Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ayfer Tunç'un Yeşil Gece Perisi, bende sadece okuduğum bir roman olarak kalmayacak. Karakterlerin hayatını yalnızca okumadım; sanki onların yanı başında yürüdüm, acılarını ve suskunluklarını hissettim. Ayfer Tunç, okurla roman arasındaki mesafeyi ustalıkla kaldırıyor ve insanı hikâyenin içine usulca davet ediyor. Roman öylesine sürükleyiciydi ki dışarıdayken bile aklım hep bıraktığım sayfalardaydı; bir an önce eve dönüp kitabımı elime almak istedim. İçeriğinden özellikle söz etmeyeceğim. Çünkü bu romanın büyüsü, onu her okurun kendi duygularıyla keşfetmesinde saklı. Bazı kitaplar okunmaz, yaşanır; Yeşil Gece Perisi de benim için tam olarak böyleydi.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı okurken, bu kez hikâyeye bambaşka bir açıdan baktım. Arka planda hissedilen Nazi işgali, kitabın o sade ve masum anlatımına beklenmedik bir ağırlık katıyor. Spinelli yine alıştığım o yalın diliyle anlatıyor ama satır aralarında çok daha derin ve sarsıcı bir gerçeklik gizli.
En çok etkilendiğim şey, savaşın doğrudan anlatılmaması ama her an hissedilmesi oldu. Çocukların gözünden gördüğümüz dünya, aslında korkunun, belirsizliğin ve kayıpların gölgesinde şekilleniyor. Buna rağmen onların hayal kurmaya, oyunlar icat etmeye ve kendi “cennetlerini” yaratmaya çalışmaları insanın içini hem ısıtıyor hem de hüzünlendiriyor.
Nazi işgali gibi ağır bir konunun, çocukların masum bakış açısıyla aktarılması bence kitabı çok daha çarpıcı hale getirmiş. Çünkü burada anlatılan sadece tarihsel bir dönem değil; zor şartlarda bile insan kalabilmenin, umut edebilmenin hikâyesi. Spinelli, büyük trajedileri bağırmadan, sessiz ama etkili bir şekilde hissettiriyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Osmanlı'nın altın çağı kabul edilen Kanuni dönemine Venedik raporlarıyla bakmak ilginç bir deneyimdi. Yazarın takdir edilesi olan bu çalışmanın, ortaya çıkış sebebinin popüler kültür (muhteşem yüzyıl dizisi)'ün sebep olması ironik bir durum.
Öyle ki, raporların birinde Kanuni ile Şehzade Mustafa arasında geçen bir diyaloğu okurken aklıma direkt bahse konu diziden bire bir aynı sahne gelmişti.
Raporlarda, saray, idari ve askeri teşkilatlanmaları, Osmanlı'nın harcamaları ve gelirleri, Kanuni'nin ve paşalarının fiziksel ve kişilik özellikleri anlatılmakta.
Yazarın bu raporlara doğruluk anlamında tamamen güvenilmemesi gerektiği yönündeki uyarısı gayet isabetli bir yaklaşım. Kanuni gibi bir imparator hakkında "gerekli faziletlere sahip değil" şeklindeki bir ifade bunu tasdikler niteliktedir. Osmanlı tarihi meraklıları için alınıp okunabilir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Anamur'un deniziyle, mağaralarıyla, lahitleriyle, kalesiyle, güneşiyle, rüzgârıyla, gölgeleriyle, deresiyle, geçitleriyle, köprüleriyle, taş merdivenleriyle enfes bir biçimde betimlendiği bir eserdir. Her öyküde hem Anamur'daymışsınız gibi sanki sahnelerin içinden kendiniz geçiyorsunuz hem tarihi bilgilerle iç içe geçirilmiş kurgunun peşinden merakla sürükleniyorsunuz. "Anemurium'da Otuzuncu Çığlık"ta bir arkeolog oluyorsunuz, "Mamure'nin Fısıldayan Taşları"nda bir ustanın sözlerinin peşinden gidiyorsunuz, "Azıtepe'nin Güneş Bedeli"nde paraşütle uçmak için yamaçtan aşağı bakıyorsunuz, "Anamur Burnu: Rüzgârın Hafızası"nda profesör ve ekibiyle birlikte bir korkuya sürükleniyorsunuz. Tarihi bilgilerle iç içe geçmiş serüven seven okurlara bu eseri mutlaka tavsiye ederim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Başkarakterin çocukluğundan, otuzlu yaşlara adımını attığı yıllara kadar, yaşadığı yalnızlık, yoksulluk ve yoksunluklar içinde Ankara'ya duyduğu merak, hayata anlam katma çabası ve bu çabanın getirdiği huzursuzluk, çaresizlik, arkadaş çevresine sarılma isteği ile tek başına hayatını idame ettirmeye kendini alıştırma zorundalığıyla arada kalakalışı, Ankara'nın 90'lı yılların sonundan 2020'li yılların başına dek geçirdiği değişimlerle çok güzel anlatılmış yazar tarafından. Eğer 80'lerde veya 90'larda doğmuşsanız, üstüne üstlük belli bir süreliğine de olsa yaşamınızın bir diliminde Ankara'da yıllarınız geçmişse, geçmiş yıllardan gelen izleri takip ederken o günleri hatırlamamanız, gülümsememeniz veya hüzünlenmemeniz pek mümkün durmuyor. Yaşama dair tespitleri ve başkarakteri anlatma yolculuğuyla çok başarılı bir eser.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Abe'nin okuduğum 3. kitabı. Yazar her kitapta çıtayı biraz daha yukarıya taşıyor. Gerçeküstü akımla yazılmış, hayalle gerçek arası bir eser. Sanki Alice Harikalar Diyarı'ndanın kabus versiyonu. Kahramanın yaşadıkları son derece absürd olsa da kaygıları bir o kadar insani ve gerçek. İlk yarısında Murakami okuyormuş hissine kapıldım ve Abe'nin Murakami'nin en çok etkilendiği yazarlardan olması beni daha da mest etti. Kısacası metni akıcı, yer yer komik, kafa karıştırıcı ve farklı bir yazın olmuş. Herkese hitap etmeyebilir. Bittiğinde de kafanız daha da karışıyor. Bu tarz gerçek üstü akım sevmeyenler Kumların Kadını ya da Başkasının Yüzü kitaplarına bir şans verebilirler.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öncelikle Charlie Chan karakterini sevmeye başladığımı söyleyebilirim. Günümüz polisiyeleri gibi peş peşe aksiyon sunan bir kitap bekliyorsanız hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz çünkü yazar daha çok ipuçlarını sabırla bir araya getiren, mantık yürütmeye dayalı klasik bir polisiye kalemi kullanmış.
Benim için en büyük eksisi temposunun ağır olmasıydı. Olayların hızlanması biraz zaman alıyor ve bu yüzden bazı okurlar kitabı durağan bulabilir. Ancak finalde taşların yerine oturması ve çözümün mantıklı olması bu sabrı büyük ölçüde karşılıyor.
Klasik polisiye sevenler, ayrıntılardan ipucu toplamayı seven okurlar ve Charlie Chan serisini merak edenler için keyifli bir okuma olabilir. Çok yüksek tempolu bir gerilim arayanlara ise hitap edeceğini düşünmüyorum. Bana göre kusurlarına rağmen zekice kurgulanmış, eski usul polisiyelerin havasını başarılı şekilde yansıtan, keyifli bir kitaptı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çok güzel bir kitap. Yuan Huan'ın Kulübesi gibi, yani mantık ve kurgu tasarımı olarak. İçinde on sekiz hikâye var: dünyanın farklı coğrafyalarındaki çocukların hikayeleri. Kimi internete kimi suya kimi barışa... ERİŞEMİYOR. Kimi Brezilya'dan kimi Kenya'dan kimi Gazze'den kimi Japonya'dan... Yaz tatilinde bütün gün bilgisayar oynamayı hayal eden Efe'nin bilgisayarına bir yapay zeka yerleşir; yapacağını yapar, düşündüreceğini düşündürür ve çekip gider. Peki niye mi Efe'yi seçer? Eee... Onu da merak edip okuyunuz efendim. :-)))
Bu tarz kitaplar kimseyi sıkmaz, kimse de niye okudum demez; iyi ki okudum der. Ben de iyi ki okumuşum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap boyunca doğu ile batı arasındaki mücadeleyi, güç savaşlarını, beylikler arasındaki dengeleri okurken aslında bambaşka bir şeyin anlatıldığını hissettim. Yazarın kurduğu dünya fantastik gibi görünse de gerçek hayata fazlasıyla temas ediyor. Özellikle kadının konumu, gücü, bastırılması ve yeniden ayağa kalkışı… Kitabın adı bile başlı başına bir meydan okuma gibi.
En çok hoşuma giden şey, karakterlerin siyah-beyaz olmamasıydı. Herkesin bir haklılığı, bir yarası, bir karanlığı vardı. Bu da hikâyeyi daha inandırıcı ve daha çarpıcı hale getirmiş. Güç temasının sadece fiziksel ya da siyasal bir güç olmadığını; bilgi, sabır ve direnişle de şekillendiğini görmek etkileyiciydi.
Okurken bazı bölümlerde durup düşünmek zorunda kaldım. Özellikle aşkın bir kıvılcım gibi başlayıp nasıl büyük yıkımlara sebep olabileceğini gösteren kısımlar beni etkiledi. Cinayetin sadece bir olay değil, bir kırılma anı olduğunu hissettiren anlatımı çok başarılı buldum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Romanın dili akıcı; sayfalar hızla ilerliyor. Fakat asıl etkileyici olan, alt metindeki semboller ve göndermeler. “Akrep” metaforu özellikle dikkat çekici. Yükselmekte olan bir akrep… Güç kazanan ama aynı zamanda zehrini de büyüten bir varlık gibi. Bu sembol üzerinden güç, iktidar ve insanın karanlık tarafı üzerine düşündüm. İnsan gerçekten yükseldikçe mi değişir, yoksa içindeki zehir zaten orada mıdır?
Bazı yerlerde hikâyenin masalsı yönü ağır basıyor; bu da okuru gerçeklikten biraz uzaklaştırabiliyor. Ancak ben bunu bir eksiklikten çok, yazarın kurduğu evrenin bilinçli bir tercihi olarak gördüm. Çünkü bu evren, doğrudan bugünü anlatmasa da bugüne dair çok şey söylüyor.
Kitabın sonu ise bende bir tamamlanmışlık hissinden çok bir merak duygusu bıraktı. Sanki hikâye bitmedi, sadece başka bir kapı aralandı. Bu da serinin devamını istememe neden oldu.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir