Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aşık Kadınlar
Beni bitirdi bu kitap, uzun süredir okuduğum en brutal şeydi sanırım. Bu kitapta mutlu hiçbir şey yok. Bir diğer Avusturyalı olan Thomas Bernhard’ı andım sık sık, ama Bernhard beni eğlendiriyor zaman zaman, Jelinek sağolsun öldürdü. Üstelik bu en az şiddet ve sadizm barındıran eseriymiş, vay halimize o zaman. Kendisi Nobel alınca jüriden istifa eden Knut Ahnlund’un dediği gibi “kaotik, pornografik” ve rahatsız edici gerçekten. Ha peki sevdim mi, açıkçası çok sevdim. Hakkında kopan tartışmalara şaşırmamak lazım, sığ bir bakışla kadınları çokça aşağılıyor gibi görünebilir ama aslında devasa bir toplum, kapitalizm ve ataerki eleştirisi var kitapta. Çevirmenin önsözde yazdığı doğru; bu kitapta aşktan çok nefret var. Aile denen kurumun ne biçim bir yalan olduğunu suratımıza ‑hem de epey sert şekilde‑ çarpıyor yazar. Özellikle geleneksel bir çevrede yetişen kadınların okumasını çok isterim. Belki çok ağır gelecektir ama ezberlerimizle yüzleşmeye hepimizin ihtiyacı var ve her zaman da iyi hissetmek için okumuyoruz, değil mi?
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Benzersiz Kızım
Bende mi bir sorun var acaba bu ara, bilmiyorum ki? Yine büyük umutlarla başladığım bir kitabın beklentimi karşılamamasından muzdarip oldum. Meksikalı yazar Guadalupe Nettel’in, geçen sene Uluslararası Booker Ödülü’nün kısa listesine kalan “Benzersiz Kızım” romanını... nasıl diyeyim, yer yer parlak bölümleri olmakla beraber genel olarak epey ham bulduğumu söylemek zorundayım. Hem Booker’a, hem de arka kapaktaki Annie Ernuax ve Enrique Vila-Matas övgülerine rağmen üstelik, maalesef.

Şahane bir malzemeyi bence harcamış Nettel. Aslında günümüzde pek çok kadının kafasını meşgul eden temel bir konuyu ele alıyor: annelik meselesi. Anneliğe dair pek çok şeyi didikliyor, biyolojik annelik, geleneksel haliyle annelik, anne olmadan bir çocuğa annelik etme hali, özel bakım isteyen bir çocuğun annesi olmak, konular bunlar olunca elbette kadın olmak; özellikle Meksika gibi ataerkil ve kadına karşı şiddetin bunca yaygın olduğu bir toplumda kadın olmak ve hatta yalnız bir kadın olmayı seçmek. Mevzu olağanüstü leziz ama işte içerik doyurucu değil.

Bir kere Tanrı anlatıcı ve birinci tekil şahıs arasındaki geçişler çok yorucu. İkisinin bu biçimde beraber kullanılmasının okuru çok yabancılaştırdığını düşünüyorum. Yer yer sözü alan anlatıcımız Laura’ya dair ne hissediyorum diye sordum kendime, bir şey hissedemiyorum çünkü neredeyse 200 sayfanın sonunda kendisini yeterince tanıyabildiğimden emin değilim. Anne olmamayı seçen Laura ve anne olmaya karar veren ancak yaşama şansı epeyce düşük bir çocuk dünyaya getiren Alina’nın arkadaşlığı da aynı biçimde çok yüzeysel aktarılmış diye düşünüyorum. Alina’nın çocuğunun sağlıklı olmayacağını öğrendiği süreci ve girdiği sorgulamaları müthiş yazmış Nettel ama onun dışındaki bölümlerde kitap derinleşmemek için çaba sarfediyor gibi resmen. Keşke bu kadar çok hikâyeyi harmanlamak yerine daha az şeyi daha katmanlı biçimde anlatmayı seçseymiş yazar.

Neyse. Şu alıntıyla bitireyim bu huysuz incelemeyi.

“Eşini yitiren biri için özel bir sözcük vardır, bir de ana babasını yitiren çocuklar için. Oysa çocuğu ölen ana baba için böyle bir sözcük yok. Öylesine korktuğumuz, kabul edilemez bulduğumuz bir şey ki bu, adını koymamaya karar vermişiz.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bitik Adam
Ben şimdi Viyana'dayım ve elimde bir Thomas Bernhard kitabı tutuyorum - bundan daha güzel kaç şey olabilir, sorarım! (Bernhard mezarında beni duyuyorsa “benim Viyana’dan nefret ettiğimi bilmiyor musun” diye sinirleniyor olabilir, biliyorum Thomas amca gayet iyi biliyorum ama sen her yerden nefret ediyorsun, burası en azından senin şehrin.)

Viyana'yı ayrı, Bernhard'ın huysuzluğunu, öfkesini ayrı özlemişim. Bir insan ancak bu kadar güzel homurdanıp, bu kadar güzel söylenip, bu kadar güzel sayıklayabilir.

Bu kitabı Bach'ın Goldberg Varyasyonları'nı dinleyerek okudum, zira kitabın tam göbeğinde onlar oturuyor. Kanadalı piyanist Glenn Gould'a 2 hayali arkadaş ekliyor yazar, biri anlatıcımız, biri de "bitik adam"ımız Wertheimer. Bir piyano kursunda tanışan bu 3 arkadaşın öyküsünü okuyoruz kitap boyunca.

Bu üçlüden hayatta kalan tek kişi olan anlatıcımız öyküyü aktarıyor bize; Viyana'ya da, Salzburg'a da, piyanoya da, virtüözlüğe de, hayata da sövüyor bunları yaparken - zaten bir Bernhard eserinden beklediğimiz tam da bu değil midir? Oturup beraberce insanlardan tiksinmek - ama işte bunu bu lezzete yapabilmesi olacak iş değil gerçekten.

Bir nefeslik bir diyalogdan oluşan kitap, tabii ki kolay bir okuma değil. "Diye düşündüm" diye biten cümlelerin her birini anlamak için duraksamak gerekiyor, çünkü kocaman ve çok derinlikli şeyler söylüyor yazar. Hırs, aile, varoluş sıkıntısı, öfke, kıskançlık, mutsuzluğun biçimleri ve sanatsal üretim kitabın ana izlekleri.

Herkes okusun demem, diyemem ama hak ettiği dikkati verirseniz sizi pişman etmeyecek o özel kitaplardan biri bu - tüm Bernhard eserleri gibi.

"Onu çeken, insanların mutsuzlukları içindeki halleriydi, insanların kendileri değildi, mutsuzluklarıydı ve insanın olduğu her yerde buna rastlıyordu, diye düşündüm, insankolikti o, çünkü mutsuzluk özlemi çekiyordu. İnsan mutsuzluktur, dedi hep, diye düşündüm, yalnızca budala olan bunun aksini savunur. Doğmak mutsuzluktur, dedi, yaşadığımız sürece de bu mutsuzluğu sürdürürüz, bir tek ölüm kesip atar bunu. Bu, hep mutsuzuz demek değildir, mutsuzluk yoluyla mutlu olabiliriz, dedi, diye düşündüm."
Yanıtla
0
2
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“Ateş ve Sır” sadece bir aşk hikâyesi değil, insanın içsel yolculuğunu da anlatan tasavvufi yönü güçlü bir kitaptı. Başta daha çok dünyevi bir aşk hikâyesi gibi ilerlese de zamanla aşkın insanı nasıl dönüştürdüğünü ve ilahi aşka nasıl evrilebildiğini hissettiriyor. Özellikle karakterlerin yaşadığı manevi sorgulamalar kitabın ruhunu oluşturmuş.
Nalan Güven’in dili sade ama yer yer çok etkileyici cümleler vardı. Tasavvufi anlatım ağır olmadan verilmiş, bu yüzden konuya çok hâkim olmayan biri bile rahat okuyabilir. En sevdiğim tarafı ise aşkın sadece bir insana duyulan his olarak kalmaması, insanın kendini ve Yaradan’ı arayışına dönüşmesiydi.
Bazı bölümlerde tempo biraz yavaşladı ama kitabın verdiği manevi his bunu dengeledi. Okurken sadece olayları değil, altındaki anlamları da düşünüyorsunuz. Tasavvuf temalı, manevi yönü güçlü kitapları sevenlerin etkilenebileceğini düşünüyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Stoacı filozoflardan Seneca'nın yazdığı öfke üzerine adlı bu kitapta; Seneca öfkeyi önce kavram olarak iyice açıklamış. Ondan sonra da tarihi şahsiyetler ve olaylar üzerinden somutlaştırmış. Böylece kolay anlaşılır ve zor unutulur hale getirilmiş. Kitabı ilk kez okuduğum zaman az şey anlamıştım, ikinci defa okuduğun zaman ne kadar az şey anladığımı net fark ettim. Defalarca okunması gereken kitaplardan. Felsefe sevmeyenler korkmayın bu kitabı herkes rahatça anlayabilir, felsefi kavramlar ağırlığı yok, hayatın ağırlığını iliklerinize kadar hissedeceksiniz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bazı yaşanmışlıklar insanın ruhuna geçmeyen bir sızı gibi mühürleniyor. İnsan, vicdanını kaybetmeden bir sürgünden, o dipsiz kimsesizlikten nasıl sağ çıkabilir? 1864 Çerkes Sürgünü’nün feryat dolu anıları arasında dolaşırken, Karadeniz’in neden o günden beri daha hırçın, neden daha siyah olduğunu iliklerinize kadar anlıyorsunuz. Kıyıya vuran açlığın, hastalığın ve bebek seslerinin dindiği o ağır hafıza aslında insanlığın en büyük ahlak sınavı. Sema Soykan vefa, aşk ve vicdan üçgeninde öyle bir denge kurmuş ki, tarihin tozlu mezarlarından fırlayan o parçalanmış hayatlar, bugünün sahte konforuna sert bir tokat gibi inmiş. Karadeniz, bir halkın sessiz mezarlığı ve kanayan vicdanı olmuş. İsimsiz bırakılan binlerce ruhun sızısını kalbinde taşımak isteyenler için Adsız Roman, Unutulanlara karşı yükselen onurlu bir feryat.

Kıyısı olmayan bir acının, denize gömülen isimsiz vedasıdır bu hikaye.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tanpınar severler ve kolikleri için ilginç bir kitap. Tanpınar, Enis Batur'un kitabın 15. sayfasında "Yahya Kemal'in eşiğinde şiire başlayan Tanpınar, gecikmeden Valéry'nin dünyasına çakılır. İki örnek de, bir çağın bitişiyle yenisinin başlayışı arasında köprü işlevi gören, üstelik geçişi görmekle yetinmemiş, bir bakıma bunu sağlamış olma ayrıcalığını taşıyan konumdadırlar...' Tanpınar bence de iki dönemi yaşamakla (Hem Osmanlının son dönemi hem de Cumhuriyetin erken dönemi) görmekle yetinmeyip bir bakıma bizi modernleşme yönünde evrilmemize ön ayak olan yazarımızdır. Enis Batur Tanpınar hakkında ilginç ve değişik yorumlar getirmektedir. Tanpınar'la ilgilenenlere tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Günümüz anne babalarına muhteşem bir ayna görevi görebilecek bir kitap. Kendi küçük dünyamızda boğulup giderken küçük çocuklarımızın kocaman dünyasında bir nesne bile olamamanın verdiği ızdırabın farkında bile olamamak.. Yazar bir çocuğun dünyasına biraz abartılı bir şekilde alsa da bizi ortada kocaman bir gerçeğin varlığını da inkar edemeyiz o da şu ki bir noktada küçük bir çocuğun minik bir çekirdek gibi tonlarca ağırlıkta bir ağaca evrilebileceğini dolaylı da olsa düşündürüyor okuyucuya. Minicik bir yüreğin kocaman karakteri, sonsuz bilgi açlığı, yalnızca bir çocukta görebileceğimiz saflığı büyük küçük her okuyucuya hitap edecektir kanımca. Hele ki çağımızda teknolojinin tasmasını bu denli büyük bir ağırlıkta hissederken kitaptaki eleştirileri ülkece tüm aileler olarak oturup süzgecimizden geçirmeliyiz bir nesli daha heba etmemek için.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İstanbul’dan Cape Town’a, oradan Madagaskar’a uzanan bu hikâye; sadece bir yolculuk değil, köklerinden koparılanların sessiz çığlığı gibi… Azgar Naik’in izinde ilerlerken, bir baobab fidanının metaforuyla insanın aidiyet arayışına tanıklık ediyoruz.

Kitap; göç, vicdan, pişmanlık ve insan kalabilmenin ağırlığını mistik bir anlatımla işliyor. Yazarın dili akıcı ama aynı zamanda düşündürücü. Özellikle felsefi alt metni, okuru hikâyeden koparmadan derin sorgulamalara itiyor. Kısa bölümler ve yüksek tempo sayesinde merak hep canlı kalıyor.

En sevdiğim hissi: Modern bir roman okurken kadim bir masal dinliyormuş gibi olmak. Eğer sadece olay değil, anlam da arıyorsanız bu kitap tam size göre.

️“Her insanın içinde büyüyen bir ‘baobab’ vardır…mesele onunla ne zaman yüzleşeceğini bilmektir.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bayan Unguentine'nın Seyir Defteri
Ben ne okudum ya? Okuduğum en tuhaf metinlerden biri desem abartmış olmam Bayan Unguentine'nin Seyir Defteri için, ki epeyce tuhaf metinler okumuşumdur bugüne dek. Amerikalı yazar Stanley Crawford'un bu çok hayalsi metni hakikaten epey acayip, özgün ve garipti.

Senelerce karaya hiç uğramayan, botanik bahçesine dönüştürülmüş bir mavna Bayan Unguentine. Bu mavnanın üstünde Bay ve Bayan Unguentine yaşıyor; anlatı kadının ağzından bir monolog gibi kurulmuş. Epey karanlık ve kederli bir öykü bu, sıklıkla deliliğe yakınsıyor anlatıcımız, anlattıklarını okurken neresi düş, neresi gerçek anlamakta zorlanıyoruz. Büyülü gerçekçilik midir bu peki, bence değil, hayır, burada başka, daha tuhaf bir şey var; bence ondan daha post-modern bir yere koymalı 1972 tarihli bu kitabı.

Epeyce şiirsel bir dille yazılmış bu metin; evliliğin ve kadın-erkek ilişkisinin en saklı yerlerine bakıyor. Bu iki insanı dünyadan tamamen yalıtarak kendi bozuk gerçekliklerinin içinden anlatıyor ki aslında her ilişkinin kendi bozuk gerçekliğini ürettiğini düşündüğümüzde, yaptığı tercihin ne kadar işlevsel olduğunu anlamak mümkün diye düşünüyorum.

Erkeklerin "sevgi"lerini gösterirken tercih ettikleri performatif yöntemlere dair de çok şey söylüyor kitap. Bay Unguentine'in karısını mutsuz edip etmeyişine aldırmaksızın ona kendi bildiği yöntemle sunduğu görkemli makineler, icatlar... Son sözde Ben Marcus ne güzel söylemiş: "Temel isteklerinden karısını mahrum ederken bile, ona karada umabileceğinden çok daha büyüleyici bir dünya inşa edecektir. Bu; gösteri, boş performans ve ego dolu sevgiyi göstermenin karmaşık bir yoludur. Bayan Unguentine'yi ezecek olan, içinde asla tamamen kaybolmayan bu ironidir."

Küçük ama ağır ağır okunabilen, yoğun, kafa karıştırıcı bir kitap. Anlatının ne kadar değişik formlar alabileceğine dair de cesur bir deney bence. Belirtmeden geçmeyeyim, Suat Kemal Angı’nın çevirisi de kusursuz.

Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir