Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kahramanımızın çok çalışarak çok zengin olmuş bir ebeveyni var ve onun en güzel okullarda, kurslarda en iyi eğitimi alıp parlak bir genç olması için çabalıyorlar. Ancak onun ne isteyip istemediğini hiç önemsemiyor olmaları Jeremiah'ı bunaltıyor. Bir gün ilginç bir enstrüman keşfediyor ve çalmayı öğrenmek istiyor. Ailesi buna karşı çıkınca banjosunu dahi kendi yapmak zorunda kalıyor. Hikayenin sonunda okur Jeremiah'dan asla pes etmemeyi, hayallerinden vaz geçmemeyi, samimi bir dostun hayatı nasıl çekilir hale getireceğini öğrenecek. Bu bakımdan tavsiye ederim. Bununla birlikte yazarın özellikle kahramanın banjosunu nasıl yaptığını anlattığı sayfalarda resim olmamasının anlatımı biraz sıkıcı halde bıraktığını belirtmem gerekiyor.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ramazan’a Çöle İnen Nur ile başlamıştım. Çok şükür bir haftada bitirdim ve nihayet merakla okumayı beklediğim bu kitaba başladım. Daha kitabın başında günlük hayatımıza uyarlanabilir o kadar güzel örnekler ve öneriler okudum ki anlatamam tadı damağımda kaldı ve daha kitabın başındayım. Bu sene sevdiklerime arkadaşlarıma Ramazan hediyesi olarak Fatma hocamın bu kitabını aldım. Anneme, iki arkadaşıma, teyzeme. Ve belli ki daha alınıp hediye edilecek. Biri bana bu kitabı hediye etse çok mutlu olur ve çok heyecanlanırdım.
Yanıtla
10
0
Destekliyorum  3
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sanatçı Ömer Zülfü Livaneli'nin 'Mutluluk' kitabını okumamış ama filmini seyretmiş ve çok beğenmiştim. Bu kitap onun ikinci kitabı imiş ama ben daha yeni okudum. Daha önce 'Huzursuzluk' ve 'Serenad' kitaplarını okumuş ve çok beğenmiştim. Bu kitabını da çok beğendim ve elimden bırakamamacasına bir günde bitirdim. Yüzü aşkın baskı yapmasına şaşırmamalı. İyi bir müzisyen olduğu kadar, iyi bir romancı olduğuna bu kitabı okuduktan sonra iyice inandım Livaneli'nin. Evi ile bütünleşen Leyla'nın hüzünlü hikayesini bitirdiğimde iki damla yaşın gözlerimden akmasına mani olamadım. Hâlâ okumadı iseniz alıp mutlaka okumanızı öneririm.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Şiirlerin karşılığı her okur için farklı farklı olabilmektedir. Kaynayan su, patatesi yumuşatırken, yumurtayı sertleştirmektedir. Aynı bunun gibi şiirin etkisi her ne kadar değişimler gösterse de etkisi hep olumlu cihette kendini göstermektedir. Her okur kendi muhayyilesi ölçüsünde şiirlerle bağ kurabilmektedir. Einstein’ın dediği gibi “Ne gördüğünü teorin belirler” anlayışındaki gibi bir etkileşimle sonuçlanacaktır. Ez cümle, umut nüveleri barındıran, çağrışımı yüksek olan sesli şiirler bunlar. Şekva barındırmayan, içtenlikle yazılmış şiirler. İlk şiir kitabından sonra muhtemeldir ki şiirler de değişimler olmuştur ama ilk kitabın sesi, seslenişi, yalınlığı, heyecanı ve farkındalığı hep var olacaktır.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ayşe Kulin'in hayatını tüm içtenliği ile paylaştığı satırlarda kimi yerlerde gözlerim doldu, kimi yerlerde kahkahalarıma engel olamadım. Kitaptaki en beğendiğim pasaj İkinci Dünya Savaşı sırasında genç diplomatlarımızdan Almanya'da çalışanların, Hitler rejiminin zulmünden kurtardıkları Yahudilerin anlatıldığı bölümdü. Dönemin insanlarının zarafeti, yaptıkları düpedüz kahramanlık olan bu müthiş olayı böbürlenerek anlatmak yerine bunu devlete mal etmeleri, dönemin cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün savaşa ilişkin söyledikleri... Yazarken bile duygulanıyorum. Konuyu değiştireyim. Kitapta daha önceden yazdığı kitapların yazılış hikayeleri, annesini kaybettiği dönem (yine paramparça okuduğum bir bölüm), yol arkadaşını tanıdığı dönem, yaptığı çeşitli işler ve edindiği tecrübeleri içeriyor. Ayşe Kulin'e aşinaysanız, otobiyografi okumayı seviyorsanız, Hayal'i de ıskalamayın.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Açık bir dille söylemek gerekirse kitabı elime alıp ilk sayfalarını okumaya başladığımda daha çok bisiklet sporu üzerine bir kitap okuyacağımı sanmıştım. Fakat birkaç sayfa sonra kariyer odaklı çok önemli sözler ve deneyimler öğrenmeye başladım. Ardından çok daha güzel bir şekilde önemli yazarlardan alıntılar görmeye başladım ve bunların hemen hepsi bisiklet üzerine yazılsa da aslında hayata ve kariyere dokunuyordu. Bu noktada eklenen aforizmaların ve hikayelerin çok güzel seçildiğini söyleyebilirim. Tam da kariyerime başlayacağım zamanlarda ve kafamda çeşitli sorular ve tedirginlikler bulunuyorken beni ferahlatan bir kitap oldu. Herkese gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim ve ben de dahil olmak üzere bir çok genci bisiklete başlatabilecek çok değerli bir kitap. SAKA' nın önemini hatırlayarak kariyerime ve hayatıma devam edeceğim. Tekrardan emeği geçen herkesin eline sağlık diyor bu eser için teşekkür ediyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Küreselleşmeyle ilgili yazılmış en kapsamlı ve en güncel kitaplardan biri. Ekonomik, sosyal, kültürel, siyasal açıdan küreselleşmeyi çok boyutlu bir şekilde ele alan bu kitabın herkesin ilgisini çekeceğini düşünmekteyim. Özellikle pandemi döneminin etkilerine de değinilmiş olması kitabı diğer küreselleşme kitaplarından ayırıyor. Bazı küreselleşme kitaplarında sadece ismen geçen ya da yüzeysel anlatılan mali sorunların "Küreselleşme ve Mali Sorunlar" başlığı altında ayrı bir bölümde ayrıntılarıyla incelenmiş olması da kitabın değerini artırıyor. Şimdiden herkese iyi okumalar dilerim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sürmeli, Kahveli ve Çiçekli isimli üç ineğiyle mutlu bir şekilde yaşayan çiftçinin çiftliğine şehirden takım elbiseli bir ziyaretçi gelir. Çiftçinin kendisine ikram ettiği sütlerin tadını çok beğenir ve sütleri şehirde satmayı teklif eder. Ve daha çok süt üretmek için takım elbiseli adamın isteğiyle çiftliğe sürekli yeni inekler getirilmeye başlanır. Çiftçinin ilk başta akşam olunca her ineğine iyi akşamlar demesi ve onları öpmesi, çiftliğe yeni gelen her ineğe isim vermesi ama inekler çoğalınca onlara zaman ayıramaması artık ineklere verecek isim bulamaması ve sırtlarına numara vermesi.
Daha çok inek daha çok süt daha çok daha çok... Para hırsı, hep daha fazlasını isteme çocuklara edebi bir dille çok hoş bir şekilde anlatılmış. Ayrıca kitapların çizimlerindeki ayrıntılar da nefis.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
7 Ekim 1835. Puşkin’e yazıyor Gogol:

“Bir iyilik istiyorum, bir konu ver bana. Komik olsa da olmasa da fark etmez; yeter ki tamamıyla Rusya’ya ait bir hikaye olsun.”

1837 başında ölen Puşkin’in cevabı Gogol’a ulaşmış mıdır bilmiyorum; ama Müfettiş’in ortaya çıkışı ulaştığını gösteriyor.

Ne istiyordu Gogol…

Komik olup olmaması önemli değil. Sanıyorum tirajikomik bir durum var burada.

Rusya’ya ait olsun diyordu. Peki Rusya nedir? Aksak bürokrasi. Bitmeyen derecede memurlar. İşlemez olmuş düzenin sitemkar vatandaşları.

Evet. Hepsi mevcut burada. Kalabalık isim kadrosu, akıcı bir dil ve etkileyici konu. Kült bir eser zaten. Yeni bir şey söyleme şansım yok. Seveceksin.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Doğu Ülkeleri Tarihinin Altın Çağı
Orta Çağ Batı’ya göre karanlıktır. Zira iptidai şartların etkisiyle medeniyetin olgunlaşmasını tamamlayamadığı koşullar Avrupa’nın genelinde etkisini gösterir. Ama aynı dönemlerde Doğu, uygarlık manasında Batı’yla kıyaslanmayacak derece ileridedir. Batı’nın Doğu’yu daha fazla tanıdığı günlerin başlangıcı ise Haçlı Seferleri’ne tekabül etmektedir. Bu dönemleri anlatan kaynakların ayrı bir hususiyeti vardır. Bir kere medeniyetlerin çarpışmasının tüm etkileri yazılanlara yansır. Kavga günleri milli kimliklerin tarihine olan ilgiyi de arttırır. Bu yüzden eline kalemi alan her müellif ötekini daha iyi anlamlandırabilmek için devrine ışık tutmaya çalışır.

Döneminde yazılan eserler sadece çağına ve o çağın ileri gelenlerine ışık tutmayıp gelecekte yaşayan nesillere de yüksek kıymeti haiz bilgileri ulaştırırlar. Misal yazımızda ele alacağımız Kilikya Ermeni Krallığı’nda önemli bir asilzade olan Korykos (Mersin Erdemli yakınlarında) Hâkimi Hayton “Doğu Ülkeleri Tarihinin Altın Çağı” isimli eseriyle eşsiz tarihi bilgiyi okurlarıyla buluşturur. Hayton, 13 ve 14. yüzyıllarda bugünkü Anadolu sınırları içinde Ermeni Krallığı’nda yaşamıştır. Dönemin Anadolu’su deyim yerindeyse savaş meydanını andırmaktadır. Batı’dan gelen Haçlılar, Doğu’dan gelen Moğollar Müslüman kimliği ile bölgede tutunmaya çalışan Türklerin üzerine arkası gelmeyen akınlar yapmaktadır. Bölgedeki Hristiyan unsurların tek hedefi kutsal mekanlar üzerinde hakimiyet kurmak olduğu için diplomasi o güne değin kullanılmadığı kadar etkili işlemektedir.

Korykoslu Hayton ise edindiği tarihi bilgileri devrin uluslararası ilişkilerinde silah olarak kullanmak istemiş olacak ki yeni bir haçlı seferini planlar. Yapmış olduğu projeyi bir tarih tezi üzerine temellendirerek, bölgede Moğolların desteğini alarak kutsal toprakların tekrar Hristiyanların eline geçmesini tahayyül eden Hayton; tasarılarını dönemin Papasına sunar. Yani deyim yerindeyse Hayton’un eseri kabaca bir işgal ve harp planı olarak nitelendirilebilir. Ama Hayton eserinde sadece savaş kazanma stratejilerinden bahsetmez.

Hayton’un eseri 4 bölüm (kitap) halinde tasarlanmış olup, her bir bölüm kendi içerisinde kısımlara ayrılmıştır. Hayton ilk üç bölümde tarihi bilgiyi vermiş, son bölümde ise meşhur planını deşifre etmiştir. İlk bölümde Asya’nın önemli bölgeleri farklı başlıklar (Kitay, Tarse, Türkistan, Harzem, Kumanya, İran, Türkiye vs.) altında ele alınmış olup, mezkûr yerlerin siyasi tarihi ve sosyo-kültürel hayatı genişçe izah edilmiştir. İkinci bölümde ise Asya İmparatorluklarının (Sasaniler, Türkler, Araplar vs.) tarihi anlatılmıştır. Bölgenin önemli devletlerinin geçmişi Hayton’un kendi dönemine gelinceye kadar ikinci bölümde izah edilmiş olup, üçüncü bölüm başlığı altında Moğol tarihi merkezinde müellifin yaşadığı olaylar üzerinde daha detaylı durulmuştur.

Hayton eserini nasıl yazdığını da belirterek kendi metodolojik yaklaşımını ortaya koymuştur. Moğollarla ilgili verdiği bilgileri kendi tarihlerinden aldığını belirtmiş, Kilikya Ermeni Kralı olan amcası 1. Hetum’dan da Moğol tarihinin ilk dönemlerine ait verileri toplamıştır. Tabii kendi dönemine ait anlatıları olayların direk içinde olduğu için daha detaylı bir şekilde okuruna sunmuştur.

Hayton’un devrin kaynaklarını iyi okuduğu ve takip ettiği çağdaşı olan yazarlarla benzer ifadeleri kullanmasından anlaşılmaktadır. Kendi tezine dayanak oluşturacak bilgilerin üzerinde daha fazla dururken bazen tarihi verileri çarpıtarak, Papa’yı yeni Haçlı Seferi için ikna etmeye çalıştığı da dikkat çekmektedir. Özellikle Moğolların tarihine dair verdiği malumatta onların Hristiyanlığa müsamahalı pozisyonları sık sık yinelenir. Zaten planının ana merkezi Moğol-Hristiyan ittifakı üzerine kurulduğu için böyle bir desteğin vaki olduğu güçlü bir dille kanıtlanmak istenir. Ayrıca Hayton’un maddeler halinde planını sunması ön hazırlık ve genel taarruz gibi bir program çizmesi, onun savaş stratejisine vukufiyetini kanıtlamaktadır. Misal ön hazırlık aşamasında Hayton’un maddelendirdiği stratejik basamaklar Sun-tzu’nun Savaş Sanatı eserini hatırlatır.

Hayton’un bilgi vermeyi ve yönlendirmeyi amaçlayan üslubuna ek olarak bazen dilinin doğal olarak Müslümanlara karşı fazlasıyla saldırgan olduğunu da belirtmek gerekir. Savaşın bir cephesinin diğerine karşı tutumunu yansıtan bu yaklaşımıyla Hayton mutaassıp bir Hristiyan olduğunu kanıtlamaktadır. Zaten yaşamının ilerleyen dönemlerinde inzivaya çekilerek kendini dine adayacağını belirtmesinden bu tutumu anlaşılmaktadır. Bu yüzden Hayton’un yazdıklarının sübjektif yönü dikkate alınmalıdır. Üstelik sübjektif tavrı sadece Hristiyan kimliğinden kaynaklanmaz. Şahsi problemlerinden dolayı da taraflı davrandığı konular bulunmaktadır. Misal Hayton husumeti olduğu Kilikya Ermeni Kralı 2. Hetum konusunda da objektif yorum yapmaz.

Eserin en güçlü yönü onun çeviri ve hazırlanmasında yatmaktadır. Günümüzde bazı birincil kaynakların sadece çevirisinin sunulduğu ya da gerektiği gibi notlandırılmadığı malumdur. Fakat ele aldığımız eser için böyle bir şey söz konusu değildir. Eser, Türk tarihi konusunda velut bir kalem olan Altay Tayfun Özcan tarafından layıkıyla hazırlanmış olup, eserin yarıya yakın bir kısmı Özcan’ın notlarından oluşmaktadır. Bazen notlar deyim yerindeyse küçük bir makale edasıyla okura olan görevini ifa etmektedir.

Özcan’a bu kadar iş düşmesinin önemli sebeplerinden birisi de Hayton’un fazlasıyla müdahaleyi zaruri kılan tarzıdır. Hayton’un bazı bilgileri bilerek ya da bilmeyerek çarpıtması çevirmenin haklı müdahalelerinin önünü açmıştır. Ayrıca Hayton isimlendirmelerde de kendi lehçesinin ya da söyleyişinin özelliklerini gösterdiği için yer ve şahıs isimleri sık sık Özcan tarafından tashih edilerek sunulmuştur. Bununla beraber Hayton’un yazdıkları dönemin kaynaklarıyla karşılaştırılarak tahlil edilmiştir.

Eserde yazılan her bir cümlenin hazırlayan tarafından tartılması, okurun daha geniş bir bakış açısı kazanmasını sağlamaktadır. Hayton’un sözlerinin üzerinde yapılan uzun analizler notlar vasıtasıyla okura ulaştırılırken, her bir dipnottaki zengin kaynak terkibi eserin hazırlanmasındaki emeği gözler önüne sermektedir. Bu sayede eserin kaynak sıfatının üzerine katma değer eklendiği açıktır. Günümüzde tarihi bilginin güvenirliği söz konusu olduğunda hâkim yaklaşımın güven telkin etmekten ziyade sathi aşamada kaldığı düşünülürse, Özcan’ın ders niteliğindeki üslubunu benimsememek mümkün değildir.

Orta Çağ’ı Batılılar için karanlık yapanın aksine Türkler için karanlık yapan kaynakların azlığı mevzusudur. Bu yüzden eldeki Orta Çağ kaynaklarının dilimize kazandırılması önemlidir. Hayton’un eseri kaleme alındığı dönemde Avrupa’da yüksek ilgiye matuf olmuştur. Oysaki Türkçeye çevrilmesi çok zaman almıştır. Buradan Batılıların karanlığı tersine çevirme konusunda daha ilgili olduğu sonucuna ulaşmak mümkündür. Kendi tarihimizi Orta Çağ’ın karanlığından aydınlık çıkarırcasına tahlil etmek için Doğu ülkelerinin altın çağını iyi bilmek şart…


Yanıtla
6
0
Destekliyorum  1
Bildir