Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Haziran 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın ismi de ironik aslında, yaşamak denince akılda ilk olarak olumsuz bir düşünce çağrışmıyor ama ‘yaşamak’ ne kadar uygun aslında kitabın ismine; çünkü yaşamak denen şey hakikaten böyle inişli ve çıkışlı, hiç yerinde saymayan bir şey. Kitap biraz fazla hüzünlü duygular uyandıran cinsten ve bunu da son derece basit bir dille, bir yakınınızdan hikâye dinlermişçesine sunuyor size ama böyle olması benim artı hoşuma gitti bu kitapta. Trajik ama umut dolu, her şeye rağmen bir arada olmak ve birbirine tutunmak için verilen nahif çabanın ilmek ilmek işlendiği, insani değerleri yitirmemenin koşullarla ilgisi olmadığını hissettiren bir kitaptı.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Haziran 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Şu an Hocanın birinci kitabını okumaktayım ve okuduğum kadarıyla şunu söyleyebilirim ki: Hoca tarihyazımımızı ve tarihimizi radikal bir şekilde ameliyat masasına yatırıyor. "Nereden geldik, kimiz, nereye gidiyoruz" bu sorunun cevabını bulmak için tarihimizi meydana getiren tüm organları hem fiziki olarak hem de mikroskobik olarak en ince ayrıntısına kadar inceliyor. Bunu yaparken de cüretkârâne bir şekilde bilindik ve alışıldık yöntemler yerine ezber bozan yöntemlere başvuruyor. Netice itibariyle de, bir tezin iflasını acımasız bir şekilde teşhir ve teşhis ediyor. Kendisinin deyimiyle bu ameliyattan bir olgu fetişisti olarak çıkıyor.... Böylesine şayanı dikkat bir kitap için ancak böyle bir yorum yapabilirdim....
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Haziran 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öncelikle Japon edebiyatına ait okuduğum ilk roman olması açısından beklentimi düşük tutmuştum, okumaya başladıktan sonra dumur oldum ve roman bende inception(başlangıç) filmi etkisi bıraktı, yazar varoluş sağrılarını aslında kendi olan üç kişini ağzından anlatması farklı bir tarz katmış, romanın sonunda kim kimdi hangisi tam anlamıyla gerçek diyebileceğimiz tam bir sonuç yok, zaten kendisini de yazarken kimse kimsenin tam anlamıyla anlamayacağı ana fikir verme üzerine inşa etmek istediğinden bence okuyucusuna istediği mesajı vermiş, son olarak farklı bakış açılarını ve gizemli Japon kültürünü tanıma adına kitabı yaklaşırsanız okumak sizi kesinlikle pişman etmeyecektir, son olarak çevirmen Peren Ercan’a bu zor yapıtı ve bu zor kültürün zor dilini bu denli başarılı çevirisinden teşekkürü borç bilirim…
Yanıtla
8
2
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Haziran 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu eseri Oscar Wilde'ın içten içe insanlarla paylaştığı bir manifesto olarak görüyorum. Her ne kadar hikaye anlatımı ve karakter çeşitliliğine zenginlik katmak için diğer felsefi bakış açılarından da faydalanılmış olsa da kitap baştan sona kadar bazen akıllıca ve küçük detaylarda saklı, bazen ise bariz bir şekilde belirtilmiş estetizm ve hedonizm başlıklarından ögeler barındırıyor. Zamanına göre oldukça farklı bir bakış açısı, sıra dışı bir yazar ve ona özgün bir hikaye anlatımı arıyorsanız Dorian Gray'in Portresi aradığınız kitaplardan biri olabilir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Haziran 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türk Edebiyatının en çok okunan yazarlarından olan Ömer Seyfettin'in 1902-1911 yılları arasında yazdığı 25 hikaye ve bir perdelik oyundan oluşan #topluhikayeleri 1.cilt'i okudum.
Benim çocukluğumda ilkokullarda mutlaka onun kitapları okutulurdu.

Ömer Seyfettin'in Maupassant tarzı olay hikayeciliği anlayışının biçimlenme süreci bu kitapta bulunan hikayeler ile başlamıştır.
36 yıllık kısa hayatında yüz elliyi bulan hikaye sığdıran Ömer Seyfettin daha önce teşhis edilemeyen diyabet(şeker) nedeniyle genç yaşta ölmüş ve otopsi sonucu hastalığı ortaya çıkmıştır.

Her zaman söylediğim gibi kendi edebiyatımızın bu muhteşem seçkisini okuduğum için çok mutlu ve gururluyum.
Mutlaka okuyun gönülden tavsiyemdir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Haziran 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın ilk gözağrısı kitabı, 3 kategoride topladığı yazılarını, kitap sayfalarında bulabilirsiniz. Ev Ödevi, ev ödevi titizliğindeki yazıları, Rüyalar Da İnsandır, kendi rüyalarını kendi üslubuyla, okuyuculara da mal ederek bir güzel konuşturuyor, Müsvette, daha su yüzüne çıkmayan yazılarından oluşuyor, Son Söz, ilk sözlere anti tez, kitap hakkında ki bütün sorulara cevap buluyorsunuz.

Yazar bir mevzu var dedi, kendini yazılarıyla bir güzel döktü, siz de kendi mağaranıza bir güzel gülümseyin bakın demeyi de ihmal etmeden

Deneme severleri, denemeleri şimdi sevecekleri bekleyen, rüyalar konuşmalı ama nasıl sorusuna cevap arayanların uğrak yeri, bir mağara görmek isteyenler hadi çıkın gelin...
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Haziran 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fatma Barbarosoğlu, Aslında O Ölmedi kitabında bir sosyolog nazarıyla gündelik hayatta ölümün yansımalarını ustalıkla ele alıyor. "Değişeni ve değişmeyeni, değişende değişmeyeni, değişmeyende değişeni görebilmek" için teşekküre vurgu yapıyor. Modern hayatın hızı tefekküre imkân tanımıyor. Bu tefekkürsüzlükten en çok nasibini alansa ölüm ve ahiret bilinci oluyor. Değişimin tasvirini yapamayanlar sadede hayatı değil ölümü de bir gösteri gibi algılıyor. Yazar ölümü merkeze aldığı kitabında sadece toplumsal değişimi tasvir etmiyor, aynı zamanda tenkit ve teklifleriyle bireylere ve karar alıcılara bir perspektif sunuyor. Kitap boyunca ölüme ve ölümün tarihsel süreç içerisinde nasıl algılandığına ilişkin atıf yapılan kitaplar bu alanda ileri okuma yapmak isteyenler için iyi bir mihmandarlık yapıyor.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Haziran 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kalankatlı Moses/Alban Tarihi
Kalankatlı Moses'in Alban Tarihi, başta Alban olmak üzere çevresindeki Ermeni, Arap, Gürcü, İran ve Türk tarihi açısından önemli bir konumdadır. Öncelikle eserin dilimize kazandırılmadan önceki yolculuğu epey uzundur. Tanıtmaya başlamadan önce bu yolculuktan bahsetmek gerekir. Eser, VII. yüzyılda Albanca yazılmış, sonrasında Ermenice'ye çevrilmiştir. Eser ile ilgili en eski yazma ise el yazması olup, 1279 olarak tarihlendirilmektedir. Alban tarihi, modern dünyada ilk olarak 1849 ve 1851 yıllarında kısmen Fransızca'ya, 1861'de Rusça'ya; 1961 yılında ise İngilizce'ye çevrilmiştir. 1993'te Ziya Bünyadov tarafından Azerbaycan Türkçesi'ne, 2006 yılında ise Yusuf Gedikli tarafından Türkçe'ye tercüme edilmiştir. Bu noktada mütercimin dikkat çekmiş olduğu açıklamaya göre; 2006'da çıkan baskının aceleye gelmiş olmasından ötürü gerekli kontroller yapılamadığından, metnin tekrar gözden geçirilip notlar ve eklerle birlikte yeniden basıldığını öğrenmekteyiz. Bu duruma istinaden 2019 yılında çıkan baskının özellikle kullanılması önemle rica edilmiştir.

Eser boyunca çevirmenin üslubunun korunmaya çalışıldığı kolaylıkla anlaşılabiliyor. Kitap boyunca Albanya tarihi siyasi, sosyal ve ekonomik açıdan ele alınmıştır. Alban tarihini ele alırken, Alban hükümdarı Cavanşir'in görkemli tarihi ve onun devri olaylarının geniş perspektifte ele alındığı görülmektedir.

Moses'in Alban Tarihi bu baskı içerisinde üç kitaptan müteşekkil bir düzene sahiptir. Birinci kitabın en başında insanlığın en erken devirlerinden, yani Hz. Adem'in soy bilgisinden bahsedilmektedir. Albanların da Yafes'in oğullarından Ketarilerle akraba olan bir soydan geldikleri ifade edilir. Albanların ülkesi ise ortasından Kür Irmağının geçtiği, sayısız güzelliğe sahip bolluk bereket bulunan bir ülke olarak tasvir edilir. Başkenti Berde şehridir (bugünkü Azerbaycan dolaylarında). İkinci kitap olarak adlandırılan diğer bölümde ise, Albanların ilk ülkesinin Hazar akınları neticesinde dağılmasının ardından başpiskoposluğun Berde'ye nakledildiği ve devamında siyasi olarak gelişim kaydettikleri yoğun bir sürecin içine girdikleri görülmektedir. Hazar, İran ve Bizans ile kurulan münasebetler hakkında etraflıca bilgiye rastlanılmaktadır. Sonrasında insanlık tarihinin bir kırılma noktası olan Taun (veba) ve toplu ölümler (kırgın) hakkında da detaylara yer veriliyor. Açlık, Veba ve Ölüm "üç gaddar komutan" olarak zikrediliyor. Bu gaddar kumandanlar insanların günahlarının bağışlanmasına nail olamadı; "çünkü veba engel oluyor, açlık eziyor, ölüm boğuyordu. Öyle zor zaman olarak aktarılır ki, "ölümden kurtulan adamlar dağlara hitap ederek "yıkılın üstümüze!" diye yalvarıyorlardı" diyerek dönemin insanlarının bezgin hallerini duygu yükleyerek aktardığı görülmekteydi. Açlık zamanının sonunda bütün ülkeyi başka bir hastalığa bürüyeceğini, bu hastalığa yakalananların deli olduklarını da aktarıyor. İkinci hastalıkta ölüme rastlanılmadığını da ifade ediyor. Hastalık sürecinin ardından Alban ülkesinin toparlandığını Prens Cavanşir'in faaliyet gösterdiği döneme geldiğimizde anlıyoruz. Cavanşir döneminde de Bizans ile kurulan münasebetlerden sıklıkla bahsedildiği görülüyor. Bu kitabın aktardıklarından yola çıkarak ikinci kitap bölümünü Alban Tarihi'nin -yükseliş dönemi- olarak betimleyebiliriz. Hatta bölümün bir kısmında Cavanşir'in ölümüne yakılan uzun bir ağıt görmekteyiz;

(...)
"Aslan gibi o, öz aslan yatağında
Düşmanları tir tir titrer, karşısında donardılar,
Kudretine baş eğerdi hem korkudan, hem sevgiden
Bütün boylar başkanları, tüm güngörmüş aksakallar..."

Cavanşir'in ölümünün ardından ülkenin geleceği endişeye mahkum gibiydi. Varaz-Tiridat'ın hükümdar olması, içten ve hoş davranışlarıyla kısa sürede ülkeyi kendisine tabi kılmasına imkan vermiştir. Bu sürecin ardından din olgusuna ve dini meselelere de sıklıkla rastlıyoruz. Kitabın üçüncü kısmında da din olgusunun yanında Bizans ve Arap dünyasını da ekseni etrafına alarak siyasi tarih çizgisini bozmadan devam ettiği anlaşılıyor. Bazı kısımlarda siyasi toplumların birbirlerine ilettikleri mektupların aktarıldığını görüyoruz. Önceki iki kitap bölümüyle zaman aralığının mesafesinin uzun olmasından da anlaşılacağı üzere, eserin üçüncü kitap kısmı bir başkası tarafından kaleme alınmıştır. Türk tarihi açısından birincil kaynak grubunda ele alınan Alban Tarihi; Hun, Barsıl, Eftalit gibi Türk toplumlarından da bahsediyor. Eserin dili oldukça akıcı olup okurken sıkılmayacağınız, hatta bazı yerlerde şaşıracağınız unsurları ihtiva ediyor. Türk tarihinin ateşine kıvılcım olacak nice kaynağın dilimize tercümesinin engin denizler gibi bol olmasını diliyorum. Eserin yayınlanma sürecinde emeği geçen herkese teşekkürlerle...
Yanıtla
6
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Haziran 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sultanın şahsını, etrafında gelişen olayları, kurduğu iktisadi ve siyasi aygıtı bir bütün olarak ve Osmanlı Devleti'nin dönem içindeki siyasi ve iktisadi dengelerde nasıl rol oynadığını ayrıntılarıyla konu edinen ehemmiyetli bir araştırma eser. Bu kitabı okumadan önce Orhan Koloğlu'nun kitabını okudum. Fakat söz konusu yazarın kitabı derli toplu ve kronolojik olmamakla beraber, konular rastgele seçilmiş. Bu nedenle kafamda birçok soru işaretleri ve boşluklar oluşmuştu. Georgeon'un eserini okuduğumda ise her şey yerli yerine oturdu ve kafamda Sultan ile dönemi hakkında derli toplu bir tablonun meydana geldiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Eksiksiz, objektif ve ilgili dönemin şartları bağlamında gerçek Sultan Abdülhamid'i öğrenmek isteyenler için bence piyasadaki en iyi kitap bu kitap; Romantizm ve ön yargılardan uzak, sadece gerçekleri bütüncül bir şekilde ortaya koyması hasebiyle.....
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Haziran 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tarihten beri Moğollarla ilgili binlerce efsane, rivayet ve bilgi günümüze ulaşmıştır. Kimi zaman bu efsaneleri Anadolu'da bir köyde bir masalın içerisinde, kimi zaman bir konferansta, kimi zaman bir makalede kimi zaman ise bir tarih kitabında rastlıyoruz. Bu efsane, rivayet ve bilgiler çoğu zaman yıkım, talan ve işkence üzerine olmuştur. İşkence, korku ve talanla nam salan Moğollar, düşmanlarını bu yolla yenerek yönetmişlerdir. Tarih kitaplarında Moğollarla ilgili sayısız bilgiler bulunmasına rağmen, özel olarak Moğolların işkence, talan ve yağma kültürü üzerine derli toplu bir çalışmaya rastlamamaktayız. Bu kitap, Moğolların yapmış olduğu işkenceleri dönem dönem, şahıs şahıs ele alarak bu konuda yıllardan beri eksiği hissedilen bir konuya parmak basmıştır. Bu kıymetli eserden dolayı kitabın yazarı olan Meryem Doygun'a bu kitabın bir okuyucusu olarak teşekkürlerimi sunarım.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir