Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dazai’ye Sel Yayıncılıktan çıkan “İnsanlığımı Kaybedişim” ile başlayıp “Villon’un Karısı” kitabı ile devam ettim. Özellikle “Villon’un Karısı” kitabının çevirmeninin göstermiş olduğu özen bana çeviride dil ve edebiyata hakimiyetin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.

Salt çevirmenleri suçlayamam elbette, nihaheyetinde “editör” de önemli bir role sahip ve edebî hassasiyet taşıması gereken bu kişinin yön gösterici olması gerekir. Bu yönüyle zayıf kalmış bir kitap. Yavan bir okuma hissi verse de farklı çeviri anlayışlarını görmek adına iyi oldu.

Kitapta, “Villon’un Karısı” kitabında da bulunan “Fuji Dağı’ndan 100 Ünlü Manzara” ve “8 Aralık” isimli öyküler haricinde “Tutulan Söz”, “Öğrenci Kız”, “Koş Melos”, “Tokyo’nun Sekiz Manzarası” ve “Karlı Geceden Bir Hikâye” isimli öyküler mevcut.

Dazai’nin zaman zaman ironikleşen nüktedar dehası bu öykülerde de kendini hissettiriyor.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Selçuk Ordusunda sefer organizasyonu üzerine kapsamlı bir literatür çalışması yapılarak hazırlanmış detaylı bir bilimsel çalışma ortaya çıkmıştır. Eserde seferin maddi kaynaklarından başlayarak ordunun toplanması seferde kullanılacak yolların belirlenmesi, yük hayvanlarının ve yemlerinin temini bağlı beylik ülkelerin orduya iştiraki, ordudaki yaşam şekli, aydınlatma aparatları, hendek kazma, yüzen köprüler, kılık kıyafet, sağlık hizmetleri, yiyecekler gibi daha bir çok konuda ayrıntılı bilgiler bulmak mümkündür. Ayrıca eserin bir başka yönü ise resimlerle desteklenmesi öğrendiklerimizin kalıcı olmasını sağlamaktadır. Kısacası savaşın arka planını öğrenmek istiyorsanız doyurucu bilgiler bulacaksınız. Puanlarımla kitabı alma fırsatını veren kitapyurduna çok teşekkür ederim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Babası Ebubekir'in yolculuktan dönmesini heyecanla bekleyen, babasına düşkün, küçük kız çocuğu Aişe... Ablası Esma'nın "Benim küçük kırmızım" diye sevdiği sırdaşı, hiç büyümeyen kız kardeşi Aişe... Peygamberimizin etrafında neşeyle dolaşanı, öğrenmeye meraklısı, kalbi Efendimiz'in sevgisiyle bir kuş gibi O'na doğru kanat çırpanı, şiirler söyleyeni, Humeyra'sı... Mekke'nin sıcak iklimini, çöl mehtabını, gök kubbeye saçılmış yıldızlarını, dolunay manzarasını seyredecek; Hazreti Aişe ile Peygamber Efendimiz'in kördüğüm gibi sevgilerine şahitlik edecek; bazen hüzünlenecek, bu yolculuk hiç bitmesin isteyeceksiniz.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın kullandığı dil, olayların akışı itibariyle sürükleyici bir an olsun elinizden bırakmak istemeyeceğiniz şekilde, tarihe ışık tutan bir eser. ''Vatanı için vatanına ihanet etme teklifini kabul eden koca yürekli bir insanın'', kendisine verilmiş olan görevi idam kararına ve mezarına tükürülecek şekilde anılmasına rağmen kimseyle paylaşmaması, bu görevi Mustafa Kemal Paşa'nın bizzat vermesi bunu içinde ailesi ve en yakınları da dahil tüm vatanı tarafından hain olarak bilinmesi, yaptığı görev itibariyle Kurtuluş Savaşı'nın seyrine nasıl etki ettiğini anlatılan eser de İstiklal Mahkemelerinin idam kararının Mustafa Kemal Paşa tarafından engellenmesi sürecini duru ve akıcı bir dil ile anlatıldığı nadide bir eser. Kitapta Atatürk'ün istihbarata dolayısıyla da casusluk faaliyetlerine vermiş olduğu önemi de görüyoruz. Bu ve önceki eserlerini bizlere kazandıran başta Selim Erdoğan olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum.
Yanıtla
6
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar, zamanı, mekanı, uzayı ve nesneleri alaycı bir şekilde işliyor adeta. "Fantastik" kavramını temelden sorgulatıyor. Hikayelerindeki fantastik unsurlar, zorlama veya yapay değil, sanki günlük yaşamda karşılaşılan şeylermiş gibi algılanıyor. Hikayelerin teması o kadar çeşitli ki, hayal gücüne hayran kalmamak imkansız. Hemen hemen hiçbir hikayenin sonunu öngöremedim - zaten bazılarının sonları belirsiz veya sonsuz gibi.

Cortazar aslında tüm kurgularında özgürlüğü işlemiştir. Yazı ve anlatım yapısının yerleşik kurallarını ihlal ederek, geleneksel hikaye düzenini kendi düzensiz düzeniyle yeniden yaratmıştır. Bu nedenle, onun hikayeleri dünya çapında ders niteliğinde okunmaktadır. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
Yanıtla
1
2
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yetişkinlerin karmaşık dünyasını anlatan romanlardan sonra nefes almak için okunabilecek türden olan bu eser, Küçük Kadınlar
ve Pollyanna havası taşıyor ve yaramaz bir kız çocuğu olan Katy'nin olgunlaşma sürecini anlatıyor. İki erkek ve üç kızdan oluşan altı kardeş, anneleri öldükten sonra onların sorumluluğunu üstlenen İzzie Hala ve işi gereği evde çok fazla
zaman geçiremeyen doktor babaları ile yaşıyor. En büyükleri Katy on iki yaşında. Annelerinin ölürken kardeşlerini emanet ettiği Katy, ağır bir sorumluluk üstlenecek kadar olgun değil. O da kardeşleri gibi bütün gün yaramazlık yapmanın ve oyun oynamanın peşinde. Ta ki o talihsiz kaza başına gelene kadar. Kazadan sonra Katy için zor ve öğretici bir süreç başlıyor. Acıların insanı olumlu yönde değiştirebileceğini, umutsuz durumlarda insanın pes etmemesi gerektiğini aşılıyor eser. Sıcak ve dokunaklı bir manzara çiziyor okurken, kitabın yarattığı dünya keyifliydi.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir Alman'ın Kaleminden İslam Hukukuna Giriş
Mathias Rohe, İslam hakkında kapsamlı araştırmalar yapan Alman bir hukuk akademisyeni. Mukayeseli araştırmalarıyla biliniyor. 2001-2007 arasında Nürnberg Eyalet Mahkemesi'nde hakimlik de yaparak teorik bilgilerini pratikle birleştirmiş. Almanya İçişleri Bakanlığı'nın yürüttüğü "Alman İslam Konferansı" (Deutsche Islam Konferenz) bünyesinde, 2006-2009 arasında üyelik yapmış. Ülkeler arasında diyaloğa yaptığı katkılardan ötürü Ankara Üniversitesi tarafından kendisine fahri doktora unvanı verilmiş (2018).

Yazar, İslam hukukunun dayandığı temelleri, bu hukukun temel içeriğini ve şimdilerde nasıl geliştiğini açıklamak amacıyla bu küçük fakat yoğun içerikli eseri kaleme almış. Kitabın hedef kitlesi, hukukçu uzmanlar değil. Bir başka ifadeyle eser, meslekten olmayan ve konuya ilgi gösterenler düşünülerek yazılmış. Kitabın ilk yarısında verilen (şeriat nedir? hukukun temel kaynakları olarak Kur'an, hadis, icma, kıyas, içtihat gibi) bilgilerin, oldukça temel düzeyde olmasından da bu durum rahatlıkla anlaşılıyor.

Eserin ikinci yarısı, 19 yüzyıldan günümüze İslam hukukunda yaşanan gelişmelere ayrılmış (s. 49 vd). Yazara göre, 19. yüzyıldan bu yana İslam hukuku birçok alanda, şeklini temel olarak yeniden tasarlayan bir ölçekte değişiklikler geçirmiş. Rohe, bunlara örnek olarak, Osmanlı'da ilk büyük kanun derlemesi şeklinde hazırlanan Mecelle'yi (1876), Mısır'da Muhammed Abduh gibi reformcuların esaslı yazılarıyla içtihat kullanımına yeniden geniş bir alan kazandırılmasını, farklı mezhep görüşlerinin birleştirilmesini gösteriyor. O'na göre, İslam dünyasındaki kanun koyucular, ilgili politik güç dengesine bağlı olarak reformları ihtiyatlı bir şekilde gerçekleştirme eğilimindeler. "Dini olarak kabul görmüş bir hükümdarın meşruiyeti ne kadar büyükse daha doğrusu laikleşme süresi ne kadar ilerlemişse o kadar çok esaslı reformlar icra edilir." (s. 56)

Yazar, müslümanların çoğunlukta olmadığı Avrupa ülkelerinde, özellikle kendi ülkesi Almanya'da, İslam hukuku ve Batı hukuku arasındaki etkileşimi, ayrı bir başlıkta değerlendiriyor. Çağdaş hukuk uygulamasında, bir yerde uygulanan bir hukukun, başka bir yerde uygulanması, ilgili ülkenin hukuk sisteminde buna ne derece izin verildiğiyle ilgili bir konu. Ancak, olduğu gibi uygulanması ya da tamamıyla uygulanması pek mümkün değil. Bir başka ifadeyle bir ülkede yürürlükte olan hukuk izin verdiği ölçüde ve hatta talep ettiği ölçüde, o ülkede yabancı hukuk kuralı uygulanabilir.

Ceza hukuku gibi ortak davranış kurallarını en güçlü yaptırımlarla destekleyen kamu hukuku alanlarında bireysel inançların uygulanmasına çok az yer bırakılır. Mesela, aile şerefini kurtarma ya da töre gerekçesiyle insan öldürme şeklinde hafifletici bir sebep kabul edilmez.

Yahudi ve İslam inancında var olan erkek çocukların tıbbî sünneti, minarelerden ezan okunması, SMS yoluyla eş boşamanın hukuki geçerliliği, Almanya'ya sığınmış çok eşli birinin durumu (bir evliliğin dışındaki diğer evliliklerin tanınıp tanınmayacağı, diğer eşlerin aile, miras, sosyal güvenlik ve aile yardımı gibi alanlarda nasıl muameleye tabi olacağı), İslamî finans faaliyetleri kitapta yer verilen ilginç konulardan sadece bir kısmı.

Oldukça yüzeysel olarak bahsettiğimiz haliyle bu konulara ilgisi olanlar için, okunması faydalı kitaplardan biri olduğu söylenebilir.

İyi okumalar!
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir imparatorluk için başka hiçbir nehir bu kadar ehemmiyetli olmuş mudur bilmiyorum ama bildiğim şey Osmanlı İmparatorluğu için Tuna Nehri kuruluşundan yıkılışına kadar hep bir mihenk taşı olarak akadurmuştur.
Kuruluşunda, Tuna'nın ötesi hep bir Kızıl Elma iken yıkılışında Tuna'ya tutunmak hep son bir gaye olmuştur.
Drina Köprüsü'nü okurken de bu duyguyu hissetmiştim: Bir devletin ileri geri gidiş gelişlerine sakin sakin şahit olmuş bir nehirden bahsediyoruz. Tek bir İmparatorluğun çoğrafyasını sularken bir anda onlarca devlete hayat veren bir sudur Tuna.
Falih Rıfkı Atay son dönem Osmanlı tarihini çok sade, anlaşılır ve akılda kalıcı bir şekilde kaleme alıyor. Bunu yaparken en sevdiğim yönü bizim için yorum yapma lüzumu hissetmiyor. O sadece yazıyor ve gerisini okuyucusuna bırakıyor.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Doğuştan beyin felçli olan  kitabın yazarı, Christy Brown'un kendi hayat hikayesini anlattığı otobiyografik bir eser. Birçok ülkede “En Çok Satanlar” listelerini alt üst eden eser, aynı zamanda filmiyle de güçlü bir etki yaratarak 1989 yılında beyaz perdeye aktarılan filmin birçok dalda Oscar adaylığı bulunuyor.

Doktorların zihinsel engelli dediği yazar okurlarına; annesinin ilgi ve çabasıyla zamanla nasıl ,okuma yazmayı, konuşmayı hatta ayak parmaklarıyla resim yapmayı öğrendiğini anlatıyor. 1954 yılında sol ayağı ile yazmış olduğu bu eseri, hayata farklı bakış açıları ile bakmamızı sağlıyor.  

Hepimizin engelli adayı olduğu bu  dünyada; azmi, umudu, hayata tutunuşu anlatan  motive edici güzel bir eser.
Yanıtla
10
0
Destekliyorum  15
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fransız İhtilalinden 50 sene önce, dalkavukluk üzerine Rameau’nun Yeğeni’ni ve aydınlanma eserlerinden Ansiklopedi’yi çıkaran, filozof Denis Diderot’un muhteşem bir tefekkürüdür Rahibe. Pedagojik formasyon ve niyeti olmayan rahibeler marifetiyle küçük yaştaki kızları zorla din hayatına bağlamaya çalışan kilisenin yaptığı sapkınlıkları eleştirirken, İspanya, Şili gibi ülkelerdeki din kılıfındaki faşizme ve cemaatlerin çocuk psikolojisi üzerinde yaptıklarına götürür okuyucuyu. Aynı anda, özel veya kamu kurumlarında narsist tek adam kültürlerinde aydınlanmak/canlanmak isteyen bir kişinin erdemsizler tarafından engellenmesi ve aşağılanması anlatılır, bu rejimlerin sapkınlığa dönüşeceklerine gönderme yapar. Diderot, karşı taraf iftirada yalanda sınır tanımazsa, yani erdemsizse, dava kazanmak mümkün değildir der, Orwell’in 1984’üne götürür okuyucuyu. Bu kitaptaki son sorunun cevabı da budur, Rahibe insanı yolculuğa çıkartan muhteşem tefekkür kitaplarındandır.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir