Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Son yıllarda ABD’de en çok satan konulardan ve kitaplardan birisi olduğu için merak edip okudum. İletişim koçluğu yapan yazar, konuyla ilgili eski bilgileri derlemiştir bu kitapta. 1.Bölümde motivasyon teorilerini, 2.Bölümde beden dili ile ilgili literatürü, 3.Bölümde kişilik teorilerini/testlerini, 4.Bölümde yalan saptama ile ilgili pratik bir yaklaşımı, 5.Bölümde de gerçekten bir insanı tanımak için gerekli olan (bağlama dikkat ederek) gözlem gücünü anlatır. Tek bir eyleme takılmamak, karşımızdaki kişiyi uzun süre gözlemleyip karar vermek ve kendi yanlılığımıza dikkat etmek diye özetler kitabın girişinde. Önemli olan Erich Fromm’un dediği gibi karşımızdaki kişinin değişik olaylarla ilgili ne yansıttığıdır. İnsanın Anlam Arayışı veya Yaşamak Bir Sanattır ve gibi şaheserleri okumuş olan özellikle 20-25 yaş arası kendini keşfetmek isteyen meraklı gençlere (kitabın son bölümündeki sorularla) kendilerini tanımaya faydalı olabileceği için önerebilirim. İnsan, ilkönce kendini keşfetmeli.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Son yıllarda çeşitli kitaplar ve diziler sayesinde "moda" olan bir kavram var, travmaların ve istenmeyen şeylerin kuşaklar arasında iletilmesi. Aile travmaları, açılımlar... Bu kitap böyle bir moda akımı çemberinin dışında yazılmış olsa da benzer kavramlar üzerinden yürüyor. Yazarın kendi yaşamına ait olaylar perspektifinden başlanarak anlatılıyor. bekleneceği gibi meditasyonlar ve içgörüler önemli rollerde. Klasik bir aile açılımı olayı yok. Bir yönüyle "yeni çağ" akımına dayandığı için şüphecilerin eleştirilerini alıyor. Üst ailenizden gelen ve hâlâ sizi etkilediğini düşündüğünüz şeyler varsa bu kitabı okumanın faydası olabilecek. En azından anlam ve farkındalık açısından.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın içinde her ne kadar bir cinayet geçse de polisiye bir roman olduğunu söylenemez. Kitap kapağındaki fotoğraftan tarihi bir roman olduğunu düşünebilirsiniz fakat o da değil :) Farklı hayatların birbiriyle kesişmesi ve akabinde ortaya çıkan olaylar örgüsü ile cinayetin nihayetinde birleştiği, eser miktarda da tarihi doku hissettiğiniz bir roman. Ancak bu süre içerisinde siz kendinizi kitaba kaptırmış oluyorsunuz çünkü roman hayatın içindeki uç yaşamlara ait karakterlerden oluşuyor ve zıtlıkların birleşimi sizi kendisine çekiyor.

Ayrıca, karakterlerin günümüz dünyası ile eşleşen sahici hayatları da konuyu daha sürükleyici kılmış. Ben keyifle okudum, yormadan sıkılmadan bitirebileceğiniz bir roman arıyorsanız tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
jung’un sözleriyle başlayan kitap, bize iki yol gösteriyor: Dışarıya bakmak, dünyayı anlamaya çalışmak. içeriye bakmak, kendimizi keşfetmek.
Dışarıya bakmak kolaydır; hepimiz hayatı, insanları, başarıyı görmek için gözlerimizi dışarıya çeviririz. Ama Jung’un dediği gibi, gerçek uyanış içeriye döndüğümüzde başlar. Çünkü bastırdığımız duygularımız, gizlediğimiz gölgemiz, takındığımız maskeler (persona) hep orada durur.
Kitap boyunca Jung’un önemli kavramları anlatılır:
Persona: Toplumda taktığımız maskeler.
Gölge: Bastırdığımız, yüzleşmekten kaçtığımız yanlarımız.
Anima ve Animus: Her insanın içinde taşıdığı karşıt cinsiyetin ruhsal izdüşümü.
Kolektif Bilinçdışı: Hepimizin ortak bilinçaltında taşıdığı arketipler.
Bireyleşme: Kendi bütünlüğümüze, öz benliğimize ulaşma süreci.
Kitap, bunları kuru bir teori olarak değil; hayata dokunan örneklerle, akıcı bir dille aktarıyor. Okudukça insan kendine soruyor: “Benim maskem ne? Gölgemde neler gizli? Hangi içsel yolculuktan kaçıyorum?”
Yanıtla
1
1
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gelecekte muhtemelen dinleyici olarak adlandırılan bir meslek olacak.(sf.81)
"Gözlerinin değdiği herşeyi kendine katıyordu, içine alıyordu-ama bu içine alma ritmi, yutma şeklinde değil, soluma şeklindeydi. Hiçbirşeye karşı durmuyor, dokunmuyordu, hiçbirşeyi itip kakmıyordu, herşey olduğu gibi, yaydığı kendine özgü havayı koruyarak, değişmezliği içinde kalıyordu. O bunları koruyabilmek için her türden şeyi kendi içine katıyor gibiydi."(sf.83) .
Bu evrenin ötekileştirdiği ve zorunda ol-a-madığımı hatırlamak istediğimde yine yeniden okumak istiyorum. Üniversitelerde kayboluş olarak okutulmalı...
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar At tekerlek ve dil eserinde dediği gibi Avrasya bozkırlarının tunç çağı atlılar modern dünyayı şekillendirmesini anlatıyor. Dil ile arkeoloji arasında bir bağ kurup bunu en güzel şekilde açıklıyor. Gerçekten dil her zaman insanlar arasında etkileşimi ile bazen kaybolur. Bazende gelişip farklı bir biçimde geliştiğini görebiliyoruz. Yazar dilleri gelişimini havalarını açıklayıp bu dil bozkır Avrasya birleştiren bir köprü vazifesi aldığını söyler. Gerçekten tadını şekillendirenlerin başında at ve tekerlek geliyor. Bunun sayesinde göçler daha hızlı meydana gelip insanlar arasındaki etkileşim daha hızlı olmuştur. Bu güzel eseri tavsiye ederim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  13
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fatma Nur Uysal Pınar'ın ikinci öykü kitabı Söz Oyası tamamen küçüreklerden oluşan bir eser. Bu anlamda yazarın ikinci kitaptan küçürek öyküye yönelmesini cesurca buluyorum. Kitap, "Dışlar" ve "İçler" olarak iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde diyalog öyküler ağırlıkta. Yazarın küçürekleri Ferit Edgü'den iyi bildiğimiz, çoğunlukla 100 kelimenin altında olan minimal öyküler. Öykülerin tamamında küçüreklerde genellikle gördüğümüz üçüncü şahıs anlatıcı kullanılmış. Tek cümlelik öykü de var kitapta, yarım sayfayı biraz geçmiş olanlar da. Genel olarak küçürek yapısına uygun, öyküleşebilmiş metinler. Bazı küçürek öykü kitaplarında gördüğümüz öyküleşememe, anlatıya kayma sorunları aşılmış. Bu anlamda türüne uygun, temiz bir küçürek öykü kitabı olduğunu söyleyebilirim. En sevdiğim öyküyse ilk kısımda yer alan, doksan dokuz kelimelik, "Yürekte Çivi, Duvarda Çerçeve".
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hayat ve ölüm arasında alınan tek nefesin içine sığdırdığımız acılar, yalnızlık, hüzün umutsuzluk, çaresizlik, gözyaşı...Yazar düşüncelerini, tecrübelerini, içsel çatışmalarını, insanlığın acılarını, kavgalarını, hayat mücadelesini eserine yansıtıyor. Üşüyen ruhunu bedeniyle taşımaya çalışan Satılık Adam’ın hikayesiyle romana giriş yapılırken Ateş Abi, Dert Babası, Cumali, Deli Behiye, Raşit Bey, Fehmi Bey gibi karakterler etrafında varlığın ve yokluğun acısını çekenlerin olduğu bir hayatın felsefesini okuyoruz. Hayatın bütün zıtlıkları ince dokunuşlarla ustaca anlatılıyor. Duygular ve düşünceler çok çarpıcı ve derin. Yazarın üslubu güçlü olmakla birlikte kelimelerle adeta dans ediyor. Bu eser hem roman hem deneme hem de fikir kitabı özelliği taşıyor. Yazarın dünya klasiği yazma düşüncesinin hakkını verdiğini düşünüyorum.
“Yokluğun arkasından koşanları yüreği, varlığın peşinden gidenleri ise aklı yönetir.”
Yanıtla
14
1
Destekliyorum  19
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu yıl okuduğum en güzel, en çarpıcı roman, çok farklı. Siraküza’da içkiye düşkün, farklı fiziksel ve ruhsal karakterlerdeki iki çömlekçi, Lampo ve Gelon’un hikayesi. Antik Yunan mitlerinden ve trajedilerinden beslenen, Euripides’in ön planda olduğu bir kurgu. Böyle bir hikaye kurgulamak bana olağanüstü yaratıcı geldi.

O dönemin ruhunu anlatmasını bir kenara koyuyorum, insanın mekan ve zaman fark etmeksizin ne kadar şaşırtıcı, dirençli ve gizemli olduğunu düşünüyorsunuz. Mizahla hüznü çok güzel kaynaştıran trajikomik bir anlatı. İnsana ilişkin her şey, çok şey, tam da insanın kendisi. Mutlaka okuyun derim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap aslında sadece bir mitoloji anlatısı değil, bizim bugünle ilişkimizi de sürekli dürtüyor. Dionysos’u okudukça, onun sadece “şarap ve eğlence tanrısı” olmadığını görmek insanı şaşırtıyor. Çünkü kitap boyunca, onun özgürlüğün, başkaldırının ve yaşamı bütün acısıyla, neşesiyle kucaklamanın bir simgesi olduğunu fark ediyorsunuz.
Dionysos’un kadınlara alan açan, onları toplumun baskılarından özgürleştiren tarafını çok güçlü işlemiş. Bu bana şunu düşündürdü: mitolojiyi sadece “eski hikâyeler” gibi görmek, aslında o hikâyelerin bugünkü dünyada hâlâ nasıl yankılandığını gözden kaçırmak demek.

Kitap bende şöyle bir his bıraktı: Dionysos, insanın içinde bastırılmış olan yanları –özgürlük isteğini, haz arzusunu, hatta kaosa duyduğu ihtiyacı– kabullenmeye çağırıyor. Ama bunu “sadece eğlenelim, dağılalım” şeklinde değil, daha varoluşsal bir derinlikte yapıyor. Yani Dionysos’u takip etmek, biraz da kendinle yüzleşmek demek.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir