Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tarihî Kırıntılar, kurgusu itibariyle, ardışık olarak birbirini izleyen dört farklı anlatım ile sürmektedir. Bu dört farklı anlatım ise iki farklı zaman barındırmaktadır. İlk zaman; Meral’in kaybolduğu 1992 yılı ile başlayıp 2006 yılına kadar süren, Can’ın gelişimini, ailenin kayba verdiği tepkiyi ve alışma sürecini işler. İkinci zaman ise 2014 yılı ile başlamakta ve 2018 yılına kadar sürmektedir. Bu zaman diliminde Can bir gazetede çalışmakta ve şairlerin isimlerini vermeden yazacakları, her birinin bir öykü ile yer alacağı bir öykü kitabı projesi yürütmektedir. Bu zaman dilimi aynı zamanda Türkiye’de yaşanan güncel olaylara da değinmektedir. Üçüncü anlatım ise Can’ın projesinde yer alan ve sayıları on iki adet olan şairlerin öykülerinden oluşmaktadır. Her öyküden sonra da o şairin şiir anlayışını işleyen ve adı ‘Poetika’ olan bölümler de dördüncü anlatımı oluşturmaktadır.
Doğrusu Barış Bıçakçının kalemini çok seviyorum. Nil Karaibrahimgil tavsiyesiydi, iyi ki dedirtti.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın 'Gecelerin Kitabı' adlı eserini okuyunca bunu da okumak istedim. Esasında ikisi de pek çok farklı karakteri anlatan, ağır cümlelerden oluşan okunması zor kitaplar. Ne var ki öyle vurucu cümleler, paragraflar var ki insan dakikalarca düşünmeden edemiyor. Pek çok insan kutsallarına saldırıldığını düşünebilir ama sorgulamak, zihni açmak için maalesef bu gerekli. Sonuçta kabul etmek veya reddetmek size kalmış. İlaveten bir bölümdeki Roselyn adlı erkek kahraman içime bir yara olarak yerleşti, çok etkileyiciydi. Diyebilirim ki zor bir roman ama muhteşem bir edebiyat. Tercihinizi buna göre yapın.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kundera'nın Çekoslovakya'yı terk etmeden önce yazdığı son kitabı ve benim de okuduğum üçüncü Kundera kitabı.
Resme ve şiire yeteneği olan Jaromil'in, çocukluktan yetişkinliğe geçişteki bunalımları, yaşadığı cinsel kimlik karmaşaları, cinselliğe adım atışları, hayalleri, sevgileri, aşkları ve bunların içinde de kendi bedeninden nefret eden bir anne. Romanın arka ekranında ise, savaş yılları, Rusya'nın işgali ve siyasi çatışmalar.
Psikolojik analizler ve bilinç altı çözümlemeleri ile Kundera sanırım Freud'a nispet yapıyor.
Resimlerini başsız kadın bedenleriyle resmetmek hangi bilinç altının bir yansımasıdır.
Peki Jaromil'in ilk cinselliği tecrübe etme deneyimleri, safi bedensel bir aşkın tezahürü müdür yoksa şefkat ve mutlak aşkın beklentisi midir?
Gençliği "erkeğin kadınsı çağı" olarak betimleyen yazar, o donemin gençlik sancılarını siyasal konjonktürden muhteşem olarak ele almış.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çocukluğu yaylalarda geçmiş biri olarak yazarın her kitabını büyük bir merak ve beğeniyle okuyorum. Gerek üslup gerekse de betimlemelerindeki ustalığıyla bize Kırgızların yaşadığı toprakların temiz havasını getiriyor. Özellikle bu romanında yazar temiz bir kalbin insana ne büyük bir yük olduğunu gösteriyor. Halbuki iyilik insanların sömürülmeye açık olduğunu değil takdire layık olduklarını göstermektedir. Zira kötülüğün alışkanlık haline getirildiği bu dünyada bir küçük iyilik tanesi tüm kötülüklere karşı yapılan bir başkaldırıdır.
Yanıtla
9
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Stefan Klein zaman yönetimi konusunda bugüne kadar pek çok defa duyduğumuz pratikte hayatın için de uygulanamayan tavsiyelerin dışında konuyu bilimsel yönüyle ele almış. Konuyla
ilgili farklı dönemlerde yapılan deneylere yer vermiş. Oldukça anlaşılır bir dil kullanarak her şeyden önce zamanın ne olduğu, bizim onu nasıl algıladığımız üzerinden yola çıkarak öncelikle kendimizi tanımamızı, iç saatimize uygun bir yaşama geçme farkındalığını ortaya koymuş. Satır aralarında zamanın çok hızlı geçtiği algısının her dönemde yaşandığını okumak ilginçti.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Emile Zola’nın Suçlamıyorum isimli kitaplaştırılmış bu eseri diğer eserlerinden daha değerli buluyorum, dönemin en ileri demokrasi ülkesinde insan hakları savunucu rolü üstlenen aydınlanma dönemi yaşayan Fransa’da bile adaletin, onurun ahlakın Erdem’in hiçe sayılabildiğini, çoğu aydın diye tasvir edilen kişilerin riyakar makyajını ortaya koyan bir eser, Emile Zola’nın bilerek girdiği bu zorlu savaş, adaletin kişiye ve çıkarlara göre değişen öznelliğinden, nesnelliğe ulaştırma çabası, aydın ve sanatçı diye sınıflandırılan bireylerin; adaleti, eşitliği demokrasiyi, ahlakı, erdemi ve onur gibi kavramların koruyucusu olmasının daha değerli olduğunun kanıtını, bu yaşanmış olan eserde bulabilirsiniz, muhakkak okunması/okutulması gereken bir yapıt.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gabriel Garcia Marquez büyük edebiyatına saygı duymamak elde değil, Erdem ve ahlak bakış açısını diğer eserlerinden bildiğimden, romandaki aşkı pedofili olarak değerlendirmenin haksızlık olacağı kanaatindeyim, aşkı 90 yaşında bulmuş bir birey için imkansız görünen bu yaş farkını metafor olarak kullandığını düşünüyorum, asıl anlatılmak istenilenin hayatta hiçbir şey için geç olmadığı, özellikle aşk gibi yoğun bir hissin ileri yaşlarda dahi kendimize yakıştırılmadığımız ve yakıştırılmayan bir kavram olduğunu, bu denli güçlü bir metafor kullanarak imkansız durumu imkanlı hale getirerek yıkmaya çalıştığını düşünüyorum, dilinin akıcılığı, eserin içerdiği kültür sanat bilgisi açısından seviyesinden ödün vermediği bir eser.
Yanıtla
1
2
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
baştan sona kadar duygu fırtınası yaşatan muhteşem kitap. başta gülmeden okuduğum tek sayfa yokken sonunda ise bunun zerresini bulamadım. kitabın ortalarında sonunu tahmin edip, öyle değildir umuduyla devam ettim okumaya. hem ne olacağını merak edip hem hiç bitmesin istedim.

mahalledeki oyun alanları olan arsayı korumak için ellerinden geleni, hatta daha fazlasını yapan pal sokağı çocuklarının her birine ayrı ayrı hayran oldum. ama o ufaklık nemescek yaptıklarıyla, kişiliğiyle diğer hiçbiriyle kıyaslanamaz bir karakterdi. macun derneği üyeleri, derneklerine ve kurallarına olan bağlılıklarıyla saygıyı hak ediyorlardı. kötü karakterleri bile sempatik olan bu hikayenin bu kadar dramatik bitmesi "gerek var mıydı bu kadar hüzünlü olmasına" dedirtti.

mutlaka okuyun mutlaka. böylesine güzel bir kitabı okumadan ölmeyin.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Üsted Zweig'ten yine harika bir biyografi daha. Amerika'nın keşfinin Kolomb'a değil de, Vespucci'ye atfedilmesi 17. yüzyıl Avrupa'sında ve sonrasında büyük bir tartışma konusuydu. Her alim sanki Vespucci bunu bilerek yapmış, Kolomb'un hakkını yemiş gibi, onu alçak, hırsız, beş para etmez bir adam gibi göstermişlerdir. Bunlardan biri de Voltaire'dir. Zweig ise bu konunun derin tarihine inerek "Sezar'ın hakkını Sezar'a" vermiştir. Kıtayı tabii ki Kolomb keşfetti, lakin o orayı Hindistan sandı ve Vespucci ise buraya "Yeni Dünya" dedi ve onun bu lafı kıtaya ad vermesini sağladı. Çok güzel ele alınmış bir konu. Okumanızı cidden tavsiye ederim.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Temmuz 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ata Nirun un okumuş olduğum 2. Eseri... Kehanet üzerine yazılmış, bir rehber olarak bilgilerinizi tazelemek ya da üzerinden geçmek adına zaman zaman başvurabilirsiniz. İnsanoğlunun başına gelmiş ve gelecek olan tüm felaketlerin aslında bizzat kendisi tarafından gerçekleştirdiğini vurguluyor ve okurken sürekli kafanıza vurarak ya da sizi ara sıra tokatlayarak çok geç olmadan yaşayan bir canlı olan doğaya sahip çıkmanız için uyandırıyor...Ayrıca konunun kadim bilgiler, olaylar ve sırlar ile harmanlanması esere heyecan katıyor
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir