Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Evsizler Şarkı Söyler belki bir ilk kitap ama özellikle öykü dili kurulumu adına çok şey vadediyor. Kitapta yer alan yirmi öykünün önemli bir kısmında "ben" anlatıcı kullanılmış. Anlatıcılar o kadar iştahlı ki diliyle okuru vurup geçiyor. Bazı kitapları okuduğunuzda bir an önce masanın başına oturup yazmak istersiniz. Evsizler Şarkı Söyler de tam olarak böyle bir kitap. Anlatımın o güzel akışına kapılıp gidiyorsunuz. Bunun yanı sıra öykülerdeki meseleler de çok belirgin. Evsiz kalmışları, Berlin'in gettosunda yaşayanları, zamanla dövüşenleri ve İstanbul'un bekar odalarında ömrünü çürütenleri bir bir anlatmış bizlere. Keza mekânlar da tıpkı yaratılan karakterler kadar çeşitli. İstanbul, Stockholm, Kars, Berlin gibi şehirlerle bozkırın köylerinde öyküler boyunca geziniyoruz. Hayatın acı gerçekliği içinden çıkan hikâyeleri harikulade bir dilin eşliğinde okuyoruz. Fakir Baykurt Öykü Ödülü'ne de layık görülen bu kitabın aldığı ödülü sonuna kadar hak ettiğini düşünüyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Roman, siyasi olarak değişim sürecindeki 19.yüzyıl Rusya'sına odaklanır. Çernişevski bir devrimci olarak Rusya'da kurulacak yeni düzen için ''yeni insanlar'' tasarlamıştır. Romandaki karakterler Çernişevski'ye göre kahraman veya olağanüstü kişiler değil, olması gereken ve çağın ruhu olan kişiliklerdir. Roman karakterleri mantıksal egoizmi ilke benimsemiş ve ne yapacaklarsa kendi çıkar ve mutluluklarını düşünerek yapmaktadırlar. Her durumu mantıkla açıklayabilmenin mümkün olduğunun vurgulanması Dostoyevski tarafından Yeraltından Notlar'da eleştirilmiştir. Roman belirli bir bölüme kadar sürükleyici gitse de sonlara doğru konudan sapmalar yaşanmıştır. Romanın sonu ise yoktur, absürt bir şekilde bitirilip bazı konularda da iç tutarlılığının olmadığını düşünmekteyim. Çernişevski'nin üslubu ise ilgi çekicidir. Bir anda kendisi söze girip okuyucu ile sohbet edip edebiyattaki klasik estetik anlayışını eleştirir. Yayıncı ve çevirmen açısından ise gayet başarılı bir iş çıktığını söyleyebilirim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yerli ve yabancı birincil ve ikincil kaynaklardan kapsamlı bir literatür taramasıyla hazırlanmış muhteşem bir eser. Deniz ve karada yeni gelişen askeri teknolojilere yer verilmiş örneğin dretnotların ve torpidoların önemi bu savaşta ortaya çıkmış, gemilerin zırh kalınlığı ve hızlarının savaştaki etkilerine yer verilmiş, top teknolojisinin gelişiminin muharebeler üzerindeki etkisi İngilizlerin teknolojik desteklerinin Japonlar lehine kazanılmasındaki rolüne, kablosuz iletişim araçlarının savaştaki rolü ilk defa bu savaşta görüldü. Yaralı bir Japon askerinin cesetlerle dolu bir çukurdaki yaşam mücadelesi, Esir Japon yüzbaşının cebindeki haritaları toprağa gömmesi, daha nice ilginç anılar... Savaş sonucunda beyaz ırkın üstünlüğü sorgulanmaya başlaması, Rus subayları arasındaki rekabet savaşın kaybedilmesinde önemli rol oynaması şekliyle bizdeki balkan savaşlarına benzemesi Japonları zafere ulaştıran maddi ve manevi unsurlar ayrıntısıyla anlatılmış.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  3
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Deniz kenarı kasabalarının usta anlatıcısı, egenin yiğidi, yönetmenliğiyle tanıdığımız Çağan Irmak'ın şahane öykü kitabı. Bazı yönetmenler sadece sahne çekmez, sinematografi bilmez ayrıca iyi hikaye anlatıcılarıdır da... Çağan Irmak'ın güzel hikaye yazarı olabileceğinden kuşkum yoktu ve öyle de oldu. Anlatımı çok güçlü yine. Egede kurulan sofraların en ince detaylarına dek hatırlanması, çocukluğun ev eşyalarının, sokaktaki her şeyin kokusu bile buruna gelen tüm detayları, bir büyüğün sesindeki şefkatin tatlılığı... Çok ince işlenmiş gülümseten detaylar var yine hikayelerinde... Ve yine çok acı çekerken hayata olumlu enerjiler saçan insanların güzel insanların hikayeleri, acılı geçmişleri, geleceğe dair umutları ve umutsuzlukları. Hem gülümsetip hem ağlatıyor her zaman yaptığı gibi...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Herkes bilmeyebilir Taha Hüseyin Mısırlı ünlü bir yazardır. Bu kitap da onun kendi hayatını anlattığı bir ünlü bir eseri. Sadece mekanları değil kendi ruh halini de tasvirlerle anlattığı için kimilerine biraz ağır gelebilir. Arap edebiyatı zaten özünde ağırdır. Bu alanda usta sayılan bir yazarın eseri de ağır olması doğaldır. Okumak isteyenlere eserin bir çeviri olduğunu ve bazı çeviri hatalarının da olabileceğini göz önüne almalarını ve bu nedenlerle bazı cümleleri tek okuyuşta kavramalarının zor olduğunu söylemek isterim. Ancak ben okuyan herkesin bu tasvirlerde kendinden bir şeyler bulacağına inanıyorum. İnsan bazen sürükleyici, bir çırpıda okunup bitecek, aksiyon dolu hikayeleri; bazen de duygu ve düşüncelerinde derine indiren, hüzünlendiren, düşündüren, sorgulatan hikayeleri okumak ister. Bu kitap ikincisi seçeneği tercih edenler için...
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“Violeta” destansı bir anlatı… Bir pandemide başlayıp bir başka pandemide biten o uzun hayat…

Isabel Allende’nin tarihe tanıklık eden romanlarından biri daha. Tutkulu aşkların , kalp kırıklıklarının, Latin Amerika‘nın o kapalı kutu, darbelerle şekillenmiş günlük hayatındaki her bir ayrıntı gerçeğinden daha gerçek !

Bir kadın bir hayat demek öyle zor ki bir kadın ve onun birçok hayatı… zenginlik doyumsuzluk sonucu gelen göç “sürgün” ve yeniden doğuş . Bittiği yerden yeniden başlayıp özgürlük… ve huzurlu bir ölüm…

Bitti mi diye sordum kendime devamı gelecek gibiydi sanki…
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yakın Tarihteki önemli ve problemli meseleri belgeler ışığında nesnel bir biçimde açıklanıyor . Kesinlikle ağır bir dil içermiyor . Yabancı liderler ve temsilcilerimizin hem kendi aralarında hem birbirleri arasındaki telgraflarına yer verilmesi size o anı tekrar yaşattırıyor . Kitap yazılırken birçok kaynağa başvurulup müthiş bir sentez çıkarmış . Adeta mütearife olmuş bazı yargıların neden öyle olduğunu tarih biliminin ışığıyla anlatıyor . Bence her Türk vatandaşı günümüzde hala daha bizi çıkmaza sürükleyen konuların başlangıç noktasını bilmesi ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucu kadrosunun ta o zamandan farkına vardığı tehlikeleri mütaala etmesi ve üzerinde düşünmesi gerekiyor.Kesinlikle Fahir Armaoğlu'nun diğer kitaplarınıda inceleyeceğim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hayatın Acımasızlığına Rağmen Her Gün Yeniden Doğan Güneş
Şeker Portakalı’nın içimizi şefkatle dolduran kendi küçük kalbi büyük kahramanı Zeze, ikinci kitap olan Güneşi Uyandıralım’da bu kez yüreğine aldığı bir cururu kurbağası olan en yakın arkadaşı Adam ile maceralarına devam ediyor. Zengin bir aile tarafından evlat edinilmiş olan Zeze, yeni yaşantısında da hayatı sürekli sorgulayan meraklı bir minik olarak yaramazlıklarını yaparken vicdanının sesini dinlemeyi de unutmuyor.

Kendini her daim yalnız ve ağlamaklı hisseden bu yumurcak, kurbağasının ve diğer arkadaşlarının sayesinde yaşama daha sıkı tutunuyor. Arkadaşları ise ayakları tutmayan, kaza geçirmiş zavallı bir köpek olan Tulu; Zeze’nin hayal kurarken yanından ayırmadığı, uzaklara dalıp beraber manzarayı izlediği oyun arkadaşı ve Paul Louis Fayolle; herkes onu Peder Feliciano olarak bilirken, aralarındaki bağ Zeze’ye ona gerçek adı ile hitap edebilme lüksü tanıyor. Aynı şekilde o da samimiyetinin göstergesi olarak Zeze’ye Şüş ismini takmış. Ve kitaptaki en can alıcı karakter Maurice Chevalier çünkü kendisi aslında bir oyuncu ve Zeze’nin bir sinema günü, ailesi tarafından kesinlikle yasaklanan bir filme gizlice girip gördüğü ve o günden sonra onu içinde bir baba figürü olarak yaşattığı kişi. Hayatında gerçek bir babanın eksikliği ve tek baba gibi gördüğü Portekizli’nin artık hayatında olmayışı ile acısı sürekli kalbinde hüzün yaratırken karşısına çıkan bu adam onun hayata tutunmasına olanak sağlayan bir güç veriyor. Ek olarak Cehavalier’in de Zeze’ye Peder’in taktığı isimle hitap etmesi bana göre Peder’i de bir nebze baba olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Hayatındaki akraba eksikliğini izlediği filmlerden seçtiği karakterlerle dolduruyor. Küçücük yüreğine bir sürü kişiyi sığdırıp sevgiyle kucaklıyor çünkü aslında istediği tek şey birilerinin de onu sımsıkı kucaklaması.

Üvey ailesi ona gerçek çocukları olmadığını hep hissettirecek kadar gaddar davranmış, onu bir proje gibi görüp kusursuz yetiştirmeye çabalamışlardır. Herhangi bir yaramazlığa, derslere ve piyanoya karşı ilgisizliğe, kısacası bir çocuğun yapacağı şeyleri yapmasına tahammülleri yoktur. Onu iyi hissettiren ve kendisi gibi olmasına olanak sağlayan, onu olduğu gibi seven arkadaşları olduğu için yaşama tutunuyor ve umutlarını yitirmiyor Zeze. Her zorluktan sonra daha kararlı bir şekilde ayağa kalkmasını başarıyor. Bu kitaptan edineceğimiz müthiş ders şudur ki; kaç yaşında olursak olalım, kendimizde Zeze’den bir parça mutlaka buluruz bu yüzden içimize bakalım ve yüreğimizdeki güneşi uyandırmayı unutmayalım. “Mutluluk olduğu yerdedir, olmasını istediğimiz yerde değil.”
Yanıtla
7
0
Destekliyorum  16
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
31 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Zeze ona bahşedilen Şeker Portakalı ağacının sahibidir. Onu kişilikli bulmaktadır. Tıpkı kendi gibi... Çünkü Zeze 6 yaşında olmasına ve ona çok kötü davranılmasına rağmen tüm yaramazlıklarına rağmen karakter sahibi bir çocuktur. Bunu para kazanmaya çalışırken adil davranmasından, sevgi gördüğünde çok daha fazla sevgi göstermesinden anlayabiliyoruz. Zeze bize hikayesini dokunaklı ama gülümseten bir üslupla anlatıyor. Serinin ilk kitabı, daha sonra da gençlik dönemlerini okuyoruz. Aslında yazar itiraf da ediyor kendi hikayesini anlattığını. Ancak kendi hayatını yazma kolaylığına kaçar gibi değil bu roman... Ben 3. defa okudum. İlk lisede, sonra üniversitede şimdi de 36 yaşında... En çok da son okumamda keyif aldım, alt metinler buldum, bir sürü cümlenin altını çizdim. Geç kalınmadan okunması gereken bir kitap...
Yanıtla
9
1
Destekliyorum  22
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
31 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aşk hikayesi, adından da anlaşılacağı üzere birinin müslüman birinin gayrimüslim olduğu iki gencin aşkını anlatmaktadır. Kitap Sultan Ahmet'in cami yaptirmak istemesiyle başlıyor ve başkarakterimiz olan Bahşı'nın öz kızı olduğunu bilmeden gördüğü kızı Kaknuşa'ya benzetmesiyle başlar. Tabi o sırada Bahşı 40 yaşlarında ve kızı görmesiyle 20 yıldan beri kaybettiği eşini aramaktan hiçbir zaman bıkmadığı gibi bir umut doğar. Acaba Bahşı eşi Kaknuşa'yı bulabilecek midir?

Yalnız kitap hakkında söylemek istediğim bir şey var, akıcı bir dil hakim olduğu kadar bu kitapta İskender Pala'nın eski kitaplarından (Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk, Katre-i Matem, Od) aldığım tadı aldım. Eski kitaplarımda divan edebiyatından izlere fazlaca rastlarken bu kitapta divan edebiyatına dair fazla iz olmamasına rağmen o kitaplardan aldığım tadı alabildim. Tabiki A-71 ve Surname eserlerini yabana atmıyorum fakat sanırım alışık olduğum kalem o tarzdı. Kısacası okumanız kesinlikle tavsiyemdir.
Yanıtla
15
0
Destekliyorum  3
Bildir