Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın gerçeği yansıtması üzücü, hassas bir konu işlenmiş kitapta, her ne kadar canavar diye nitelendirilse de bir insanın davranışının altında yatan nedenlerin araştırılması gerektiğini düşünüyorum, romandaki karakterimiz psikolojik olarak kötü dönemlerden geçtiği için başına gelenleri açıklayamadı ama araştırılmadı da, tabii ki yapılan kötülükleri tasvip etmiyorum hiç bir suç cezasız kalmamalı ve hak eden en ağır cezayı almalı, toplumumuzun kanayan yarası bence davranışın altında yatan neden araştırılmadan, o neden ortadan kaldırılmadan yargısız infaz yapmak. Oysaki o neden ortadan kaldırılsa benzer olaylar yaşanmaya devam etmeyecek. Bence burada kaybediyoruz. Kişiyi yargılıyoruz yaptığından dolayı ama günümüzde de iş hayatımızda sosyal yaşantımızda özel hayatımızda kişinin o evreye gelmesinde benim bile payım var mı acaba diye bir düşünmek lazım bence.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kahramanımız Buck çok farklı yaşam koşulları görür çok farklı iklimler mevsimler yaşar, farklı farklı ülkelerden geçer, değişik karakterler tanır. Yaşam standartlarının altına inmek ona zor gelse de o kadar hırslıdır ki başına gelenlere karşın pes etmemeyi seçer ve yaşamayı, gücü, otorite sahibi olmayı öğrenir. Yeri gelir direnir isyan eder, yeri gelir uysal davranır, tam bir hayatta kalma mücadelesi verir. Büyüklenme, kibir, kendine güven ve gurur kahramanımıza başarılar getirse de nihayetinde kibir sadece romanlarda ve hayvanlar aleminde başarı getirir diye düşünüyorum. Kitapta dostluk sevgi ve sadakati yoğun bir şekilde yaşıyor, seven ve isteyen hiç bir canlının yapamayacağı hiç bir şeyin olmadığını görüyoruz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap beni müthiş etkiledi. Kendini ve yaşam standartlarını korumaya çalışan, gösterişli bir hayat yaşayan, herkesin tanıdığı ve aşık olduğu bir hayat kadını, ne yazık ki hayatının son günlerini üzüntü içinde yalnız geçirir. Dünyanın acı gerçeği, insanlar sizden faydalanamadığı zaman sizi terk eder. Sadece gerçekten sevenler hariç. Armandın sevdiği kadını son bir kez görmek için yaptığı çılgınlık herkesin yapabileceği bir şey değil, aşk romanlarını sevmem ama bu aşk hikayesi beni derinden etkiledi. Kitapta hayat kadınının aşkı anlatıldığı halde müstehcen cümleler yer almıyor, bu özelliği ile ve akıcı sade dili ile kitabı çok beğendim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Babalar ve oğullar isminden daha farklı bir roman çıkacağını beklemiştim aslında. Ama kurgusu çok güzeldi çok beğendim, genel olarak klasikleri okurken çok zorlansam da babalar ve oğullar sade ve akıcı diliyle hiç sıkmadı. Kuşaklar arası çatışmalar ikili ilişkilerde çatışmalar gördüğümüz kadar karakterlerin kendi iç dünyalarında da çok çatışma yaşadığını farkettim. Çocuğuna soru sormak isteyip, onunla vakit geçirip, sohbet etmek isteyip kızar diye korkan anne baba, bizim zamanımız geçti tabi gençler farklı düşünüyor diyen baba, kendi prensiplerine çok bağlı görünen ama içinde onlara da bazen isyan etme isteği uyanan kişiler, nihilist karakterler, sevdi mi sevmedi mi anlamadığım gururlu bir kadın, seveceğine kitabın başında asla ihtimal vermediğim ama aşkından bambaşka olan bir adam, sevdiği insanlara inanmakta sonuna kadar hazır bir delikanlı . Karakterler kendi içinde müthiş çatışmalar yaşıyor. Tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ana karakterin azimli gururlu dürüst ve paylaşımcı kişiliğine hayran oldum. Ne kadar aç olursa olsun, bazen aklından geçse de, ahlaki değerlerinden ödün vermemeye çalışıyor. Yine açlığın etkisi ile yapmış olduğu odun çiğnemesi parmağını yemeye çalışması gibi davranışları beni ciddi etkiledi ve gerçekten böyle olabilir mi diye düşündürdü, sonra olabilir kanısına vardım, yoksa atalarımız yemek yiyip doyduktan sonra Allah'm sen kimseyi açlıkla sınama diye dua etmezlerdi sanırım. Kendinden çok emin olup dereyi görmeden paçaları sıvadığı da oluyor. Kendi kendine konuşmaları beni sıklıkla tebessüm ettirdi. Okunmaya değer beğendiğim bir kitaptı.
Yanıtla
2
2
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öykülerdeki temiz dil göze çarpıyor. Farklı anlatıcı tipi kullanımlarında da aynı güzel dil devam ediyor. Kitapta ilk öyküdeki Ayhan karakteri gibi bir yerinden kırılmış insanların hikâyelerini görüyoruz. Öykülerde biçimsel deneyişler mevcut. Bu türde pek kullanılmayan metin içi başlıkları kitaptaki bazı öykülerde görüyoruz. Bunun anlatıma hareket kattığını düşünüyorum. Örneğin "Yılan Kokusu" öyküsünde normal anlatımla italik yazı bir arada kullanılmış. Bu metinde karşılıklı olarak devam eden çift anlatıcı mevcut. İlk iki öyküdeki finallerin daha fazlasını istediğini düşünüyorum. Biraz daha hacimli olabilirlerdi. Kimi öykülerde kurgusal boşluklar bulunuyor. Evet, öyküde boşluk bırakmak okura alan açar. Temelde iyi bir şey olmakla birlikte yine de anlatılmak istenen her neyse okura da verilebilmeli. Bundandır ki bazı öykülerde neyin ne olduğunu tam olarak anlaşılmıyor. En çok "Narkolepsi" öyküsünü sevdim. Uyurgezer karakterin yaşadıkları harikulade anlatılmış.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mustafa Kemaller Yirmi Yaşındadırlar
Gazeteci ve yazar Falih Rıfkı Atay, Mustafa Kemal ile ilk kez Balkan Savaşı sonlarında karşılaşmıştır. Bu karşılaşma, adını hayatının sonuna dek gururla telaffuz edeceği Atatürk ile esas tanışması değildir. Mustafa Kemal'i Birinci Dünya Savaşı'nın en karanlık günlerinde takip eden gazeteci, Kurtuluş Savaşı boyunca yazıları ile milli mücadelenin koyu bir destekçisi olmuştur. Hakkında Damat Ferit Hükümeti tarafından 'behemehâl idam edilmesi' istense de İkinci İnönü Zaferi'nden sonra kurtulmuştur.

Büyük Taarruz'un sonunda İzmir kurtulduğunda, yakın dostu Yakup Kadri ile Mustafa Kemal'i karşılamaya gelenler arasındadır Falih Rıfkı. Mustafa Kemal'le asıl tanışmanın yaşandığı bu karşılama, Falih Rıfkı'nın milletvekilliği yolculuğunun da başlangıcıdır. Cumhuriyet Dönemi'nin önemli isimlerinden olan yazar, 1923-1950 yılları arasında milletvekili olarak görev yapmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarına, Kurtuluş Savaşı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş günlerine tanıklık eden Atay, Mustafa Kemal'in devrimlerinin uygulanmasında aktif rol oynamıştır. Atatürk'ün ölümüne dek yanında yer almış, aynı zamanda Atatürk'ün başyazarlığı görevini de üstlenmiştir. Falih Rıfkı, Atatürk'ü en iyi tanıyanlardandır.

Mustafa Kemal Atatürk'ü tanıma ve anlama yolunda okunması gereken önemli eserlerden biri olan Çankaya, Falih Rıfkı Atay'ın 1952'de Dünya gazetesinde yayınlanan hatıralarının gözden geçirilerek 1968'de yeniden yayınlanan hâlidir. Çankaya - Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar- alt başlığıyla Pozitif Yayınları'ndan çıkan bu edisyon her yaştan ve her görüşten Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının kitaplığında yer almalıdır.

Çankaya için bir Atatürk biyografisi demek yanlış olmasa da bu tanımın eksik kalacağını belirtmekte fayda var. Salt bir hatırat değil, tarihi bir belge niteliğindedir bu eser. Osmanlı Devleti'nin son yıllarını, Kurtuluş Savaşını, Cumhuriyetin kuruluş ve yükseliş yıllarını, Mustafa Kemal'in hep yanı başında bulunmuş, tarihi olaylara göz tanıklığı etmiş usta bir yazardan dinliyoruz Çankaya'da.

Çankaya'nın, sonraları Kemalizmi benimseyecek olan bir Mustafa Kemal taraftarı tarafından yazıldığının da bilinmesi gerekmektedir. Bu durum yine de Kemalizm karşıtlarının kitabı okumasına engel değildir. Bizler bugün, Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılında, Atatürk düşmanlarının onu anlamaya yanaşmaması kadar Atatürk'ü sevenlerin dahi onu yeterince anlayamadığı gerçeği ile karşı karşıyayız. Bugün en önemli mesele bir taraf seçmekten çok anlama çabası olmalıdır. Peki, nereden başlamalıyız? Bu sorunun yanıtı birden fazladır ancak ilk sıralarda elbette Nutuk ve Çankaya gelir.

Çankaya Mustafa Kemal'in çocukluğu ve ilk gençlik yılları ile başlar. Burada çocuk Mustafa'nın ders kitaplarında ezbere bilinen yaşamının detaylarına değinilir. Önce askeri okul, sonrasında bir Osmanlı Paşası olduğu yıllar, içine fırlatıldığı dünyanın tüm griliği ile verilir. Gerçek şudur ki Mustafa, daha çocukluk yıllarında güçlü bir kişiliğe sahip önemli bir dehadır ve 'Kemal'i hak edendir. Bir sonraki bölüm Meşrutiyet ve ardından Birinci Dünya Harbi'ne sürükleniş. Mustafa Kemal'in askerliği ve düşünceleri ile nasıl sivrildiği ve bu yükselişin pek çoklarının hoşuna gitmediği, ilk dostların, ilk düşmanların kazanıldığı dönemdir. Çanakkale Harbi'nde ortaya konan askeri deha ve başarının yanında Atay'ın da şiddetle eleştireceği Sarıkamış faciası kitapta önemli yer tutmaktadır.

Çanakkale Zaferi büyük bir başarı olsa dahi 'Çökme' önlenememiş ve 'Milli Mücadele Devri' belki de "Gerilla Dönemi" başlamıştır. Tarih sahnesinde çok önemli zıtlıkları bir arada göreceğimiz Kurtuluş Savaşı'nda, Mustafa Kemal'le tamamen farklı düşünen insanların düşmanlıklarını anlayabilirken, onunla aynı ülküyü taşıyanların düşmanlıklarını anlamakta zorlanmamak elde değildir. Manda seviciler, Halifelik sevdalıları, hür, tam bağımsız, laik bir Türk devleti hayali ile çarpışanları elbette benimsemeyeceklerdi. Ancak Mustafa Kemal'in askeri ve siyasi liderliğini hazmedemeyenler çok daha fazladır. Tarih sahnesinde yalnız, yapayalnız bir Mustafa Kemal ve umutsuz bir Türk halkı vardır.

Falih Rıfkı Atay, Çankaya'da, okuyanlara salt bilgi vermekle kalmayacak, onları hiç kuşkusuz pek çok araştırmaya yönlendirecektir. Kurtuluş Mücadelesi'nde "Gerilla Devri"nden düzenli orduya geçiş süreci en az işgal kuvvetleri ile mücadele kadar yorucudur. Mandacı mütefekkirler, yararlı ve zararlı cemiyetler ve özellikle çetelerin nasıl zararla karışık yarar sağladığı özel araştırma konusu olmalıdır. Kuvâ- yi Milliye ve Kuvâ-yi Seyyâre'yi, Çerkez Ethem, Yörük Ali ve Topal Osman'ın rollerini hayretle okuyacaksınız Çankaya'da. Çerkez Ethem ve kardeşinin Mustafa Kemal'i öldürmeye geldiği o 'an' ki zamanın göreceliğinin en önemli örneğidir. Düzenli ordunun taarruzuna son ana dek inanamayan, yorgun ve çaresiz halkın, Yunan Komutanı Trikopis'in Uşak'ta yakalandığı müjdesine erişmesi sanki aylar, haftalar değil de asırlar sürmüştür.

Çankaya'yı iki bölüme ayırmak gerekseydi Kurtuluş Dönemi ve Yeni Devir olarak bölümlendirilmesi makbul olurdu. Yeni Devir, zafer sonrası Türkiye Cumhuriyeti'ni kurma adımları ve irtica ile mücadele dönemidir. Yönetim şeklinin belirlenmesi, yeni başkent Ankara'nın başkentliğe uygunluğuna varan detaylı düşüncelere yer verir yazar. Saltanat ve Halifeliğin kaldırılması, Kemalizm ve beraberinde gelen iç didişmeler, Mustafa Kemal'i öldürmek için yapılan suikast girişimi, devrimler, laisizm ve ekonomi... En az Kurtuluş Savaşı'nda olduğu kadar düşmanlarla iç içe yeni bir hayat kurma çabası. Tüm mücadelesi ve sonsuz yalnızlığı sonunda, hissizliği ile kırmızı böceklere yenik düşen Ata...

Çankaya, Atatürk'ün son zamanlarının ardından, Atay'ın anı ve fıkraları ile sonlanıyor. Bir bütün olarak bakıldığında Çankaya'da Falih Rıfkı'nın Atatürk ile uyuşan ideolojik görüşlerinin yanı sıra Atatürk'e eleştirel bakabildiğini de görmek mümkündür. Özellikle Serbest Fırka konusunda tamamen ayrı düşünürler. Neticede Atay bir Atatürkperest ve aynı zamanda bir Enverland düşmanıdır. Çankaya yalnız Atay'ın anılarından oluşmuyor, Atatürk'ün sesinin yanında pek çok ismin mektuplarına da yer veriliyor, özellikle karşı kutuptan Yüzbaşı Armstrong gibilerin mektupları ve düşünceleri dikkate değer.

Mustafa Kemal Atatürk'ün yanı başında, sofrasında, çalışma masasında uzun yıllar yer alan yazarın Atatürk'ün kişisel özelliklerini çok iyi tanıması doğaldır ama bu özellikleri edebi bir dille aktarabilmek güç olsa gerek. Şahsen Atay'ın üslubunu çekici buldum. Kitapta zaman zaman vurgu amaçlı da olsa tekrarlar bulunmakta ve kitabın sonunda yararlanılan kaynaklar belirtilse de Falih Rıfkı Atay'ın bize bir kaynakça ve de dizin borcunu göz ardı edemeyiz. Atatürk'ün özel yaşamına bu kitapta neredeyse hiç yer verilmemesi de bir diğer eksiklik.

Tarih yazımının güçlüğü herkesçe bilinmektedir ve tarafgir anlatıların gerçekleri ne kadar yansıttığı daima tartışma konusudur. Burada bir tarafı suçlamak ile ancak zaman kaybedilir. Okur daima uyanık olmalı ve olayları çok yönlü tartmak için çaba harcamalıdır. Neticede Çankaya, Atatürk'ün yakınında olan bir isim tarafından yazılmış olsa dahi Atay, Atatürk'ü pek çok yönden eleştirmiştir. Kişisel okuma deneyimimde Falih Rıfkı sayesinde Atatürk'ün kişiliğine, küçük, büyük olaylara her yaşında verdiği tepkilerle, aklımdaki Atatürk yargıları değişmedi, aksine güçlendi. Kitabı okurken sık sık Platon'un ideal hükümdar filozof düşüncesini sayıkladım.

"Hükümdarlar filozof, filozoflar hükümdar olsaydı, kentlerin yüzü ışırdı."

Nitekim bugün 100. yılını kutladığımız Türkiye Cumhuriyeti'nin aydınlığını her şeye rağmen kaybetmeyişini biz bu filozof liderin fikirlerine borçluyuz. Elbette eleştirilecek pek çok husus, politik hatalar var ama o noktaya gelene kadar Selanikli, yapayalnız bir yetimin yarım asır boyunca durmadan halk için nasıl çalıştığını anlamaya çalışmalı... Nedeni anlamak, sonucu karalamaktan daha zor olsa da...

"Mustafa Kemaller yirmi yaşındadırlar" diyerek veda ediyor ve özellikle gençleri bu yolculuğa davet ediyorum.

Yanıtla
9
1
Destekliyorum  15
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eser, Amerikan anayasasının kurucu ilkelerini ve yapılarını açıklar ve bu yapıların demokratik olup olmadığı konusunu tartışmaya açar. Dahl, Amerikan demokrasisinin temel değerleri olan eşitlik, özgürlük ve adaletin anayasanın nasıl yansıtıldığını incelerken, aynı zamanda siyasi ve ekonomik güç dengelerini de göz önünde bulundurur.

Kitap, Amerikan demokrasisinin tarihsel evrimini ele alırken, anayasal reformların ve değişikliklerin demokratik sürece nasıl etki ettiğini analiz eder. Dahl, Amerikan demokrasisinin mevcut durumunu değerlendirirken, siyasi katılımın ve temsilin ne kadar etkili olduğunu, çıkar gruplarının ve lobilerin nasıl bir rol oynadığını ve ekonomik eşitsizliklerin demokratik sürece nasıl yansıdığını inceler.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eser, uluslararası ilişkilerin tarih boyunca nasıl şekillendiğini ve uluslararası sistemdeki yapısal değişimlerin nasıl etkiler yarattığını araştırır. Hobson ve Hobden, uluslararası ilişkilerin sadece devletler arası ilişkilerden ibaret olmadığını, aynı zamanda kültürel, ekonomik, ve toplumsal faktörlerin de önemli rol oynadığını vurgularlar. Eser, modern uluslararası ilişkilerin kökenlerini antik çağlardan günümüze kadar olan süreçteki dönüşümlerle ilişkilendirir ve bu dönüşümlerin bugünkü uluslararası sistemi nasıl etkilediğini analiz eder.

Hobson ve Hobden, uluslararası ilişkilerde güç, hegemonya, ve kimlik gibi kavramların tarihsel ve sosyolojik kökenlerini incelerken, aynı zamanda uluslararası toplumun yapısını ve işleyişini de detaylı bir şekilde açıklarlar. Eser, uluslararası ilişkiler teorisindeki geleneksel yaklaşımların yanı sıra, post-yapısalcı ve eleştirel teorileri de ele alarak, disiplinin farklı bakış açılarını okuyucuya sunar.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eser, çağdaş siyaset ve felsefe literatüründe önemli bir yere sahiptir. Galston, liberal çoğulculuğun temel teorik yapılarını analiz ederek, bu yaklaşımın pratik uygulamalarındaki sonuçlarını derinlemesine inceler.

Eser, liberal çoğulculuğun temel ilke ve kavramlarını ele alarak, bu doktrinin temel felsefi dayanaklarını açıklar. Galston, bireysel özgürlük, eşitlik, ve çeşitlilik gibi kavramların liberal çoğulculuk içinde nasıl değerlendirildiğini detaylı bir şekilde ele alır. Ayrıca, çoğulcu demokrasinin ve toplumsal adaletin bu çerçeve içinde nasıl kurgulandığını inceler.

Eserde dikkat çeken bir diğer nokta, liberal çoğulculuğun pratik uygulamalarıdır. Galston, bu doktrinin toplumsal ve siyasal alanlardaki gerçek hayattaki etkilerini tartışır. Özellikle, kültürel çeşitlilik, kimlik politikaları, ve azınlık hakları gibi konularda liberal çoğulculuğun nasıl bir yol haritası sunduğunu ele alır.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir