Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Masalsı bir girişle başlayan roman, kısa sürede okuru distopik bir dünyanın içine çekiyor. Ancak asıl etkileyici olan, geleceği anlatırken bugünün insanını, seçimlerini, vicdanını ve özgürlük kavramını sorgulatması. Sayfalar ilerledikçe "Ya gerçekten böyle bir geleceğe gidiyorsak?" sorusu zihninizde yer etmeye başlıyor. Akıcı anlatımı sayesinde merak duygusu hiç azalmıyor.

Bilim kurgu ve distopya sevenler için düşündüren, sorgulatan ve uzun süre etkisini sürdüren bir eser. Kitabı bitirdiğinizde sadece karakterleri değil, kendi bakış açınızı da yeniden değerlendirme isteği hissedebilirsiniz.

Bir fincan kahveyle başlayacağınız bu yolculuk, kitabın son sayfasını kapattıktan sonra bile zihninizde yaşamaya devam ediyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Devlet Ana'da en sevdiğim taraf güçlü gözlem yeteneği ve halk ağzını romana taşıma becerisinin iyi gösterilmesiydi.. Osmanlı’nın kuruluş döneminin sürekli molla, imam, derviş ve tasavvufi kerametler üzerinden anlatılması beni rahatsız edebiliyor. Bu yüzden Devlet Ana bana iyi geldi. Kitapta insanlar kutsal birer figür gibi değil; yiyen, içen, konuşan, hata yapan, yaşayan insanlar olarak duruyor. Türkmenlerin şarap içmesi gibi detaylar bile bu açıdan kıymetliydi; çünkü tarihî kişileri ve toplulukları bugünün steril dizi ahlakıyla değil, kendi gerçeklikleri içinde görmemizi sağlıyor. Ayrıca Kerimcan’ın kitaplara kavuştuğunda duyduğu sevinç bende özel bir yere dokundu; “benim her gün kitap okumam lazım, kitap ne değerli bir şey” hissini yeniden uyandırdı. Bu yüzden Devlet Ana benim için sadece Osmanlı kuruluşunu anlatan bir roman değil, tarihe romantik değil gerçekçi bakmanın ve kitabın insan hayatındaki yerini yeniden hatırlamanın romanı oldu.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
K-Ming Chang’in Livera Yayınevi’nden çıkan öykü derlemesi. Öyküleriyle tanıdığımız Chang, aynı zamanda ödüllü bir şair.
“Anneler”, “Mitler” ve “Güveler” bölümlerinden oluşan kitap; Tayvan kültürü ve mitolojisinden beslenen, annelik, göç ve kuir kimliği gerçeküstü bir dille işleyen öyküler içeriyor.
Özellikle “Güveler” bölümündeki absürt sahneler beni Salvador Dalí tablolarına bakıyormuş gibi hissettirdi. Rahatsız edici ama şiirsel bir tarafı var; özellikle dullar aklımda kaldı.
Alışılmışın dışında, şiirsel ve özgün bir öykü derlemesi arıyorsanız tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın bir çok kitabını okuma fırsatı buldum. Kalemi sade ve çok açık dille yazılmıs. Girişimcilik, iş kalitesi, dürüstlük, yurt sevgisi ve hoşgörü başlıkları ile bir insanda olması gereken temel ozellikleri yaşadığı gözlemlediği olaylar üzerinden aktarmış.Girişimcilik ruhunu çilek fidesi örneği ile öyle anlatmış ki! Bu metinde hem iş kalitesini hem dürüstlük hem yurt sevgisi hem de hoşgörüyü bir arada buluyorsunuz. Bir işe başlamak için tüm insanlığa faydamız olması gerektiğini çok güzel vurgulamış ve kendinizi sorgulamadan edemiyorsunuz. İzgören akademi neye kime hizmet ediyor bunu açık ve net görüyorsunuz.Ben yazarı çok dürüst, hoşgörülü ve vatanını seven bir girişimci olarak gördüm. Şu cümle bu kitaba en güzel başlık olabilir kanımca. “Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Zeytindağı, Osmanlı'nın son dönemine içeriden tanıklık etmiş bir gazetecinin kaleminden çıktığı için benim için oldukça değerli bir kitaptı. En beğendiğim yönü, yaşananları anlatırken suçu tamamen dış güçlere yüklemek yerine Osmanlı'nın kendi hatalarını, yönetim anlayışını ve eksiklerini de eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirebilmesiydi. Bu yönüyle dönemi anlamaya katkı sağlayan samimi bir tanıklık sunuyor. Dili sade ve akıcı olduğu için de rahat okunan bir eser. Tarihi sadece olaylar üzerinden değil, o olayları yaşayan birinin gözünden görmek isteyenlere tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Üç ayrı zaman, üç ayrı insan ve dünyaya bıraktıkları anlamlı izler... Bazı kitaplar sadece okunup bitmez; insanın kalbinde yaşamaya devam eder. Bu eser de benim için tam olarak öyleydi. Aşkı, ilmi ve insan olmanın hakikatini aynı satırlarda buluşturan; kimi zaman gülümseten, kimi zaman hüzünlendiren, kimi zaman da durup düşündüren çok özel bir yolculuktu. 1550'li yılların İstanbul'u öylesine canlı tasvir edilmişti ki, kendimi o sokaklarda yürürken hissettim. Tarih ve kurgu zarifçe iç içe geçmişti. Bu, yazardan okuduğum ilk kitaptı ama son olmayacak. Kelimeleri kullanmadaki ustalığı, akıcı anlatımı ve üç farklı zamanı ustalıkla birbirine bağlayan olay örgüsü beni kendine hayran bıraktı. Kitap bittiğinde geriye yalnızca güzel bir hikâye değil, uzun süre kalbimde yaşayacak duygular kaldı. Her sayfasında geçmişle bugün arasında görünmez köprüler kurarken, bana da hayal kurmayı, sevmeyi ve bazı değerleri yeniden hatırlattı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tuba Karatop Bakılmayan Pencere'yi işaret ediyor bizlere. Denize bakın, diyor, hiç bakmadığımız gibi. Çiçeklere, göz göz meyve veren ağaçlara, bizimle konuşmak isteyen kuşlara bakın!
Pencereden bakmak yetmez, manzaraya doymak için paçalarımızı sıvayıp denize yürümek lazım çıplak ayak. Bir ağacın gövdesinde nefeslenmek... Bir kaplan gelir belki yanımıza; bir karaca, bir kumru sohbetimize eşlik eder...

Diliyorum ki Karatop, gönlümüze dokunmaya devam etsin; unuttuklarımızı hatırlatsın, unutmadan önce değerini bildirsin. Kalemi bereketli ve hep hayır yolunda olsun…
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Töngelenler'le beraber 19 öyküsünü okuduğumuz bu eserin bir ilk eser olduğuna inanmak güç. Toplumu özellikle de kadınları iyi gözlemlemiş olması, su gibi akan kurguları ve gerçeğin mizahla yumuşatıldığı ironik anlatımı ile bu kalemden nice eserler okuyacağımız müjdesini alıyoruz sanki.

"Sözlükler ne bilsin töngeleni. Yavaş yavaş unutuldu adı." Her şeyi tüketen modern çağ, bu eski kelimeleri tanıyamıyordu. Tanıyamadığı için istila oluyordu adı. Oysa onlar nereye gideceklerini iyi bilen "toprağın yetimleriydi." Ekilip biçilmeyen topraklar, töngelenlerle intikam almaya kalkarsa ne olur? Hikayenin kahramanı Server, nasıl bir günaha girmiştir ki insanların çok korktuğu töngelenler şehri istila eder? Server'in dili niye kesiktir? Esrarlı perdesini hüzün ve korkuyla araladığımız bu etkileyici hikaye bizlere kaybettiğimiz kelimeleri, geçmişimizi, geleneklerimizi, toprağımızı, suyumuzu hatırlatıyor bir kere daha.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Refik Halid Karay en beğendiğim yazarlardan biri olması hasebiyle, adının geçtiği her kitabı almayı ve takip etmeyi seviyorum. Prof. Dr. Şerif Aktaş, Refik Halit Karay adlı eserinde, romanın kahramanı Kenan ile ilgili " Kenan Beyin, sinir krizlerinin asıl sebebi, toplumsal yapıdaki düalizmdir. Çünkü anahtar etrafında doğan şüphe aynı kaynağa bağlanır." diyor. Eser bir anlamda Cumhuriyet sonrasında başta İstanbul olmak üzere şehirlerde yaşayan özellikle yüksek sosyete olarak niteleyebileceğimiz dış görünüşleriyle batılı ama zihinsel yapısı doğulu olan Türk toplumunun bugün bile yaşamakta olduğu ikilemlerden doğan dramı ortaya koymakta. Bu yönüyle mutlak okunması ve okutulması gereken bir roman.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gizem, gerilim, polisiye tarzı kitapları okurken ayrı bir keyif alıyorum. Diyaloglar ve paragraflar akıcı, içine çektiği olay örgüsü ise muazzamdı. İnsanların işlemiş oldukları suçlar her ne kadar planlı ve kusursuz gözükse de gerçekler bir gün bir yerde bizi yakalamak için bekliyor. Ve yine şunu gördüm ki insanın en büyük hapishanesi kendi vicdanının sesi aslında. Gerçekler karakterler üzerinde ağırlığını hissettirdiğinde, onların geçmişte yapmış oldukları acımasızlıkların sanrılarını görmeleri, bunların kendilerine zarar verecek düzeye gelmesi vs. bunu gösterir nitelikteydi.
Kurgusu çok güzeldi, son sayfaları okuyana kadar kendi mantığımla katilin kim olduğunu bulamadım. Aslında o kırmızı balık metaforuyla biraz çıkarılabilir miydi diye düşündüm sanırım yine de bulamazdım. Son olarak adaletin ulaşmadığını düşündüğümüz insanlar için kendi adaletimizi uygulamak doğru olan mı acaba yoksa bu bizi en az onlar kadar kötü biri mi yapar sorusu da bizleri kendimizle baş başa bırakıyor.

Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir