Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Zevkle okunan akıcı bir kitap ancak bahsi geçen toplam sayfa sayısının yarısı olarak düşünün çünkü kitabın sağ tarafı Latince sol tarafı Türkçe olacak şekilde basılmış. Muhtemelen 90 sayfalık ince bir kitap basmamak için bu yola gitmişler ama bunun sonucu olarak bu tür kitaplarda çok sevdiğim açıklayıcı dipnotlar (Latince sayfalarla Türkçe sayfalar arasında eşleştirme yapılabilmesi adına) kitapta son not olmuş. Yani dipnotlar kitabın sonuna toplanmış bu da dipnot takibini zorlaştırıyor. Yine de akıcı bir şekilde okunan bitmesin dediğim kitaplardan bu da.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İran Tarihi (1700-1925) hakkında hacimli bir eser...
Yılmaz Karadeniz'in ilk olarak 2011 yılında yayınlamış olduğu eser, 2020 yılında Selenge Yayınevi'nden -genişletilmiş baskı- olarak yeniden neşredilmiştir. Yüzyıllar boyunca stratejik bir öneme sahip olan İran coğrafyasını Safevi Devletinin yıkılışının ardından ele alıyor. Asıl konuya Afgan hakimiyetinin başlamış olduğu dönem ile girizgah yaptığı görülüyor. İlk bakışta kapsamı ve hacimli görüntüsü ile okuyucusuna İran tarihinin yoğunluğunu hissettiriyor. 1700'lü yıllardan 1925 yılına kadar geniş bir süreci ele almış olması, tarihin şekillenişi açısından önemli bir metodu ortaya koyuyor. Böylelikle İran tarihini, İran'ın temas kurduğu bütün devletlerle olan ilişkilerini ele alarak incelemeyi mümkün kılıyor. Bu duruma örnek olarak;

"İngiltere'nin bu dönemde Fransa'yı uluslararası siyasette kenarda bırakması, bu devleti tekrar İran'a yaklaştırmıştı." (s.414)

Eser boyunca özellikle Kaçar dönemindeki İran, dönemin önemli güçleri tarafından odak noktası olmakla birlikte mücadele verilen bir bölgedir. Özellikle de İngiltere için önemli bir merkez konumundaydı. Bunun üzerine Fransa'nın da İngiltere'nin oluşturmuş olduğu bloka karşı İran ile temas kurmak istediği görülmektedir. Dolayısıyla, biz burada İran'ın jeopolitik ve stratejik konumundan ötürü bölgede faaliyet gösteren her devletin, İran ile temas kurmasının adeta bir zorunluluk olduğu ve böylelikle İran'ın siyasi arenada ne kadar önemli bir konumda olduğunu görüyoruz. Bu durumda konum olarak yakınlığı dolayısıyla temas kurduğu Osmanlı Devleti ile de ayrı bir mücadele içerisinde olduğu kolaylıkla ifade edilebilir. Zira Osmanlı Devleti, "1718'deki Pasarofça Anlaşması ile Avusturya'ya kaptırılan yerlerin telafisi için İran'a savaş açmıştır." (s.326) Hatta İran-Osmanlı ilişkilerinin Safevi hükümdarı Şah Birinci İsmail'in döneminde başladığını ifade ederek konuya giriş yapıldığı görülmektedir.

Eser, kaynak bakımından okuyucusunu tatmin edici bir genişliğe sahiptir. Belirli bir dönemi ele almasından ötürü, bu eseri inceleyebilmek için öncelikle İran tarihine genel anlamda hakimiyetin bulunması gerekir. İran tarihiyle ilgili bilgisi olmayan okurlar için konu ile alakalı, sahip olunan salt bilgi ile değil de, bu konunun zeminini oluşturabilecek paralel konular içeren birkaç farklı yazarın ele almış olduğu kitaplarla desteklenerek okunursa bu eser daha faydalı olabilir. Örneğin, mümkün olursa Saadettin Yağmur Gömeç'in "İran Tarihi" eseri, sonrasında Türk kanadıyla kurulan teması pekiştirmek adına Osman Gazi Özgüdenli'nin "Ortaçağ Türk-İran Tarihi Araştırmaları" eseri, bölge hakkında genel ve Oryantalist bir bakış açısı istenirse de Bernard Lewis'in Ortadoğu ile ilgili kaleme almış olduğu çalışmalar da incelenmelidir. Eserin yayım ve yapım aşamasında emeği geçenlere teşekkürlerle...

Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hz Ali'nin hilafet konusunda ki isteği kendi arzusundan kaynaklanmamaktadır. Gadir-i Hum mevkiinde Allah Resulü tarafından deve semerleri üst üste konularak oluşturulan yükseltinin üzerinde Hz Ali'nin kadın erkek bütün müminlerin velisi olduğu gerçeği Allah'ın isteği ile Hz Peygamberi (s.a.a)'in dilinden ifade edilmiştir. Hz Ali'nin olduğu bir ortamda muaviye, muaviyenin kardeşi ziyad, amr bin as ve mugire bin Şûbe'den Arabın dahisi, becerikli, işbilir insanları olarak bahsedildiğinde, Hz Ali şöyle demiş "Eğer ki Allah'tan korkmasaydım, Arab'ın dahisi olurdum." demiş. Ortamda ismi zikredilen bu insanların dahiliği kurnazlık ve şeytanlık doğrultusunda bir dahiliktir. Adaletten uzak bir dahilik. Kitapta bir bölüm var. Hz Ali'nin tükenişi adlı bölüm. Haydar-ı Kerrar tükenmez. Mehmet Azimli hocanın bu kitabında yazdığı bir çok hususa katılmamakla birlikte kendisinin medeni cesaretini takdir ediyorum. Mehmet Azimli Hocanın Halifeler ile ilgili diğer eserlerini de aldım.
Yanıtla
0
3
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kadim bilgi kelimeler aracılığıyla göze ulaştı. Göz gördü, beyin tasnifledi ve arşivledi. Günlerden bir gün bu dosyayı Nefs okudu canı çok sıkıldı. Ruh okudu ve " her zaman bir ümit var" diye içinden geçirdi. Son sayfayı çevirdiğinde içinde buruk da olsa bir his vardı. Bu hissi adlandırmak istediğinde aklına tek bir kelime geldi. HUZUR..

Hasan Kerim GÜÇ yıllardır herkesin içinde hissettiği ama anlamlandıramadığı "Huzur nedir, nerededir" sorgusuna koskocaman bir pencere açmış. Böyle bir eser yarattığı için teşekkür ediyorum. Daha önce kendisine ait "Yolda Bir Kuş'a Rastladım" kitabıyla sevmeye başladığım ruh dünyasının bu kitapla ne kadar enginlere uzanabileceğinin farkına vardım. Bu vesileyle çok değerli annesi mutasavvıf Cemalnur Sargut hanımefendin Dünya'ya bırakabileceği en değerli mirası olan Hasan Kerim GÜÇ' ün sonraki eserlerini de sabırsızlıkla bekleyeceğim.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap, mesleki yaşamına yeni başlayan veya yılların tecrübesine sahip öğretmenlere birbirinden farklı onlarca yöntem sunuyor. Birçoğunu not aldığım bu yöntemler öğrencinin daha iyi ve sağlıklı öğrenmesini amaçlarken, öğretmenlere de ışık tutar nitelikte. Farklı metotları bizzat deneyen ve tecrübelerini aktaran Müjdat Ataman'ın bu kitabını mümkün olsa da meslektaşlarım her dönem başı tekrar tekrar okuyabilse. "Öğretme"nin gelenekselliğinden ayrılıp yeni tekniklerle daha kolay, eğlenceli ve pratik şekilde yapılabileceğini kabullenmek gerekir. Bilginin hızı ve kolay erişilebilir olması bu devirde işleri daha kapsamlı bir hale getirebiliyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İran Tarihi'ne bir giriş...
İran Tarihi isimli çalışma hakkındaki naçizane yorumumu siz değerli okuyucuların istifadesine ve takdirine sunmadan önce birkaç meseleye açıklık getirmek niyetindeyim. Öncelikle, kitabı okumama neden olan iştiyakın çalışmalarımda “Part” yahut “Sasani” teşekkülleri ile sürekli karşılaşmamdan kaynaklandığını hemen belirtmeliyim. Bu tesadüf edişler beni bu teşekküller hakkında dilimizde bulunan “İran Tarihi” hakkındaki kitapları araştırmaya yöneltti. Bu araştırmanın bir neticesi olarak da ilgili kitabı okuma sürecim başladı. Peki, neden bu kitabı seçtim? Kitabın birden çok yazar tarafından vücuda getirilmiş olması tercih sebeplerimden ilkini oluşturdu. Zira, binlerce yıllık bir süreç hakkında tek bir kişinin kalem oynatmasını sağlıklı bulmuyorum; tarihi süreç içerisinde 50-100 yıllık zaman dilimleri dahi oldukça karmaşık ve fazlaca mesaiyi zorunlu kılmaktadır. Öte yandan dilimizde “İran Tarihi”ne dair çok fazla yayın bulunmadığını da ekleyelim. Diğer taraftan kitabın “Selenge Yayınları” tarafından neşredilmiş olması da diğer bir tercih nedenim olarak sıralanabilir.

Kitap Mihail Sergeyeviç İvanov’un editörlüğünde (kendisi de dâhil) altı kişilik bir ekip tarafından hazırlanmıştır. Ekip alanlarındaki uzmanlıklarıyla ön plana çıkmaktadır. Araştırmacıların tamamı hakkında bilgi vermek yazıyı önemli ölçüde uzatacak olsa da, “İç Sayfalara Gözat” kısmında bu bilginin bulunduğu sayfaya erişilemediğinden, burada zikretmenin okumayı düşünen ancak yazarlar hakkında bilgi sahibi olmayan kıymetli okuyuculara fikir vereceği kanaatindeyim. Bu nedenle ilgili sayfayı bir miktar kısaltarak aşağıya eklemeyi uygun buldum.

Mihail Sergeyeviç İvanov ( 1909-1986 ): 1931'de Leningrad Üniversitesi (S. Petersburg) Doğu Bölümü'nden mezun oldu ve ilerleyen yıllarda Doğu Ülkeleri Tarihi Bölümü'nün başkanlığını yaptı.

Edvin Arvidoviç Grantovskiy (1932-1995): 1954 yılında Moskova Devlet Üniversitesi Tarih Fakültesi'nden mezun oldu ve 1955'ten hayatının sonuna kadar Rusya Bilimler Akademisi Doğu Bilimleri Enstitüsü'nde çalıştı. Yazar aynı zamanda Medler, Persler ve İskitler gibi eski İran kabilelerinin tarihi ve kültürü konusunda da çalışmalar yapmıştır.

Muhammed Abdulkadiroviç Dandamayev (1928-2017): Yeni Babil ve Pers dönemi Mezopotamya tarihi alanında önde gelen araştırmacılardan birisidir. Bilimsel çalışmaları İran ve Mezopotamya'nın M.Ö. 1. binyıldaki tarihi, ekonomik ilişkileri ve sosyal kurumlarını incelemeye adanmıştır.

Gennadi Andreyeviç Koşelenko (1935-2015): Antik Yunan, antik Karadeniz bölgesi ve Helenistik Doğu tarihi alanında uzmandır. Moskova Devlet Üniversitesi Tarih Fakültesi'ni bitirmiş ve 1953 yılından itibaren Karadeniz çevresi, Türkmenistan, Özbekistan ve Yemen'de yürütülen arkeolojik kazılara başkanlık yapmıştır.

İlya Pavlovic Petruşevskiy (1898-1977): Harkov ve Bakü Üniversitelerinde tarih ve filoloji eğitimi almıştır. Rusya Bilimler Akademisi Doğu Bilimi Enstitüsü'nde ve Leningrad (S. Petersburg) Üniversitesi'nde görev yapmıştır. Orta Doğu'da tarım ve feodal ilişkilerin tarihi, Orta Çağ'da İran'daki halk hareketleri, göçebeler ve yerleşik halk arasındaki ilişkiler, İslam tarihi temel araştırma alanlarıdır.

Ninel Kozminiçna Belova (1927-2000): Moskova Devlet Üniversitesi’nden mezun olmuş aynı üniversitede Modern İran üzerine çalışmalar yapmıştır. Yine aynı üniversitede uzun yıllar Asya ve Afrika ülkeleri üzerine de çalışmalar yürütmüştür.

Yukarıdan da anlaşıldığı üzere, alanında uzman kişiler tarafından yazılmış bir kitap ile karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz. Öte yandan yorumumun başında da belirtmiş olduğum üzere kitabın özellikle iki bölümü ile ilgilendiğimi (Partlar ve Sasaniler) yeniden hatırlatmalıyım. İlgi alanım dışında kalan kısımlar hakkında yorum yapmayı doğru ve faydalı bulmadığımdan, burada yalnızca bu bölümler hakkında kalem oynatmayı tercih ediyorum.

“Part Devleti” (s. 103-121) adlı bölüm adından da anlaşıldığı üzere Partları (MÖ III.yy – MS III.yy) konu edinmektedir. Standart bir siyasi anlatısına nazaran daha özet bir anlatı sunulduğunu ancak bu anlatının giriş olarak değerlendirildiği takdirde yeterli olduğunu ve ilgili başka kitaplara yönlendirerek okuyucuya yeni kitapların önünü açtığını söyleyebilirim. Bölüm: Roma-Part mücadelesi (s. 107), Partların ekonomik ve politik durumu (s. 111), sosyo-ekonomik durum ve devlet yapısının incelenmesi (s. 112), iç karışıklıklar (s. 115), İmparator Traianus’un Part topraklarını işgali ve II.yy - III.yy’da Part-Roma Savaşları (s. 117) ve son olarak Partların yıkılışı (s. 120) başlıklarından müteşekkildir. Her bir başlık altında dönemin belli başlı olaylarına yer verilmiştir. Bu olayların anlatımı sırasında, genellikle, dönemin çağdaşı olan müverrihlerden bahsedilmemiştir. Bu durum kanaatimce kurgunun ikincil metinlerden inşa edildiği izlenimini uyandırır. Öte yandan Roma kaynakları hakkında daha fazla malumat aradığımı da ifade etmem gerek. Elbette yaklaşık 20 sayfalık bir bölümde kaynakların zikredilmemiş olmasına şaşmamak gerek.

Sasaniler ile alakalı bölüme (s. 121-137) gelecek olursak: Sasani Devleti’nin ortaya çıkışı (s. 121), sosyal-siyasal yapı (s. 122), din (s. 124), dış politika (s. 126), V.yy’da İran (s. 127), VI.yy’da İran (s. 131) ve diğer bazı alt başlıklardan müteşekkil olduğunu söyleyebiliriz. Öncelikle bu bölümde daha önceki anlatıda gözüme çarpmayan bir yaklaşım ile karşılaştığımı söylemem gerek. Şöyle ki; Sasanilerin feodal yapısı ve ekonomik düzeni hakkındaki yorumların Sovyet ideolojisine yakın bir perspektif ile sunulduğu izlenimine kapıldım. Açıkçası bu durum ilk başta taraflı bir anlatı ile karşılaşıldığını düşündürse de olaylara bir de Sovyet perspektifi ile yaklaşanları okumak noktasında önemli bir kazanım gibi durmaktadır. Dolayısıyla ilgili anlatı karşılaştırmalı bir şekilde okunursa çok daha verimli bir hale gelecektir. Ben bu karşılaştırmalı okumayı bazı olaylar özelinde (Mazdek İsyanı, Anastasius Devri Sasani Savaşları ve yedi yıl planlanan ancak Iustinus [518-527] dönemine kadar sarkan barışı vb.) Encyclopaedia İranica ile tamamladım. Böylece hem batı hem de doğu perspektifinden ilgili olayları takip edebildim. Bir önceki bölümde olduğu gibi bu bölümde de akış genellikle belli başlı önemli olaylar üzerinden kurgulanmıştır. İlaveten bölümün sonuna ise (s. 137) bir harita eklenmiştir ki bu da okuyucu için kurguyu önemli ölçüde güçlendirmiştir. Zira okuma esnasında haritaya bakmak olayları lokasyon özelinde de takip edebilmeyi kolaylaştırdığından oldukça faydalı olmuştur.

Sonuç olarak kitap “İran Tarihi” hakkında giriş niteliğinde bir kitap okumak isteyen herkese oldukça fayda sağlayabilecektir. Öte yandan Sovyet tarihçiliğinin olaylara yaklaşımını görmek adına da son derece faydalı bir okuma sunacağına eminim. Kitabın çevirisini orijinal dili ile kıyaslama imkanım bulunmuyor ancak metnin rahat, anlaşılır ve kolay bir şekilde okunduğunu söyleyebilirim. Bunun dışında kitabın baskısı, kağıt kalitesi, mizanpajı ve cildi sorunsuzdur. Kitabı dilimize kazandıran Hasan Demiroğlu’na, Selenge’ye ve bize bu harika kitapları uygun fiyatlara ulaştırdığından ötürü kitapyurdu’na çok teşekkür ederiz.

Herkese bol kitaplı günler!


Yanıtla
12
2
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap, İrlanda'da 1845 yılında başlayıp yedi yıl süren kitlesel açlığı anlatıyor. Yaklaşık bir milyon insanın ölümüne ve iki milyon kadar insanın göç etmesine sebep olan kıtlık sona erdiğinde ülke nüfusu %24 oranında azalmıştır.

Kitap, İrlanda kıtlığını odak noktasına alarak yoksul bir ailenin etrafında şekilleniyor. Büyük kıtlığa sebep olan en büyük etken, halkın temel gıdası olan patatese bulaşan bir hastalık. Kötü yaşam ve açlığa politik başarısızlık da eklenince sonuç yıkımlarla dolu yedi yıla mal olmuş.

Yazar toplumsal karmaşayı ve kıtlığın insanlar üzerindeki etkilerini birçok yönüyle anlatarak, o dönemde yaşanan insan manzaralarını çarpıcı bir şekilde kaleme almış. Üstelik bu kıtlığı fırsata çeviren aç gözlü insanların varlığından da söz etmiş.

Açlığı, vefasızlığı, düşmanlığı, iki yüzlülüğü, çaresizliği anlatan ve insana pek çok insani değeri sorgulatan kitaplardan. Etkileyici, hüzünlü ve kendine hapsedecek kadar tesirli.
Yanıtla
8
2
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
1789 ve 1793 yıllarında Fransız Devrimi döneminde yayımlanan İnsan Hakları Beyannameleri maddelerine eleştirel ve liberal düşünce gözünden bakılarak oluşturulmuş eser. Eleştiriler Fransa üzerinden yapılsa da yazarın düşüncesinin evrensel boyutta olduğunu görebiliyoruz. Çevirinin iyi olmasıyla alakalı sanırım siyaset bilimi alanında olsa da kitap gayet akıcı ve kendisine bağlıyor. Bence "memurların hürriyeti" başlıklı bölümdeki devletin ve milletin memurları olarak oluşturulmuş ikili ayrım çok önemli bir noktaya dikkat çekiyor.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Beşi politik ikisi adi suçlu olmak üzere yedi kişinin sonu idam ile sonuçlanan süreçi anlatıyor. Adi suçlulardan ziyade politik suçluların idam sürecinde daha metanetli oldukları ortaya konuyor ki bunun dinamiğini çok net olmamakla beraber inandıkları dava olması gerektir. Günün sonunda idam cezasının ne kadar iğrenç ve çağdışı bir ceza olduğu gerçeğini kavrıyorsunuz. Kaldı ki bu kitap deniz Yusuf ve Hüseyin’in idamı öncesi basılmış bir nevi idam karşıtlığı içeriyor aynı kitabın yazarının dönemin siyasal sistemine karşı çıkmak için bu kitabı yazdığı gibi ..
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hem kendisini hem videolarını, yazılarını severek okuyup takip ettiğim değerli Tuba hocamın yazmış olduğu Ruhumun Kayıp Halkası 1 kitabı, hatalarımızı görüp yeri geldiğinde törpüleyerek, yeri geldiğinde onları kabullenerek yeni bir bakış açısı kazandırmayı hedeflemiş. Ellerine, yüreğine sağlık. Her bir halkamızın ne kadar kıymetli , ne kadar yeri doldurulamaz olduğunu bizlere göstermiş. O halkalardaki eksiklerimizi görüp yeni bakış açısıyla onları en güzel şekilde tamamlamak vesilesiyle. Şifa olsun her okuyana...
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir