3182Yorum
Türk edebiyatında böyle güzel kurgu görmek harika, klasik olmayı hak ediyor
tek kelimeyle muhteşem bir kitap. Hala okumayanlar var mıdır bilmiyorum ama yazarın bence en başarılı kitabı.
Masalsı ve akıcı anlatımı ile etkileyici bir serüvene dahil oluyorsunuz.
Tek kelimeyle muhteşem bir kitap. Kurgusu, anlatımı, insanda uyandırdığı merak. Kesinlikle okunması gereken bir eser.
Felsefi kitap okumayı seven ve de tarihi kitap okumayı sevenlerin okuması gereken sürükleyici bir eser
Kesinlikle benim icin cok farklı bir kitap oldu. Dili bambaska . Edebi metin olarak harikaydı. Ancak sanırım ben bu tarzı sevemedim.
İlk okumaya başladığımda bitirebileceğimi sanmıyordum ama ilerleyince öyle ilerledim ki bi baktım bitmiş kitap. Tüm hikayelerin birbiriyle dolaylı bir şekilde bağlantısı şimdi buraya nerden geçtik derken yine olaya bağlanması anlatım tarzı olay örgüsü yani ne desem az. İlk deda İhsan Oktay Anar okudum bundan sonra tüm kitaplarını okurum. Hayal dünyası çok geniş, hikaye kurgusu harika, anlatım tarzı akıcı... Muhakkak okunmalı..
iç içe geçmiş güzel hikayeler ve ustaca birbirine bağlanmış hikayeler.
Lise yıllarında ilk okuduğumda çok etkilendiğim fakat ikinci okuyuşumda aynı etkiyi yapmayan bir kitap oldu. Zamanla insanın beğenilerinin değiştiğine bir örnek oldu benim için.
anlatımı oldukça karışık ancak hayal gücü çok yüksek bir kitap. Sıradan kitaplar gibi kitabın ilerleyişini tahmin edemiyorsunuz bir yerden farklı bir şeyler çıkıyor olay örgüsü tamamen yazarın yeteneğini açığa çıkaracak şekilde kendisine çok teşekkür ediyorum böyle bir farklı bir kitap okuma fırsatı verdiği için böyle yazarlarımızın çoğalması dileğiyle…
Çok kitap okuyanların okuması gereken bir yazar bence. Şahsına münhasır bir kalemi var. Kitabın içinde hem psikoloji hem sosyoloji hem fantastik hem tarih... ve bunları çorba etmeden şahane bir şekilde sunmuş. Tokat etkisi yaratan bir kitap!
Puslu Kıtalar Atlası”sını elime aldığımda, zamanın dokusu sanki yavaşlamış gibiydi: Kitabın sayfaları arasında İstanbul’un gölgelerle örtülü, gizemli bir 17. yüzyıl resmi canlanıyor.Sizi Galata meyhanelerine, korsanların denizlerine, yeraltı insanlarının labirentlerine sürüklüyor; ama bunlar tarihsel bir dekor değil—hep birlikte postmodern bir masalın parçaları, öyle derin ve öyle canlı ki adeta nefes alıyor Karakterler öyle gerçek, öylesine dokunulabilir ki; Uzun İhsan Efendi ve oğlu Bünyamin, rüyalarla örülmüş bir atlas kurarken aslında kendi iç haritalarını çiziyorlar. Düşle gerçek, bilinçle bilinçaltı arasında ince bir çizgi—"Düş görüyorum, öyleyse ben varım. Varım ama ben kimim?" satırı, bu labirentin merkezine atılan bir anahtar gibi çarpıyor Fantastik unsurlar, Osmanlı dönemiyle buluşuyor; her sayfada tarih, masal ve felsefe iç içe geçiyor. Kitabın bu yapısı; okuyucuyu hikâyenin içine davet ediyor, ama bir yandan da "her şeyin düş mü gerçek mi?" sorusunu düşündürüyor.
Çok ama çok güzeldi. Ben her zaman masal, hayal, rüya ve gerçekliğin iç içe geçtiği kitapları çok sevmişimdir zaten.
Kitabı okurken geçmişe gidiyorsunuz. O kadar keyifle ve heyecanla okudum ki bitmesin istedim. Keyifli okumalar
İlk başta Arapça ağırlıklı kelimeler olsada çok kuvvetli bir olay örgüsü var.
zamanında severek okumuştum
Eseri akıcılığı büyüsü bıraktığı his harika yazarimiza çok teşekkür ederim böylesi keyifli bir eser kaleme aldığı için
ilk sayfalarda acaba devam edebilecek miyim derken kitabın son sayfasında buldum kendimi.
Ne roman ama. Yerli romanlar içinde parlayan yıldız. Müthişti. Kaleminize sağlık
Hayal, rüya, iç içe geçmiş hikayeler, masalsı anlatım... Anar, yeni bir dille farklı bir dünya kurmayı başarabilmiş. Okumayan eksik kalır.