönüşüveren biri. Hayatını ilk defa okudum. Hem öğrencilerine hem de çevresine karşı cömert davranmış. Zevkleri olan, kılığına kıyafetine dönem şartlarında dahi dikkat eden, yardımsever ve nazik biri. Öğrencileri ona İstanbul Beyefendisi derlermiş… Ömrünün sonlarına kadar bir yaygın eğitim hizmeti denilebilecek sohbet faaliyetlerinde bulunmuş. Eğitim için mekân önemli değil, öğretmen ve öğrencinin olduğu her yer eğitim yeridir, diyen bir hoca.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Mayıs 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap, vatan için yaşayan bir askerin askerliğe başlaması, hatta daha öncesinden, anne karnındayken annesinin karnına bir askerin dokunmasından başlayarak bugünkü görevine kadar biriken anılardan oluşuyor. Her vatansever gencin hayatında asker olmak istediği bir dönem olmuştur. Bunu tutku hâline getirenler bu yolda devam ederler. Fakat aşmaları gereken birçok engel vardır. Engel diyorum çünkü okuduğum kadarıyla sınavları, yaşadıkları hiç kolay değil. Sadece fiziksel değil zihinsel olarak da sınanacak asker adayları. Psikolojik olarak süreç öncesinde de süreç boyunca da oldukça zorlanacaklarını bilmeleri gerekir. En yakın arkadaşın veya aralarından bir askerin şehit olması var, en acısı, en dayanılmazı bu. Vatanı her şeyin üstünde tutmayan bu acıya maalesef katlanamaz. Anıları okurken derinden hissettim. Sanki gördüm askerlik sürecini. Anı okumak iyidir… Şehitlere rahmet dilemekten geri durmuyor yazar, ara ara. Vatan sağ olsun diyelim biz de. Vatanı için savaşanlardan Allah razı olsun.
Yanıtla
11
0
Destekliyorum 
Bildir
Yanıtları Göster