Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Ağustos 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dünya tarihinin önemlilerinden seçmeler…
Yaşadığımız dünyada günümüze gelene değin önemli tarihsel kırılmalar, bu kırılmalarda rol oynayan önemli kişilerin olduğunu görüyoruz. Bu kişileri bilmek ve oynadıkları rolü yorumlamak için onları tanımamız gerekiyor. Bu süreçte yaşlı dünyamızın tanık olduğu çok sayıda tarihsel kişilik ve olayın varlığı bir gerçek. Bu nedenle zaman zaman tarihçiler öne çıkmış kişileri ve etkiledikleri dönemi inceleyen eserler ortaya koymuşlardır. Günümüzde ise geniş biyografi ve almanak türü çalışmalar yaygınlık arz ediyor. Zaman zaman genel kültür açısından, bilgiye kolay ulaşma amaçlı kısa ancak o konu veya kişi hakkında malumata erişeceğiniz çalışmalarda yapılmaktadır.

Udo Sautter bir tarih profesörü. “Dünya Tarihinde En Önemli 101 Kişi” başlığını taşıyan bu çalışması anlattıklarımıza bir örnek. Hammurabi’den Bill Gates’e kadar 101 önemli isme dair bilgileri ve her sayfada o kişiye ait kaynakçaları edineceğiniz bir bilgi kitabı oluşturmuş. Hazırlayanın bir tarihçi ve bilim insanı olması titiz bir çalışma ortaya çıkmasına ve sizi araştırma yapmaya teşvik etmesine yansımış. Kitaplığınızda bulunmasını öneririm.

İyi okumalar…

Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Ağustos 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter.” Kitabın bu son cümlesi insanların cahilce yaptıkları yanlış işlerin başlarına ne türlü sıkıntılar açabileceğini, onları nasıl per perişan edebileceğini ama yine de en onulmaz durumlarda bile tek çarenin kendileri olduğunu, hiçbir durumun sonsuza kadar devam edemeyeceğini, kötü gidişi bazen tek bir hareketin bile durdurabileceğini sorgucu bir akılla ya da bunalmışlığın verdiği cesaretle ve refleksi bir hareketle yıkılmaz sanılan nice duvarların yıkılabileceğini, ayağına bağ olan her türlü prangalardan kurtulabileceğini anlatması bakımından oldukça önemlidir. İnsan yeter ki inansın, istesin ve yapsın. Amma ihtiyari amma gayri ihtiyari hiçbir eylem sonuçsuz kalmaz, hedefe ulaşamayan tek yolcu yola çıkmayandır.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ağustos 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Diğer okuyanları yönlendirmek amacıyla her aldığım kitaba yorum yazmaya çalışıyorum. Bunlar benim fikrim ve değerlendirmem. Bu kitabın mistik bir havası var. İnsanı içine alıyor ve bırakmıyor. Dili çok akıcı, konusu çok farklı ve sürükleyici bir kitap. İlk defa gördüğüm içiçe geçmiş bir kurgu ve çok güzel aktarılmış. Hem gerilim hem komik hem duygusal. Yazarın kompleks düşünme yetisine hayran oldum. Bu kitabı yazmak hiç kolay değil. Notum 10 üzerinden 9. Tavsiye ederim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ağustos 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çocuklara hediye için aldığım kitapları önce kendim okuyorum. Zararlı fikirler ve inanışlar içermediğinde emin olmak istiyorum. Zihinsel, kültürel, sosyal gelişimlerine doğru yönde katkısı olacak kitapları seçmeye çalışıyorum. Yazarın ilk iki kitabını kontrol niyetiyle başlayıp birkaç sayfadan sonra ilgiyle, merakla okumuştum ve tekrar sipariş verip gönül rahatlığı ile torunum ve yeğenlerime hediye etmiştim. Bu seriyi de hediye etmek için aldım. Bu sefer meraktan okudum. Çocuklara yönelik ama ben de tarihle, edebiyatla, kültürümüzle ilgili birçok şey öğrendim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Yanıtları Göster
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ağustos 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yahudi Tarihine Farklı Bir Yorum
Yahudiler, tarih boyunca hemen her coğrafyada var olmuş, insanlığı etkileyen birçok gelişmede rol almış etkili bir millet. Hal böyle olunca insanlık tarihinden bahis açıldığında Yahudilere dair fazlasıyla detay olduğu ortada.

Bugüne kadar haklarında çok sayıda tarih kitabı yazıldı. Yazılmaya da devam ediyor. Mahmut Nana’nın “Yahudi Tarihi” eseri de bunlardan biri. Nana’nın ayırıcı vasfı, Arap asıllı bir yazar olması. Konu üzerine yazılmış popüler birçok kitabın bizzat Yahudi ya da Hristiyan asıllı kişiler tarafından yazılmasına alışığız. Arap bir yazarın kaleminden Yahudi Tarihi okumak, bu manada bir farklılık oluşturuyor.

Konu, üç semavi dinin de sahiplendiği paydalar içerdiği için fazlaca tartışmalı alt başlıklar barındırıyor. Dolayısıyla her yazar, ister istemez kendi yetiştiği topluma, inancına ve aldığı değerlere göre sübjektif nitelikler taşıyan eserler ortaya çıkarıyor. Yazar Nana da bu değerlendirme kapsamında. Çeviriyi yapan Ahsen Batur, bunu açıkça ifade ediyor: “Kitabın yazarının Arap olması hasebiyle yer yer aşırı hissi davrandığı zamanlar olmuştur.” Bu sübjektif bakış açısına, konuyu inceleyen başka yazarlarda da rastlanmaktadır. Mesela, yine aynı isimle eser veren Paul Johnson da eserini sunarken “Bu eser, Yahudi tarihinin benim tarafımdan yorumudur. İfade edilen düşünceler ve (varsa) olası yanlışlıklar bana aittir.” şerhini düşmektedir.

“Tarihte Filistin adını ilk kullanan yazar, tarihin babası sayılan Herodot'dur. Herodot, bu ülkeye Syria paleatina adını vermiştir. Ayrıca Aşağı Suriye (Lower Syria) adıyla da biliniyordu. Tevrat'ın ‘Çıkış’ kitabında da Musa'nın Filistin adını kullandığı biliniyor” (s. 15) Nana, 600 sayfalık eserine bu satırlarla, coğrafi olarak Filistin ve civarının tarihini anlatarak başlıyor.

Sonra o bölgelerdeki (Mısır ve Sümer gibi ülkelerin) eski inanışları işleniyor. İbranilerin ortaya çıkışı hakkında oldukça detaylı bilgiler verilmiş. Bunu takiben de soy olarak Tarah, Abram ve İshak gibi atalara ilişkin bilgiler haricinde Yakub, Yusuf, Musa, Davud, Süleyman başlıkları yer alıyor.

Yazar, Filistin ve civarındaki Yahudileri anlatmakla yetinmeyip dünyanın değişik coğrafyalarındaki, mesela Roma İmparatorluğu, Asya, Afrika bölgelerindeki Yahudileri de unutmamış. İslam’ın gelişiyle beraber Müslümanlarla ilişkiler konusu, bizlerin tarih derslerinden bildiğimiz, özellikle Medine dönemi hadiselerinden başlıyor, son olarak Endülüs’te kurulan İslam devleti dönemi dahil uzun yılların gelişmeleri verilerek kitap nihayete eriyor. (Endülüs sonrasından günümüze kadar olan kısım için başka kaynakları taramanız gerekecek.)

Kitapta farklı bölümlerde, işlenen konuyla ilgili bizzat Yahudi kaynaklarına da yer verilmesi okur için önemli olsa gerek. Örneğin, Endülüs dönemi hakkında Nesim Rigvan’ın bir tespiti olduğu gibi aktarılmış: “Ortaçağlar, Yahudi-Müslüman Arap buluşmasının en yoğun ve faydalı olduğu dönemlerdi. Mesela nesillerdir İspanya’da yaşayan Yahudiler daha önceki bazı Hristiyan krallarının elinden çok zulüm ve kötülükler görmüşlerdi. Müslümanlar bu ülkeye gelince Yahudileri maruz kaldıkları zulümden kurtarmakla kalmadılar, aynı zamanda zenginlik ve derinlik yönünden Yahudilerin hiçbir ülke ve çağda ulaşmadıkları kültür seviyesini yakalamaya teşvik ettiler… Yahudiler, tarihte daha önce bir benzerini yakalayamadıkları bu ortam sayesinde -tıpkı Babil Yahudileri gibi- büyük projeleri, önemli çalışmaları gerçekleştirme imkânı yakaladılar.” (s. 580)

Kitabın genelinde, Tevrat gibi Yahudi kaynaklarına ve bunların aksi yönündeki başkaca birçok kaynağa atıf yapılarak bütünün oluşturulması, eserin değerini arttırıyor. Bu çalışma, konunun meraklıları için ve bilhassa karşılaştırmalı olarak okuma yapmayı sevenler için oldukça fazla detay içeriyor. Konuya hâkim olmayanlar içinse bu okumanın, iyi bir zihin egzersizi olacağı muhakkak.

Yanıtla
6
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ağustos 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı okurken sanki Resulullah ölmemiş gün boyunca O’nun bastığı yerlere bende ayak basıyormuşum gibi hissettim. Sanki O sahabelerle oturunca konuşunca bende ordaymışım gibi hissettim. Sanki sayfaların biraz ilerisinde göz göze gelecekmişiz gibi. Kitabın bitiminde ise kalbime büyük bir hüzün çöktü.
-Sanki Resulullah yeni vefat etmiş. Ve artık O’nu göremeyecekmişim gibi..
• Kitabı okuyun okutturun. Kalplerimizin Resulullahı hatırlamaya ihtiyacı var. Edilebilecek en güzel hediye olabilir bu kitap. Hatta kendi kalbinize alınabilecek en güzel hediye.
Yanıtla
12
0
Destekliyorum  5
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ağustos 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın bitirdiğim üçüncü kitabı oldu. Bu okuduklarımı bir potada eritmek hiç de zor değil, zira ortak ögeler, hatta pasajlar sayesinde Murakami kurgusal karakter ailesinin farklı üyeleri baştan sona bütünlük arz ediyor. Kitap bitti, ancak sıradakiler var olduğundan gerçek tükeniş ve bundan kaynaklı tasalanma hakkımı Murakami yolculuğunun sonuna saklıyorum. Yazarın eserleri için metafor kullanacak olsam "kek" derdim, ucundan tadına bakanın tamamını mideye indirmeden kendini tutamaması olayı.
Yanıtla
9
1
Destekliyorum  3
Bildir
Yanıtları Göster
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ağustos 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Şule Gürbüz okuması zor bir yazar. Okudum bitti , anladım gitti diyemiyorsunuz. Anlam içinde anlam var hem yazar iyi okuyucu istiyor. İstiyor ki okuyucu eline kalemini alsın, yüklemini aradığınız cümleleri kelime kelime okusun, odaklansın, anlatmak istediği meramını hemencecik anlamasın, derinlikli incelikli okusun der gibi yazıyor. Ya da bana öyle geliyor ? “ İnsan yaşadığı yere benzer” şair sözü imiş, şair sözü yalandır deseler de bu cümle bir kaç gün zihnimizde geziniyor. Kitap üç bölümden oluşuyor öyle miymiş onlardan biri. Öyle miymiş bölümünü okurken tüm yüklemlerin rivayet edilen geçmiş zaman kipinde çekimlendiğini, “başlık ve yüklemlerin böylesi uyumu olsun şaşılacak şey doğrusu” hayretiyle okuyoruz.
Yanıtla
15
1
Destekliyorum  6
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ağustos 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yaşar Kemal - İnce Memed 1
Yorumuma geçmeden önce birkaç hatırlatma yapmanın yerinde olacağını düşünüyorum. Şöyle ki; roman hakkındaki yorumumu genel hatlar üzerinden siz kıymetli okuyuculara sunmak gayreti içerisinde olacağımı ifade etmem gerek. Aksi halde olay olay anlatarak bir özet sunmanın yararlı olmayacağı kanaatindeyim. Popüler tabir ile “spoiler” içermeyen bir yorum ile karşı karşıya olacağınızı söylemeliyim. Böylece kitabı okumak isteyen okuyucuların, bir sürprizle karşılaşıp heyecanlarını kaybetmelerine neden olmak istemem.

Kitabı bundan yaklaşık olarak 12 sene önce, ilköğretim de öğrenciyken, Türkçe öğretmenimizin tavsiyesi üzerine (ve biraz da sınavda soru olarak karşımıza çıkacak olmasından) okuduğumu anımsıyorum. Tabii o zamanlar okuduklarımızı şimdiki gibi anlamadığımız çok açık. Üzülerek itiraf etmeliyim ki, ilk okumam sırasında çok sıkıldığımı da hatırlar gibiyim. Tabii ki bu deneyimin üzerinden yıllar geçti ve sonunda İnce Memed’in ilk kitabını yeniden, tam tekmil bir biçimde, bitirmiş bulunmaktayım. İlk izlenimimin anlamlı bir biçimde okumakta bu kadar geç kalmış olmanın verdiği üzüntü olduğunu belirtmeliyim. İnce Memed bana, son aylarda daha çok çeviri roman okumuş biri olarak, Türkçe düşünülerek yazılmış bir kitabı okumanın ne kadar lezzetli bir deneyim olduğunu yeniden hatırlattı!

Kitabın içeriğine gelecek olursak, sanki Orta Çağ’ın dillere malzeme olmuş o meşhur “feodal” yapısının ve cehaletin 20. yy’ın başlarında ve hatta ortasında dahi Türkiye’de varlığını koruduğunu görmemize olanak tanıdığını söyleyebilirim. Roman her ne kadar Çukurova ve çevresinde geçiyor olsa da, ülkenin önemli bir kısmının romanda anlatılandan çok da farklı olmadığını söylemek herhalde çok yanlış olmayacaktır. Roman, ağaların hegemonyasında birey olmaktan uzak ve kentleşmenin beraberinde getirdiği “elitlerin” köylüler üzerinden nasıl geçindiğini, topraklarına nasıl çöktüğünü, insanların kendi topraklarında nasıl ırgat olarak çalıştırıldığını ve borç kavramı üzerinden ne ölçüde kazanım sağlandığını (üretim, iş gücü ve kölelik) tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Bu durum yalnızca ağaların eylemlerinde değil, gücü yeten sıradan bir insanın bir diğerine kurduğu tahakküm esnasında da beliriyor. Öte yandan yöre halkının eşkıyalar ile olan münasebetine de değinilen romanda insanların ağalar ve eşkıyalar arasında süregelen yaşamları hakkında da fikir veriyor. Her ne kadar romana ismini de veren İnce Memed daha anlayışlı bir portreye sahipse de “Deli Durdu” gibi diğerlerinin ne kadar acımasız olabileceğini de bizlere göstermektedir. Ağalar ve eşkıyalar dışında romanda “hükümet” olarak anılan devletin son derece aciz kaldığına şahit oluyoruz. Hatta öyle anlar geliyor ki adalet sisteminin ve kurumların, belki de henüz yeterince olgunlaşmamış olmasından ve yeterince kanıksanamamış olmasından ötürü, haklıdan ziyade haksızın yanında yer aldığını görüyoruz. Bu durum özellikle “Hatçe” ve “Iraz Hatun” ile alakalı bölümlerde kendini gösteriyor. Yeri geliyor Ali Safa gibi yarı okumuşların insanları birbirine kırdırarak ellerindeki toprağı ve mülkü aldığına şahit oluyor hatta eşkıyalar üzerinden dönen “veraset savaşlarına” tanık oluyoruz.

Son olarak Yaşar Kemal’in coğrafyayı ince ayrıntılarına kadar betimlediğini ve bu durumun anlatıyı ciddi ölçüde güçlendirdiğini belirtmekte fayda vardır. Elbette bu durum bazı okuyucuları sıkabilecekse de dayanmalarını şiddetle tavsiye ederim. Kanaatimce bu güçlü anlatı ve betimleme gücü olayları zihinde canlandırmamıza fayda sağlayacaktır. Diğer taraftan karakterlerin konuşturulması sırasında yerel konuşma biçimlerinin de kitaba yansıtıldığını görmekteyiz. Ayrıca kitabın Cumhuriyet ve kurucu değerlerinin biz sıradan insanlar için ne kadar önemli olduğunu hatırlatması noktasında da kıymetli olduğunu düşünüyorum. Kitabın cildi, mizanpajı ve sayfa kalitesi de son derece yerindedir. Yapı Kredi Yayınları’na, kitapyurdu’na ve Yaşar Kemal’e teşekkür ederiz.

Herkese bol kitaplı sağlıklı günler!


Yanıtla
88
5
Destekliyorum  30
Bildir
Yanıtları Göster
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ağustos 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
RUSLAR, MOĞOLLARA BORÇLUDUR...
Söz konusu kitap Moğollar ile Rusların karşılaştırılmalı ve bir arada anlatılmasıyla dikkat çekiyor. Çalışma Moğollar tarihiyle başlıyor ve Ruslar ile devam ediyor. Alışagelmişin dışında Moğollar olduğu gibi anlatılmaktadır. Yani birçok eserde “ürkütücü” şekilde yer alırken bu eserde Moğollar kanaatimizce olduğu gibi anlatılmaya çalışılmıştır. Günümüz posta sisteminin atalarının Moğollar olduğu çalışmada genişçe yer buluyor. Moğol atlı posta sisteminin işleyişiyle ilgili fazlaca malumat okura aktarılmıştır.

Konuya hakim okurun bu çalışmada yeni bir şeyler öğreneceğine şüphe yoktur. Zira çalışma popülist kaygılardan ziyade akademik disipliniyle dikkat çekmektedir.

Çalışmada Moğolların devamı olan Altın Ordu’nun çöküşü ve Rusya’nın yükselişi de ele alınmıştır. Bu bölümden itibaren “Ruslar varlıklarını Moğollara borçludur,” diyebiliriz. Bu arada Altın Ordu çökerken Osmanlı’nın da yükselişe geçtiğine de dikkat çekilmiş. Aynı bölümde Osmanlı, Bizans ve Moskova’ya dair yine karşılaştırmalı bilgiler yer almaktadır. Toktamış ile Timur’da zikredilirken Moğol dönemindeki edebiyata da değinilmiştir. Döneme dair Moğol ve Ruslar arasındaki hukuk işlerinin nasıl işlediğinin de anlatıldığı eseri başucu kaynağı olarak tavsiye ediyoruz.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir