Onaylı Yorumlar

Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Ağustos 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Müdahaleye Açık Olma ve Sömürü Düzeni: Yönetemezsen Yönetirler
Yüzyıllardır yan yana iki komşu ülke olmamıza rağmen İran’ı genel olarak pek bildiğimiz söylenemez. Eser bu anlamda önemli bir boşluğu doldurarak İran’ın siyasi tarihini önemli bir kısmını (1700-1925) ele almaktadır. Eserde; başlangıçtan 1700’e kadar İran tarihi özet bir şekilde ele alındıktan sonra konuya girilerek sırasıyla Safevi Devleti’nin yıkılışı, İran’daki Afgan hâkimiyeti, Afşar hâkimiyeti ve bu dönemdeki Nadir Şah’ın siyasi faaliyetleri, Zend ve ardından Kaçar hâkimiyeti ve son olarak Kaçar hâkimiyetinin sona ermesi ve askerî diktatörlüğün kurulması ele alınmıştır. İran tarihi incelenen dönemde İran’ın İngiltere ve Rusya ile ilişkileri ağırlıklıdır. İran’ın Osmanlı Devleti ile ilişkileri de eserde ele alınmaktaysa da bu ilişkilerin niteliği ve niceliği İran’ın İngiltere ve Rusya ile ilişkilerine nazaran cılız kalmaktadır. Kaldı ki İran ve Osmanlı ilişkilerinde de İngiltere ve Rusya’nın müdahaleleri ve etkisi fazladır. Osmanlı’nın Batı’daki fetih hareketlerinde İran’ın Osmanlı’yı arkadan vurduğu klişesi, sadece İran için geçerli değildir. Osmanlı da bazı zamanlarda aynı davranışı sergilemiştir.

Eser, İran’ın siyasi tarihi üzerine geniş bir kaynak yelpazesine dayanılarak hazırlanmıştır. Bununla birlikte özgün çıkarsamaların olmasının gerekliliği kendini hissettirmektedir. Ağırlıklı olarak siyasi olaylar tarihsel olarak aktarılmıştır. Örneğin Rıza Pehlevi’nin İngiltere tarafından iktidara getirilmesinde Zerdüştlük konusuna değinilmekle birlikte İran kültüründe Zerdüştlük ele alınarak konu daha çarpıcı bir şekilde ortaya konulabilir. Modern tarih anlayışı olayların tarihi olarak aktarılmasından ziyade sosyal ve kültürel verilerle daha zengin bir tarihin ortaya konmasını hedeflemektedir. Esasında siyasi tarih bakımından da siyasi olayların ağırlığı sadece tarihin hâkimiyet mücadelesi olarak algılanmasına ve insan unsurunun ihmaline sebebiyet vermektedir. Konunun siyasi yönü bile daha renkli, örneğin haritalar kullanılarak anlatılabilir. Bu nedenle eserde maalesef doktora tezlerindeki sıkıcılık zaman zaman hissedilmekte. Kanımca eserin boyutunu genişletme pahasına İran’ın sosyal ve kültürel yapısına değinilerek daha zengin ve akıcı bir İran tarihi ortaya konulabilir.

Eserde “Sonuç/Değerlendirme” kısmının olmaması bir başka dikkat çeken bir konu. Sonraki baskılarda bunun giderilmesi önemli. Bunlara ilaveten Türkiye’de bilindiği adıyla Cemaleddin Afgani’nin ele alınması önemli bir katkı olmakla birlikte, mezkûr şahsın Türkiye’de maruf ismi yerine İran’da bilinen ismi olan “Cemaleddin Esedabadi” isminin yaygın olarak kullanılması gözden geçirilmeli.

Ele alınan dönem, sömürgeciliğin dünyada yerleştiği dönem olduğundan sömürgeciliği İran tarihi üzerinden okumak çok önemli bir katkıdır. Başta petrol olmak üzere doğal kaynaklar üzerinden kızışan siyasi rekabet, İran’ı siyasal güçlerin mücadele alanı hâline getirmiştir. Kifayetsiz yöneticiler, yönetimin keyfiliği ve zulmü, cehalet, tefrika, yoksulluk ve israf Doğu toplumlarının çoğunda olduğu gibi İran’da da karşılaşılan sorunlardır. Yüzyıllar geçse de sorunlar ve bu sorunları Batılı güçlerin kendi menfaatleri çerçevesinde rahat bir şekilde kullanması değişmeyen olgulardır. Eser bu açıdan sömürü düzeni ve İran üzerinde çevrilen oyunları açık bir şekilde ortaya koyduğundan okunmayı hak etmektedir.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Ağustos 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ayşe Kulin'in Sevdalinka(Sevda şarkıları) kitabını okurken İlber Ortaylı'nın daha önce okuduğum İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı kitabındaki bazı bilgileri hatırlamam daha etkili ilişkilendirme yapmamı sağladı.İki kitabın birçok noktada örtüşmesi ise bir dönem hakkında gerçek ya da gerçeğe yakın bilgi sahibi olma hissini yaşattı.Sevdalinka didaktik yönü de olan okunmaya değer bir kitap.İzzetbegoviç'in tek bir seçeneği kalmıştı:Bosna'yı haritadan sildirmemek için,ülke sınırları içinde mümkün olduğunca çok insan tutmak,Boşnaklar'ın ülkeden kaçışını önlemek.Ve sonrasında ateş hattında,savaşın tam ortasında kalan ve her türlü mahrumiyeti yaşayan Boşnaklar'ın hikayesi çok hüzünlüydü.Üşümemek için caddelerdeki ağaçların kesilip yakılmasından tutun çocukların et ihtiyacını karşılamak için kuşların vurulup yedirilmesine kadar birçok konu Ayşe Kulin tarafından romanın içine etkileyici biçimde yerleştirilmiş.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  3
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Ağustos 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bugün bitirdim kitabı. Nazi Almanyasının vahşetini anlatan bir kitap. Zaman zaman dehşete kapıldım, zaman zaman umutlandım zaman zaman da kurbanların psikolojisini anlamaya çalıştım. O döneme ilişkin okuduğum her kitapta bu olaylar yaşanırken dünyanın geri kalanı nasıl olur da görmez duymaz diye sorguladım. O dönemle ilgili okumayı seviyorsanız mutlaka okumalısınız. Orijinali öyleydi ya da çevirisi öyleydi bilemiyorum her ne kadar yarım sayfalık cümleleri , tamlamaları tekrar tekrar okumam gerekse de çok akıcı, okuması keyifli bir kitap. Okunmasını tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Ağustos 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Simyacı'nın kaleminden hayata dair yol gösterici önerilerini kaleme aldığı bir eser. Çin ozanı Kuantzu"nun "Birisine bir balık verirseniz doyar bir kezinde/ Balık tutmayı öğretirseniz doyar her kezinde." ifadesini bir öğretmenin, öğrettiği kişiye balık tutmanın nasıl yapılabileceğini şöyle açıklamış: "Usta bir şey öğreten değil, öğren(i)ciye zihninde zaten bulunan bilgiyi keşfetmesi için ilham veren kişidir." Bireysel farklılıkların sonuca farklı yansıyacağını "Her okun uçuşu farklıdır. Bin ok atarsan, bini de sana farklı yol gösterecektir." ifadesiyle anlatmış. Kitap bölümler halinde ve kısa kısa öğütler ile örneklerden meydana gelmektedir. Bir oturuşta okunabileceği gibi öğretmen – öğrenci (özellikle LGS- YKS öğrencileri) ; ebeveyn-çocuk karşılıklı olarak müzakere edilerek de okunabilir. Karşılıklı olarak okunup ne anlaşıldığı üzerinde durulması kitabı daha faydalı hale getirecektir.
Yanıtla
1
2
Destekliyorum  5
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Ağustos 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Alternatif Bakış Açısıyla Tıp Bilgisi
Son yıllarda özellikle sosyal medyanın yoğun kullanımı sayesinde sağlığımız açısından doğru bildiğimiz nice bilgilerin yanlış olduğunu, her gıdanın her insana aynı şekilde fayda vermediğini, hasta sayılarının inanılmaz şekilde artmasında yanlış hayat tarzlarımızın etkili olduğunu ve daha nicelerini büyük bir hayretle öğrendik. Bu sürecin önemli bir katkısı da alternatif ya da tamamlayıcı tıp denilen bir gerçeğin iyice bilinir hale gelmesi oldu. En azından bu alanın, avam lisanıyla üfürükçülük ya da “koca karı” ilaçları gibi alaycı ifadelerle tabir edilmeyecek kadar önemli ve kadim bir geçmişinin olduğunun farkındalığı arttı. Bize çok yakın coğrafyalarda, mesela Orta Asya Türk Devletleri’nde, Rusya’da ve Çin’de bu konuda önemli bir geleneğin yaşatıldığını, nesilden nesile aktarıldığını, devlet kurumlarında eğitiminin verildiğini öğrendik. Gerçek Tıp kitabının yazarı Aidin Salih de ömrünün büyük kısmını, bu alanda sarf etmiş önemli isimlerden biri.

Yazar, 2. Dünya Savaşı yıllarında Ukrayna’nın Alman işgalinde olduğu dönemde doğdu (1943). Lugansk Tıp Koleji’nde ve sonra Taşkent Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nde okudu. Modern tıp hakkında aklında oluşan sorular, 1980’lere doğru İbn-i Sina üzerine araştırmalarını arttırdı, alternatif tıp alanına yöneldi. Ortodoks inanca sahip bir aileden gelse de müslümanlığı tercih etti. Hayatının son dönemlerini Türkiye’de geçirdi. 2014’te vefat etti.

Eserinde öncelikle hastalık sebeplerini inceliyor. İşin ilginci, belki çok da dikkat etmediğimiz, zararının olduğunu hiç tahmin edemediğimiz, önümüze konulan pek de taze sayılmayan yemekler, soğuktan çatlayan ellerimize sürdüğümüz kremler ve çok çiğnemeden yuttuğumuz yiyecekler (…) meğerse hastalıklara kapı aralıyormuş. Katkılı yiyecekler, aromalar, tarım ilaçları ya da bilinçsizce kullanılan tıbbi ilaçlar, eserde bu kapsamda ele alınan başlıklardan birkaçı.

Hastalıkların nasıl başladığı, genel olarak sağlığı koruma yolları, hastalıklar için öneriler, doğal olarak temin edilebilen ilaçlar, kitapta önemli bir yer tutuyor. Eserin son kısımlarında ise DNA’daki değişimler, zihin kontrolü ve nanoteknoloji başlıklarına yer verilmiş.

Modern tıp eğitimi almış bir hekim ya da alternatif tıp alanında uzmanlığı olan bir kişi olmadığımı dürüstçe ve açıkça belirtmem gerekli. Dolayısıyla burada, modern tıp ve geleneksel tıp tartışmalarına girmek haddim değil. Sade bir okur olarak, bu kitabın, ciddi bir emekle hazırlanıp okura sunulduğunu düşünüyorum. Bilgi kaynağı olarak zengin ve yoğun bir içeriğe sahip. Piyasada benzer yayınlar arasında yazarından ötürü öne çıkan ve dikkat çeken bir başucu eseri.

İyi Okumalar!
Yanıtla
53
14
Destekliyorum  4
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Ağustos 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yaman Törüner 1997-2001 yılları arasında Türkiye'de yaşanan ekonomik gelişmelere güzel bir bakış atıyor eserinde. Kendisinin de görev yaptığı 1994 krizi ile ilgili nokta atışı karşılaştırmalar var. Açık söylemek gerekirse yüksek lisans yaparken karo ekonomi tezimde Türkiye'yi ve ekonomisini seçmiş ve yurtdışında katılımcılara sergilemiş birisi olarak keşke bu kitabı bir kaynak olarak değerlendirme fırsatım olsaydı diye düşündüm. Ancak tezimi sunar iken bu eser henüz yazılmamış idi. Öğrenciler ve meraklılar için güzel bir kaynak olacağını düşünmekteyim. Özellikle para politikası nedir, ne olmalıdır, merkez bankası nedir, ne olmalıdır, hazine nedir, ne olmalıdır gibi sorulara cevap arayanlar bu esere göz atabilirler.
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Ağustos 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eğer sıkı bir polisiye okuruysanız beklentinizi tam karşılayabilir, yazar daha çok bakış açısını katil-maktul ve cinayetin oluşum sürecine çevirmiş, psikolojik bir roman diyebilirim fakat katil, maktul ve sanık, duygu sağrılarını muhteşem betimlemiş bu açıdan yaklaşırsanız okurken daha keyif alınabilir diye düşünüyorum, ayrıca Japon kültürüne merakınız varsa bu kültürü yakından tanımak adına romanda muhteşem nüanslar var, ilave olarak çevirmenin olağanüstü çevirisi ve değerli çevirmen notlarından dolayı teşekkürü borç bilirim.
Yanıtla
3
1
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Ağustos 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu çalışmaya bir başlık atacak olsaydım, "Herkes İçin Mitos" diyebilirdim. İsmail Gezgin Hoca'nın eşsiz bir antropolog olması gibi eşsiz bir anlatıcı olduğunu da kolaylıkla görebildiğimiz eser insanın dünyayı sözle inşa ettiği iddiasını somut delilleriyle açıklamaya çalışıyor. Kendi adıma zaman zaman yöntem olarak hatalar gösterdiğini düşündüğüm bölümler olsa da özellikle tarih ve arkeoloji meraklıları ama özellikle de mitolojiye (dar anlamda Yunan mitolojisi) ilgi duyan herkesin faydalanabileceği eşsiz bir çalışma.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Ağustos 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
London'ın başat eseri, bütün diğer romanlarında olduğu gibi bu romanın baş kahramanı da London'ın aslında ta kendisidir, kahraman fiziksel özellikleri bakımından da sizlere çok tanıdık gelecek, evet Martin Eden nihilizmi reddedip sanki başka bir bedenle Marksist bir ideoloğa dönüşüyor. Demir Ökçe , kapitalizmin yoluna çıkan her şeyi aynı ölçü ve acımasızlıkla nasıl çiğnediğini tabiatı ve insanlık onurunu hiçe saydığını göstermesi bakımından sosyalist yazının kült romanlarından bir tanesi sayılabilir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Ağustos 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sosyalist yazının eşsiz klasiklerinden bir tanesi olan bu eseri önemli kılan noktalardan bir diğeriyse ön sözünün Ekim Devrimi lideri V.İ.Lenin tarafından yazılmış olması. Ekim Devrimi'nin ilk on günü bir Amerikalı gazetecinin gözünden an be an anlatılıyor. Bu bakımdan bir tür roman ama aynı zamanda tarihi bir vesika olma özelliği de kazanıyor eser. İlgilisinin mutlak suretle okuması gereken bir çalışma. Elbet Yordam Yayınları da vermiş olduğu dipnot ve açıklama metinleriyle bu işi kolaylaştırıyor.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir