Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın konsepti şu; Osmanlı Devleti'nin 19. yüzyıl sonuna gidiyoruz. Oradan Cumhuriyet'in kuruluşuna, ilk meclise, Cumhuriyet'in hemen hemen ilk 30-40 senesine damga vuran yüz ismin hayatlarını birkaç sayfada okuyoruz. İnkılap tarihi olarak öğrendiğimiz dönemi, kendi tabiriyle, muharebe meydanlarından çıkarıp, insanileştirmeye çalışıyor. Tarihin o öğretici sıkıcılığından uzaklaşıp inkılabı top seslerinde değil kağıt hışırtısında aramamızı salık veriyor. Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Mehmet Akif, Tunalı Hilmi gibi hem asker, hem siyasi, hem de fikir alanında Cumhuriyet'i kuran ve yükselten isimler olduğu gibi; Enver Paşa, Vahdettin, Damat Ferit ve Şeyh Sait gibi ülkeyi geri çeken, birilerine peşkeş çekmeye çalışan ama şükürler olsun ki başaramayanların hayatını da okuyoruz.
Yanıtla
8
7
Destekliyorum  6
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gülşen Funda'nın Yol Deriz Ona adlı öykü kitabında her biri tek isimden oluşan yedi öykü yer alıyor. Yazarın dili fazlasıyla özel, kendi has, çok lezzetli. Ama kitaptaki öykülerin kalitesini sadece iyi dille açıklayamayız. Kurgular da bir o kadar özgün. Bildiğimiz acıları kadim metinler üzerinden yeniden kurgulamış yazar. Yani karşımızda tarihsel üstkurmaca olarak niteleyebileceğimiz öyküler bulunuyor. Tuvalarda Soğdlara, Osmanlı'dan Bizans'a kadar farklı zamanlar ve kültürlerin efsanelerinden, destanlarından, masallarından çıkmış ve yeniden kurgulanmış öyküler mevcut. Acının anlatımı oldukça derinden, uzak zamanlardan, uzak diyarlardan okura geliyor. Kurgulardaki parçalı ve bölümlerden oluşan yapı da ayrıca göze çarpıyor. Kısacası bu güzel kitap 2023 yılı Türkiye Yazarlar Birliği ödülünü sonuna kadar hak etmiş.
Yanıtla
1
2
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tam da Hermann Hesse'nin dediği gibi; ''Yumuşak sertten güçlüdür, su kayadan güçlü; sevgi, zorbalıktan güçlüdür.''
Büyük bir Roald Dahl hayranıyım ve onun yarattığı karakterler hakkında saatlerce konuşabilirim. Bunun sadece çocuklara hitap eden bir kitap olmadığını belirtmek isterim. Beklenenden biraz daha karanlık ama harika bir hikaye anlatımı, genç okuyucular içinse büyüleyici. Çünkü Dahl’ın vermek istediği mesaj yetişkinlerin küçükken maruz kaldıkları duygusal incinmişliklere dokunuyor. Dahl, kötü yetişkinleri alt eden ve kendilerine verilen ebeveynler ya da akrabalar konusunda şanssız olan çocukları anlatmak, onların önüne ışık tutmakta uzman bir yazar ve bu kitabı da bir istisna değil.

Wormwood ailesi televizyon izlemek ve insanları aldatarak para kazanmakla ilgilenen insanlardır. Michael adında bir oğulları ve Matilda adında bir kızları vardır. Matilda’yı işe yaramaz baş belası ve bir kabuk gibi görürken, oğulları konusunda da büyüleyici bir ilgileri olmasa da onu Matilda kadar sevimsiz bulmazlar. Cehalet timsali ebeveynlerinin düşüncesinin aksine Matilda, onu hiç takdir etmeseler de onların büyük mucizeleri, hatta küçük bir dahidir. Fazlasıyla cesur, çok kararlı ve kitap tutkunu bir kız. Kendi kendine okumayı, hecelemeyi ve hesaplamayı öğrenir ve harika bir küçük insan olur. Bir deha olduğunu farketse dahi asla zekasıyla övünmeyen, hiç aceleci davranmayan bir çocuk. Herkesin dostudur ve yardımseverdir. Okula başladığında, ebeveynlerinden daha da korkunç bir düşmanla, tüm okulu terörize eden okul müdiresi Bayan Trunchbull ile karşı karşıya kalır. Sınıf öğretmeni Bayan Honey ile olan ilişkisi, hayatındaki tüm olumsuzlukların mükafatı gibidir. Onlar iki yaralı ruhun buluşup sonsuz bir dostlukla birbirlerine şifa aşılamasının en güzel örneklerinden. Çok güzel bir hikayesi var ve böyle bir hikayeyi anlatmanın cesaret gerektirdiğini düşünüyorum. Çünkü çocuklara ve gençlere yönelik kitapların çoğu güzel, naif ve yardımsever ebeveyn, öğretmen ya da anlayışlı yetişkinler imajları sunarlar. Yazar mutlu aile tablosu akışını bozarak, dezavantajlı kesime ışık tutar. Ve hep gösterilenin aksine bunun her zaman avantajlı olamadığını ve çocukların madalyonun bu tarafına da aşina olmalarını sağlar.

Küçük Matilda'nın pek çok çocuk ve yetişkin üzerinde yaratabileceği etki fazlasıyla derindir. Hayatta her durumda, her zaman tutunacak bir şey vardır ve onu aramak yaşamın bir parçasıdır. Ne zaman bizi üzen şeyler hakkında homurdanmak yerine bu yakalanması zor şeyleri aramaya başlarsak, denemeleri daha hızlı atlar ve huzura birkaç adım daha yaklaşırız.

Roald Dahl’ın anlattığı her hikayede karakterler benzersiz ve muhteşem bir derinliğe sahip; kitaplar oldukça isabetli yerlere dokunuyor. Her hikaye tamamen farklı bir konuyu içeriyor ancak her hikayenin kendine ait harika bir dünyası var. Dahl'ın diğer öyküleri ne kadar iyi olursa olsun, Matilda her zaman benim favorimdir. Çünkü bu kitap tutkunu, cesur, küçük yaşına rağmen doğruyu yanlıştan ayıran ve başkalarına çok doğru örnek olan kız, çoğumuzun kendi çocukluğuna içten bir bakış. Son derece ilham verici bir kitap. Bu kitap çocukluğumuzun tozunu atıp, yetişkin olmadan önce hayata bakış açımızı değiştirmemize ve kendimizi "böyle olması gerektiği" ile ilgili ikna edip, kötü düzene ayak uydurmak yerine, kendi dünyamızın kahramanı olmamıza yardımcı olacaktır. Keyifli okumalar dilerim.
Yanıtla
15
0
Destekliyorum  3
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Zaman Çarkı serisi genel olarak fantastik edebiyat okurlarının kütüphanesinde yer alması gereken başlıca kitaplardandır. İlk kitabı ise özellikle yeni bir serüvene başlangıç için oldukça iyi bir kitaptır. Merak uyandırır, atmosfer, olaylar ve karakterler oldukça iyi betimlenir ve ansızın kendinizi başka bir dünyanın içinde bulursunuz. İlk kitaptan itibaren not alarak okumak 14 ciltlik seri içerisinde iyi bir okuma alışkanlığı yaratacaktır. Çünkü olaylar aynı farklı yer ve zamanlarda paralel olarak ilk kitaptan itibaren ilerlemeye başlıyor. Ayrıca hiçbir karaktere baştan önyargılı davranmayın ilerleyen süreçte favori kahramanınız olabilir.
Yanıtla
3
1
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar, erkeklerin MARS’tan, kadınların da VENÜS’ten geldikleri varsayımı ile her iki tarafında iletişim, olaylara/hayata bakış, anlayış, hissediş, tepki ve beklentilerinin farklı olduğunu anlatıyor. Aslında bu farklılıklar kabul edildiğinde önemli bir sorun çözülmüş olur. Zaten mutluluğun temeli de birbirimizi anlamaya çalışmak ve kabullenmek değil mi?Ancak her konu ve olayda erkeklerin/kadınların % 100 farklı düşünmesi biraz abartılı bence. O zaman hayat yaşanmaz hale gelir. İllaki az veya çok ortak görüşler vardır. Farklı bir bakış açısıyla hazırlanmış bir eser. Bazı tekrarlar olsa da okumaya değer bir kitap.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dünyanın Sonunda mıyız?
Dünya beş altı kere reset attı kendine, canlıları şöyle bir silkeledi, kalanları çoğaltıp yeni sona kadar eğledi. İçinde canlılar için çok zararlı gazlar var, saldı mı gökyüzünü örtüyor, ortalığı cehenneme çeviriyor. Buzdan veya çölden. Yuknavitch'inki çöl, toz haline gelmiş topraktan başka çok az şey var. Mezarlar, uçak kalıntıları. Kraterler mutlaka vardır çünkü küresel felaket başlar başlamaz insanlar da bombaları salıvermişler, savaşacak yetişkin kalmayınca çocuklardan oluşan ordular çıkmış ortaya, tükenesiye savaş. CIEL o dönemde inşa edilmiş, Dünya'nın biraz yukarısında dolanıp duruyor, Elysium'dakine benzer bir şey herhalde. Çok uzaklaşmış olamaz, gökhatlar vasıtasıyla Dünya'ya inilebiliyor, yerden ne gerekiyorsa yukarı çekilebiliyor, sömürü devam. Karakterlerin anlatımı devraldıkları bölümlerde bilgi topakları varsa da pek rahatsız etmiyor, Yuknavitch gündelik yaşamın uğraşlarına yakın tarihin oldusunu bittisini iyi tutturmuş. Yılı iyi tutturamamış ama, mutantlara evrilen insanlar ve nanoteknoloji sektörü 2049'a kadar o denli gelişemez, spekülatif diyelim. İlk bölümde Christine Pizan'la tanışıyoruz, anlatıyor. Yaşı 49, kısa süre sonra törenle öldürülecek ve bedeni sıvıya dönüştürülecek. 100 litre su çıkıyormuş insandan, pek verimli değilmiş, Dünya'da da su kalmadığı için zor. Camın ötesinde kirli ve sepya Dünya var, önünde sentetik eğreltiotu. Dünya'da yaşadığı yıllar Chris'e başka ilgi alanları açmış, en başta hayatta kalmak için savaşmak geliyor, bitkileri özleyeceğini hiç düşünmemiştir Chris. Kriz anlarında çocuklaşıp her şeyi çözecek baba figürünü başına musallat eden insanların lider seçtiği Jean de Men'in kurtarıcılıktan zerre nasibini almadığını görüyoruz, Dünya'dayken sosyal medyayı ve basını ele geçirdikten sonra teknolojinin her şeyi çözebileceği fikriyle gücü elinde toplamış, isyancılarla savaşırken nükleer bombaları ardı ardına patlatınca sonuç malum. Yıkımların yeni bir dille anlatılması gerektiğini söylüyor Chris, o zamana dek insanın gördüğü en hızlı yok oluştan kurtulmanın yolunu anlatıyı karmaşıklaştırırken bedenine kazımakta buluyor, bu yüzden bedenini greftlerle dolduruyor. Greft sanatçısı, o zaman dek yaşanan her şey kelimeyken artık bedenin yakılmasıyla oluşturulan biçimlerden ibaret. Kâğıt kalem arkeolojik ögeler, çalışılacak materyalin her yere götürülmesi gerekiyorsa bedenden daha iyisi yok. "Eğreltiotuyla ben karşılıklı bakışıyoruz. Ne çift ama; çok fazla şey görmüş bir entelektüel ile aşırı klonlanmış bir bitki. Ne nafile bir hayatta kalış. Ama ben nihayet var olma nedenime ulaştım. Sözde tarih denen şeyden bir hikâye çıkarayım diye. Bunu yapmak için vücudumu kullanayım diye." (s. 19) Biyoteknolojinin yardımıyla beyaz, balmumundan yapılmış gibi duran, veri girişi için delik deşik hale getirilmiş bedenler dolanıyor istasyonda, ırk ve sınıf savaşlarını canlı tutarlarsa aşağıda yaşayan birkaç bin insana tepeden bakmaya devam edebilirler.

Biraz daha uzaktan bakıp Yuknavitch'in yığdıklarına bakayım, öncelikle hikâye anlatma edimi üzerinden kurduğu bir yapı var, kişisel ve tarihsel alımlamanın geçirdiği değişim. "Bir hayatta her şeyin bir hikâye katmanından fazlası vardır. Derinin kendisi gibi: Epidermi, dermi, subkütanöz ya da hipodermis. Benim tarihimin bir altmetni var." (s. 21) Chris bedenin dil yerine geçerek semantiğin zemin değiştirdiğini söylüyor, sözcüklerin anlamları değiştikçe -CIEL önce bir bilgisayar oyununun adıymış, sonra uluslararası çevreci bir örgütün adı olmuş, ardından gökyüzündeki ev. Chris başka, kendi hikâyesinin yanında derisine işlediği Jeanne'ın yaşamıyla ardışık bir anlatı oluşturuyor, Resimli Adam'a benzediğini söyleyebiliriz. Hikâyelerin bağlantılılığı bir, Chris'in kendi yaşamına eğilmesi iki, Bradbury'den alınan elin türevi. Dillerin çatıştığını sorgulama tutanaklarında da görebiliyoruz, muktedirin anlamlarıyla kahramanınki tutmuyor, sözcükler oynak. Efsane gerçek, kadınları kesip biçerek üremelerini sağlayamazsa hayatın sembolünden üretim sağlayabilir. Damızlık Kızın Öyküsü'yle birlikte başka metinlerden de esintiler var, yakalamak kolay. Jeanne'ın ölümden nasıl kurtulduğunu görürüz, çocukluk aşkıyla birlikte sağ kaldıkları dönemde saklanmak için akla karayı seçtiklerine şahit oluruz, nihayetinde büyük karşılaşma yaşanır. Form değiştirmeler, zihinsel güçlerle tokuşmalar, kurmacada örneğine az rastlanabilecek bir savaş sahnesi. "Hayatımda ilk kez, başımdaki şarkı sadece başımın içinde değil. Her yerde. Herkesin içinde. Herkesin ve her şeyin. Jean de Men'in boynunu, benim bile sahip olduğumu bilmediğim bir güçle sıkıyorum." (s. 273) Her şey ilk aşkın yaşayabilmesi, insanlığın unuttuğu sevginin tekrar yeşerebilmesi için, Jeanne zaten ölümü kabullenmiş. Sözcüğe kendi anlamını yükleyerek.

Kısacası toplumsal cinsiyet okumalarına deli gibi açık bir metin bu. Ekolojik çalışmalara keza. Canavar gibi malzeme var, alan dar olduğu için sıkıştırılmış, kurmaca dünyasından taşarak hikâyeyi de baskılamış ama fecaate yol açmamış. İyi metin diyorum buna, evreninde dolanmalı.
Yanıtla
3
3
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Açıkçası son zamanlarda okuduğum en iyi korku-gerilim türündeki romandı. Son sayfaya kadar merak uyandıran, tam bitti dediğinizde hikayenin tekrar alevlendiği, aynı gün başlayıp bitireceğiniz bir kitap. Karakterlerin dağılımı, roman boyunca onlara tanınan sayfa oranları tam tadında olmuş. Tek eleştirdiğim nokta Edith'in karakter oluşumunun istediğim derinlikte olmamasıydı. Belki kitabın sayfa sayısı daha uzun tutularak kendisine daha çok yer verilebilirdi, ya da olaylar belki daha uzun süreçte birbirine bağlanabilirdi. Niyeyse son çok aceleye getirilmiş hissi veriyor. Belki de tadı damağımda kaldığı içindir. Adını hakkıyla taşıyan bir roman, okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın yazarı olan Agota Kristof’un yoksulluk içinde geçen çocukluğuna, Macaristan Sovyet işgali altındayken yaşadığı ilk gençliğine, mültecilik sürecine, başka bir ülkede hayata yeniden başlama, dil öğrenmesine dair kısa kısa metinlerden oluşan, insanın içine içine işleyen bir kitap okumaz yazmaz.

Kristof'un dil öğrenme süreci kitaba adını vermesine sebep olmuş. Fransızca okuma yazması olmadığından okumam yazmam yok diyormuş çevresindeki insanlara. Fransızcayı öğrenişi, sevdiği yazarları fransızcadan nasıl okuduğu ve en önemlisi o dili nasıl kullanarak yazmaya başlamış hepsini hayretle okudum.

Kitapta en çok etkileyen kısım ise mültecilikle alakalı yerlerdi. İnsan kaçakçılarının soğuk komutları altında aşılan sınırlar, yeni bir ülkede kurulmaya çalışılan o ‘yeni’ hayat, ve o çöl..
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
10 bölümden oluşan Meave Kerrigan serisinin 2023 yılında yayınlanan 10. kitabıdır elimizdeki.

İngiliz polisiye gerilim türünün özgün yazarlarından biri Jane Casey.

Çağımızda, insanların bir kısmı aşırı yoksul, bir kısmı ise kendilerinden başka hiç bir şeyi umursamayacak kadar, dünya sadece onların emrindeymişçesine, kendilerinden başka hiç bir şeyin önemi yokmuşçasına ve tüm geri kalanların tek görevi onları memnun etmekmişçesine bencil, duyarsız.

Sonunu düşünmeden atılan adımlar bazen hiç beklenmedik şekilde gelişebilir.

Nehrin kıyısında parçalanmış halde bir ceset bulunur.
Cesedin kimliğini tespit etmek ancak uzun uğraşlar ve testler sonucu mümkün olur.
Cesedin genç bir kadına ait olduğu, kadının da bir gazeteci olduğu anlaşılır.
Dedektif Kerrigan ile çalışma arkadaşı Derwant, uzun ve titiz bir çalışma sonucu, adeta iğne ile kuyu kazarcasına yaptıkları araştırma sonucu, gazetecinin hangi haberin peşinde olduğu ortaya çıkar ve öğrendikleri dehşet vericidir...
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gökhan Yılmaz Boşlukdikeni'nde, insanların yaşadığı çeşitli boşluklardan bir öykü dünyası yaratmış. Öykülerdeki içerik ismi gibi oldukça dikenli. Acının anlatımı yazara özgü harikulade bir dille donanmış. İlk öykü olan "Çıkrığı Yok Bir Kuyu" da yedi harften oluşan ve birbiriyle bütünleşen çok farklı bir kurgu mevcut. Bu öyküde yazar zekasını okuruna gösteriyor. Karakterin amcasına dair yası içeren "Renk Ayarı" öyküsü de ne anlattığı kısmında kitabın bence en öne çıkan metni. Dil olarak da drone üzerinden anlatımıyla "İzansız Hava Aracı" bence çok başarılı.

Kitaba dair tek olumsuz düşüncemse birkaç öyküde dilin imgesel anlatımla fazla öne çıktığı, içeriğin belirsizleştiğine, geri planda kaldığına dair. Bu durumu az sayıda öyküde yaşıyoruz ve dilin bu kadar öne çıkmasının da yazarın bilinçli bir tercihi olduğunu görebiliyoruz. Sonuç olarak güçlü bir dille örülmüş, iyi öykülerden oluşan bir kitap okudum.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum 
Bildir