Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türk milletine yapılmak istenen asimilasyon politikaları gereği yapılan haksızlıklar, zulümler, yaşatılan acılar.Ve bu politikalara karşı bizi ayakta tutabilecek tek silah ise Türklük şuuru.Türk olabilmek Türküm diye haykırmak. Batı Trakyadaki soydaşlarımıza yapılan bu zulümlerin Emine Işınsu'nun kaleminden okuyunca bizzat gözünüzün önünde yaşıyorsunuz. Nice genç kızlarımızın tecavüz edilip öldürülmesi, nice yaşlılarımızın hapislerde dövülüp öldürülmesi,genç kardeşlerimizin aklını yitirmesi, ailelerin takatsiz ve güçsüz kalması hepsi burada. Hergün yaşanan acılar ve en kötüsüde yeni güne başlarken bir gün önceki acının daha da fazlası. Dağılan aileler, evlenemeyen gençler. Azap Toprakları ile tanıdığım Emine Işınsu'nun bütün kitaplarını sipariş edicem. Bir başeser olan bu kitabı muhakkak okuyun okutun.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Alice Feeney’in Türkçede yayımlanan diğer dört kitabını da okuduğum için artık yazarın tarzını iyi biliyorum. Kocamın Karısı da yine akıcı anlatımı ve merak duygusunu canlı tutan kurgusuyla kendini okutuyor. Ancak Feeney’nin okuru sürekli ters köşeye yatırma çabası bu kitapta bana göre biraz abartılmış. Her bölümde yeni bir sürpriz yaratma isteği, olayların doğal akışını zaman zaman zorluyor ve finalde “Bu kadarı da fazla.” dedirtiyor. Kitabın adı daha sıra dışı bir hikâye çağrıştırsa da içerik daha çok psikolojik gerilim ve polisiye ekseninde ilerliyor. Yine de yazarın sayfaları hızla çevirten bir kalemi var; bunu inkâr edemem. Sanırım en büyük başarısı da bu. Eleştirilerime rağmen yeni bir kitabı çıktığında yine merak edip okuyacağımı biliyorum. Sadece artık beni şaşırtmaya çalışırken kurgunun inandırıcılığından ödün vermemesini isterdim.
Yanıtla
13
1
Destekliyorum  13
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ruhşen Doğan Nar’ın ikinci öykü kitabı Bir Gün Mutlaka Delireceğim, içinde on beş öyküyü barındırıyor. Bazı kitaplar meselesini adından belli eder. Kapakta ismini gördüğünüzde eserle ilgili hüküm vermeye başlarsınız. Bir Gün Mutlaka Delireceğim de böyle yapıtlardan biri. Bir gün mutlaka delireceğini söyleyen yazar, yaşadıklarına ve gördüklerine dayanamayıp tepkisini, öfkesini öykülerine döküyordur. Bu kitabın daha ilk sayfalarına baktığımda, öngörümde yanılmadığımı anladım.

Bir Gün Mutlaka Delireceğim, yetmiş sayfa içinde yer alan on beş öyküyle kısa metinlerden oluşan, meselelerini apaçık şekilde belli eden bir kitap. Kitaptaki kimi öyküler salt gerçeklikte yol alırken kimileri de gerçekliğin sınırlarında dolaşıyor. “Kın Kın Kın” ve “Aç Kapıyı, Kapitan!” gibi realitenin kıyısında duran, her an gerçeküstünün sahasına girecekmiş gibi yapan öykülerde yazarın spekülatif kurguya uygun zihnini de görebiliyoruz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Evet; Bu inanılmaz kitabın, ana karakterlerinden birisi benim ismimi taşıyor. Alpar Tunç TABAK. Diğer ana karakter ise Murat GÜRBÜZ. Gerçek hayattaki dostluğumuzu kitabında karakter isimleri olarak kullanmış benim can arkadaşım. Kitap, betimlemeleri ve kurgusuyla okunmaya değer. Yazar anlatımındaki gerçek öğeleri, tıbbi terimleri, mekanların ve sokakların o tanıdık kokusunu size betimlemeleri ile hissettirirken aynı zamanda sizi sürrealist ve korkunç bir kurgunun içine sinsice ve zekice çekiyor. Kitabın temposu alışılmış hikayeler gibi konunun gidişine göre değil, yazarın okuyucu ile oyun oynama isteğinin seviyesi ile belirlenmiş. Bu zekice anlatım okuyucunun yazar ile olan sınırlı bağını güçlendiriyor. Bir de ‘’Sen yedek şarjördün. Gerçek mermi bendim.’’ gibi insanı sarsan diyalog örnekleri de gözden kaçırılmamalı. Doktor, müzisyen, yazar ve benim için en önemlisi can dostum Murat GÜRBÜZ, böyle bir eser ortaya çıkardığın için hiç şaşırmadım. Çünkü sen yaparsan en iyisini yaparsın.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsanın hayatta karşılaştığı zorluklar karşısında pes etmemesi gerektiğini etkileyici bir dille anlatan bir kitaptı. Okurken zaman zaman kendi yaşamımla bağlantılar kurdum ve bazı bölümlerde durup düşünme ihtiyacı hissettim. Yazarın sade ve akıcı anlatımı sayesinde kitap kolay okunuyor; verdiği mesajlar ise uzun süre akılda kalıyor. Özellikle azim, sabır ve umut üzerine yaptığı vurgular beni etkiledi. Bana göre sadece bir kişisel gelişim kitabı değil, aynı zamanda insanın kendini sorgulamasını sağlayan bir eser. Motivasyon veren ve hayatına farklı bir bakış açısı katmak isteyen herkese tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitap özellikle anlatım diliyle öne çıkıyor. Yapı itibarıyla üç bölümden oluşan, anılarla birlikte üç anlatıcının sesini duyduğumuz metinde, daha kitabın başlangıcından itibaren anlatımdaki şiirin dili göze çarpıyor. Eserin başındaki anlatıcımız roman boyunca ara ara karşımıza çıkıyor. Onun sesini işittiğimiz sayfalarda cümlelerin küçük harfle başladığını görüyoruz. Biçimsel olarak yapılan bu farklılık, diline de sirayet ediyor.

Yaşamı annesi ve babası tarafından mahvedilmiş, bir konakta tek başına yaşayan Meneviş’in hikâyesidir bizlere anlatılan.Bunu karakterin kendi yazdıklarından,notlarından okuruz.Akıl hastanesinde tedavi görmüş,yaşadığı travmalarla dolu sevgisizlik iklimine beyni dayanamamış bir kırlangıç vardır karşımızda.Ne kadarının gerçek ne kadarının sahte olduğunu bilmediğimiz,aklının terazisine pek itimat edemeyeceğimiz bir güvenilmez anlatıcının satırlarına konuk oluruz.

Kırlangıç Uykusu, üç parçalı anlatım yapısı ve incelikli diliyle bence başarılı bir roman.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İsmi gibi kendi de sıradışı, tuhaf, muamma. Okudum okumasına da 'ne anladın hele gardaş bir anlat' deseniz ne anlatacağımı bilemiyorum. Zira bildik romanlara pek benzemiyor. Evet romanda Erzen diye bir kız var ama daha çok yazarın hayalinde kurgu bir karakter gibi, yazar yarattığı bu karakter üzerinden kadın, aile, evlilik, aşk, cinsellik dahil değinmedik şey bırakmamış. Cümleleri bir kuyumcu titizliği ile seçmiş, okuyucuyu şaşırtmak ve ters köşeye yatırmak için çok uğraşmış. Sonunda kendisinin yargılandığı bir mahkeme ile de bitirmiş. Okuması zevkli fakat 'anladıysam ne olayım' cinsinden bir roman. Belki ikinci kez okusam yazarın meramını anlar, sırrı çözerim ama gözüm kesmiyor. Yazarın bizzat hediye ettiği kitabı bitirdiğim an ben de birine hediye ettim. Postmodern edebi romanseverlere tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
James Joyce’un Türkçeye çevrilmiş tüm kitaplarını okumuş olsam da (özellikle hem Armağan Ekici hem de Nevzat Erkmen’in "Ulysses" çevirilerinin her ikisini de okudum) -Sel baskısı Finnegan Uyanması okumasını geçmişte yarım bıraktığımdan olacak- bu kitabın 319-381 sayfaları arasında, İthaki baskısı Fuat Sevimay çevirisi Finnegan Uyanması’ndan yapılan hiçbir alıntıyı okumadım (beyin yakıyorlar!). Bu değerli eseri, iyi bir çeviri ve edisyonla dilimize kazandırdığınız için bir Joyce hayranı olarak İthaki'ye sonsuz şükranlarımı sunarım.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Küllerimden Doğarken, sadece bir roman değil; insanın kendi iç yolculuğunu da anlatan bir eserdi. Funda Uçuk Er’in eski kitaplarındaki o tasavvufi derinliği ve akıcı anlatımı bu kitapta da hissetmek çok güzeldi. Sayfalar ilerledikçe karakterlerle birlikte sorguluyor, bazen durup düşünmeden edemiyorsunuz. Maneviyatı, umudu ve yeniden ayağa kalkmayı yormadan, samimi bir dille anlatması kitabı benim için daha da özel kıldı. Uzun zamandır beni bu kadar içine çeken, hem kalbime hem zihnime dokunan bir roman okumamıştım. Tavsiye ederim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Temposu hiç düşmeyen, merak unsurunu sürekli canlı tutan bir polisiye olmuş. Camilla Läckberg yine karakterlerin geçmişlerini olay örgüsüne güzel yedirmiş. Kitap boyunca herkesin sakladığı bir şey varmış hissi oluşuyor ve bu da sayfaları hızlı çevirtiyor. Özellikle kısa bölümler sayesinde akıcı ilerliyor.
Ben en çok atmosferini sevdim. Soğuk, gergin ve sürekli bir huzursuzluk hissi veren bir havası vardı. Olaylar çözüldükçe karakterlerin aslında göründüğü kadar masum olmadığını görmek hikâyeyi daha ilginç hale getirdi. Bazı yerlerde tahmin edilebilir detaylar olsa da final kısmı yine merak uyandırıcıydı. Polisiye ve İskandinav gerilimi sevenler için sürükleyici bir okuma bence.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir