Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bence keyifle okunabilecek bir seriydi. Umarım devam kitapları da Türkçeye çevrilir. Kahramanların iç dünyalarını, ruhen ve bedenen hissettiklerini tüm çıplaklığıyla yansıtan eserlerde herkesin kendinden birşeyler bulabileceği detaylar mevcuttu. Olumsuz yorumlara katılmıyorum ki ahlaksızlık ve benzeri kelimeler kullanılmasını kesinlikle doğru bulmuyorum. Her insan eşsizdir ve dünyada sayısız yaşam tarzı bulunmaktadır. Bu seride belirtilen de onlardan sadece biridir. Kimse konuya dair, kendi yaşam tarzına uymuyor diye olumsuz konuşmamalıdır. Dahası serinin türünün erotik romans olduğu zaten kitabın arka alt kısmında belirtilmişken, kendine uygun bulmayan kişi negatif yorum yapmaktansa hiç okumamalıydı. Summer ve Dominik’in hikayesini keyifle okumanızı öneriyorum dostlar :)
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Şu ana kadar okuduğum en iyi kurgu tarih kitabı diyebilirim.Aslında içindeki tarih bilgileri kurgu değil bilgiler tarihten alınma ama romanın kendisi kurgu.Dinlere,mitolojiye ve tarihe meraklı olan herkesin okuması gereken harika bir bir kitap.Tam bir başucu kitabı diyebilirim.İçinde o kadar çok bilgi var ki dönüp dönüp tekrar okuyorsunuz,okudukça aydınlanıyor ve elinizden bırakamıyorsunuz.Yazarın bu kitap için büyük bir emek harcadığı aşikar.Kalemine ve yüreğine sağlık.Hiç düşünmeden okuyun lütfen.
Yanıtla
17
0
Destekliyorum  4
Bildir
Yanıtları Göster
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar Siyah Kalem ile ilgili ilginç bir kurgu ortaya koymuş. Siyah Kalem'in kızının ağzından anlatılan hikaye yine kurgu içinde başka bir kadın karakter tarafından yazılıyor. Yazarın hayatını okuduktan sonra kitabın kurgulanma şekliyle ilgili sorularıma yanıtlar buldum. İlk kitabı babaannesi ile bir bağ kurma çabası imiş, sanırım bu kitabı da babası ile bağ kurma çabası olarak tanımlamak yanlış olmaz.En azından bende bıraktığı intiba o yönde. Umarım ilk kitabının yeni baskısı da yapılır zira onu da fazlaca merak ettim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsanı, yaşayan diğer canlılardan ayıran özelliklerin üzerine durulmuş ve bu özelliklerin doğru kullanılmaları ile insandaki ne tür +/- farklı özellikleri gerçekleştirdiğini anlatmış.
Benim dikkatimi çeken ise Toltek olarak kendi tabiri ile Tanrı yani Evrenin yaratıcısı ile ilgili tespitleri, kitapta parazit (Nefis) olarak tanımladığı durum, ölüm meleği ile ilgili kısım vb diğer anlatılan birçok ifade, Semavi dinler ve İslam Dininde anlatılan nefis terbiyesi, ölmeden önce ölmek felsefesi vb birçok konuda benzerlik göstermesi şaşırttı. Yazar, Trabzona gidip bir ufaktan medrese eğitimi alsa daha doğrusu İslamı ve iman hakikatlerini, İslamın anlattığı yaratıcının, İnsana verdiği değer ve ondan beklentileri üzerine bilgi alsa emin değilim ama kendi tabiri ile farklı bir rüya ile hayatına devam eder :) Sonuç olarak keyif alarak okuduğum bir kitap, İnsanın toplumsal ve bireysel hayata bakış açısı için anlatılan içeriği tavsiye ederim.
Yanıtla
6
0
Destekliyorum  3
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aşkın rengi olmaz
Roman, ilk kez 1937 yılında Viyana'da Almanca olarak yayımlanır. Yazar ismi olarak ise Kurban Said adı kullanılır. Ancak çeşitli kaynaklarda yazarın bu ismi bir mahlas olarak kullandığı söylenir. Bir takım araştırmacılara göre Kurban Said, Yusuf Vezir Çemenzeminli isimli bir Azeri bürokrattır. Kimi kaynaklarda ise bu kişinin Essad bey olduğu söylenir. Bu belirsizliğin en büyük nedeni ise romanın yazıldığı dönemde Almanların Hitler dönemini yaşaması ve henüz özgür olmayan bir millete mensup yazarın fikirleri nedeniyle başına gelebileceklerden dolayı korkmasıdır. Görüldüğü üzere Ali ve Nino daha en başından dikkat çekmeyi başarmış bir romandır. Asıl üne ise 1969 yılında İngilizceye çevrilince kavuşur. Birçok ülkede en çok satanlar listesine girer.

Roman oldukça geniş bir kültür yelpazesine sahiptir. Azerbaycan tarihi ve kültürü tüm yönleriyle aktarılır. Gürcü halkına mensup Kafkaslar ve İran halkının Şiileri de kitabın içinde kendine fazlasıyla yer bulmaktadır. Ayrıca 1.Dünya savaşının öncesi ve sonrasında Bakü'nün stratejik pozisyonu, Türkler' in Anadolu'daki ilerleyişi, İranlıların mezhepsel durumları ve Bolşeviklerin işgali de satır satır anlatılmaktadır. Tüm bu değerlendirmeler ışığında esas konu: Müslüman bir ailenin oğlu olan Ali Han Şirvanşir ile Hıristiyan Gürcü kızı Nino Kipiani arasındaki aşktır...

Alihan'ın ataları olan Şirvanşir ailesi toprak bütünlüğü için gözünü kırpmadan savaşmış ve can vermiştir. Ataerkil bir ailenin oğlu olması sebebiyle Alihan'da aynı duygularla yetiştirilmiştir. Fakat aşık olduğu genç kız Nino ise bir Gürcü güzelidir ve Avrupai bir tarzda büyütülmüştür. Ailesel yönden birbirinden oldukça uzak kimliklere sahip bu ikili aradaki tüm engellere rağmen aşklarından asla vazgeçmez ve yaşadıkları ya da yaşayacakları her şeye rağmen birbirlerini asla yalnız bırakmazlar..

Ali ve Nino gerçek bir aşkın nasıl yaşandığını gösteren muazzam bir romandır. Roman her yönüyle Azerbaycan edebiyat tarihinin önemli bir kilometre taşıdır. Ölümsüz bir eserdir. Okunmalı ve okutturulmalıdır.

Herkese iyi okumalar...
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsan türünün bir ferdi ile başka bir gezegenden gelen yaşam formuyla yıldızları kurtarmak için ortak çabaya dair.. okuduğum en güzel bilimkurgu kitaplarından biriydi.. Kurgusu çok zekice yazılmış ve çok bilinçli bir tarzda okuyucuya aktarılmış.. kitabı okurken karakterler ile bağ kurduğunuzun farkına varacaksın.. her tür okuyucunun okuyup etkileneceği bir eser çıkmış ortaya.. Okuyan herkesin bakış açısını genişletecek seviyede, muhtemelen değeri ileriki yıllarda daha çok anlaşılacak kadar efsane olmaya aday..
Yanıtla
6
0
Destekliyorum  14
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kesinlikle basit bir şekilde değerlendirilmemesi gereken bir kitap. Zaten içeriği farklı konulara ilişkin kısa metinlerin derlenmesiyle oluşuyor. Burada önemli olan nokta günümüz Japonyası'nı baz alarak bir değerlendirme yerine tarihsel dönem içerisindeki yaşam içerisinde incelemek. Ancak şunu da unutmamak gerekiyor ki günümüz Japonyası'nı oluşturan düşünceler buralardan geçerek gelmiş. Kadın ve erkek cinsiyetlerine yönelik basmakalıp yaklaşımlar zaman zaman rahatsız etse de dönemi içinde mazur görülebilir. Japon kültürüne ilgisi olanların okuması gereken bir kitap özetle.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dünya edebiyatının efsane isimlerinden Umberto Eco'nun ölümünden önce 2015 yılında yayınlanan son kitabı “Sıfır Sayı”
Yazarın okurları, onu tuğla gibi geniş hacimli kitaplarıyla tanır, ancak son kitabı tam tersine oldukça küçük hacimli, 176 sayfalık bir kitap.
Ancak bildiğimiz üzere Eco, küçük sayfalara büyük dünyalar sığdırabilen bir usta.
Yazar bu kitabında basın dünyasına el atıyor.
Basını kullanarak toplumu yönlendirmek, yönetmek, manuple etmek mümkün, bu biliniyor.
Olmamış olayları olmuş gibi, olmuş olayları olmamış gibi göstermek de mümkün, bu da biliniyor.
Peki ya tarihe geçmiş olaylar aslında hiç olmadıysa…
Belki de linç edilip ayaklarından asılan Mussolini, başka biriydi, çünkü ortada bir otopsi raporu var ve...
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlber Ortaylı'dan ders niteliğinde ve sohbet tadında Cumhuriyet'in kuruluş ve gelişme dönemleri...
Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinden başlayıp zaman zaman günümüz Türkiye'sine kadar uzanan ders niteliğinde ve sohbet tadında bir kitap.

Yazar kitaba "cumhuriyet" kavramının bizdeki anlamı ve dünyadaki karşılıklarını anlatarak başlıyor.

Osmanlı'nın son dönemlerinde Atatürk'ün ve arkadaşlarının savaşlarda kazandığı deneyimlerden bahseden yazar, Osmanlı İmparatorluğunun 1800'lü yılların sonunda başlattığı askeri okul-kurmaylık sisteminin ülkemizin kurtuluşunda mücadele eden Atatürk ve silah arkadaşlarının askeri, kültürel ve siyasi anlamda kendilerini geliştirmelerinde çok önemli bir yere sahip olduğunu vurguluyor.

Atatürk'ün Samsun'a çıkışından cumhuriyetin ilanına kadar giden süreçte yaptıklarını bölüm bölüm anlatan yazar saltanatın kaldırılması, harf inkılabı gibi değişikliklerin hangi gerekçelerle yapıldığını yorumluyor.

1. ve 2. Dünya Savaşı dönemlerinde ülkemizde yaşananları ve bu savaşlar sırasında ülkemizin diğer ülkelerle olan ilişkilerini de anlatıyor yazar.

Kurtuluş ve kuruluş dönemlerine ait birçok yanlış bilgiyi düzeltiyor ve iftiraları açık bir şekilde çürütüyor.

Atatürk'ün ölümünden sonraki Türkiye'yi de anlatan yazar yer yer günümüze kadar yapılan doğru ve yanlış bulduğu işleri yorumluyor.

Kitabın son bölümlerinde ülkemizin daha iyi yerlere gelmesi için yapılması gerektiğini düşündüğü şeyleri anlatıyor.

Ülkemizin kurtuluş ve kuruluş dönemlerini anlayabilmek için okunabilecek çok faydalı bir eser.

Yanıtla
4
2
Destekliyorum  24
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Strugatski Kardeşlerin "Ölü Dağcı Oteli"ne Dair...
Uzayda Piknik romanlarıyla geniş çapta tanınan Arkadi ve Boris kardeşlerin 70’lerde yazdıkları kitap, bilimkurgu içerisinde yeni bir form yaratmayı deneyerek polisiye-bilim kurgu türünde bir yapıt ortaya koymaya çalışıyor. Klasik bir cinayet öyküsü gibi başlayıp uzun süre bu yönde gelişim gösterdikten ve bilimkurgu olup olmadığı konusunda okuru şüpheye düşürdükten sonra sert bir şekilde yön değiştirerek finalde bilimkurguya adım atan ilginç bir yapıt. Aslında dedektif öyküsü gibi başladıktan sonra konuyu metafizik varlıklara bağlayan korku öyküleri az sayılmaz. Hatta Lovercraft’ın korku-bilimkurgu öykülerinde de kısmen benzer başlangıçlar görürüz. Ancak klasik bir polisiye sahnesini sona doğru bilimkurguya dönüştürmenin farklı bir girişim olduğu açık. Her ne kadar yazarlar bu girişimi başarısız olarak görse de öyküdeki polisiye ve bilimkurgu öğeleri kendi içinde ilgi çekici sayılabilir. Öykünün gelişiminde gördüğümüz tuhaf karakterler bize klasik cinayet öyküsünden farklı bir durum olduğunu sıklıkla hissettirse de bunlar uzun süre tuhaflık dışında bir anlama işaret etmiyor.

Öykü çok bilindik Agatha Christie romanlarındaki kurguya benzer şekilde; kapalı bir mekânda işlenen bir cinayet, mekândaki kişilere yönelen şüpheler, bu kişiler arasındaki tuhaf ilişkiler ile tesadüfen orada bulunan bir polis müfettişinin olayı çözmeye çalışması temalarını işliyor (kitapta Christie’nin meşhur dedektifi Hercule Poirot’un adı da telaffuz edilmiş). Bu yönüyle haddinden fazla öykünme gibi dursa da karakterlerin gariplikleri alışılmışın dışına taşıyor bizi. Bunaltıcı iş ve aile yaşamından uzaklaşıp nefes almak için sevdiği dağ oteline gelen müfettiş Grebsky kendisini hiç istemediği halde zorunlu olarak görev başında bulur. Dağda kaybolan bir dağcıya ithafen ölü dağcı oteli adını alan otel, tek bir geçit ile ulaşılabilen sarp bir yolun sonunda eşsiz bir dağ manzarasının içinde bulunmaktadır. Otel sahibi Snevar ile arkadaş olan müfettiş otele geldiğinde birbirinden tuhaf konuklarla karşılaşır; aristokrat tavırlı huysuz ve agresif Moses ve soylu görünüme sahip eşi Olga, gösteri sanatçısı Du Barnstoker ve erkek mi kadın mı olduğu bir türlü anlaşılamayan asi yeğeni Brun, tuhaf espri anlayışlı fizikçi Simon, hastalık iznindeki Hinkus ve Viking görünüşlü irikıyım arkadaşı Olaf. Ayrıca otelin bir de saf hizmetçisi Kaisa vardır. Burada biraz spoiler vererek sonunu aktarmadan öyküyü özetleyebiliriz: otelde öncelikle kaybolan eşyalar ve hırsızlık iddialarıyla beliren şüpheler Olaf’ın şaşırtıcı bir halde odasında ölü bulunması ile doruğa ulaşır. İçeriden kilitli odasında boynu tamamen tersine dönmüş şekilde bulunan ve fiziğiyle güçlü mitolojik karakterleri andıran Olaf’a bunu kimin nasıl yapmış olabileceğinin cevabı bulunamaz. Soğuk havada sürekli çatıda oturan arkadaşı Hinkus da kendine özgü tuhaf bir tiplemedir. İmzasız uyarı notları şüpheleri bir oraya bir buraya yöneltir. Otel sahibi Snevar’ın Olga’yla ilgili tesadüfen şahit olduğu bir durum karmaşayı daha da arttıracaktır. Olaylar, konukların çığ düşmesi sonucu otelde mahsur kalmasıyla daha da tehlikeli bir boyut alır. Çığdan zor bela kurtulup yarı baygın bir halde kapıya gelen Luarvik’in sıra dışı hali ve Olaf’la ilgili ısrarlı talepleri durumun tuhaflığını iyice arttırır. Yol açılana kadar herhangi bir yardımdan ve iletişimden mahrum kalan otel sakinleri kendilerini gergin ve şüphelerle dolu bir ortamda bulurken müfettiş istemeyerek içine çekildiği bu sorunun kendisini giderek daha zor bir duruma soktuğu gerçeği ile yüzleşir. Otelde anlatılan doğaüstü öyküler kadar fizikçi Simon’un inanılmaz görünen açıklamaları da müfettişin katı gerçekçiliğini aşamaz. Öykü beklenmedik bir sonla biterken olaylar da kendi içinde nispeten mantıklı bir açıklamaya kavuşur.

Kitabın sonundaki ekte gerek kitabın öyküsüne gerekse yazarların düşüncelerine dair önemli bilgiler aktarılmış. Kardeşler deneme olarak gördükleri ölü dağcı oteline ilişkin samimi açıklamalarında; kendine özgü olarak gördükleri kitabın sonuçta tatmin edici olmadığını ve “başarısız bir deney” olduğunu itiraf ediyorlar. Polisiye geleneğinin yerleşik anlayışı içinde böylesine bir deneyin başarılı olmasına aslında imkân olmadığının ayırdına vardıklarını da açıklıyorlar. Burada ayrıca Sovyet ideolojisinin siyasi sansür ortamında bir bilim kurgu metninin başına gelenleri de görüyoruz.

Kurgusu yer yer oturmamışlık hissi verse de tuhaflıkları ve gerilimiyle ilgi çekebilecek bir kitap ölü dağcı oteli. Hikâye bazen ağır ilerlemekle birlikte merakı sürekli olarak canlı tutmayı başarıyor. Karakterlerin abartılı tiplemeleri animeleri hatırlatsa da (kitap çocuk ve gençlik edebiyatı yayınlarında da yer almış) öyküyü yüzeysel bir sınıfa sokmamızı gerektirecek ölçüde sayılmaz. Bilimkurgu diyebilmek için bilimkurgu içeriği zayıf görünüyor. Ancak Uzayda Pikinik’te olduğu gibi küçük olayların arkasında daha derin imalar bulmak da mümkün. Bilimkurgunun önemli isimleri Stuartski kardeşlerin edebiyat uğraşlarını görmek, ölü doğsa da yeni bir denemenin heyecanını ve bilimkurgunun şaşırtıcı dünyası içinde polisiye deneyimini yaşamak isteyenler için önerilebilecek bir eser. Okur bu kitapla başarısızlıklardan çıkan derslerin ne kadar öğretici olabileceğini de görebilir.
Yanıtla
4
2
Destekliyorum 
Bildir