Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın okuduğum ilk kitabı ve tarzını çok sevdim. Mistik, fantastik, yani gerçekçi olmayan kurguları, masal gibi romanları çok sevmem normalde ama öyle güzel aktı gitti ki, bayıldım. Hem günümüzde geçen kısımlar hem geçmişi anlatan kısımlar dönemine uygun, karakterler çok farklı ama bir yandan da bizden. Ustam ve Ben, Katre i Matem, Piri Lezzet, Azdahak.. Bu sıra okuduğum kitaplar hep Osmanlı tarihi gizemli olaylar, masalsı merak üzerine idi. Bu kitap da çok doyurucu idi her bakımdan. Hem tarih hem günümüz insanı dertleri, hem masalsı hem yaşanmış olaylar, akıcı ama basit olmayan bir dil, kalemine sağlık.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar Şahinler bu kitabında Ali İmran 78. ayetten yola çıkarak, ilâhî vahyi bozmaya ve anlamını saptırmaya/kaydırmaya yönelen bir zihniyeti, Kur’ân’ın âyetleri ışığında tanımaya ve tanıtmaya çalışıyor, diğer taraftan bükülen âyetleri ve dinleştirilmiş geleneği, Kur’ân’ın ışığında/filtresinde arındırma gayreti ile dikkat çekiyor.

Bu kitap yalnız kurani/dini hakikatler boyutunda değil aynı zamanda sosyolojik düzlemde karşılaştığımız çeşitli illüzyonları nasıl fark edebileceğimizi gösteren bir rehber niteliğinde. Çağdaşlarımız için yön gösterici bir kitap niteliğini haiz. Yazarını tebrik eder, dikkat çekici birkaç başlığı paylaşmak isterim:

-MÜSLÜMANLARIN SEKÜLERLEŞMESİ/DÜNYEVÎLEŞMESİ
-HALKIN SESİNİ DİN İLE KISMAK
-İNSANLARI RAB EDİNMEK/RABLER HEGEMONYASI
-İSRÂİLOĞULLARI’NA HELÂL, YAHÛDİLERE HARAM
-KUR’ÂN VARKEN MESÎH’E/MEHDÎ’YE İHTİYAÇ
YOKTUR

Tekrar tekrar okunası bir kitap...

İyi Okumalar
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  9
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Evet, Miyase Sertbarut'un kitaplarında işlediği ana fikir ve vermek istediği mesajlar hiç de yabana atılmamalı. Ara Alem üçlemesi serâpa(baştan sona) hayatın bir saniyesinin bile değerli bir hediye olduğunu anlatır. Canan, hayata dönmek için neler neler deniyor. Edebiyatımızın fantastik kurgu türünde Ara Alem serisi adını hep hatırlatacaktır. Yaşamak, hayat, nefes almak, hay ve diri olmak... velev meşakkatli, zorlu ve sıkıcı da olsa güzeldir, eşsizdir, değerli bir hazinedir; kıymeti bilinmeli. işte kıymetini bu kitap öğretiyor. Asla sıkıcı bir tarafı yok. Bizi hayata tutan, hayattaki en çok sevdiklerimizdir. Ortaokul 7.ve 8. sınıflara tavsiye ederim. Biz okuduk ve öğrencilerim beğendi. Miyase Sertbarut kesinlikle kitaplarında özgün birer konu, farklı birer ana fikir bulabilen varsıl bir yazar. Teşekkürler Miyase Hocam.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabımız yaşlı bir adam ve genç birisinin arasında geçen diyalog şeklinde bizlere sunulmaktadır; konumuz ise İnsan nedir.
Yazarımız öyle güçlü argümanlara sahip ki kitabı okuduğum sırada fikirlerini çürütmeyi geçtim söylediklerine katılmaktan başka bir şey gelmedi elimden; sanırım insan gerçekten de bir makina.
Kitabımızda geçen yaşlı bireye göre insan doğduğu andan itibaren dışarıdan aldığı verileri - yani öğrendikleri - işleyerek onlara göre yaşamını sürdüren bir varlık. Bu süreçte dışarıdan bir etki olmadığı takdirde bir şey yapmayan lakin bir makina misali düğmeye basılan bir durum söz konusu olduğunda harekete geçen bir mekanizma.
Kitabı okuduğunuz sırada kendinizi diyalogdaki genç birey yerine koyarak yaşlı adamla bir tartışma içerisine giriyorsunuz ve birçok kez ters köşe olma durumunu tadacağınızı söylemek isterim.
Kitabı okumanızı tavsiye ederim, kesinlikle okurlarına bir şeyler katacaktır; farklı bir bakış akışı kazandıracaktır, iyi okumalar...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir şehrin banliyösünde meydana gelen değişim bireylerine nasıl yansır? Varoş kültürünün ve gecekondu dünyasının hoş bir hatıra olarak anılması mı, yoksa tamamen unutulması mı söz konusudur? Hwang Sok-yong taşradan merkeze uzanan hikayesiyle âşkın hayatın keşmekeşine karşın en güçlü direnç noktası olduğunu kanıtlamaya çalışır. Aslında değişen dünyanın koca bir öğütücü misali maddi manevi her şeyi yok ettiği bir ortamda geçmişin ipine sarılmanın makul olmaktan ziyade nostaljik olduğu söylenebilir. Nostalji farklılık arayanları tatmin edebilir. Ama kırık kalpler için geçmiş; aranılan, istenilen, değiştirilmesi hayal edilendir. Hwang Sok-yong eserinde geçmişi uykusundan uyandırarak öykünmeyi drama çeviriyor. En nihayetinde bazen mutluluk aramakla dahi bulunmaz ama düşünmekle şahsi tatmin mümkündür. Geçmiş, bir hafıza egzersizi kadar yakındır. Uzakların nasıl yakın olduğu Hwang Sok-yong'un eserinde aşikar kılınır. İyi okumalar...
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın daha evvel "Zerdali Dedemle Bir Yıl" kitabını okudum. O kitap gibi bu kitabı da oldukça keyifliydi. Ortaokul 5. sınıftan itibaren okutulabilir. Ben sınıfımla birlikte okudum. Gerek öğrencilerim gerek ben Ekonomi Okulu'nu oldukça keyifli ve öğretici bulduk. Bazı temel ekonomik kavramları kurgu içinde çocuklara öğretmek harika bir fikirdir. Ben, bir öğretmen olarak şunu keşfettim: çocuklar bilgiyi doğrudan okuyup ezberlemek yerine; bilgiyi bir kurgu içinde öğrenmeyi daha kolay ve kalıcı buluyorlar. Yaşar Bayraktar'ı bu konuda takdir ettim. Mesela enflasyon, para basmak, fiyat artışı, arz talep, lüks tüketim... vb. kavramları güzel bir kurgu içinde çok başarılı bir şekilde işlemiş. Ben bile bazı temel kavramları basitçe anladım. Yazarın sıkı bir muakkibi (takipçisi) olacağım.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  6
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Osamu Dazai'nin okuduğum ilk kitabıydı. Japon halk hikayelerini kendi bakış açısıyla yeniden yorumlamış. Benim için ilginç bir okuma tecrübesi oldu. İlk hikaye beni çok içine almasa da ikinci hikaye ve son hikayeyi gerçekten çok eğlenerek okudum. Ön yargılı olduğum bir yazardı. Anlatım tarzını beğendim. Biraz daha dışa dönük ve oyuncu bir anlatım tarzı. Sadece alayları anlatmakla kalmayıp, okurla doğrudan konuştuğu, kendi düşüncelerini paylaştığı bir üslup kullanmış. Bir nevi dördüncü duvarı yıkmış diyebilirim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cadılık konusuna klasik anlamda, yani “Avrupa’daki cadı avları” üzerinden bakmak yerine, olaya daha geniş bir yerden yaklaşmış: “cadı”yı aslında toplumun bastırdığı, sindirmeye çalıştığı kadın figürüyle özdeşleştirmiş.

Avrupa kısmında bildiğimiz o Ortaçağ Engizisyonu, cadı mahkemeleri, büyü suçlamaları gibi olaylar var ama detaylı tarihsel belgelerden çok, bunların arkasındaki zihniyet çözümlemesine odaklanıyor. “Kadın bilgeliği” diye adlandırdığı bir kavram var;

Osmanlı bölümü ise ilginçti çünkü genelde cadılık deyince akla hep Avrupa gelir. Osmanlı’da doğrudan Avrupa’daki gibi büyük cadı avları yoktu ama halk arasında büyü, tılsım, şifacı kadınlar gibi figürler vardı. Bu bölümde, Osmanlı’nın daha pragmatik bir tutum sergilediğini; büyücü ya da cinci kadınların kimi zaman şeyhülislam fetvalarında yer bulduğunu ama toplu kıyımların olmadığını öğreniyorsun. Yazar burada Osmanlı toplumunun farklı yaklaşımını vurguluyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Johann Hari’nin Kaybolan Bağlar kitabı, depresyon ve kaygıyı sadece beyin kimyasına indirgemek yerine, bunların arkasındaki toplumsal ve duygusal kopuklukları araştırmasıyla dikkat çekiyor. İlk başta biraz klasik “psikoloji kitabı” beklentisiyle başladım ama daha çok bir gazetecilik araştırması gibi ilerledi.
Johann Hari, farklı ülkelerde bilim insanlarıyla, terapistlerle ve depresyonu deneyimlemiş insanlarla görüşüyor. En çok etkileyen kısım, ilaçların bazı insanlarda işe yaradığını kabul ederken, bunun sorunu tamamen çözemediğini dürüstçe ortaya koyması oldu. “Bağ kayıpları” dediği şey — aidiyet, anlam, değerler, doğa, çocukluk deneyimleri ve güvenlik gibi — ruh sağlığında sandığımızdan çok daha büyük rol oynuyor.
Okurken kendime de çok soru sordum: Ben hangi bağlarımı kaybettim? Modern hayatın hızı, yalnızlık, sürekli daha fazlasını istemek… Bunların hepsi bana tanıdık geldi. Kitap ağır bir dil yerine oldukça anlaşılır bir üslup kullanıyor, bu yüzden hiç zorlanmadan ilerliyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bırindar yaralı demekmiş. Yazarın, ülkemizde kanayan, tedavi edilemeyen yaralarımızı göstermesi, vicdan kavramı çerçevesinde ele almasını kişiler üzerindeki etkilerini, yansıtmasını beğendim.
Gazetecilik yapan yazarların kitaplarını ayrı seviyorum çok yönlü bakış açılarının yanısıra diyaloglar daha gerçekçi oluyor yapay durmuyor akışın içinde. Ve çok fazla araştırma ürünü olduğu net görülürken kurgunun içine yedirilişini başarılı buluyorum. Hikaye içinde hikâye okumak da keyifliydi her ne kadar hüzünlü hikayeler olsa da..
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir