Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın gözünden okurken bir an ben oldum. Okurken ben de dolaştım onunla sokaklarda, bakkalın önündeki sandalyeye oturdum, saçlarım tarandı, aynaya baktım, ağladım, tebessüm ettim. Çocukluğuma, kadınlığıma, insanlığıma sarıldım. İstedim ki tüm sevdiklerim benimle aynı şeyleri hissetsin. Aldım da aldım kitaptan dostlarım, canlarım için. Bayramda eskiden verilen mendiller gibi benim için. Çok şeyi çağırdı zihnime bedenime. Muazzam bir sadelikte ve akıcılıkta yazılmış bu öyküler sarıp sarmalasın hepimizi. Bir an için dünya sakin bir yer olsun, duralım. Kaleminize sağlık Alkım Doğan.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Takıntıyı Anlamak...
“Takıntı her insanın az çok deneyimlediği bir düşünce biçimi. Takıntıların rahatsız edici hale gelmesi ise onları nasıl algıladığımız ve nasıl karşılık verdiğimiz ile ilgili”. İşte bu fikir üzerine temellenmiş kitap her ne kadar Obsesif-Kompulsif bozukluklara yönelik bir bilişsel tedavi yöntemini ele alsa da aslında insan beyninin takıntılı düşünceye ilişkin yapısını anlamak açısından da bir kılavuz rolü üstleniyor. Hastalarına ilişkin hatırı sayılır deneyimlerini, takıntı ve bilişsel tedavi konusundaki araştırmaları ve farklı uzmanların düşüncelerini harmanlayan Purdon ve Clark, okura takıntılara karşı kendi başına uygulayabileceği çözümler öneriyor. Kitapta; takıntı ne zaman bir hastalık kabul edilebilir? Takıntı ile boğuşan insanlar nasıl tepki verir? Zorlantı, nötrleştirme ve kaçınma davranışları takıntıya nasıl etki eder? Takıntılar kontrol edilebilir mi?/ edilmeli mi? Zihinsel kontrol yanılgısı ve açmazı nedir? Takıntılar neden dirençlidir? Takıntılar ne zaman rahatsız edici olmaktan çıkar? Nihai şekilde kurtulmak mümkün müdür? Soruları yanıt buluyor. Takıntılar, istenmeyen ve ciddi ölçüde rahatsız edici düşünceler olarak ifade edilirken, kişinin hiç istemediği halde yapabileceğine veya yaptığına inandığı davranışlar veya aklında belirmesinden rahatsızlık duyduğu imgeler; din, ahlak, tiksinti, şiddet veya cinsellik gibi farklı takıntı türleri çerçevesinde ele alınıyor. Farklı davranış kalıplarına yol açan bu türlerin temelde aynı düşünce şeklinin çeşitleri olduğu kitabın temel kabulleri arasında. Yazarlara göre sıkıntı veren takıntılar insanın kişiliğine aykırı olan düşüncelerin belirmesi ve bunların yarattığı endişelerden kaynaklanıyor. Dindar bir kişi için ibadet sırasında akla gelen dine aykırı düşünceler, barışçıl bir kişi için saldırganlık düşünceleri, ahlaki değerleri yüksek bir kişi için ahlaka aykırı eylemler gibi kişinin düşünüyor olmaktan veya yapabileceği ihtimalinden rahatsızlık duyacağı imge ve olaylar rahatsızlığa ve sonuç olarak bu rahatsızlıklardan kurtulma arayışlarına yol açıyor. Rahatsızlıkların altında yatan temel sebebin takıntı konusundaki yanlış fikirler olduğu kitapta altı önemle çizilen bir konu. Takıntılardan rahatsız insanların diğer insanlardan farklı olduğu veya takıntıların önemsenmedikleri takdirde dramatik sonuçlara yol açacağı gibi yanlış inançların ve takıntıyla baş etmekte kullanılan zorlantı, kaçınma, nötrleştirme ve ritüelleşmiş davranışlar gibi stratejilerin aslında nasıl kötü sonuçlara yol açtığı açıklanıyor. Kısaca kitabın amacı öncelikle kişinin kendi ve takıntıları konusunda bilinç kazanmasını sağlamak, değerlendirmelerinin ve çıkardığı sonuçların yanlış olduğunu ve bunların nasıl rahatsızlığa sebebiyet verdiğini göstermek, sonrasında ise çeşitli uygulamalar ile yanlışlığın farkına varmasını sağlamak olarak ifade edilebilir. Kitabın sunduğu tedavi yöntemi takıntılarla yüzleşme üzerine kurulu. Takıntı ne kadar rahatsız edici olursa olsun kişi ondan kaçınmadan o deneyimi yaşamalı ve bu sayede her kaçınmanın sorunu nasıl büyüttüğünü görmeli diyor yazarlarımız. Bu sav, insanın düşünme şeklini ele alan deney ve örneklerle de desteklenmiş. “Bir şeyi düşünmemek için ne kadar uğraşırsanız o şey kafanızda o kadar büyük bir yer bırakır ve bir şeyi düşünüp düşünmemek aslında insanın tercihi değildir. Tercih olan, düşünceleri nasıl yorumladığımızdır. Aynı olay bir kişide rahatsızlık yaratmazken diğerinde yaratıyorsa bunun sebebi rahatsız kişinin diğerlerinin kafalarında yer tutmayan düşünceleri beyinlerine nasıl kazıdığıdır. Aslında herkeste ortaya çıkan istenmeyen düşünceler istenmeyen durumlara sebebiyet vermediği gibi bunları istemsizce düşünüyor olmak da kişinin kontrolü kaybetmesi anlamına gelmez. Zihnimiz her zaman istediğimiz şekilde kontrol sahibi olabileceğimiz bir araç değil ve esasında buna gerek de yok”. Bu düşünceler çerçevesinde sunulan tedavi yöntemi kişinin rahatsızlıklarına yönelik yapacağı çeşitli tabloları ve kademe kademe takıntıya maruz kalma alıştırmaları ile bu tablolardaki değişimi gözlemlemeyi kapsıyor. Ayrıca yazarlar kitabın bir uygulama kitabı olduğu ve her bölüme ayrı bir çalışma ve tekrar zamanı verilmesi gerektiğini de özellikle belirtiyorlar. Bir başka önemli mesajları da bir günde ortaya çıkmayan takıntıların aniden ortadan kalmasının kolay olmadığı. Bununla birlikte doğru uygulanan tedavi yöntemi ve sabır ile başarının kaçınılmaz olacağını da ileri sürmüşler.

Kitap herkesin rahatlıkla okuyup anlayabileceği bir dille ve gerekiyorsa uygulayabileceği basit yöntemlerle oluşturulmuş. Tek başına önemli oranda faydalı olabileceği öne sürülürken ihtiyaç duyulduğunda destek tedavi alınabileceği de öneriliyor. Kitaba başlamadan, takıntılara karşı tek başına ne kadar etkili olacağına yönelik soru işaretleri doğabilir. Ancak buna kitabı okuyup karar vermek daha doğru olacaktır. Platon’un ünlü mağara alegorisi ile benzetirsek; gerçekleri görebilmek bazen insanın içinde bulunduğu duruma dışarıdan bakmasını gerektirir. Dışarıdan bakış ne kadar inanılmaz görünse de bunu anlayabilmek için o deneyimi yaşamak gerekir. Takıntıya ilişkin gördükleri gerçekleri paylaşan yazarlarımızın sözlerine kulak vermek sıkıntıyı deneyimleyenler için ne kadar inanılmaz görünse de bir şansı hak ediyor. Mağaradan bir kez dışarı adım atan bir daha aynı insan olmayacaktır. Kitap, yalnızca bu rahatsızlıktan sıkıntı duyanlar için değil insan beyninin gizemli yapısı hakkında farklı bir deneyim yaşamak isteyenler veya psikoloji meraklıları için de önerilebilir. Keyifli okumalar.
Yanıtla
10
0
Destekliyorum  2
Bildir
Yanıtları Göster
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Rahmetli hocamın kaleme aldığı bu eserde 1783 Kırımın ilhakı ile başlayan zulmü günümüze kadar taşıyan beyaz/kızıl komünistlerin yaptıklarını anlatıyor. Ne çileler, ne adaletsizlikler, ne zulümler görmüş Kırımlı Türk soydaşlarımız. Katliam mı dersiniz sürgün mü dersiniz işkence mi dersiniz hepsini yaratmışlar ki en acısı da açlık olsa gerek. Ölen soydaşlarımıza Allahtan rahmet diliyorum. Bize bu tarihi bilgileri tüm özverisi ile sunan hocamı da saygıyla, rahmetle anıyorum. Tüm soydaşlarımız okumalı ve ders almalı.
Yanıtla
2
1
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ayşe Hicret Aydoğan'ın ilk öykü kitabı Mozart'ın Nasırlı Elleri, ismi ve kapağı itibarıyla müziğin öykülere sızdığı bir eser olduğunu bizlere gösteriyor. Sadece 56 sayfalık bir kitap olmasına rağmen ilk metinden itibaren sesin hakim olduğu kuvvetli bir öykü diline sahip olduğunu görüyoruz. Eserde yer alan birinci öykü "İpek Şal" içerik olarak epey sert bir metin. Kitapta çoğunlukla bireyin özellikle aile kaynaklı sorunları, yalnızlıkları olsa da bu öyküde olduğu gibi toplumsal meseleler de yer alıyor. Özellikle kitabın ortalarında bulunan tek adlık üç öykü, "Sis", "Leş" ve "Gece" gayet güçlü metinler. Keza "Mozart'ın Nasırlı Elleri" de güzel bir öykü. Mozart'ın Nasırlı Elleri kitabının özellikle öykülerdeki anlatım dili nedeniyle okunması gereken bir yapıt olduğunu düşünüyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ulu Önder M.K.Atatürk'ün "Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır." sözünü kendisine ilke edinmiş bir vatanseverin otobiyografisi. Bir dönemin Alamancı ailelerinin, yaşadıklarının ve hissettiklerinin bir çocuk gözüyle duygusal aktarımı çok etkileyici idi. İki farklı kültür arasında zorlanmış küçük bir Anadolu çocuğunun, sonrasında, uluslararası ilişkiler dahil önemli askeri görevlerde bulunmuş generalliğe uzanan sürecini kimi zaman heyecanla, kimi zaman üzülerek, kimi zaman takdirle okudum. 'Gerçekten istersen başarırsın' ana fikri ile gençlere örnek olacak bir kişisel gelişim kitabı niteliğinde. Yalın, akıcı.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Varoluşçu Çek yazar Milan Kundera ağırlıklı olarak roman hakkında yedi denemesini bu kitapta toplamış. Yazarın tüm eserlerinde rastladığımız totaliter rejimleri yeren veya hicveden, insanın varoluş hallerini felsefi yaklaşımlarla ve ironiyle aktaran düşüncelerini denemelerinde de görüyoruz.

Sanatta devamlılık kavramını, Goethe’nin formülüze ettiği “dünya edebiyatı”nı (die Weltliterature), Kafka, Musil, Broch , Flaubert gibi yazarlar üzerinden ise romanda “şeylere” inmek kavramını işlemiş. Romancı nedir diye soran Kundera, estetik ve varoluş düşüncelerini de antik edebi eserlerden örneklerle renklendirerek anlatmış. Yırtılan Perde başlıklı denemesinde bürokrasiyi hedefe koymuş. Orta Avrupa’nın makus talihini sıklıkla hatırlatan yazar son bölümde bir “bellek tiyatrosu” kavramını açıklayarak romanda bellek ve unutuşu ele alır.

Edebiyat özellikle roman ile ilgilenenlere öneririm.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Şiirler, kurgusal ve kuramsallıktan daha ziyade yaşanmışlık ve ampirik söyleyiş üzerinden yol alıyor. Her şair için hatta her insan için hayatının bütün ciddiyetini kundaklayacak, yön değiştirtecek, yeniden başlatacak hadiseler hep vardır ve hep olacaktır. Hem olumlayan hem de olumsuzlaştıran cihetiyle yaşananlar hayatın getirdiklerinden… Bu gerçekçi hal, durağanlık yerine hareketi, etnometodolojiyi barındırıyor. Öz olarak bu kitabı, kişisel bir mülahaza, seslenme ve aşkınlığa sahip şiirler olarak nitelendirebiliriz. Ezgisi imge üzerine inşa edilmiş güzel şiirler okudum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Londra’da yaşayan ünlü bir yazarın yazarlıktan vazgeçişi ve yeni bir iş oluşturma sürecini konu alıyor.Yazarın ilgiden ve yazmaktan bunaldığı bir döneme denk geliyor metin.Yeni bir iş ararken tabloların dili olmadığını ve bunun onu rahatsız ettiğini fark etmesi ile birlikte tablo hikayeciliği adını verdiği bir işe başlıyor.Kitaptaki en hoş kısım ise bir kere karşılaştığı halde kendini yakın hissettiği yaşlı bir kadınla ölümünden sonra zihninde yaşarmışcasına sohbetlerine devam ediyor olması ve bu kadın vasıtasıyla kendini bu işe ikna etmesiydi.Kitabı okurken sahip olduğum hissiyat modern sanat bienalinde bir gösteri izlemek gibiydi.Kitabın edebi bir dili ve iddiası yok bana göre.Daha çok farklılık amaçlanmış gibi duruyor.Ve bu büyük ölçüde başarılmış gibi.Kitabın sonuysa pek tahmin edilebilir şekilde gerçekleşmiyor.Kitabı genel olarak sevdim fakat edebi bir yönü olsaydı okuma daha keyifli hale gelebilirdi diye düşünüyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Campanella'nın kaleme aldığı bu ütopya bir nevi komünizmi temel alıyor.
Özel mülkiyetin kendini beğenmişlik getireceğini ve zenginlerin kibirli, fakirlerin ise sinsi olacağını; her şeyin herkese ait olması ile bunu önleyebileceğini düşünmüş. Ama burada "her şey"den kasıt gerçekten her şey. Kadınlar, çocuklar, evler... Bu yüzden para da yok.
Güneş Ülkesi'nde herkes hep beraber üretiyor, yiyor, hep beraber eğitim görüyor.
Eğitimle ilgili kısımlar hoşuma gitti. Çocukların hepsi hem bedensel hem zihinsel olarak eğitiliyorlar ve hangi alana eğimli ise orada eğitim görüyorlar. Bu eğitimleri sadece dinleyerek almıyorlar, hem gözlemleyerek hem uygulamalı olarak yerinde öğreniyorlar.
Yönetici ise "bütün bilim dallarını öğrenmeye hevesli, usta ve doğadaki nesneleri düşünüp taşınmaya yatkın" olmak zorunda...
Yöneticinin "Metafizikçi" ya
Yer yer katıldığım ve katılmadığım noktalar oldu ama okunması gereken bir ütopya örneği olduğunu düşünüyorum.

Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitapta çok çeşitli konu başlıkları altında 550 sayfaya yakın okuma metinleri var. Hayvanlar alemi, bitkiler alemi, çevre, ekonomi, sağlık, spor, siyaset, ilim, uzay, sosyoloji ve psikoloji gibi. Özellikle YDS ve YÖKDİL gibi sınavlarda çıkan metinlerin konularından. Tavsiyem önce ilginizi çeken konulardan başlayıp, giderek ağırlaşan konulara doğru ilerlemeniz. Kitabın sonunda metinlerde geçen kelimelere ilişkin 50-60 sayfalık bir sözlük ve 10-15 sayfalık bir sık kullanılan deyimler sözlüğü var. Bunlardan faydalanabilirsiniz. Bu metinlerin konuşmadan ziyade okuma ve anlama becerinizin geliştirilmesine yönelik olduğunu bilmelisiniz. YDS hazırlığı için test kitabı alacağınıza bu kitabı alın. Çok daha fazla faydası olduğunu göreceksiniz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir