Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Csutora & Şahsiyetli Bir Köpeğin Hikayesi
Yaklaşık 2 yıllık bir aranın ardından, sonunda, yeni bir Sándor Márai geçti elime - ne mutluluk! Dilimize bu kitap dahil çevrilmiş toplam 7 kitabı var kendisinin ve pek çoğunun baskısı dahi bulunmuyor (şükür ki vaktiyle hepsini edinebilmiş ve okumuştum) - oysaki müthiş üretken bir yazar kendisi, keşke diğer metinlerini de dilimizde okuyabilsek, umarım bu çeviri yenilerinin de yolda olduğunun habercisidir diyeyim.

Çok uzun bir giriş oldu, neye. “Şahsiyetli Bir Köpeğin Hikâyesi” alt başlığını taşıyor Marai’nin Csutora romanı. Bir adam (ki kendisi yazar ve insan zaman zaman Marai’nin kendisi mi bu kişi diye düşünüyor zira yazar yazar olduğunu sık sık yineliyor ve okura da sorular soruyor, birlikte düşünmeye davet ediyor) eşine Noel hediyesi olarak bir yavru köpek alıyor. Cins bir köpek olduğu söylenen bu minik yavrunun aslında cins değil melez olduğu zamanla ortaya çıkıyor ve “burjuva” ailemiz bu durumdan hiç hoşlanmıyor. Üstelik de köpeğin evcilleştirilmeye karşı gösterdiği direnç, özgürlüğüne düşkünlüğü ve kaytısızlığı işleri iyice karmaşık hale getiriyor.

Marai’nin her metnine sinmiştir sınıf perspektifi ve eleştirisi, bu metinde de öyle: aslında bir köpekle kuramadıkları ilişki üzerinden koca bir sınıfı yerin dibine batırıyor yazar. (Cins takıntısı, o sıra yeni moda olmuş “psikanaliz”le ilgili diyaloglar ve köpeği psikanalize götürme önerileri, dışarıdaki algılarına duydukları büyük saplantı vd.) İnsanların Csutora ile yaşadıkları üzerinden insan doğasına, iktidarla ilişkimize, hükmetme arzumuza, egolarımıza, komplekslerimize dair öyle çok şey anlatıyor ki. Aslında bir köpeği anlatıyor gibi gözükürken insanın karanlık yanına dair bir şeyler söyleyen bir roman bu ve Marai’nin bu işte ne kadar mâhir olduğunu önceki romanlarından da biliyoruz.

Ha ama köpeği de çok iyi anlatıyor, orası muhakkak. Kendini bir türlü o eve ait hissedemeyen Csutora’nın duygularını anlattığı bazı yerlerde çok fena oldum, içim parçalandı.

Marai’nin diğer romanları kadar ihtişamlı olmasa da yine de çok güçlü bir metin Csutora. Bitirirken: İnsanları sevmek çok zor sahiden. Keşke sadece köpekleri severek yaşayabilmek mümkün olsa!
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Perde Arası / Toplu Eserleri 8
Ya valla salak gibi gözükmek pahasına söylüyorum: Woolf’un bu kitapta ne anlatmak istediğini kesinlikle anlamadım. Kitabın sonunda konuşma yapan rahip karakteri gibi “tam ne amaçladınız” diye sormak istiyorum. İntiharından önce yazdığı son romanı, muhtemelen yeterince düzeltememiş, o nedenle bazı kısımlar havada kalmış gibi geldi. (Belki de hiç yayınlanmamalıydı ama Leonard Woolf benden iyi biliyordur muhtemelen tabii ki.) Evet, nesir her zamanki gibi çok güçlü, bu arada epey de akıcı kitap, okunuyor, akıyor, ama Woolf’un genel kuvvetinde değil kesinlikle. Herhalde şu cümle miydi meselesi: değişik roller oynuyoruz ama aslında hepimiz aynıyız? Bilemiyorum. Neyse. Vaziyet budur.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir Kadın Bir Ev Bir Roman
Ya valla kimi öykücülerimiz romancılarımız okusun da sıradan bir hikâyeden nasıl edebiyat devşirilir, her cümlenin sonuna ünlem koymadan, kendini ve yazdığını çok da ciddiye almadan nasıl kitap yazılır görsün istiyorum. Üstelik de bunu çok sevdiğim Alman yazar Wilhelm Genazino'nun diğer kitaplarına kıyasla epey zayıf bulduğum "Bir Kadın Bir Ev Bir Roman" kitabı söyletiyor bana.

Genazino'yu genelde orta yaşlı ve yaşı itibariyle geriye dönüp o güne dek yaptıklarını sorgulayan, kafası karışık anlatıcılarıyla biliriz. Bu defaki anlatıcımız 18 yaşında - ancak bir yandan da değil sanki. 18 yaşında birinin ağzından yazmayı pek de başaramamış gibi yazar; o yaşta biri için fazla derinlikli düşünüyor anlatıcı, bir ergenin sahip olabileceğinden çok daha fazla bütünlüklü bakma, çerçeveleme ve analiz etme yeteneğine sahip ve bir süre sonra ikna edici olmamaya başlıyor.

Karakterimiz liseyi yarım bırakmış ve yarı zamanlı olarak işçilik ve gazetecilik yapan bir genç. Aslında bir roman yazmak istiyor, "bir kadına, bir eve ve bir romana" ihtiyacı olduğunu tespit etmiş, kitabın adı da buradan geliyor. Yaptığı işler sayesinde yeni insanlarla tanışmasını, hayatta kendisine neyin iyi neyin kötü geldiğini keşfetme sürecini, kibir ve vicdanla ilk ilişkilenmelerini okuyoruz. (Buralar bence çok güzeldi.) Genazino'nun diğer kitaplarından bildiğimiz gözlemciliğini bu kitapta da görmek mümkün ama diğer eserlerindeki kadar etkileyici biçimde bakamıyor bence karakterlerinin türlü hallerine.

Tatlı, iddiasız, yer yer anlatımı epey doyurucu olan, yer yer biraz yavan kalan bir metin bu ama başta söylediğime geleyim; iddiasızlığıyla barışıklığı bence çok lezzetli; bizim edebiyatımızda arayıp da bulamadığım şey tam da bu işte. Ben severek okudum zira Genazino'yu özlemiştim ama Aşk Aptallığı, O Gün İçin Bir Şemsiye yahut Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk'un tadını bulamadığımı belirtmem lazım. Yine de Genazino candır bence, canımızdır.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yaşamak
Ya valla huysuz damgası yemeyi göze alarak yazıyorum: bu kitabı niye bu kadar çok sevdiğinizi hiç anlamadım. Epey, hatta baya vasat bir kitap bence kendisi. Hikâye bildiğiniz melodram. Dünyanın tüm felaketleri başına gelmiş bir insanın hayatını dinliyoruz. Dil ve anlatım son derece kötü, arka arkaya olayları sıralayıp duruyor yazar, hâl böyle olunca karakterler de son derece tek boyutlu kalıyor. Ve tüm bu olaylar büyük bir yüzeysellikle geçilmiş. (Aklıma Marquez ve Yüzyıllık Yalnızlık geliyor, orada da üst üste olaylar okuyup duruyoruz evet, ama nasıl nefis bir dille ve aralara serpiştirilmiş küçük bilge cümlecikler ne çok şeyi değiştiriyor.) Yalın anlatıya her zaman varım (Zambra da yalın mesela ama derinliksiz değil!) fakat bu basbayağı kötü yazılmış bir kitap. Saymadım ama en az 25 kere “bir felaket olacağını kim bilebilirdi ki / hastalanacağı kimin aklına gelirdi ki / onu bir daha görmeyeceğimi kim tahmin edebilirdi ki” cümlesi geçiyor, her olayı anlatmaya aynı cümleyle başlıyor yazar, bu ne tekdüzeliktir yahu, 7 yaşında bir çocuk bile daha zengin bir dil konuşmayı becerebiliyor. Üzülerek söylüyorum ki bu kitabın özellikle Batıda bunca alkışlanması hatta filme çekilmesi filan bence epey siyasi saiklerle olmuş. Yazar Çin Kültür Devrimi’ni sertçe eleştiriyor, ardından yaşadıkları fakirliği ve parti politikalarındaki acımasızlığı açıkça ortaya koyuyor, bana sorarsanız biraz işlevsel bulunup araçsallaştırılarak göklere çıkartılmış, malum Batı sever böyle şeyleri. Sanırım sadece ilk ve son 5’er sayfasını sevebildim ben. Olmadı valla, hiç olmadı.
Yanıtla
14
1
Destekliyorum  25
Bildir
Yanıtları Göster
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Neden Yazıyorum
Ya valla bunlar çok güzel, Orwell’in eserlerindeki dünyanın arkasını anlamak isteyenler için birebir. “Edebiyat Üzerine”de yazarın ütopyalar ve distopyalara dair fikirleri, komünizm ve kapitalizme dair oldukça ilginç analizleri ve “sol edebiyat”la ilgili çok kafa açıcı analizleri var. “Faşizm Kehanetleri” yine ağırlıklı edebiyat eleştirilerinden oluşuyor, içindeki “Milliyetçilik Üzerine Görüşler”e bayıldım. “Neden Yazıyorum”, aslında daha önce okuduğum “Bir İdam” ile büyük ölçüde çakışıyordu, benzer bir derleme. Ama Orwell’in meşhur “Bir Fili Vurmak” öyküsü de bu kitapta. 7 sayfalık bir metin nasıl ciğerinizi sökebilir deneyimlemek isterseniz tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Edebiyat Üzerine
Ya valla bunlar çok güzel, Orwell’in eserlerindeki dünyanın arkasını anlamak isteyenler için birebir. “Edebiyat Üzerine”de yazarın ütopyalar ve distopyalara dair fikirleri, komünizm ve kapitalizme dair oldukça ilginç analizleri ve “sol edebiyat”la ilgili çok kafa açıcı analizleri var. “Faşizm Kehanetleri” yine ağırlıklı edebiyat eleştirilerinden oluşuyor, içindeki “Milliyetçilik Üzerine Görüşler”e bayıldım. “Neden Yazıyorum”, aslında daha önce okuduğum “Bir İdam” ile büyük ölçüde çakışıyordu, benzer bir derleme. Ama Orwell’in meşhur “Bir Fili Vurmak” öyküsü de bu kitapta. 7 sayfalık bir metin nasıl ciğerinizi sökebilir deneyimlemek isterseniz tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Faşizm Kehanetleri
Ya valla bunlar çok güzel, Orwell’in eserlerindeki dünyanın arkasını anlamak isteyenler için birebir. “Edebiyat Üzerine”de yazarın ütopyalar ve distopyalara dair fikirleri, komünizm ve kapitalizme dair oldukça ilginç analizleri ve “sol edebiyat”la ilgili çok kafa açıcı analizleri var. “Faşizm Kehanetleri” yine ağırlıklı edebiyat eleştirilerinden oluşuyor, içindeki “Milliyetçilik Üzerine Görüşler”e bayıldım. “Neden Yazıyorum”, aslında daha önce okuduğum “Bir İdam” ile büyük ölçüde çakışıyordu, benzer bir derleme. Ama Orwell’in meşhur “Bir Fili Vurmak” öyküsü de bu kitapta. 7 sayfalık bir metin nasıl ciğerinizi sökebilir deneyimlemek isterseniz tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi
Ya valla bu Japonların acayiplikleri beni biraz geriyor ne yalan söyleyeyim. Taraflar razı olduğu müddetçe cinsellikte herhangi bir şeyin “sapkınlık” olarak nitelendirilemeyeceği kanaatindeyim ama bazısı da zorluyor açıkçası. Japon edebiyatından ne okusam aynı şey – çok acayip, tuhaf, sıradışı cinsel fanteziler ve/veya eylemler… Nitekim “Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi” bana Mişima’nın “Aşka Susamış”ını hatırlattı, hikâyeler çok benzer, gelinine ilgi duyan kayınpeder ve bu ilgiyi biraz besleyip biraz istismar eden genç kadınların öyküleri ikisi de. Bilemiyorum ‑ yaşlanan insanın kendiyle ilgili algısının gerçeklikte kopukluğuyla ilgili kısımları, Japon kültürü ve toplumundaki dönüşümler filan ilginç olmakla beraber çok da benlik değildi. Dilini de biraz kuru buldum. Daha önce okuduğum Tanizakilerden “Anahtar”ı daha çok beğenmiş (ki o da çok rahatsız ediciydi), “Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın”ı ise epeyce sevmiştim, bu pek hitap etmedi bana. Böyle, bilginize.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Oswald Amcam
Ya çok seviyorum Roald Dahl seni, aşırı çok. En son bir Roald Dahl romanı okuduğumda 11 yaşında filandım sanırım. 20 küsur sene sonra yine aynı heyecan ve merakla okudum, Dev Şeftali’yi, Çarli’nin Çikolata Fabrikası’nı, Yaman Tilki’yi filan okurken aklı çıkan çocuk oluverdim yine. Dahl yine süper komik, hikâye inanılmaz zekice kurgulanmış ve çok absürt. Geçtiğimiz yıllarda okuduğum öykülerini de çok sevmiştim ama romanlarının lezzeti de bir başka gerçekten. İyi ki.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İkbal Vurucu’nun kaleme aldığı bu eser, akıcı dili sayesinde kendini rahat okutuyor. Kitap, farklı makalelerin bir araya getirilmiş hâli gibi ilerlediği için tempo hiç düşmüyor ve okuyucu sıkılmadan devam edebiliyor.

“Kürt sorunu” gibi cesur ve hassas bir konunun Türk milliyetçiliği perspektifinden ele alınması dikkat çekici olmuş. Yazar, meseleye yalnızca yüzeysel yaklaşmıyor; tarihî ve siyasi arka planı da detaylı şekilde incelemeye çalışıyor. Bunun yanında kitapta yer alan bazı bakış açıları, okuyucuya farklı değerlendirmeler yapma imkânı sunuyor.

Konuya ilgi duyanlar için okunabilecek, düşündüren bir çalışma.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir