Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kimlik, "insanın zaman içindeki incelişinde onu dünyaya bağlayan bir ayna" diyor Amin Maalouf. Peki Milan Kundera'nın romanındaki "kimlik" neyi ifade ediyordu. Evli bir eş kimliği, annelik kimliği, peki beş yaşındaki oğlunu toprağa verince hangi kimlik. Hayatın içinde yaşadığımız olgularda takındığımız kimlikler neydi peki.
Neremizden yaralandıysak kimliğimiz orasıysa eğer, Chantal’ın çocuğunu toprağa vermesiyle bir teselli miydi genç sevgilisi Jean-Marc ile ilişkisi.
Kitap, aşkı sorgulatıyordu, yaşam ve kimlikler üzerinden. Birbirlerinin gizli yönlerini bilmek isteyen bir ilişkinin, bunun için yaptıkları küçük oyununun bir karabasan'a dönüşümünü izletiyordu okuyucusuna. Rüya nerede başlıyordu, gerçeklik hangisiydi. Keyifle okunacak bir Milan Kundera klasiği.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap oldukça güzel, büyükelçi olayların çıkışını, arka planını, çözüm için ne kadar uğraşıldığını tecrübe ettiği olaylar ve gözlemleriyle harmanlayarak gerçekçi şekilde anlatmış, gayet güzel bir dil kullanmış, taraflı yazıldığını düşünmüyorum, zaten yazarın kendisi de kitap içeriğinde bir devlet memuru olarak bilip gördüğü olayları anlattığını beyan edip Suriye'ye ziyarete giden muhalefet vekillerini temsilcilikte ağırlarken de yaşanılanları anlatırken sanki taraflı şekilde davranış içerisindeymiş gibi bir hava oluştuğundan kitap içerisinde bahsetmiş.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Farklı eserlerde adına rastlamamla edindiğim bir klasik Klara Miliç.
Kısa ama doyurucu. Bitirmeden elden bırakmak mümkün değil. Bir bölüm bitiyor ve sonraki bölüme başlamak için bir acelecilik çıkıyor ortaya, sanki sonu ve başı yokmuş öyle akıyormuş gibi, bölümleri ara vermek için birbirinden ayrı tutmak haksızlık olur gibi, sanki ara verirsen bıraktığın yeri kaybedecekmişsin ve bir daha dönemeyecekmişsin gibi.
Kısa ama oldukça etkili. Bir yandan sonunu tahmin ederken ve tahmin ettiğin sona yaklaşırken bir yandan “mümkün mü?” diye sorduruyor. Tüyleri diken diken eden türden. Gerilim desem dilim varmıyor, masalsı gibi ama üstünde kalıyor. Muazzam bir klasik.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
YÜZYILLIK YALNIZLIK
Buendia ailesinin yüzyıllık serüvenine tanıklık ettiğimiz bu kitapta, Macondo’nun küçük bir yerleşim yeriyken ilçe haline gelinceye kadarki gelişimini görüyoruz. Başlarda sadece çingenelerin yılın belli zamanlarında uğrayıp gösteriler yaptıkları bir yerdir. Zamanla büyük değişiklikler olur. İlk olarak bölgeye Sulh Yargıcı gelmesiyle siyasi olaylar başlar. Romanın uzun bir bölümünde liberallerle muhafazakarların savaşı ele alınır. Peşinden isyanlar çıkar. Yirmi yıl süren iç savaşa son verilmeye çalışılır. Bölge daha da büyür ve muz şirketi açılır. Kasaba tamamen değişir. Bu seferde anlaşmazlıklar sonucu işçi kıyımları başlar (Kolombiya tarihinde dayanağı var.) ve kasaba bambaşka bir hale gelir. Tüm bu olayların yaşandığı Macondo öyle bir yerdir ki gökten çiçek yağar yerlerde halı olur, yıllarca yağmur yağar her yer sel olur, bazen ölümün dahi keşfedilmediği bir bölge olur.

Buendia ailesine gelecek olursak, Macondo kasabasını kuran Jose ve Ursula’nın evlenmesi ile büyük aile serüveni başlar. Çingene Melquiades’in yazdığı kehaneti yaşarlar. Ancak kimse yazdıklarını çözemediği için yüzyıl boyunca kehanet gerçekleşmeye devam eder. En çok korkulan şey, aile içi birliktelikten dünyaya gelecek olan domuz kuyruklu çocuklardır. (Burada aile içi birliktelikler özellikle de çocukların dahil edildiği bölümleri okurken zorlayabilir.) Başlangıçta normal görünen bu ailenin iniş çıkışlarını, savaşlarını, aşklarını, ölümlerini okuyoruz. Bu sebeple her bir karakterin üzerine tek tek konuşabileceğimiz yoğun bir eser olduğunu düşünüyorum. Sadece isimlerin değil yaşananların da tekrarlandığı bir aile. Eğlence, gösteriş, kibir, kıskançlık, yalan bunlardan bazıları.

Yüzyıllık Yalnızlık, her ne kadar olağanüstü şeylerle dolu olsa da şaşırmadan okuyabiliyoruz. Buendia ailesiyle hızlı bir yüzyıl geçirip aslında aileyi ve toplumu incelemiş oluyoruz. Bölge halkını da coğrafyayı da sanki oradaymışız gibi hissedebiliyoruz. Özellikle aile arasında yaşanan şeylerde soğukluğu ve sevgisizliği hissettiğimi söyleyebilirim.

Büyülü gerçekçilik akımının eseri olan bu kitap için yazar, büyükannemin yöntemini kullandım der. En acımasız şeyleri bile olağan şeylermiş gibi anlatır. Hem aynı isimlerin tekrarı hem de olaylardaki hızlı değişiklikler okumayı biraz zorlaştırsa da, kitabın başında Buendia ailesinin soyağacı verildiği için buraya dönüp bakarak karışıklığı engelleyebiliriz. Yine de ara verilmeden okunması gereken bir kitap olduğunu söyleyebilirim.

Son olarak masal tadı veren Yüzyıllık Yalnızlık, zor bir kitap gibi görünse de şans verilip kitabın sonu görülmeli.

Herkese iyi okumalar.
Yanıtla
25
4
Destekliyorum  2
Bildir
Yanıtları Göster
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tavsiye puanım 5 / 5
Kitap 19 öykü ve bir kaç tane kısa şiirden oluşmaktadır. Bir oturuşta keyifle okuyabileceğiniz şekilde tasarlanmış. Her öykü çok tadında, yalın bir dille yazılmış. Öykülerin aralarına serpiştirilen kısa şiirler diğer öyküye geçişe hazırlıyor insanı sanki parfümler arası geçiş yaparken koklatılan kahve gibi... Öykülerin içinde en çok Tırtılış'ı sevdim. Bu arada hani öykü dediğime bakmayın, öyle bildiğimiz alalade öykülerden değil, her birinin üzerinde saatlerce konuşulabilecek tartışılabilecek konuları var. Kendileri kısa ama anlamları bir dünya...
.
Kalemine, yüreğine sağlık arkadaşım gurur duydum. Nicelerini yazasın, bizler de okuyalım
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fabrika Ayarlarımızın Ne Kadar Uzağındayız?
Yazar Prof. Dr. Sinan Canan, kendi deyimiyle “kaotik ve fraktal olan her şeye tutkun, bilgiye ve hikmete dair her öğrendiğini herkese anlatma takıntısından mustarip” bir bilim insanı. Biyoloji, fizyoloji ve sinirbilim üzerinde çalışıyor. Son yıllarda, anlattıklarıyla fazlasıyla ilgi çekmeyi başarmış durumda. Yüksek satış rakamlarına ulaşan kitapları ve sosyal mecralarda çokça izlenen videoları bunu teyîd ediyor.

İnsanın Fabrika Ayarları (İFA), üç kitaptan oluşan bir bütün aslında. İlk kitap, “Beden” üst başlığı altında, özellikle hareket etme ve beslenme düzeni konularında kaleme alınmış. İkinci kitapta, ilişkilerimiz ve stres yönetimi, üçüncü kitapta ise sınırları aşmak üzerine bilgiler verilmiş.

Canan, bu serinin yazılış amacını, “kendim gibi modern zamanlarda büyümüş çocuklara, kendi çocuklarına da anlatsınlar diye sıklıkla unuttuğumuz ayarlarımızı hatırlatmaktır” diyerek ifade ediyor (s. 52).

Beden hakkında verdiği bilgilerde, atalarımız arasında hareketli olanların avantaj sağladığını, hareketsiz olanların ise elendiğini anlatıyor; hareket etmek için tasarlanmış bu vücudu, hareketsiz bıraktığımızda başımıza gelebilecek sıkıntılarla dolu bir tablo çiziyor bize. “Çok hücreli bir canlıda yer değiştirme şeklinde bir hareket varsa, bir beyin; bir beyin varsa da bir şekilde hareket olmak zorundadır… Fiziksel olarak hareket etmek, bu canlıların hayatta kalma olasılığını ve hastalıklara karşı savaşma kabiliyetini artırıyor.” (s. 64-65)

Atalarımızdan daha iyi imkanlara sahip olduğumuz muhakkak. Bu kitabı okuduğunuzda bunun iyi mi yoksa kötü mü olduğu hakkında biraz düşünceye dalmanız olası. Beslenme imkanlarındaki gelişmeler, besinlere daha kolay erişim, teknolojik gelişmeler… tüm bunların insan bedenine etkileri kitapta etraflıca tartışılmış ve yaşanması muhtemel sıkıntıları önleme adına reçeteler sunulmuş.

Bugüne kadar doğru bildikleriniz konusunda sizi şaşırtacak bilgilere rastlayacağınız bir kitap olduğunu da belirtelim. Mesela “kaos” çoğu insan için kaçınılası bir kavram, hiç de iyi çağrışımlar yapmıyor. Sinan hoca, ise “kaos güzeldir” diyor: “tabiatın ana işleme mantığına biz bilimde kaos diyoruz… kaos, zihnimizin alışık olduğu ve içinde programlandığı ana sistemdir.” Buradan hareketle de ayarlardan “sıfırıncı” ayara ulaşıyor: “Günlük faaliyetlerimizde ve zihinsel süreçlerimizde rutinden kaçınmamız, arada bir sistemi şaşırtacak beklenmeyen değişikliklere izin vermemiz gerekir.” (s. 58) “ne yaparsak yapalım, rutinden kaçınalım; kaosu hayatımıza davet edip, onu kullanmanın yollarını öğrenelim… Fazla programlı ve yeknesak bir yaşam, beden sistemimizle uzun vadede bozuşmamıza neden olabilir.” (s. 59)

Meraklıları için not düşelim:
Yazarın şahsi web adresi (sinancanan.net) ve ayrıca (acikbeyin.com) adresi önemli.
Yazarın dilinden "İFA-1, Beden" kitabının tanıtımı için bkz.: bit.ly/3O8R4oc

İyi Okumalar!
Yanıtla
8
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
kitap beklediğimden daha şamil çıktı. Yazar Sessizliği muhtelif vechelerden ele alıp bunu yaparken de edebiyat, sanat, felsefe, din ve doğal olarak tarihten beslenmiş. Çok ta güzel olmuş. Daha önce sessizliğin bilmediğiniz veyahutta düşünmediğiniz bir mahalline muhakkak tesadüf edersiniz kitapta. Belki kitaptaki (aşırı yorum olarak alınabilecek) tek taraz yazarın Fransız olmasından mütevellit bu alıntılanan ve beslenilen kaynakların ekseriyetinin de fransız metinleri olması. Elbette hepsi oldukça kaliteli metinler lakin alışık olmayınca( yabancı olunca) insan hafif bir dışarıda kalmışlık, dışardan bakmışlıkta hissetmiyor değil.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tarihî Kırıntılar, kurgusu itibariyle, ardışık olarak birbirini izleyen dört farklı anlatım ile sürmektedir. Bu dört farklı anlatım ise iki farklı zaman barındırmaktadır. İlk zaman; Meral’in kaybolduğu 1992 yılı ile başlayıp 2006 yılına kadar süren, Can’ın gelişimini, ailenin kayba verdiği tepkiyi ve alışma sürecini işler. İkinci zaman ise 2014 yılı ile başlamakta ve 2018 yılına kadar sürmektedir. Bu zaman diliminde Can bir gazetede çalışmakta ve şairlerin isimlerini vermeden yazacakları, her birinin bir öykü ile yer alacağı bir öykü kitabı projesi yürütmektedir. Bu zaman dilimi aynı zamanda Türkiye’de yaşanan güncel olaylara da değinmektedir. Üçüncü anlatım ise Can’ın projesinde yer alan ve sayıları on iki adet olan şairlerin öykülerinden oluşmaktadır. Her öyküden sonra da o şairin şiir anlayışını işleyen ve adı ‘Poetika’ olan bölümler de dördüncü anlatımı oluşturmaktadır.
Doğrusu Barış Bıçakçının kalemini çok seviyorum. Nil Karaibrahimgil tavsiyesiydi, iyi ki dedirtti.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın 'Gecelerin Kitabı' adlı eserini okuyunca bunu da okumak istedim. Esasında ikisi de pek çok farklı karakteri anlatan, ağır cümlelerden oluşan okunması zor kitaplar. Ne var ki öyle vurucu cümleler, paragraflar var ki insan dakikalarca düşünmeden edemiyor. Pek çok insan kutsallarına saldırıldığını düşünebilir ama sorgulamak, zihni açmak için maalesef bu gerekli. Sonuçta kabul etmek veya reddetmek size kalmış. İlaveten bir bölümdeki Roselyn adlı erkek kahraman içime bir yara olarak yerleşti, çok etkileyiciydi. Diyebilirim ki zor bir roman ama muhteşem bir edebiyat. Tercihinizi buna göre yapın.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kundera'nın Çekoslovakya'yı terk etmeden önce yazdığı son kitabı ve benim de okuduğum üçüncü Kundera kitabı.
Resme ve şiire yeteneği olan Jaromil'in, çocukluktan yetişkinliğe geçişteki bunalımları, yaşadığı cinsel kimlik karmaşaları, cinselliğe adım atışları, hayalleri, sevgileri, aşkları ve bunların içinde de kendi bedeninden nefret eden bir anne. Romanın arka ekranında ise, savaş yılları, Rusya'nın işgali ve siyasi çatışmalar.
Psikolojik analizler ve bilinç altı çözümlemeleri ile Kundera sanırım Freud'a nispet yapıyor.
Resimlerini başsız kadın bedenleriyle resmetmek hangi bilinç altının bir yansımasıdır.
Peki Jaromil'in ilk cinselliği tecrübe etme deneyimleri, safi bedensel bir aşkın tezahürü müdür yoksa şefkat ve mutlak aşkın beklentisi midir?
Gençliği "erkeğin kadınsı çağı" olarak betimleyen yazar, o donemin gençlik sancılarını siyasal konjonktürden muhteşem olarak ele almış.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir