Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Haziran 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hayatım boyunca en severek okuduğum kitap serisi bu desem yalan olmaz. Seyahat kitaplarına bağımlıyım zaten, nerede seyahatname bulsam alırım mutlaka ama Evliya'nın serisi bambaşka. Dili ve anlatış tarzı muhteşem. Çok içten. Bazen insanın kendisine bile itiraf etmeye çekindiği şeyleri içten bir şekilde okuyucu ile paylaşıyor. Kendisinden yüz yıllar sonra hala okunduğunu ve bizim için ne kadar değerli olduğunu bilseydi ne mutlu olurdu. Yaptığı şeylerin birçoğunu asla ve asla tasvip etmiyorum ama o dönemi yaşamadığımız için ortamın nasıl olduğunu bilmiyoruz. Bu yüzden bazı yaptıklarını yargılayamıyorum. Ama bazıları evrensel olarak yanlış davranışlar olsa da kendisi de bazen bunları kabul ederek yanlış yaptığını itiraf edebiliyor. Okurken çok gülüyorum. Oturup ucuz komedi dizileri izlemek yerine Evliya Seyahatnamesi okumak bence çok daha eğlenceli.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Haziran 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir günde bitti. Okuldan gelince okudu akşam yemeğine kadar kitap elindeydi. Ne düşündüğünü sordum . Okuduğu en güzel kitapmış. Şimdi yazarken de bana anlatmaya devam ediyor. Okumamış ezberlemiş. Kitapta ilginç bilgiler de varmış. Toba yanardağı gelecekte patlayacakmış dünya yok olacakmış . Bidur gelecekte bir Fizik Nobel ödülü alıyormuş. Çok komikmiş bir de korku filmiymiş bazı sayfaları. İçinde yeni duyduğu çok kelime varmış. Bana sordu bazılarını. Metaverse gibi. Oğlum bilime çok meraklı. Bu kitap onu tam olarak doyurdu. Biduru çok seviyoruz. Okul açılınca öğrencilerime alacağım.
Yanıtla
6
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Haziran 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İşleneceğini Herkesin Bildiği Bir Cinayetin Öyküsü...
Kırmızı Pazartesi, Nobel Ödüllü yazar Gabriel Garcia Marquez'in 1981 yılında yayınlanan bir romanıdır. Yazarın çocukluğunun geçtiği kasabada yaşanan gerçek bir olaya dayanan roman, ilk satırından itibaren Santiago Nasar'ın başına gelecekleri okuyucuya söyler. Ancak ilk satırda sonunu bilmemize rağmen kitap sürükleyiciliğinden hiçbir şey kaybetmemiş.

Kitap Santiago Nasar'ın öleceği bilgisi ile başlar. Ancak okuyucu en çok meraklandıran ve okumaya teşvik eden yanı; Santiago Nasar'ın niye öleceği, kimin öldüreceği, neden öldüreceği gibi sorulara cevap bulma isteğidir. Yazar konuyu, olayı araştıran birinin ağzından okuyucuya anlatır.

Kırmızı Pazartesi, kısa bir romandır ve sakin bir hafta sonunda rahatlıkla bitirilebilecek bir uzunluktadır. Yazarın sade ve akıcı üslubu kitabı okumayı kolaylaştırmaktadır. Daha ilk satırlarda sonunu bilmemize rağmen bu sona giden süreci merak ettirmesi ve hikaye ilerledikçe bundan bahsetmesi kitabın sürükleyiciliğini artırmaktadır.

Kitabın içeriği ve üslubu haricinde beni en çok etkileyen yanı bunun gerçek bir olaya dayanması olmuştur. Küçük bir kasabada yaşayan insanların, yaşanacak bir cinayete vermiş oldukları tepkiler beni hayrete düşürmüştür. Bu roman bana daha önce okuduğum "Kitty Genovese Cinayeti"ni hatırlattı. Kitty Genovese gece vakti evine dönerken saldırıya uğruyor ve çevredekilerden yardım istiyor. Ancak saatler geçmesine rağmen kimse yardım etmeye gelmiyor, saldırgan Kitty Genovese'yi öldürüyor. Polis ve ambulans sonrasında olay yerine geliyor ve yapılan incelemelerde tam 38 kişinin olayı gördüğü veya yardım çığlıklarını duyduğu, olaya tanık olduğu ortaya çıkıyor. "Seyirci Etkisi" olarak adlandırılan bu durumda insanlar, zaten birileri haber verir, zihniyetiyle sorumluluk almaktan kaçınıyor ve yaşananlara seyirci kalabiliyor. Benzer bir durumu bu romanda da görüyoruz.

Gabriel Garcia Marquez'in bu kitabını keyifle ve heyecanla okuyacağınızı düşünüyorum. Hepinize keyifli okumalar.
Yanıtla
29
1
Destekliyorum  5
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Haziran 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Moğolistan'ın kuzeyinde, Güney Sibirya bölgesine denk gelen Hövsgöl bölgesinde yaşayan Dukhalar, Tuva'dan (Rusya Federasyonu içinde Güney Sibirya'da yer alan Tuva Özerk cumhuriyeti) gelmiş göçer bir Türk halkı. Avcılık toplayıcılık yanında Rengeyiği yetiştirip, geçimlerini ve yaşam tarzlarını bu hayvanlar üzerine kurdukları için Rengeyiği Türkleri olarak da biliniyorlar.
Dilleri, hiç bir başka toplum ile temasları olmadığı için Türkçenin en saf kalmış hali. Sayıları 500 kişi kadar kalmış, en az bir kaç bin yıl önceki gelenek ve yaşam tarzlarını, dini inançlarını sürdürerek yaşayan bir topluluk.

Yazar bir antropolog olarak, aralıklarla 6 yıl birlikte yaşadığı bu toplum içindeki deneyimlerini bu kitapta toplamış.

Bu en rafine Türk halkının yaşam, inanç ve değerlerini, toplumsal ve aile kurallarını ilk ağızdan tanımak için muhteşem bir eser, meraklılarına duyurulur.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Haziran 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tarih hocası olan başkarakterimiz, İngilizlerin kaşıkçı elmasın çalması için onlara yardım etmeyi kabul ediyor. Tabii kitapta yapılacak olan soygun yerine daha çok kaşıkçı elmasının hikayesini araştırırken çeşitli güzel eski hikayeleri dinliyoruz. Bu çok güzel. Bunun yanında kitabın bazı bölümlerinde Osmanlıca olan cümleleri anlamakta zorluk çekebilirsiniz. Kitaptaki bence en büyük olumsuzluk 11 bölümün tamamiyle paragrafın akışını bozan cümle gibi olmuş olması. Kitabın bitmesine 20 sayfa kala, hikayeye hiçbir yön vermeyecek bambaşka bir karakterin tanıtılması (dede) bu bölümü atlama isteğini arttırıyor. Kaynakçayı belirtmesi ve içinde duymadığımız bir çok hikayeyi dinlemek oldukça keyifli.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Haziran 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Zarf da çok güzel mazruf da, emeklerinize sağlık... Kur'an'a davetten daha güzel, daha faydalı, daha güzel bir şey olabilir mi? Bence olamaz. Çünkü Kur'an; yobazlara, aklını kullanmayanlara, zulmedenlere vs. her türlü kötülüğe karşı duran, iyilik ve güzellik için en güzel rehberliği sunan olağanüstü bir kitap. Baştan sona anlayarak, bağ kurarak okuyanlar bunu çok net görürler. Ayetler arası bağ kurarak Kur'an'ın anlaşılması konusunda verilen bu çabayı içtenlikle takdir ediyorum. Umarım bu güzel davet en güzel şekilde meyvelerini verir, iyilikler ve güzellikler için yarışan ve bunda başarılı olacak olan temiz bir topluma ön ayak olur...
Yanıtla
1
1
Destekliyorum 
Bildir
Yanıtları Göster
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Haziran 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Kritikler" Yazar Sinan Ayhan'ın, dört kitabından sonra, Nisan 2022’de okurla buluşturduğu, düşünce üzerine yazdığı derinlikli yazılardan oluşan beşinci eseri. Düşünceyi; teorik, pratik ve girift akıl boyutlarıyla ele almaktadır. Başka bir boyutuyla 360 sayfa hacmindeki eserde düşünce, daha çok felsefik yaklaşımlarla etraflıca ele alınmaktadır. "Her şey hem bir değişim sergiliyor hem kendinden önce geçenlerin izini üzerinde taşıyor" Pascal'ın "Düşünceler"inden alıntılanan sözle, kitaba girizgâh yapılması, konunun ana fikir boyutunda dibacesi konumundadır. Düşünceyi ele alırken akıl, üslûp, bilgi kaynağı, izah, ispat, dil, diyalog, düşünce çeşitleri, medeniyetlere etkisi, estetik, akıl yürütme, kritik edici anlayış, şuur, sezgi, idrak, kıyas, bilinçaltı ve değişim gibi onlarca destekleyici ve tamamlayıcı olgu ele alınıp bu çerçevede işlenmektedir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Haziran 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Prof. Dr. Mahmut Aydın hocamızın gerçek bir bilim adamı titizliği ile ve çok sağlam bir alt yapı ve bilgi birikimiyle yazdığı, dilimizde yazılmış bence en geniş Hıristiyanlık incelemelerinde birisi. Kitap tek kelime ile Hıristiyanlık ile ilgili merak edilen her meseleye cevap veriyor. Benim kendi adıma Hıristiyanlık ile ilgili olarak en çok merak ettiğim hususlar konsüller ve sonrasındaki ayrılıklar ve bu ayrılıkların sonuçları idi, benim için fazlası ile yeterli oldu. Derin bir araştırma kitabı olmasına rağmen okuyucuyu sıkmayan akıcı bir eser.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Haziran 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tarih bilinci; deneyim, aydınlık ve adalet üretir...
Tarih bilinci, hukuk bilinci oturmadan, demokrasi, çoğulculuk, hak ve özgürlükler birikimi oluşmadan, mantık ve mukayese donanımı gelişmeden; atacağımız her bireysel ve toplumsal adım, yarım/yanlış/noksan ve aldatıcı olacaktır.

Şimdiye dek yakın tarih, İstiklal savaşı, kurtuluş mücadelesi, Kuvâ-yı Millîye ruhu temalı birçok kitap ve makale okudum. Hepsinde ayrı bir üslup, ayrı bir detay yakalayarak yararlandım. Fakat “Son Cüret” adlı kitabı okumasaydım bilgim ve heyecanım eksik kalırdı.

Bu kitap bir roman veya öykü anlatımı içermiyor. Kronolojik tarih bilgileri içeren ders kitabı formunda da yazılmamış. Yalın, etkili, mantıklı, tutarlı bilgi ve yorumlarla pekiştirilmiş bir anlatım tercihiyle kitaba dönüşmüş. Yedi bölgesinden kuşatılmış, içeriden de işbirlikçiler, teslimiyetçilerle desteklenmiş çok yönlü bir savaştan; kararlılık, cesaret, azim ve sabırla nasıl mucizeler yaratarak çıktığımızı coşkuyla okudum. Bu son cüret aşkı hiç eksilmesin, yükselen bir ivme ile devam etsin.

Yazar, kitabın sonunda listelediği gibi 153 seçkin eserden yararlanmış. Yararlanılan 153 esere, liste şeklinde numara verilmesi, sayfalardaki anlatımların altına, hangi eserden alıntı yapıldığının en azından kaynak numarası verilerek belirtilmesi; kitaba daha verimli, güvenilir ve akademik bir nitelik kazandıracaktır. Böylece hangi anlatımın tarihi bir bilgi, nakil, hangi anlatımın sosyolojik ve felsefi bir yorum olduğu anlaşılacaktır.

452 Sayfalık bu kitap; cumhuriyetimizin kuruluş ve kurtuluş değerlerine saygılı olanların, özgüven, cesaret ve heyecanını artıracak, çarpıtmalarla yanılgıya düşmüş, vefa anlayışından uzak, dogmatik bilgilerle değersizleştirenleri de belki ikna edecek, zihinlerinde bir sorgulama, bir şüphe kapısı aralayacaktır.

Yıkılmaya başlamış, rüzgârın yönüne göre kaderine terk edilmiş bir imparatorluğun küllerinden, yeni bir devlet inşa eden iradenin başarısını anlayamayan veya hazmedemeyenler, “Lozan’da ne aldık, ne verdik” gibi basit sorularla oyalanmış fakat bu ülke neden küresel sırtlanlara yem olacak duruma düştüğünü sorgulama cesareti, iradesi ve zekasını gösterememişlerdir. Bugün, “ancak” kurtarılmış bir vatanı sevebilenlerin, yeni kurulan ve yakında 100. Kuruluş yılını kutlayacağımız Cumhuriyet’i itibarsızlaştırmak için her yolu mubah görenlerin kendilerini de “vatan ve milletsever” olarak takdim etmeleri; ne kadar gerçekçi ve kabul edilebilir ki?

119-122. sayfalarda anlatılan Kara Fatma lakaplı, Fatma Seher Erden adlı unvansız milli kahramanımızın cesareti, azmi, sabrı, kararlılık ve mütevazı yaşam tercihi, okurken beni çok etkiledi. 167. sayfada Antep bölgesinde mücadele veren teğmen Şahin Bey’in azim ve cesareti yeniden varoluşumuzun temellerini oluşturmaktadır. Dile kolay, İzmir’den Maraş’a, Samsun’dan Mersin’e memleketin 70 farklı noktasında çatışmalar vardı. Kitapta, daha önce adını şanını hiç duymadığımız, ünsüz/isimsiz milli kahramanlarla karşılaşacaksınız.
İngiliz, Yunan, Fransız, İtalyan, Rus ve Amerikan askerlerinin, Rum ve Ermeni çetelerinin; kara, hava ve deniz birlikleriyle, dört yandan sarılmış, kuşatılmış yurtta, kurtuluş mücadelesi vermek, gerçekten de
cesur yüreklilerin, “Son Cüret” ve son şansıydı.

Bu mücadeleye karşı çıkmak, itibarsızlaştırmak, kurulan yeni cumhuriyete alternatif olarak Yunan, İngiliz, Fransız veya Amerikan sömürgeliğine razı olmak; ahmaklığın zirve noktası, vatan hainliğinin en niteliklisi, tarihe/meşruiyete/adalete/ bilimsel gerçekliğe düşmanlığın tepe noktası, milletin azim ve kararlılığına vefasızlığın hayal edilemez bir nitelikteki örneği değil de nedir ki?

Lozan Anlaşması’nı bir kazanım veya zafer olarak göremeyenlerin amacı, önerisi, alternatifi ve beklentisi nedir ki acaba? “Keşke Yunan galip gelseydi” “İngilizlerle anlaşsaydık” gibi İstanbul saray hükümeti merkezli anlayışlara mı özlem duyuyorlar yoksa? Tamamen teslimiyeti temsil eden Sevr Anlaşması’na mı razı gelmek istiyorlar veya İstanbul Hükümetinin, İngiliz, Fransız, Amerikan orijinli manda sömürge yönetimini mi destekliyorlardı?

Kitabın sonuna; tarih bilincinin tanımı ve ilkelerini, gereğini/mantığını ve yöntemini anlatan bir “sonuç yazısı” eklenmesini öneriyorum. Ayrıca dikkatli ve deneyimli bir editör tarafından anlatım ve imla hataları düzeltilmelidir. Bu eser, Kurtuluş savaşı ve milletçe verdiğimiz kurtuluş mücadelesinin daha iyi anlaşılması ve hatırda kalması için öncelikle okunması gereken kitaplardandır. Radyo tiyatrosu formunda seslendirilmesi de faydalı olacaktır.

Dıştan gelen işgalciler ve dahilde oluşan sinsi işbirlikçi hainlerle mücadele edip, bilim, siyaset, eğitim, tarım, sanayi, sanat ve diğer alanlarda yenilik ve üretimleri başarmanın adı: “Anadolu Mucizesi” olmalıydı. Şu notu da eklemeden geçemeyeceğim. Tarihi olaylar; nedenleri, gerçekleri, sonuçları, kazanımları, ziyanlarıyla birlikte değerlendirilmesi gereken bir süreçtir. “Keşke…” , “Ben olsaydım…” ile başlayan suçlama veya tavsiye cümleleri kurabilmemiz için, o zaman ve mekanın şartlarını iyi düşünmek, tartmak ve değerlendirmek gerekir. Millî Mücadele, Kuvâ-yı Milliye, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet, devrimler ve aydınlanma hareketi, dönemin cesur ve özverili kahramanları için; haksız, yersiz, ölçüsü gereksiz, densiz hakaret ve suçlamalardan uzaklaşılmadığı sürece, millet ve ülke bütünlüğü yönünden zarar eden hep bizler olacağız.

Bu kitap; gelecek adına yanlış adım ve temel atmamak adına, geçmişi gözlem açısından kısa ve öz bilgiler sunmaktadır. En az 20 farklı dünya diline çevrilerek; kâğıt ve e-kitap formatında satışa sunulmalıdır.

İyi okumalar...


Yanıtla
16
8
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Haziran 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Böylesi öykü derlemelerini seviyorum, soluk soluğa heyecanla okuduğun bir hayatı bırakıp sanki bir buluttan düşercesine diğer bir hayatın içinde buluyorsun kendini,
Sabahattin Ali tam olarak içimizden ,adıyla sanıyla değil kalemiyle içimizden biri..
*Öykülerdeki karakterler aslında biz oluveriyoruz. Topluma bir ayna uzatıyor Sabahattin Ali.
Kitabın içindeki CANKURTARAN öyküsüne değinmek istiyorum.
*Gözlerimi dolduran, iç çeke çeke okuduğum bir öykü..
*Nedeni hastalığınızın olması gereken toplumsal konuların fazlaca ele alınması sanırım.
"KADIN"
"KÖYLÜ"
"SINIFSAL SORUNLAR"
hâlâ savaş verdiğimiz konular..
Öyküde bu sorunlar net bir şekilde belirgin.
Parasızlık, sağlık hizmetlerinden yararlanamayan köylüler, kadın, hayatın kalbimi yaralayan mücadeleler var.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir