Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü Yalan
Bu kadar sarsıcı bir metin için "parti" sözcüğünü kullanmak tuhaf olacak ama adını öyle koymuş bulunduk; bir Agota Kristof partisi çağrısı yapmak istiyorum; hadi, beraber okuyalım. Çünkü yani: Aman Allahım ya, ben ne okudum? Bu nasıl bir metindir, böyle yazabilmek nasıl bir kudrettir? Böyle bir metnin etkisinden nasıl çıkılır - yahut çıkılır mı?

Kusursuz, kusursuz bir kitap bu, bir şaheser. Macar yazar Agota Kristof'un aslında 3 ayrı kitap olarak yazdığı seriyi YKY tek kitapta toplamış, bence çok da iyi yapmış, kesinlikle arka arkaya okunmalılar çünkü.

İkinci Dünya Savaşı sırasında anneleri tarafından anneannelerine emanet edilen ikiz erkek kardeşlerin öyküsünü anlatan Büyük Defter ile başlıyor anlatı. Okuduğunuz her şey gerçek, okuduğunuz hiçbir şey gerçek değil. Her kitapta dil ve üslup baştan aşağı değişiyor, hikâye her defasında tepetaklak oluyor. Katman katman açılan kitapları hep çok sevdim ama böylesine hiç tanık olmamıştım. Değme polisiyelerde karşılaşamayacağınız ters köşeler var - yazar sanki yazdığı her cümleyle bir öncekini siliyor gibi.

Nazi işgali altındaki Macaristan'da yaşanan tüm dehşeti iliklerinde buz gibi hissettiriyor okura Kristof. İkizlerin pek çok şeyi tek bir kişi gibi deneyimledikleri fikrinden hareketle başlıyor anlatı ama kanmamalı; çünkü dedim ya, hepsi gerçek, hiçbiri değil.

Hafızaya ne kadar güvenebiliriz? Vahşetle karşılaşan beyin kendini korumak için ne tür mekânizmaları devreye sokabilir? Gerçek nerede biter, nerede başlar? Kimliği nasıl tanımlarız? Sürgün, göç, savaş... Bunların hafızaya ettikleri... Ne çok soru, ne çok bilinmez.

Macar edebiyatına dair de 1-2 cümle etmek istiyorum sanırım artık: Magda Szabo'da sevdiğim pek çok şeyi Agota Kristof'ta da buldum çünkü. O mesafeli, tekinsiz, buz gibi yazma biçimleri ve bu şekilde ürettikleri insanın derisinin altına işleyen metinler... Ne acayip. Nazi işgali ve sonrasındaki komünizm deneyiminin biçimlendirdiği bir şey midir bu, nedir bilmiyorum ama Macar edebiyatında kesinlikle çok nev-i şahsına münhasır bir şeyler var.

Ve şimdiden söyleyeyim: Ekim'de kitap kulübünde bu kitap konuşulur. Çünkü aksi düşünülemez. Lütfen okuyun. Olağanüstü.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
Bu ikisine beraber yorum; daha doğrusu Barış Bıçakçı’ya genel yorum. Üç oldu böylece okuduğum kitapları ve yok, bunları okuyunca daha bile az sevdim maalesef. Altı çizilecek bol bol cümle bulmuşsunuz, özellikle Veciz Sözler’de, güzel, sizin adınıza sevindim ama bence zaten sorun tam da bu. Barış Bıçakçı kitaplarını okurken şöyle hissediyorum: sanki kendisinin söylemek istediği bir sürü tespiti, aforizması varmış da, onları aralara serpiştirmek için kitap yazmış gibi. Böyle olunca hikâye ve edebiyat araçsallaşıyor, tüm karakterler birbirinin aynısı olmuyor mu? Mesela Veciz Sözler’in Sulphi’sinin hayata tutunamamışlığı Bizim Büyük Çaresizliğimiz’in Ender’in tutunamamışlığına fazla benzemiyor mu? Niye herkes küçük şeylerden acayip acı çekiyor, hatta hepsi bu acıdan besleniyor, yazar niye bu buhranlı ruh hallerini bunca yüceltiyor? Karakterlerin öyküleri, aforizmaların içlerine yedirilmesi için icat edilmiş gibi sanki. Yok valla, gerçekten çabaladım ama benlik değil işte. Sevenleri beni affetsin.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Veciz Sözler
Bu ikisine beraber yorum; daha doğrusu Barış Bıçakçı’ya genel yorum. Üç oldu böylece okuduğum kitapları ve yok, bunları okuyunca daha bile az sevdim maalesef. Altı çizilecek bol bol cümle bulmuşsunuz, özellikle Veciz Sözler’de, güzel, sizin adınıza sevindim ama bence zaten sorun tam da bu. Barış Bıçakçı kitaplarını okurken şöyle hissediyorum: sanki kendisinin söylemek istediği bir sürü tespiti, aforizması varmış da, onları aralara serpiştirmek için kitap yazmış gibi. Böyle olunca hikâye ve edebiyat araçsallaşıyor, tüm karakterler birbirinin aynısı olmuyor mu? Mesela Veciz Sözler’in Sulphi’sinin hayata tutunamamışlığı Bizim Büyük Çaresizliğimiz’in Ender’in tutunamamışlığına fazla benzemiyor mu? Niye herkes küçük şeylerden acayip acı çekiyor, hatta hepsi bu acıdan besleniyor, yazar niye bu buhranlı ruh hallerini bunca yüceltiyor? Karakterlerin öyküleri, aforizmaların içlerine yedirilmesi için icat edilmiş gibi sanki. Yok valla, gerçekten çabaladım ama benlik değil işte. Sevenleri beni affetsin.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tamirci
Bu gerçekten söylendiği kadar büyük bir kitapmış ya. Okurken başta Osman Kavala olmak üzere haksız ve hukuksuz yere, hem de iddianamesiz senelerce içeride tutulan insanları düşündüm, çok zorlandım. İnsan hayatının devletin “büyük emelleri” için araçsallaştırılması ne kadar eski, ne kadar klişe, ne kadar acıklı. Yakov’un öyküsünü şaşkınlıkla okumuş olmayı dilerdim, maalesef öyle olmadı. Şu iki cümleyi de buraya bırakıyorum, tanıdık geleceğine eminim. “Ölümcül bir savaşa girmişsin ve herkes ‘Savaş mı? Kim savaşıyor? Barış var’ numarası yapıyor.” “Hasta bir ülkede sağlığa doğru atılan her adım hastalıktan beslenenler için bir hakaret gibidir.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tonio Kröger
Bu defa çok sevişmedik Thomas Mann’cığım. Bu konulara kafa yormayı sevdiğini biliyorum ama nedense bu kez içine giremedim yazdıklarının. Bazı kitaplar eskimiyor ama bazıları da eskiyor işte – sanatın sınıfsallığı, sanatçının yalnızlığı gibi aslında zamansız gibi gözüken konulara dalmış Mann ama sanki günümüzden bakınca karşılıklarını yitirmiş gibi didiklediği meselelerin bazıları. Gerçi sonrasında Venedik’te Ölüm’de benzer mevzuları çok daha usta işi biçimde ele alacak, bu kitapta sorduğu soruların pek çoğunu Büyülü Dağ’da katmanlandırıp lezzetlendirerek yineleyecek, biliyorum. O nedenle bu novellanın biraz yüzeyel kalmış olmasına ses etmiyorum, bu saydığım eserlere bir girizgah gibi düşünmeli belki. Şu minik melodik cümleyi iliştirip bitireyim: “Ben uyuyacağım, gene de dans et sen…”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kağıt Ev
Bu da bitti, bunu da sevdim valla. Çok tatlı kitap, kendime benzettiğim karakterin kitap okumaktan delirmiş olması biraz üzücü de olsa, ahah. Okuduğum kitaplarda okuduğum yazarlarla karşılaşmayı çok seviyorum. Bu kitapta da tanıdığım bir sürü yazar var; Marquez, Rulfo, Cortazar, Borges, Conrad, Llosa… Rastlaştıkça gülümsedim. Kurgu ilginç, hikâye sürükleyici. Kitaplarla kurduğumuz ilişkiye dair kafa açıcı fikirler var. Genel olarak oldukça sevimli bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bedenlerin Göçü
Bu da bitti, böylece Yuri Herrera’nın üçlemesini tamamlamış oldum. İkinci kitap olan “Dünyanın Sonunu Önceleyen İşaretler” kadar olmasa da bunu da epey sevdim. Şu dönemde okumak da ayrıca ilginç oldu zira herkesin evlerine kapanmasını gerektiren bir salgın döneminde geçiyor eser ve yazarın, insanların psikolojisinden hükümetlerin tuhaf açıklamalarına dek bu kadar isabetli öngörülerde bulunduğunu görmek pek acayipti. Modern Meksika edebiyatı kesinlikle çok ışıltılı ve umut vaat ediyor. Octavio Paz’ın, Carlos Fuentes’in yolunda emin adımlarla ilerleyen çok yazar var. Dilerim canım Notos Herrera’nın Türkçe’ye çevrilmeyen diğer kitabını da yayımlar ve hatta keşke Yapı Kredi Yayınları da Emiliano Monge basmaya devam etse! “Sokaklardaki arabalar gittikçe azalıyordu. Normalde karşıdan karşıya geçmek için hayatını tehlikeye attığın bir caddede şimdi yalnızca evlerine kapanmış insanların birbirine duyduğu korku kalmıştı. Bir anda her birinin öbürü hakkındaki bütün önyargıları doğrulanmıştı sanki.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bazı kitaplar vardır, son sayfaya kadar sizi sürekli şüpheye düşürür ama yine de tahmin etmeyi başaramazsınız..İşte bu kitap tam olarak öyleydi. Okurken birçok karakterden şüphelendim, defalarca fikrim değişti ama katilin kim olduğunu asla doğru tahmin edemedim. Finaliyle tam anlamıyla ters köşe yaşattı.

Alice Feeney’in daha önce kitaplarını okuyup sevmiş biri olarak bu kitabında da akıcılığı ve merak duygusunu çok başarılı buldum. Kendimi sürekli bir bölüm daha okuyayım derken buldum.

Yalnız kitapta +18 sahnelerin yoğunluğu ilk başta beni biraz rahatsız etti ve bir an Wattpad kitabı okuyormuşum hissi verdi. Ancak ilerledikçe bunun hikâyenin temelindeki sebeplerle bağlantılı olduğunu görmek fikrimi biraz değiştirdi.

Gizem gerilim seven ve ters köşeli hikâyelerden hoşlananlara kesinlikle öneririm.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hayaletler
Bu ara ya bende bir sıkıntı var ya da bahtsızım, bunu da çok sevemedim. Bir dağınık geldi, içine giremedim bir türlü. Çok fazla şeye eğilmeye çalışıyor yazar ve dağılıyor gibi geldi. Sınıf çatışması, aile dinamikleri, cinsellikle ilgili sorgulamalar, mimariden yola çıkan türlü felsefik denemeler filan derken, 140 sayfada bunların hepsinin hakkını vermek pek mümkün olmadığından biraz karışık ve odaksız hale gelmiş sanki eser. Biraz üzdü.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bütün Kozmokomik Öyküler
Bu ara üst üste acayip güzel kitaplar okudum, edebiyat tanrıları beni gözetiyorlar sanırım, sağolsunlar. "Bütün Kozmokomik Öyküler" okuduğum kaçıncı Calvino kitabı bilmiyorum ama kendisine beslediğim hürmeti katbekat artırdığını söylemem lazım. "Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu"da gördüğümüz dehayı daha da somut şekilde resmen manifesto gibi önümüze koyuyor Calvino bu kitapta. Tanımlaması çok zor, tuhaf öyküler bunlar - antik dönem bilgeliğinden modern uzay bilimine uzanan bir havuzdan besleniyor, üstüne bolca bilim felsefesi boca ediyor, sonra tabii karşısında saygı duruşuna geçmek istediğim hayal gücünü ekleyip, her zamanki lezzetli diliyle anlatıyor da anlatıyor. Hakikaten pek acayip.

Adı üstünde, kozmokomik öyküler. Uzayın yeni oluştuğu zamanlardan, canlıların evrimleşme süreçlerinden, dünyamızın yaratılışından ve çürüyüşünden kalma hikâyeler; müthiş deneysel, zaman zaman okurun beynini zorlayan, son derece zeki, bence ziyadesiyle cesur, bir yandan da pek naif öyküler, yahut yetişkinlere masallar. Aya tırmananlar, yıldız patlamaları nedeniyle galaksiler arası seyahat etmek zorunda kalan göçmenler, suyu terkedip karada yaşama zamanı gelince direnen ilk canlılar, kendini gizlemek zorunda kalan dinozorlar var bu kitapta. Ne kadar heyecan verici şeyler bunlar ya; bunu yazabilmek, zamanı böylece eğip bükebilmek ne acayip bir meziyet.

Günler boyunca anlatıcımız Qfwfq amcamın dizine yatıp kendisinden milyarlarca yıl geride kalmış gençliğini ve çocukluğunu dinledim; kafam karıştı, şaşırdım, güldüm, heyecanlandım, korktum. Vallahi nefis bir deneyimdi. Qfwfq'in biz dünyalılara söylediği şu cümleyle bitireyim: "artık ayan beyan belli oldu ki, sizin yenginiz yenilgidir."
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir