Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
sevimli bir dev olur mu? Bir de masaldan kaçmış…
Birlikte kitap okuyup bir yandan canlandırmalar yaptığımız çocuğumun çok sevdiği bir kitap oldu: “masal kaçkını”. Yalnız yaşadığı ormanda karşılaştığı bir cüce ile arkadaşlık kurmasıyla gelişen olaylar üzerinden şekilleniyor. Devimiz “Çınçın” iyileri, Cüce ise hesapçı ve kötücül yüreklileri temsil ediyor. Okumanız devam ettiğinde iyilerle kötülerin mücadelesine tanık olacaksınız. “Haksever Kral”, ”Astım Kestim Kral”, “kırlangıç”, “ Yedi Bilge İnsan”, “müzevirbaşı” gibi masalsı romanın birçok kahramanı sizi karşılayacak. Verdiği mesajla kurgusunda iyilik çizgisinde durmanın, iyilikte sabretmenin kötülüğe galip geleceğini örnek kahramanlarla anlatması okuma ve anlamlandırmada akıcılığı sağlamış.

“İhtiyar adam, yeniden işine dönerken, “- Neden masalına dönüp orada sonsuza kadar mutlu yaşamıyorsun, dedi. “- Masaluma dönemem. Benim bu dünyada yapacak önemlü işlerüm var.” (s.36)

“Sakız Ormanı”, “Karaburçak Ülkesi” değişen adıyla “Kırlangıç Ülkesi”…”Yolun düşerse sen de mutlaka uğra!”(s.207).

Bence 9 yaş dahil ve üstü çocuklarımız için önerebileceğim bir kitap. Evet, bizler de onlara eşlik edersek çok hoş bir okuma yapmış oluruz diye düşünüyorum.

Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yaşadığım yerde rakımı yüksek çok sayıda dağ bulunur.İçlerinden yerleşim yerlerine uzak olan ve ancak yüksek bir tepeye çıkınca görülebilen birisini izlerken çok tuhaf duygular yaşıyorum.Üst kısmı sarp kayalık. Bu dünyadan değil, başka bir gezegene ait sanki. Onu izlerken hatırlamakta zorlandığım çok uzak bir geçmişimde onunla ilgili birçok anım varmış gibi hissediyorum.“Drogo bu dünyayı daha önce nerede görmüştü? Düşünde mi görmüş yoksa eski bir söylenceyi okurken mi kurmuştu? Burayı hatırlar gibiydi, şu alçak kayalıklardan oluşan yığınları, hiçbir bitkinin olmadığı girintili çıkıntılı bu vadiyi, bu sarp uçurumu.. Ruhunun derinliklerinde çözemediği bazı yankılar uyanmıştı.(s.31)” Drogo’yu çok iyi anlıyorum. O dağın manzarasını saatlerce izleyebilirim.Kitap başından sonuna kadar duygu yoğunluğu yüksek bir deneme, bir şiir gibi. 15 sene önce ilk kez okuduğumda çok etkilenmiştim. Konuyu ana hatlarıyla hatırlıyor olmama rağmen şimdi tekrar okuduğumda aynı şekilde etkilendim. Fevkalade.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Anlatım ve betimleme olarak daha ne kadar ileri gidilebilir ki dediğiniz noktada bu kitabı okuyabilirsiniz. Kitapta yer alan olaylara verdiğiniz tepkiler, siz yaşamışcasına verdiğiniz tepkiler olacak. İliklerinize kadar katili hissedeceğiniz bir kitap. Katili her arayışınız bir ters köşe, her ters köşe ayrı bir tahmin... Bakalım, katili bulabilecek misiniz?

Her olay ayrı mizansen, olaylar arasındaki şaşırtıcı ilişkiler...
Heyecan uyandırıcı ve altüst edici bir kitap. Dram, gerilim, psikoloji ve polisiye. Baş karakterin hayatının gidişatı ve düşüncelerinin oluşturduğu bir başka perde oyunu.

Okumanızı tavsiye ediyorum.
Yanıtla
6
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Daha ilk şiir kitabı Ayn'la bir başyapıt ortaya koyan, şiirimizin yaşayan en yetkin, yaban ve dimdoğru şairi Yavuz Ars Moriendi'sini icra ederken Solukdönüm'den 'bir nefes bağışladı' bizlere. O nefes ki dil salyangozunun her locasında ayrı labirente hapsetti ruhumuzu. Spino- Marksist şairin üstün zekâsı, 'Bitengüz'ünün tüm küllerini ezip 56 sayfaya sığdırırken, her sayfa çevirişimizde serbest kalan zerreler Nazım'dan Celan'a, Yunus'tan, Led Zeppelin'e Muhammed Siyahkalem'den, Swedwnborg ve daha niceleriyle etrafa saçılıp griye boyadı hafızaları. Yavuz'un şiiri bir resim gibidir, resmi ise senfonik bir akıntıdır. Daha ilk şiirlerinden okuru mest eden şairi okumak güç iştir. Her şiiriyle Türk Dili'nin hakkını sonuna kadar teslim etmekle kalmamış dil sınırlarını aşıp dünyaya sığamamıştır. Düşüncenin bu denli güçlü akışı ve akıntıyı bu kadar sanatsal kontrol altına almak ancak ustaların harcıdır.
Yanıtla
0
3
Destekliyorum 
Bildir
Yanıtları Göster
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Üçlemeye Osman'dan başlamak iyi bir fikirmiş...
Ayfer Tunç macerama Osman ile başlamış oldum. İyi ki de öyle yapmışım gibi hissediyorum; çünkü, yazarı tanıdığıma sevindirecek kadar güçlüydü. Zaten Ayfer Tunç da bir röportajında öyle söylüyor. Diğerlerini okumadan da gayet keyif alınabilecek, anlaşılabilecek bir kitap. Daha ilk sayfalardan beni kendine çekti. En son Nermin Bezmen okurken böyle hissetmiştim. İçine bu kadar girebildiğim, karakterleri böylesine gerçekçi bir kitaba sarılmayı özlemişim. Her bir karakteri başka bir sesle zihnimde canlandırabildiğim için inanılmaz keyif aldım. Her birini içselleştirebildim. Kendime en yakın olarak da nedense Gazi’yi gördüm. Kitabın son bölümü benim en çok etkilendiğim kısımlardan biriydi. Spoiler vermeden bunu anlatmak zor ama şu an baktığım yerden Osman’ı anlayabildiğimi düşündüm. Elbette, üçlemenin sonundan başlamış olmanın neden olduğu bazı cevapsız sorular oldu ama bunlar üzerine derinlemesine araştırma yapıp düşünmeden evvel diğer kitapları okumayı planlıyorum. Hem başka pencerelerden bakabileceğim karakterlere hem de denklemin eksik kısımlarını tamamlamış olacağım bu şekilde.

Hem röportaj hem de günlük türlerinin başarılı bir örneği Osman. Osman’ın zihninin içinde dolaşıyor gibi hissediyorsunuz. Zaten tercih ettiği gibi o akışı sekteye uğratmıyor. Bu anlamda editörlük çalışmanın başarılı olduğunu da söylemek lazım sanırım; çünkü, bu özgün dil korunmasa bu kadar keyifli olur muydu bilemiyorum. Röportaj kısımlarında da kişilerin sıralanması merakı perçinleyecek şekilde oldu. Zaten bir yapboz tamamlar gibi okuyorsunuz ve yazarın araya sıkıştırdığı minik bir detay ya öncesinde ya da sonrasında çok önemli boşlukları dolduruyor. Ben en çok merak ettiğim sorunun cevabını henüz alamadım ama sonunda Osman için bir devam gelir gibi hissettim. Nedenini paylaşmayacağım ama o kadar zengin bir hikâye ki daha ömrü var bence bu serinin.

İnsan okudukça çok kez dönüp bakıyor kendi hayatına. Çok sorgulatıyor. Kendine ne kadar dürüst olduğunu ve bir anlamda çevrenin seni anladığı kadar var olduğunu görüyorsun. Zaten arka planda toplumsal pek çok olay da akmaya devam ediyor. Tarihi böyle bakmak hoşuma gidiyor. Olaylarında içinde görmek, kazanılan ve kaybedilen şeylere fark karakterlerin gözüyle bakmak çok akılda kalıcı oluyor. Şehirlerin şu anki sokaklarında yürüdüm ben sadece, yaşım kadarki değişimine şahit oldum ama kitaplar bana şehirlere karış karış tarihsel bir gezinti sunuyor. Bu anlamda asla tecrübe etme ihtimalimin olmadığı bir hayata yakından bakmamı sağladı Osman.

Kitabın özellikle kariyer seçimi yapmakta zorlanan ve aslında neyde daha iyi hissedeceğine karar veremeyen, pek çok şey olduğunu düşünen ama aslında pek de bir şey olamayan, dönem dönem çeşitli krizleri, hayal kırıklıklarını tecrübe eden nicesine hitap edeceğini düşünüyorum. Osman’ın geldiği noktada ne kadar etkili olduğu, bu anlamda suçlunun kim veya kimler olduğunu tekrar tekrar sorarken size, aslında kendi hayatınız için bu soruyu sorduğunuzu fark ediyorsunuz. Bir uyanış, başka bir pencere arıyorsanız bu kitaptaki pek çok karakter size yardımcı olabilir.

Ufak bir not. Zamanda lineer bir ilerleme yok. Dolayısıyla, hem bilinç akışı tekniğinin gerektirdiği hem de röportajların neden olduğu sıçramalarla karşılaşacaksınız. Bu tarz kitaplar okumakta zorlanıyorsanız içselleştirerek okumanızı tavsiye edebilirim. Ancak, ben hep soluksuz ilerleme yöntemini kullanıyorum. Bu daha doğal bir okuma deneyimi sunuyor bana. Zaten yazı tekniği zihnin bir temsili. Doğal akışına bıraktığınızda zihniniz uyum sağlar. Bir süre sonra, yani kitapta ilerledikçe anlamadığınızı düşündüğünüz kısımları anladığınızı fark edeceksiniz. İlerledikçe destekleyen bilgilerle güçlenip daha sağlam bir yer kazanacak zira.

Bu arada bir iş için dışarı çıktığımda, bir yerde oturup bir şeyler içerken okudum bir kısmını. Yanıma biri gelip öyle içten bir şekilde Ayfer Tunç okuduğundan bahsetti ki unuttuğum bir duyguyu uyandırdı. İyi yazar, iyi kitap üzerine konuşmak ve üstelik iki yabancıya konuşturacak bir kitabı okumuş olmak çok iyi geldi. O Osman’ı okuyacak, ben de Aziz Bey Hadisesi’ni… Gün gelir de karşılaşırsak bir yerlerde Ayfer Tunç yine sebep olacak. :) Eğer biri üzerine konuşmaktan keyif alacağınız bir kitabı okuyor veya bahsediyorsa sohbet etmekten çekinmeyin. Böyle böyle zenginleşeceğiz çünkü.
Yanıtla
13
2
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kamuda bence başta yönetici pozisyonda olanlar olmak üzere tüm personelin okuması gereken bir başucu kitabı ve ilerleyen dönemlerde okundukça daha çok kıymeti bilinecek eserlerden bir tanesi. Önceki hafta bitirmek nasip oldu. Adaletli olmak, ferasetli olmak, kurumsal duruş ve temsil yeteneği, meslekte kendini yetiştirmek, devlet adabı, protokol bilgileri, iş yerinizdeki motivasyonunuz ve iş hayatının ev hayatına akisleri, iş hayatı, sosyal hayat ve aile hayatı arasındaki denge ve sayamadığım birçok konuda size değer katacağını düşündüğüm bir çalışma olmuş. Kitaptaki her bir başlık aslında başlı başına bir araştırma konusu olabilecek değerler içeriyor. Alıp bir an önce okumanızı tavsiye ediyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitapta hayatı ve içinde olan her şeyi duyumsayıp delirmemenin ve vazgeçmemenin gücünü, kelimelerin yan yana geldiğinde nasıl derin bir dünya oluşturduğunu, bazen sessiz kalabilmenin de kendine açtığın ''yol'' olduğunu bu kitapta deneyimleyeceksiniz. Ruh kalp ve zihin üçgeninde bir insanın içsel konuşmalarını dinlemek, bir 'yol' buluşunu 'çare' oluşunu 'insan olma gayretini' duyumsamak ve şahit olmak isterseniz okuyun derim.
Yazar kitapta 28 ayrı olgu bölümlemiş.Zaman zaman bizim de sonra düşünmek için ertelediğimiz. Hızlıca yaşadığımız bu zamanda unutularak yitip giden duyguları cımbızla çekip okurun önüne koymuş, böylelikle her neslinde her ''zaman''da okuyabileceği, anlayabileceği kitap haline dönüştürmüş.Değersizleştirmelerin, kirliliğin ortasında yazarın kendine 'alem' olabilmeyi, her ne kadar karamsar gibi görünse de 'ümit var' kalabilmesini kitapta görebileceksiniz. Ben en çok 9.Kendin Olmak ve 28.Sığınaklar bölümünü beğendim. 28. bölüm ise hiç bitmeseydi keşke dedim..
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Yanıtları Göster
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Beklentimi ziyadesiyle karşılayan bir kitap oldu. Hayatın koskocaman bir gerçeğini ele almış. Bağ kurmak, bağlanmak. Modern psikoloji insanın aldığı hasarlar sebebiyle, zararlardan korumak için, bu konuda çok sert sütunlar çiziyor bize. Kitabı okurken bu sütunların ne kadar canımı acıttığını fark ettim. Çünkü kitapta bir insanı hem biyolojik hem psikolojik hem de diğer noktalardan bütün olarak ele almış. Bir diğerinin daha az önemli olduğu günümüz anlayışından uzaklaşmalıyız. Hepimizin bağlanmaya, sağlıklı bağlar kurmaya ihtiyacı var. Tabii ömür boyu doyumlu ilişkiler istiyorsak. Kitap bağlanma stillerini sunuyor. Güvenli, kaygılı ve kaçıngan. Çeşitli testler ve etkinliklerle tespite ve öğrendiklerini pekiştirmeye de destek verilmiş. Etkili iletişim dilini de unutmamak lazım. Bana kalırsa bu kitabın evlilik öncesi görüşmeler için de dikkate alınması taraftarıyım.
Yanıtla
11
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ömer Seyfettin'in savaşa katılıp esir düştüğünü ve bu savaşın günlüğünü tuttuğunu ne yazık ki (kendi adıma) geç öğrendim. Bu günlüğü okurken; bir devletin nasıl basiretsiz yöneticilerle yönetilemediğini, yöneticilerine güvenmedikleri için zaferlere bile inanamadıklarını, aslında içten içe yenilmeyi, savaşın kötülüğünü ve esir düşmenin bir asker için ne kadar zor olabileceğini yaşadım. Ömer Seyfettin'in diğer hikayeleri daha bir anlam kazandı benim için. Okumanızı Cumhuriyetimizin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anlamamız açısından tavsiye ederim.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tatarların Kırım'ının ve Kıyımının Hikayesi
Türklerin tarih boyunca güçlü bir boy yapılanması olduğu bilinir. Hatta bu boyların hatırı sayılır genişlikte bir coğrafyaya yayılarak, yeni isimlerle kendilerini gösterdikleri de vakidir. Bazı boylar ise bir araya gelerek oluşturdukları algı paralelinden aynı isimle adlandırılırlar. Uzun süreli coğrafyaları kendilerine mesken eden bazı Türk boyları ise mezkûr bölge ile beraber anılırlar. Hatta öyle ki bu Türk toplulukları kök saldıkları ata topraklarıyla aralarındaki organik bağlar yok edilmek istense dahi bahsolunan toprağa olan rabıtalarından dolayı kimse onlara başka bir vatanı yakıştıramaz. Kırım Tatarları da böyledir. Kırım onların; onlar Kırım’ın bir parçasıdırlar.

Her ne kadar coğrafya ile ilintili bir şekilde kaderin uzak bölgelere attığı Türk toplulukları, tarihi ve kültürel bağlara istinaden dünyanın diğer ucunda dahi olsa, Türklerin birbirlerini tanıma ve bilme borcu vardır. Üstelik Kırım, Anadolu’ya uzak bir coğrafya olmayıp, Türk gölü denilebilecek Karadeniz’in kuzey yakasında konumlanır. Fakat her nedense Kırım, Türkiye’ye çok uzakmış gibi algılanır. Bunun sebebi Türk dünyasına duyarsızlıktan mı, yoksa kendi içine yönelen Anadolu insanının yapısından mı bilinmez ama Kırım’la alakalı bir literatür ülkemizde taliplerini bekler. Hatta Türk akademisinin üzerine vazife olmasına karşı Batılı bilim adamları da Kırım’a ilgi göstererek araştırmalarını bu coğrafyaya yönlendirirler.

Alan W. Fisher de Kırım Tatarları üzerinde uzmanlaşmış Amerikalı bir bilim adamı olup, ele alacağımız eseri ile Kırım literatürüne katkı sağlar. Aslında eser çok boyutlu bir çalışmanın bir parçasını içerir. Sovyetler Birliği sınırları içindeki gayrı Rus milletlerin tarihini, kültürünü ve gelişimini içeren bu çalışmanın benzerleri diğer milletler içinde yapılır. Bu seri kitapları hazırlayan editörün eserin girişinde verilen gelecek tasavvuruna göre; zamanla gayrı Rus milletlerin nüfus ağırlığıyla Rusları azınlıkta bırakacakları bir dönemin haberi verilir. Bu tasavvur gerçekleşir mi bilinmez ama eserin biraz da ideolojik kaygılarla kaleme alındığı, iki kutuplu dünyada Amerika’ya ilmi avantaj sağlama amacını güttüğü tahmin edilebilir.

Eserin ideolojik amacı dikkate alınmayacak olursa, eserde verilen bilgilerin ve bahsedilen konuların Kırım Sorunu’na dünya kamuoyunda önemli bir destek sağlayacağı şüphe götürmez. Bununla beraber yazarın konusunda iyi odaklandığı birinci ve ikinci el kaynaklar vasıtasıyla Kırım’ın tarihini ve kültürünü layıkıyla gözler önüne serdiği de dikkatlerden kaçmaz. Her ne kadar Fisher, Kırım tarihinin özetini verdiğinden bahsetse de Kırım’a ilişkin önemli bilgilerin ve bilinmeyen birçok konunun aşikâr edildiği görülür. Ayrıca Rus ve dünya kamuoyunda Kırım Tatarlarının görmezden gelindiğini, hatta yersiz yere suçlandığını vurgulayan yazar bunu tersine çevirmeyi amaç edinir. Yazarın Türk Akademisine borç olan böyle bir çabayı göstermesi ise her türlü takdiri hak eder.

Fisher, Kırım Tatarlarının tarihini anlatırken kronolojik bir düzlemde ilerler. Tatarların 13. yüzyıldan başlanarak günümüze kadar gelen tarihleri aşikâr kılınır. Bu kronolojik anlatım, Slavların ve Tatarların tarih içindeki durumunu gösterir ve hâkim Rus tezlerinin mesnetsizliğini kanıtlar. Rus bilim adamlarının görüşleri, çürütülmek için sık sık Fisher tarafından vitrine çıkarılır. Bazen duyarsızlığı bazen de bilinçli çarpıtmaları yansıtan Rus tezlerinin yansıtılması günümüzde yaşanan sorunların daha iyi anlaşılmasını sağlar. Üstelik Tatarların itibarını hedef alan yorumlara da Fisher tarafından eleştiri getirilir. Örneğin; Tatarların esir ticareti yapmasını eleştiren bilim adamlarının Orta Çağ’da sıkça görülen bu ticareti başka milletler söz konusu olunca ağızlarına almadıklarından yakınır (s.46).

Yine kronolojik tasnifle Tatar Hanlığı dönemi, Rus Çarlığı ve SSCB Dönemi olmak üzere üç ana bölümde incelenen Kırım Tatarları, her bir bölümde Rus-Tatar ilişkilerinin anlaşılması için avantaj sağlar. Tatarların makus talihine vurgu yapan anlatılardan Rus politikasının ideolojik sistem değişmesine rağmen aynı kaldığını gösterir. Sadece Rus-Tatar ilişkilerinin dökümü verilmemiş olup, Osmanlı- Tatar ilişkileri üzerinde de durulur. Osmanlı dış siyaseti için Kırım’ın öneminin ortaya koyulduğu bu kısımlarda Türk tarihi için Kırım’ın öneminin anlaşılması olasıdır.

Kullanılan kaynaklar esere bilimsel bir bakış açısı kazandırır. Örneğin verilen demografik veriler, Tatarların bölgede ne kadar etkin olduklarını kanıtlar. Aynı şekilde kaynaklar vasıtasıyla Rusya’nın emperyal nüfus politikaları, asimilasyon çabaları, soykırıma varan hedefleri vurgulanır. Tabii bu verilerden sonra Rusya ek olarak eleştirilmez. Çünkü deliller apaçık bir biçimde Kırım Tatarlarının haklılığını ortaya koyar. Hatta öyle ki eserde sunulan bilgilerin çürütülmesi bile çok güçtür. Zira Rus kaynakları tarafından doğrulatılabilen veriler de yazar tarafından ustaca sunulur.

Eserin ana ağırlığını son bölümü olan Tatar- SSCB ilişkileri kapsar; bu dönemde yaşanan İkinci Dünya Savaşı’nda adeta iki büyük güç (Almanlar- Ruslar) arasında kalan Tatarlar fillerin tepişmesindeki çimenlerin durumunu yaşarlar. Savaşın öncesinde, esnasında ve sonrasında Kırım Tatar halkının yaşadığı trajedinin anlaşılması için bu kısımlar ehemmiyet arz eder. Dünya kamuoyunun duyarsızlığına rağmen verilen Kırım Tatar halkının mücadelesinin iç dinamikleri bu bölümde daha iyi fark edilir. Ermeni lobilerinin etkisiyle Türklere isnat edilen soykırım yaftasına karşın uluslararası kamuoyunda Rusların beklenilen tepkiyi almadığını görmek ise şaşırtıcıdır.

Tabii yukarıda bahsedilenler paralelinde eserin sadece belirli konular üzerinden siyasi çıkarımlarla satırlarını uzattığı söylenemez. Tatar tarihi üzerinde etkili güçlü amiller es geçilmez. Misal Tatarların hayatında derin kırılmalara neden olan kültürel, sosyal ve ekonomik durum çözümlemelerine Fisher tarafından sık sık başvurulur. Tatarların ünlü simalarının görüşlerine, hayatlarına yer verilerek, bir milletin kendini nasıl ayakta tuttuğu anlatılır. Zaten eserde vuku bulan olayları yaşayan bir milletin fertlerinin bugün hayatta kalmasına bile olanak yoktur. Ama Kırım Tatar halkının mücadelesi günümüzde de güçlü bir şekilde devam etmektedir.

Bununla beraber eserde önemli kırılma anlarını içeren 1990 sonrası dönemden bahsedilmediğini de belirtmek lazım. Gerçi günümüzde yaşanan sorunların 1990 öncesi dönem olmaksızın anlaşılması mümkün değildir. Zaten konunun tarihi bağlamından uzaklaşmaması için gerekli olan bütün referansı sunma konusunda eserin etkin performans sergileyeceğine şüphe yok. Bir millete uygulanan kolektif suçlamalara ilişkin sürgün cezası ve toplu kıyımlara dünya kamuoyunun sessiz kalmadığının küçük bir kanıtı Fisher’in kitabıdır. Bugünün dünyasına bakıldığında benzer olumsuz politikaların uygulandığı, uluslararası hukukun çiğnendiği olaylara keşke bu şekilde kitaplarla cevap verilebilse… Örneğin; Doğu Türkistan’da yaşananlara ilişkin bu tarz kitapların olması, bazı gerçeklerin gün yüzüne çıkmasına vesile olabilir.
Yanıtla
7
0
Destekliyorum  2
Bildir