Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitap benim gönlümde çok ayrı yere sahip bir eser. Pandemi boyunca (1.5 yıllık üniversitenin uzaktan yürütüldüğü dönem) 150 küsür kitap bitirdim. Yani kitap okumayı çok severim. Bu kitap beni o kadar kendisine hayran bıraktırdı ki, hayatımda ilk kez bir kitabın konusunu ve bana hissettirdiklerini arkadaşlarıma-çevreme aktarma isteğini, onlarla kitabı tartışma isteğini duydum. Ancak çevremde pek edebiyat sever olmadığı, olsa da bu kitabı okumalarının çok çok düşük bir ihtimal olacağı için (geçmişte veya gelecekte) bir süre kitaplara küstüm. Uzak durdum. Özetle çok özel bir kitap, muhteşem bir eser!
Yanıtla
49
1
Destekliyorum  8
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eserde belirlenmiş problemler üzerinden sorular sorularak araştırmalar yapılmış. Araştırmalarda anket sonuçlarına ve yaklaşım başlıkları altında düşünürlerin görüşlerine de çok kısa bir şekilde ayrı ayrı olarak örneklerle yer verilmiş. İnsan, kitabı okurken bu görüşlerin kendisinde olup olmadığını da tartıp, kitaptan daha fazla zevk alabiliyor. Ben en çok Kohlberg’in yaklaşımlarını yerinde buluyorum.

Genel olarak kitapta; yardımlaşmanın, empatinin ve dindarlığın boyutları üzerine araştırmalara yer verilmiş; en sonda ise sonuç ve önerilere.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Auschwitz cehenneminde başlayıp 50 yıllık bir evlilik ile noktalanan olağanüstü bir sevginin hikayesiydi. Zor şartlar altında yaşanan aşkın gücünün sayesinde dehşet verici zaman ve olaylardan bile olumlu şeyler çıkarmayı bilen Lale ve Gita'nın dilden kaleme dökülen yolculuğu...

Artık şuna kesinlikle emin oldum okuduğum her gerçek yaşamdan alınarak yazılan #nazivahşeti #auschwitz kitapları bu puzzleyi tamamlıyor.

Kitabın en sonunda olan fotoğraflar, tarihi belgeler ve yazarın araştırma serüveni bütünleyici bir özelliğe sahipti.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Rus edebiyatı içerisinde başyapıt sayılabilecek türden bir eser olduğunu söyleyebiliriz. Dostoyevski'nin özgün adıyla "Zavallı İnsanlar [Бедные люди]" adlı eseri, dünya literatüründe derin izler bırakmasıyla ve yazarın devleşme yolunda kaydedeceği ilk adımların sinyalcisi konumunda bir şaheser olmasının yanında, muhakkak ki Dostoyevski okumalarında giriş olarak değerlendirmeye alınması makul kabul edilemeyeceği için, ancak ileriki süreçte okunması elzemdir. Ve doğal olarak, Dostoyevski'nin ilkin okunması icap eden "Beyaz Geceler" kısa öyküsünden sonra bu romanı okumanızı şiddetle öneririm.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dinçer Koç - İdil Bulgarları
Naçizane yorumumu paylaşmadan hemen önce birkaç konu hakkında hatırlatma yapmak niyetindeyim. Öncelikle eserin Genel Türk Tarihi alanında çalışan önemli bir bilim insanı tarafından hazırlandığını söyleyebilirim. Dolayısıyla okuyacağınız satırlar işin uzmanının kaleminden çıkmadır. Diğer taraftan incelemeye tabi tuttuğumuz eserin (büyük boy) yaklaşık 400 sayfadan müteşekkil olduğunu ve her bir bölümün bir diğerinden daha önemsiz olmadığını vurgulamalıyım. Bu noktadan hareketle kitabın yalnızca kendi çalışma alanıma da giren ilk iki kısmını yorumlamanın hem okuyucuyu çok yormayacağını hem de kitap hakkında fikir sahibi edebileceği kanaatindeyim. Bilgi birikimimin yetersiz olduğu bölümlerde yorum yapmayı (daha önceki incelemelerimde de belirtmiş olduğum üzere) sağlıklı bulmuyorum.

Kitaba gelecek olursak, eserin dört ana bölümden müteşekkil olduğunu hemen belirtmeliyim. Bölümler sırasıyla; “1- Bulgarların Kökeni ve İdil Bulgar Devleti’nin Kuruluşu”, “2- İslamiyetin Kabulü ve İdil Bulgar Devleti'nin Siyasi Münasebetleri”, “3- Moğol İstilası ve Sonuçları”, “4- İdil Bulgar Devletinde İdari ve Askeri Teşkilat, Sosyo-Ekonomik Kültürel Hayat” şeklinde ifade edilebilir. Zaten “İçindekiler” kısmı kitapyurdu sistemi üzerinden de erişilebildiği için daha detaylı bakmak isteyenler için o sekmeyi tavsiye edebilirim. Bölüm başlıklarından da anlaşılacağı üzere; Bulgar adlandırmasının yahut kavramının ortaya çıkışından, gündelik yaşamına oradan ekonomik hayatına kadar pek çok konu hakkında dönemin çağdaş kaynaklarıyla ve zengin bir ikincil kaynak kullanımıyla harmanlanmış bir kitap ile karşı karşıya olduğumuzu hemen söyleyelim.

Bilhassa üzerinde durmak istediğim kısımlar; “Kaynaklar” ve “Bulgarların Kökeni” başlıklı bölümlerdir. Yazar, kaynaklar kısmında (s. 15-33) özellikle İslam kaynakları ile Rus kaynakları hakkında tanıtıcı bilgiler sunmaktadır. Bu bilgiler konu hakkında araştırma yapacak bilim insanı adayları içinde rehber niteliği taşıdığından ayrıca önemlidir. Ancak Bizans ve Latin kaynakları konusunda bir eksikliğin olduğunu söyleyebilirim. Aslında “Kaynaklar” başlığının hemen altındaki satırlarda (s. 15) Bizans ve Latin kaynaklarının varlığından bahsedilmiş olduğu gibi “Bulgarların Kökeni” adlı bölümde Priskos’tan, Prokopios’tan, Agathias’tan ve Menandros’tan doğrudan alıntılar olmasına karşın ilgili yazarlar (ve diğerleri) hakkında herhangi bir tanıtıcı bölüm yer almamıştır. Bu durum alandan okuyucular için ciddi bir problem teşkil etmemesine karşın meraklı bir okuyucu için önemli bir eksiklik olarak değerlendirilebilir.

“Bulgarların Kökeni” adlı bölüme gelecek olursak (s. 43-62) burada; “Bulgar” isminin anlamından ve bu konu hakkındaki önerilerden ilk kez bahsedildikleri olaylara kadar Bizans, Latin, Süryani, Ermeni, Arap, Rus ve Çin kaynaklarından alıntılarla çok zengin bir bölüm bizi bekliyor. Bu zenginlik gerçekten de övgüye değer. Tüm bunların dışında arkeolojik ve antropolojik bulguların tarihsel olaylarla karşılaştırılması ve dil verileri ile işlenmesi ayrıca kıymetlidir. Öte yandan Geç Roma tarihyazımının önemli isimlerinden olan Ammianus Marcellinus’un adı (s. 51) “Mersellin” olarak zikredilmiştir. Sanıyorum bu müverrihin Fransızca yazılışı yahut söylenişidir. Ayrıca “Bulgar” adının ortaya çıkışı ile alakalı “ilk güvenilir kaynağın” Antakyalı Ioannes olduğundan zikredilmiştir (s. 58). Antakyalı Ioannes VII.yy’da yaşamış bir müverrihtir. Bahsettiği hadise ise Zeno dönemine (474-491) yani 5.yy’a aittir. Arada yüzyıldan fazla bir zaman farkı olmasını bir tarafa bırakacak olsak dahi aktarılan olayın güvenirliliği sorunu karşımıza çıkmaktadır. Kanaatimce Antakyalı Ioannes’in zikrettiği Bulgarları tarihte Bulgarların en erken yıllara yerleştirilmesi olarak okumak daha doğru olabilir. Hali hazırda Ennodius (V.yy), Marcellinus Comes (VI.yy) yahut Ioannes Malalas (VI.yy) Antakyalı Ioannes’ten çok daha önce Bulgarlardan söz etmiştir. Diğer yandan bu bahislerin müsebbibinin gerçekten Bulgarlar olup olmadığı meselesi de tartışmalıdır. Bilindiği üzere aynı dönemde Kutrigur ve Utrigur halkları da bölgeye gelmiş bulunmaktaydılar ki bu iki halkın konumlandırılması meselesi de oldukça tartışmalıdır. Öte yandan bu ifadelere (Türk Akademisinde) Bulgarlar ile alakalı yazılan hemen her makale yahut eserin içerisinde tesadüf edilebilmektedir. Dolayısıyla yazarın asıl ilgilendiği yapının “İdil Bulgarları” olduğunu düşünecek olursak, ilk bölümlerin ziyadesiyle derleme olduğu yorumunu da yapabiliriz. Yani meselenin doğası bu anlatımı zorunlu kılmıştır diyebiliriz.

Sonuç olarak kitabın dilimizdeki en yeni “Bulgarlar” anlatısını ihtiva ettiğini söyleyebilirim. Tarihsel verinin yanında dil, arkeoloji ve antropoloji gibi ek disiplinlerden de oldukça faydalanılmıştır ki bu tercih kitabı oldukça kıymetli bir hâle getirmiştir. Özellikle “İdil Bulgarları” çalışan arkadaşlar için çok kıymetli bir yayın olduğunu söylemekte de herhangi bir beis görmüyorum. Kullanılan Türkçe son derece anlaşılır olduğundan konuya merakı olanların da kolayca kitaptan istifade edebileceklerini ekleyelim. Bunların haricinde kitabın baskısı, kağıt kalitesi, cildi ve mizanpajı sorunsuzdur. Başta Selenge Yayınları olmak üzere, yazar Dinçer Koç’a ve tüm kitapyurdu ailesine bizi uygun bir biçimde kitaplar ile buluşturmasından ötürü teşekkürlerimi iletmek isterim.

Herkese bol kitaplı, sağlıklı günler!

Yanıtla
4
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
7 yaşında ilkokul 1. sınıfa giden kızım için aldım, tek çocuk ve ilgiye çok alışık olduğu için okulda arkadaşlıklar konusunda biraz hassas ve kırılgan davranıyordu. Hiç bir fikrim yoktu kitap hakkında denemek için aldım, gerçekten güzel konulara değinmiş, ben okudum kızım dinledi konuştuk üzerinde en azından bakış açısını değiştirebilir diye düşünüyorum. Bazen taktikler verir gibi olması ve olmadığı gibi davranması gerektiğini anlayabilir diye düşündüğüm için hoşuma gitmedi ama kitabın genelinde sakıncalı rahatsız edici cümleler yok. İlkokul grubu için elbette ebeveyn kontrolü ile rahatlıkla okunabilir ve en azından farklı yönlerden bakmayı öğretebilir.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Heyecanla beklediğim kadar varmış ama daha uzun olmalıymış hemen bitirdim kitabı :( Çok içten, hassas bir insanla biraz geçmişte biraz bugünde yolculuk yapıyor gibi okudum Azınlıkta Kaldık'ı. Deneme türlerinde genelde çok kişisel yaşanmışlık olur fakat yazarın anlattıkları benim de yaşadığım, gözümün önünden geçen yaşam kesitleriydi, hız ve yaşam olgularını çok güzel anlatmış, konular arasında sinemaya yer vermesine çok mutlu oldum, oturduğum yerde aklımdaki birçok can sıkıcı konu varken bana adeta nefes aldıran bir okuma süreci oldu diyebilirim, yazara teşekkürler.
Yanıtla
141
0
Destekliyorum  12
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hazar Çalışmaları
Hazar Çalışmaları adlı eser, Peter Benjamin Golden tarafından 1980 yılında İngilizce olarak yayımlanmıştır. Eser, Egemen Çağrı Mızrak tarafından 2006 yılında başarılı bir tercüme ile dilimize kazandırılmış, tarih literatürüne önemli bir katkıda bulunulmuştur. Akademik bir çalışma olmasından kaynaklı olarak eserin dili okuma hazzını bölüyor gibi hissettiriyorsa da, okuyucuyu etkileyici bir bilgi deryasının içine bırakıyor. Hazarlar ile ilgili ele alınacak konularda bu eser de kaliteli bir başvuru kaynağı olarak karşımıza çıkıyor.

Kitabın önemli bir bölümünde, başta Hazar dilinde olmak üzere, pek çok dil ve lehçelere ait olan sözcüklerin bulunması kitabın karakteristik çeşitliliğini artırmakla birlikte, çevirmenin yoğun çalışmaları neticesinde Hazarlarla ilgili yapılacak çalışmalarda zengin bir başyapıt olarak eserin kıymetini artırıyor. Peter B. Golden'ın Hazar meselesiyle ilgili giriş bölümünde de yer verdiği, Hazar konusuna, sorun olarak görülen Hazarların kökenine kadar erişebilecek sorular sorarak ele alması, ardından bu soruları birer birer cevaplandırmaya çalışması da Golden'ın eser boyunca izlediği rasyonalist ve objektif metodunu bizlere sunuyor.

Golden, Hazarların sorununu en temelden ele alırken, bu konuda kendisinden önce Hazarlarla ilgili çalışmalar neşreden diğer araştırmacıların sunmuş olduğu görüşleri de çalışmasının içine dahil ederek yeni görüşler ortaya koymaya çalışmıştır. Ayrıca Golden, Hazar çalışmalarının köken sorununu çözmenin Hazar dilinden günümüze ulaşan sözcüklerin etimolojik incelemelerinin yapılmasından ileri geldiği görüşünü ortaya koymuştur. Dolayısıyla eser, Hazarları incelikli ve titiz bir şekilde ele alan bir çalışmanın ürünüdür. Konuyu Hazarlar öncesi Avrupa'da Türk akınlarından başlatarak, Hazar tarihini sağlam bir temele oturtarak tarihi incelemeyi sürdürüyor. Ayrıca Hazarlar öncesi siyasi bir zemin oluşturarak Hazarları geniş perspektiften doğru bir tarihi konum içerisinde yerleştiriyor. Bilahare Hazarlar ile ilgili elde edilen bilgileri derli toplu bir şekilde aktararak bizleri yoğun bir bilgi yolculuğuna çıkarıyor.
Yanıtla
6
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Özkan Öze Çaylak ile Filozof'un yeni yolculuğunda hepimize yepyeni sorularla farklı duraklara uğrama imkânı veriyor. Serinin beşinci kitabı "Şüphelerin Alaca Karanlığında" ile Çaylak inananların neye ve nasıl inandığını inanmayanların neden ve nasıl inanmadığını şüphe ile sorguluyor... Ve Filozof'un yine can alıcı noktalardan muhteşem konulara parmak basmasına imkân sunuyor.

Dikkatli okuyucuların gözünden kaçmayacak detaylar mevcut kitapta. Serinin başından beri birlikteliklerine alıştığımız ikilinin sonraki kitaplarda yola beraber devam edip etmeyeceği ise bir muamma. Bekleyip göreceğiz :)

Kısacası Özkan Öze denildiğinde Çaylak ile Filozof akla gelmiyorsa kütüphanede büyük bir boşluk var demektir.

Tavsiyedir vesselâm...
Yanıtla
11
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Arkaik insanların atalarından gelme inanç sistemlerini sözlü olarak sonraki nesile aktarışlarını kökenlerini unutmamak adına yenilenmesi üzerine farklı kültür ve medeniyetlerdeki özellikle tarım toplumlarının söylencelerinin ortaklığını güzel bir şekilde anlatmış. Tabiat olayları, hayvanların kökenini, töreler,, örf ve adetler, dünyanın yaratılışı, Tanrı’ların faktörleri, ölüm ve uyanış ve yenilenmeyi anlatan mitler. Aslında şu zamana bakınca mitler bize masal gibi gelse de bir çok inanışı devam ettiriyoruz. Galiba o zamanki insanlar düşünme bağlantı kurma adına daha iyiymişler. Şimdi akılcılık yerini günü kurtarmaya geçmiş. Sorgulama anını yaşa modu.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir