Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir Alman'ın Kaleminden İslam Hukukuna Giriş
Mathias Rohe, İslam hakkında kapsamlı araştırmalar yapan Alman bir hukuk akademisyeni. Mukayeseli araştırmalarıyla biliniyor. 2001-2007 arasında Nürnberg Eyalet Mahkemesi'nde hakimlik de yaparak teorik bilgilerini pratikle birleştirmiş. Almanya İçişleri Bakanlığı'nın yürüttüğü "Alman İslam Konferansı" (Deutsche Islam Konferenz) bünyesinde, 2006-2009 arasında üyelik yapmış. Ülkeler arasında diyaloğa yaptığı katkılardan ötürü Ankara Üniversitesi tarafından kendisine fahri doktora unvanı verilmiş (2018).

Yazar, İslam hukukunun dayandığı temelleri, bu hukukun temel içeriğini ve şimdilerde nasıl geliştiğini açıklamak amacıyla bu küçük fakat yoğun içerikli eseri kaleme almış. Kitabın hedef kitlesi, hukukçu uzmanlar değil. Bir başka ifadeyle eser, meslekten olmayan ve konuya ilgi gösterenler düşünülerek yazılmış. Kitabın ilk yarısında verilen (şeriat nedir? hukukun temel kaynakları olarak Kur'an, hadis, icma, kıyas, içtihat gibi) bilgilerin, oldukça temel düzeyde olmasından da bu durum rahatlıkla anlaşılıyor.

Eserin ikinci yarısı, 19 yüzyıldan günümüze İslam hukukunda yaşanan gelişmelere ayrılmış (s. 49 vd). Yazara göre, 19. yüzyıldan bu yana İslam hukuku birçok alanda, şeklini temel olarak yeniden tasarlayan bir ölçekte değişiklikler geçirmiş. Rohe, bunlara örnek olarak, Osmanlı'da ilk büyük kanun derlemesi şeklinde hazırlanan Mecelle'yi (1876), Mısır'da Muhammed Abduh gibi reformcuların esaslı yazılarıyla içtihat kullanımına yeniden geniş bir alan kazandırılmasını, farklı mezhep görüşlerinin birleştirilmesini gösteriyor. O'na göre, İslam dünyasındaki kanun koyucular, ilgili politik güç dengesine bağlı olarak reformları ihtiyatlı bir şekilde gerçekleştirme eğilimindeler. "Dini olarak kabul görmüş bir hükümdarın meşruiyeti ne kadar büyükse daha doğrusu laikleşme süresi ne kadar ilerlemişse o kadar çok esaslı reformlar icra edilir." (s. 56)

Yazar, müslümanların çoğunlukta olmadığı Avrupa ülkelerinde, özellikle kendi ülkesi Almanya'da, İslam hukuku ve Batı hukuku arasındaki etkileşimi, ayrı bir başlıkta değerlendiriyor. Çağdaş hukuk uygulamasında, bir yerde uygulanan bir hukukun, başka bir yerde uygulanması, ilgili ülkenin hukuk sisteminde buna ne derece izin verildiğiyle ilgili bir konu. Ancak, olduğu gibi uygulanması ya da tamamıyla uygulanması pek mümkün değil. Bir başka ifadeyle bir ülkede yürürlükte olan hukuk izin verdiği ölçüde ve hatta talep ettiği ölçüde, o ülkede yabancı hukuk kuralı uygulanabilir.

Ceza hukuku gibi ortak davranış kurallarını en güçlü yaptırımlarla destekleyen kamu hukuku alanlarında bireysel inançların uygulanmasına çok az yer bırakılır. Mesela, aile şerefini kurtarma ya da töre gerekçesiyle insan öldürme şeklinde hafifletici bir sebep kabul edilmez.

Yahudi ve İslam inancında var olan erkek çocukların tıbbî sünneti, minarelerden ezan okunması, SMS yoluyla eş boşamanın hukuki geçerliliği, Almanya'ya sığınmış çok eşli birinin durumu (bir evliliğin dışındaki diğer evliliklerin tanınıp tanınmayacağı, diğer eşlerin aile, miras, sosyal güvenlik ve aile yardımı gibi alanlarda nasıl muameleye tabi olacağı), İslamî finans faaliyetleri kitapta yer verilen ilginç konulardan sadece bir kısmı.

Oldukça yüzeysel olarak bahsettiğimiz haliyle bu konulara ilgisi olanlar için, okunması faydalı kitaplardan biri olduğu söylenebilir.

İyi okumalar!
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir imparatorluk için başka hiçbir nehir bu kadar ehemmiyetli olmuş mudur bilmiyorum ama bildiğim şey Osmanlı İmparatorluğu için Tuna Nehri kuruluşundan yıkılışına kadar hep bir mihenk taşı olarak akadurmuştur.
Kuruluşunda, Tuna'nın ötesi hep bir Kızıl Elma iken yıkılışında Tuna'ya tutunmak hep son bir gaye olmuştur.
Drina Köprüsü'nü okurken de bu duyguyu hissetmiştim: Bir devletin ileri geri gidiş gelişlerine sakin sakin şahit olmuş bir nehirden bahsediyoruz. Tek bir İmparatorluğun çoğrafyasını sularken bir anda onlarca devlete hayat veren bir sudur Tuna.
Falih Rıfkı Atay son dönem Osmanlı tarihini çok sade, anlaşılır ve akılda kalıcı bir şekilde kaleme alıyor. Bunu yaparken en sevdiğim yönü bizim için yorum yapma lüzumu hissetmiyor. O sadece yazıyor ve gerisini okuyucusuna bırakıyor.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Doğuştan beyin felçli olan  kitabın yazarı, Christy Brown'un kendi hayat hikayesini anlattığı otobiyografik bir eser. Birçok ülkede “En Çok Satanlar” listelerini alt üst eden eser, aynı zamanda filmiyle de güçlü bir etki yaratarak 1989 yılında beyaz perdeye aktarılan filmin birçok dalda Oscar adaylığı bulunuyor.

Doktorların zihinsel engelli dediği yazar okurlarına; annesinin ilgi ve çabasıyla zamanla nasıl ,okuma yazmayı, konuşmayı hatta ayak parmaklarıyla resim yapmayı öğrendiğini anlatıyor. 1954 yılında sol ayağı ile yazmış olduğu bu eseri, hayata farklı bakış açıları ile bakmamızı sağlıyor.  

Hepimizin engelli adayı olduğu bu  dünyada; azmi, umudu, hayata tutunuşu anlatan  motive edici güzel bir eser.
Yanıtla
10
0
Destekliyorum  15
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fransız İhtilalinden 50 sene önce, dalkavukluk üzerine Rameau’nun Yeğeni’ni ve aydınlanma eserlerinden Ansiklopedi’yi çıkaran, filozof Denis Diderot’un muhteşem bir tefekkürüdür Rahibe. Pedagojik formasyon ve niyeti olmayan rahibeler marifetiyle küçük yaştaki kızları zorla din hayatına bağlamaya çalışan kilisenin yaptığı sapkınlıkları eleştirirken, İspanya, Şili gibi ülkelerdeki din kılıfındaki faşizme ve cemaatlerin çocuk psikolojisi üzerinde yaptıklarına götürür okuyucuyu. Aynı anda, özel veya kamu kurumlarında narsist tek adam kültürlerinde aydınlanmak/canlanmak isteyen bir kişinin erdemsizler tarafından engellenmesi ve aşağılanması anlatılır, bu rejimlerin sapkınlığa dönüşeceklerine gönderme yapar. Diderot, karşı taraf iftirada yalanda sınır tanımazsa, yani erdemsizse, dava kazanmak mümkün değildir der, Orwell’in 1984’üne götürür okuyucuyu. Bu kitaptaki son sorunun cevabı da budur, Rahibe insanı yolculuğa çıkartan muhteşem tefekkür kitaplarındandır.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gençler ve her daim genç kalanların sevgili beyinleri sosyal medya tarafından ütülenmemiş olsaydı, Youtube'lar, Netflix'ler ve akrabaları en verimli çağındaki dimağları ilaçlamamış olsaydı bu kitabın en azından orta şiddette hem tatlı, hem acı bir edebi fırtına koparması gerekirdi. Edebiyat tarihimizdeki klas yerini sessiz sedasız almıştır. Sivri dilli, huzursuz, berrak, öfkeli, müstehzi, ironik, alaycı, sorumlu bir edebi festival çadırıdır. Daha çok edebiyat eleştirisi dünyasından bildirmekle birlikte fani âlemin pek çok halinden dem vurmakta, kahkahalar lütfetmektedir. Cesur ve müdanasız yazarımız Ersan Üldes'in bu incecik kitabının beyinde enfes bir tat bıraktığını söylemek isterim. Şahsen son yıllarda okuduğum en "güçlü" türkçe mizah edebiyatı yapıtlarından biri olduğunu yazara şükranlarımla belirtirim. Danke.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kısacık ama sıcacık hikayeler...
Ülkemizin örf ve adetlerinde genç kızlığa adım atmış bireyler için anneleri "çeyiz" oluşturmaya başlar. Evlilik günü geldiğinde ise o çeyiz tastamam olur ve evlenen kızla yeni evine yollanır. Fakat yazar Hatice Kübra Tongar'ın kitaba adını veren çeyiz ifadesi ise "Anneler bazen kederlerini koyar kızlarının çeyizine... Bazen de kaderlerini" cümleleriyle anlam kazanır. Yazarın vurguladığı çeyiz anneden kızına kalan fikirler, davranışlar ve psikolojik yaşantılardır...

Psikoloji, Sosyoloji, Aile Eğitimi ve Çocuk Gelişimi alanlarında yazdıklarıyla ün kazanan Tongar, bu kitabında da aile bağlarının önemine dem vuruyor. Kitabın merkezine "anne ile kızlarını" alıyor almasına ancak yine de baba ve evin diğer bireylerini de olayların figürasyonu olarak kullanmayı ihmal etmiyor...

Kitabın içerisinde birbirinden bağımsız 12 farklı hikaye var. Her biri kısacık ama sıcacık.. Hikayelerin her birinde ana unsur "annesinden kalanları sırtına yüklemiş kızlar"... Bazen Rize'de bazen Siirt'te bazen de Almanya'da oluyoruz. Kimi zaman Azeri, kimi zaman Laz, kimi zaman da gurbetçi bir kadına kulak kesiliyoruz. Dertler farklı olsa da aslolan aynı. Yaşanmış travmalar ve bu travmaların gelecek nesillere olan etkileri...

Sade bir dille yazılan kitap bazen hüzünlü bazen neşeli bazen de öğretici formda ilerliyor. "Kırık Cam" hikayesi mesela, o kadar içi dolu bir anlatım ki hayata dair edinimler sağlıyor okuruna. Toplumsal farkındalığa çaktırmadan selam veriyor. "Soğan" hikayesi çağın serzenişi olan `panik atak' ile ilgili okuru müthiş bilgilendirip, doyuruyor. "Tanık" hikayesi öyle güçlü bir anlatı ki insanoğlunun yalnızlığına son veriyor. "İsmini vermek istemeyen izleyici" hikayesi ise aşırı iyi yazılmış ve çok güzel bir sonuca bağlanarak görevini tamamlıyor... Küçük küçük ama anlam dolu hikayelerin her biri çok güzel aslında. Su gibi akıp gidiyor zaman...

Toplumun kanayan ve kabuk tutmuş yaralarına değinen yazarımız Hatice Kübra Tongar'ı bu güzel eserinden ötürü tebrik ediyor ve kendisine teşekkür ediyorum...
Yanıtla
7
0
Destekliyorum  12
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu Kitabı Çalın, postmodern edebiyatın bütün unsurlarını bulabileceğiniz 12 öyküden oluşan nadide bir eser. İki yüz sayfalık yapıtta, postmodern polisiye, oyun kavramı, üstkurmaca, metinlerarasılık gibi postmodern edebiyatın önde gelen anlatım tekniklerini görebiliyoruz. Edip Cansever'in Ben Ruhi Bey Nasılım ve Oğuz Atay'ın Korkuyu Beklerken adlı eserleriyle birlikte Birkaç Dolar İçin öyküsünde Sergio Leone'nin aynı adlı filmiyle de metinlerarasılık yapılmıştır. Üstkurmaca tekniği ise kitaba ismini de veren öykü olan Bu Kitabı Çalın'dan başlayarak kitapta yer alan çeşitli öykülerde görülmektedir. Özellikle Yazarın Belleği adlı metinde anlatıcı kurmaca karakterin kendisidir ve kendisini oluşturan yazarın zihnini bizlerin gözleri önüne sermiştir. Bu Kitabı Çalın hem yazma, yazarlık üstüne olan düşüncelerin kurmaca içinde aktarımı hem de başarılı anlatım dili, yaratılan atmosfer, enteresan karakterlerin varlığı gibi noktalarıyla oldukça başarılı bir postmodern öykü kitabı.
Yanıtla
3
1
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Duyguyu, ironiyi, tetkidi ve tenkidi görmekteyiz şiirlerde daha çok. Aynı şiir içeriğinde dahi birçok konuya temayüz etmiş, farklı bakış açılarıyla karşılaşıyoruz. Bu çok yönlülük; anlamın yükünü dağıtan kısımlar olarak da düşünülebilir. Hatta bazı edebi ürünlere verilmiş anlamlardan daha çok kazanılmış anlamlar taşındığını dahi iddia edebiliriz. Başka bir boyutta, anlatımlardaki derinlikle beraber, imge fetişizmi taşınmadan, duygunun şiirlere nakşolunduğunu söyleyebiliriz. Şiirler, daha anlaşılır bir imge örgüsünü barındırılmaktadır böylelikle. Bu şiirler, şairinin hayatının bir kalıbı gibi duruyor bir yerde. Daha başka bir boyutta, bugünün gerçekliklerini ihtiva eden güzel şiirler okudum diyebilirim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bazı kitaplar kelimeleri, bazıları hayalleri, bazıları da hayat tecrübesi açısından çocuklara yeni kapılar açar. Bu kitapta Aysel Ertan bir çocuğun yaşadığı bir sorunla nasıl başa çıktığını çok güzel bir şekilde anlatmış. Zannımca okul çağı çocuğunun bilmesi gereken en temel disiplindir sorunlarla başa çıkmak. Zaten kitap da bu üst başlıkla çıkıyor karşımıza. Ayrıca kitabın çizeri de çok güzel bir iş çıkarmış. Resimler çok şirin. Bir sınıf öğretmeni olarak bu kitabı ve Aysel Ertan'ın diğer kitaplarını tüm çocuklara tavsiye ediyorum.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Women’s Prize for Fiction ödülüne layık görülmüş bir kitap. Shakespeare’in Hamlet oyununun adını verdiği oğlu Hamnet’in vebadan ölümü üzerine kurulu olduğu rivayeti, bu yazarın ilham kaynağı olmuş gibi görünüyor. Yazar, Shakespeare gibi, bir oyun inşa etmiş, hatta bir sonet bile kaleme almış. İlk perdede şiddet ve sevgisizlik teması hakimken, ikinci perdede umut ve sevgi daha belirgin hale gelir. Son sahnede ise ölüm ve kayıp temasını sarıp sarmalayan bir şiirle final yapılır. Tüm bu unsurların üzerine biraz da büyü katılmış gibi.
Başlangıçta Shakespeare’in oğlu Hamnet’in hikayesini okuyacağımızı düşünüyoruz, ancak hayır. Yazar, bize Agnes'in hikayesini anlatmayı seçiyor. Agnes'in öyküsü, ormanın derinliklerinde sızan ışığa sığınmış çocukluğunun, yazgıları sezme yeteneğinin ve evlat acısının ağırlığını hissettiren bir hikaye.
Eğer tarihi kurguyu seviyorsanız ve zihniniz zorlu okumalara dayanabiliyorsa, sizi bu hüzünlü masal tadındaki romana götürecek.
Yanıtla
9
2
Destekliyorum  22
Bildir