Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türk edebiyatında dönemin toplumunu yansıtan eserleri çok seviyorum. Bu eserde H. Rahmi Gürpınar toplumdaki büyücü hoca tiplemesini tüm mizahi yönleriyle aktarmış. Toplumun batıl inançlara karşı tutumu da eserde gösterilmiş. Gerek geçmiş gerekse de günümüz dünyasında kendine hoca diyen bu şahsiyetler var ve gelecekte de var olacak. Toplumun eğitim düzeyi ve bilinçlenme oranı ne derece artarsa bu gibi "Efsuncu" tipler azalacak ve temennim o ki son bulacaktır. Tavsiye edeceğim bir eser olarak kütüphanemde yerini aldı.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Her yaştan insana hitap edebilecek, yüz gülümsetici bir eserdi. Hayatta herkesin bambaşka hikayelerin kahramanları olduğunu ve ancak dostluğun onları aynı paydada buluşturabileceğini düşündürdü. Sahildeki evin sahibi 60larındaki leydi Nan, tek kelimeyle büyüleyici bir kadındı. Her bir karakterden ayrı keyif aldım ama birçok yönden örnek alınası Nan'e hayran kaldığımı söyleyebilirim. Değerli kitap, ziyadesiyle günlük yaşamın iniş çıkışlarına odaklandığından dolayı yer yer tekrarlara ve aksiyon yetersizliğine sahipti, tek olumsuz yönleri bunlardı. Henüz hatmettiğim son satırların, ardında sıcacık bir tat bıraktığını belirtmeliyim. Sevgiyle öneriyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Geleneksel toplumlarda kültürel şizofreni" alt başlığı ile yayınlanmış kitap. (İlk baskı 1989 ) Bir eleştiri ve sosyolojik tahlil kitabı ama denemelerden oluşuyor. Yani ağır akademik bir kitap değil ama tabi basit olduğu da söylenemez. Fikriyatı sindirim zorluğu yaratıyor. Yazar eleştirilerini İran özelinden, genelde müslüman toplumlara yöneltiyor. Batının yaşadığı rönesans, reform, aydınlanma, sanayileşme, teknik ve teknolojik sürecin demokrasiyi doğurduğunu; bugün modernizmle muhatap olduğumuzu anlattıktan sonra bu demokrasi ve modernizm dalgası geleneksel toplumlarda nasıl karşılandı, onu irdeliyor. Bizler kronolojik olarak ulaştığımız şeye, ontolojik olarak ulaşmadık diyor Daryush Shayegan. Şeklini aldık ama özünü felsefesini idrak etmeden. Bir taraftan "adamlar yapmış" diye hayranlık duyuyor; bir yandan her şeyinden istifade ettiğimiz bu medeniyeti şeytan, düşman konumuna sokuyoruz. Shayegan bunları eleştiriyor. Dost acı söyler. Biz de yüzleşsek iyi olur.
Yanıtla
19
1
Destekliyorum  3
Bildir
Yanıtları Göster
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Beş yıldızdan çok daha fazlasını hak ediyor. İçi boş kişisel gelişim kitaplarıyla uzaktan yakından ilgisi yok. 'Hayatımı değiştiren kitaplar' kategoride alabileceğimiz kitaplardan biri olabilir kesinlikle. Pek çok yere bölünerek, özellikle iletişimin çok basitleşmesiyle gece gündüz mesai kavramı olmadan çalışmanın aslında makbul olmadığını, böyle bir ortamda pürdikkat çalışma becerisini güçlendirenlerin başarıyı elde edebileceğini örneklerle anlatıyor. Bunu yaparken pek çok yol haritası da sunuyor. Cal Newport'un başka kitaplarının da dilimize kazandırılmasını çok isterim.
Yanıtla
6
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Milan Kundera'nın en bilinen ve sinemaya da uyarlanan romanı.
Diyalektiği, her şeyin zıddıyla var olduğunu öylesine güzel sorguluyor ki, felsefecilerin yıllarca tartıştığı bu olguyu kadın erkek ilişkisi üzerinden ortaya koyuyor. Hafiflik mi yoksa ağırlık mı daha kötü olan. İşte her şey bu tartışmayla başlıyor.

Tomas'la, Sabina ile, Frank'la ve bunların ilişkileri üzerinden varoluşçuluk, diyalektik, erkek dünyası, kadın evreni anlatılıyor.
Nietzsche'nin ebedi dönüş düşüncesini açarak devam eden roman, dört karakter üzerinden inançları , gelenekleri ve aile ilişkilerini ele aldığı gibi Sovyetlerin baskısı altında yaşamın nasıl bir hal aldığını da anlatıyor. Dönem Çekoslovakya'nın 1968 sonrası Rus işgali dönemleri.

Hayatını hiç kimseye bağlanmadan yaşaması gerektiğine inanan doktor Thomas bu düşüncesi uğruna eski karısının üstündeki iplerinden kurtulmak için belki de oğlundan vazgeçiyor.
Yanıtla
8
1
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sevgi Özel'in yapıtı sevgi dolu özel bir kitap. Yapıtta, insan sevgisi, dil sevgisi, gerçeklik sevgisi egemen. İyi insanlar, gerçek aydınlar, sanatçılar, dil devriminin öyküsü akıcı bir dille, içtenlikle anlatılıyor. Yalancılar, yağcılar, çıkarcılar, fır fır dönenler de okurun karşısına çıkarılmış elbette. Kitabı, kendine aydın, Atatürkçü, sosyalist, solcu, sosyal demokrat, milliyetçi, sağcı, muhafazakâr, dindar, kitapsever gibi niteliklerden en az birini yakıştıranların özellikle okumasını öneririm. Neyi, ne denli bildiğimizi; neyi, ne denli bilmediğimizi "Yalan Dünyasının Yalancıları" gösterecektir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cengiz Han'la başlayan Asya Türk ve Moğol tarihine ilgi duyanlar için alanının en güçlü eserlerinden biri. Bir asır önce yazılmış olmasına rağmen, batı merkezli tarih anlatıcılığının dışında kalabilmesi takdire şayan. Harika bir anlatım dili var, çevirisi de oldukça başarılı. Sadece, coğrafi adlar oldukça eski ve bu konuda daha açıklayıcı dip notlara yer verilseydi mükemmel olurdu. Ayrıca, Latince alıntıların büyük kısmının çevrilmeden bırakılması önemli bir eksiklik. Tarih seven herkesin kitaplığında bulunması gereken bir eser.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Oğluma okuyorum bu günler. İçeriği, kelime zenginliği, yeni nesle hem dilimizin zenginliğini hem de çevre bilincini köklerimizden beslenerek aktarması ile muhteşem bir kitap! "Kurda, kuşa, aşa" Anadolu'muzun, ürettiğini sadece kendin için değil tüm canlılar alemi için üret anlamında dünyaya örnek olacak nitelikte kadim bir deyişiymiş. Ben de yeni öğrendim. Önce yazana sonra da resimleyene avuçlarım patlayana kadar alkış, bu kitabı yaz okuması olarak tavsiye eden sınıf öğretmenine de teşekkürlerimle...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aydınlanmayla birlikte felsefenin ilahiyat/ teoloji veya her ne ad verilirse verilsin tanrısal olana ilişkin mistik/ metafizik düşünceyi felsefeden dışladığı hemen ilk bölümde anlatılıyor. Geriye, Tanrı kavramına ilişkin Platon, Aristoteles ile başlayan ve patristik felsefeyle gelişen bir din felsefesine veya teolojik felsefe diye adlandırılan yüzeysel bir tarih anlatımı kalıyor. Ağırlıkla Weishchedel ve Schmidt gibi iki hıristiyan teoloğuna atıf yapılmış olması kaynak açısından da eseri oldukça sınırlıyor. Gayet anlaşılır bir dille, ilkçağ ve Hristiyan teolojisiyle sınırlı olmak kaydıyla, giriş niteliğinde bir eser olarak düşünülmeli. Konuyu daha ayrıntılı incelemek isteyenlerin psikolojiden dinler tarihine uzanan bir yelpazede S.Freud'dan M.Eliade'ye kadar daha geniş bir perspektifte okuma yapmaları tavsiye edilir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gerçek tıp mı, tıp gerçeği mi?
Öncelikle 431 sayfalık bu eserde; sağlıklı yaşam ve koruyucu hekimlik alanında faydalı bilgi ve öneriler olduğunu belirteyim. Evrenin bir parçası, varoluşun ana aktörü olan insana yakışan, elbette ki doğayla barışık ve uyumlu bir yaşamdır. Mantık ve ekolojik gerçekler de bunu öngörür.

Tarihsel süreç içerisinde ihtiyaç ve bilgiye dayalı keşfedilen bilimsel gerçekler; hayatımızı kolaylaştırmakla birlikte, ek yükler ve sorumluluklar da getirmiştir.

2014 yılında, 71 yaşında vefat eden yazar; tıp fakültesinde eğitim almış, aktif hekimlik yapmış, ek olarak biyoloji bölümünde okumuş bir kişidir. Yazar olarak bir kitaptaki anlatımlarınızı temellendirirken, gerekçelendirirken, mantıksal bir kurgu oluştururken; bilimsel bir yol, teori ve yöntemi kabulleniyorsanız, öneri ve öngörülerinizi, bilimsel veri ve akademik tezler, deneysel sonuçlarla ilişkilendirmek zorundasınız. Tıp ve biyoloji dalını; bir bilimsel kategori olarak kabul etmişseniz, bilimsel literatür ve terminolojiyi yok sayamazsınız.

Kitabın giriş bölümü hariç, ilerleyen konularda; insan sağlığı, beslenme ve tedavi yöntemleri anlatılırken, bilimsel değil, teolojik inanç tabanlı anlatımlar ön plana çıkmıştır. Önce bilimsel verilerle açıklanan bir konunun, ek olarak inanç eksenli bir öneriyle pekiştirilmesinde elbette sorun yoktur. Fakat hiç değişmeyen, değişim ve gelişime kapalı inanç kalıpları, bilimi ikinci plana atabiliyorsa, insan sağlığını da riske atma ihtimalimiz vardır.

Kitabın adının “Gerçek Tıp” olması; başlı başına bir çelişki, bilim açısından da sorunludur. Gerçek tıp buysa; tıp fakülteleri ve fen fakültelerinde okutulan bilimler, laboratuvar çalışmaları sahte mi, gereksiz mi, aldatıcı mı öyleyse? Böyle çok iddialı bir başlıkla sunulmamalıydı kitap. “Gerçek tıp” ve “alternatif tıp” tanımlamalarını çok iddialı ve bilime aykırı buluyorum. Hukukun da tıbbın da alternatifi olamaz. Kitabın adı, “Tıp Gerçeği” olsa daha makul ve makbul olmaz mıydı? Tıp, tüm alt dallarıyla birlikte bir bilim alanı ise eğer; inanç merkezli bir tıp öğretisini “gerçek” veya “alternatif” olarak sunmak yanıltıcı olmaz mı? “Takviye edici, destekleyici tedavi yöntemleri” denebilirdi.

“Doğal sağlık, koruyucu hekimlik, sade yaşam öğretisi, faydalı bilgiler, tıp gerçeği” vb. tanımlamalar bizi bilimle buluşturur ve barıştırır. Asıl olan doğal yaşamdır, bu doğru. Fakat doğallık bozulunca, bazen doğal olmayan önlem, koruyucu ve tedavi edici yöntemler de gerekiyor. Ameliyat ve ilaçla tedavi gibi. Bilimsel, tarihsel ve teknolojik süreç ve gelişmeler bunu gerektiriyor. Sayın yazar ise kısmen tam tersini öneriyor ve öngörüyor.

Doğal ve inanç merkezli öneri ve öğretileri, birinci plana alıp; “gerçek tıp budur” iddiası ve tanımıyla sunarsak, bilimsel gelişmeleri devre dışı bırakıp, ilerlemesinin de önünü kapatmış oluruz. “Söylediklerim, bıraktıklarım, öğreti ve önerilerim; bilimsel gerçeklerle çeliştiğinde, beni değil, bilimin ulaştığını dikkate alın” diyebiliyorsak, çağlar boyu tüm insanlığa hizmet etmiş oluruz. Bilim, inanç, felsefe; birbirlerinin alanına müdahale etmeyip, köstek olmuyorsa, yaşam daha anlamlı, kalıcı, sağlıklı ve mutluluk sunan kıvama gelir.

Kitaptan gerçek anlamda istifade etmek istiyorsanız, bu yazımı dikkate almanızı öneririm.

Sağlık, mutluluk, başarı ve esenlik dileğiyle, verimli okumalar dilerim.
Yanıtla
72
45
Destekliyorum  6
Bildir
Yanıtları Göster